BAYETAV ‘’Bir arada Yaşarız’’ Araştırması, Sonuç : Çözüm Siyasi…
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Öztekin Çaçan

BAYETAV ‘’Bir arada Yaşarız’’ Araştırması, Sonuç : Çözüm Siyasi…

Öztekin Çaçan

*BAYETAV’ in hazırladığı ‘’Bir Arda Yaşarız’’ konulu raporuyla ilgili değerlendirme yazıma, raporun tartışıldığı ve DİSA** tarafından düzenlenen ‘’Diyarbakır’da STK buluşmaları’’nın  hemen öncesinde hayatını kaybeden, Tarhan Erdem’i anarak başlamak istiyorum. Kendisine, değerlendirmelerimde sıkça kullandığım kurucusu ve yöneticisi olduğu KONDA*** araştırmalarından dolayı şahsım  adına teşekkürü bir borç bilirim. Türkiye’de gerek siyasete ve gerek de sosyal araştırmalara KONDA’nın sunduğu veri tabanı. Tarhan Erdem’im kişisel ve siyasi geçmişi, yorum ve  açıklamaları, sözleri hep kulaklarda  kalacaktır.

Türkiye’de geleceğe dair bir hikaye aranıyorsa ve bu hikaye yazılacaksa, Tarhan Erdem’in kurduğu KONDA bu hikayede önemli bir  mürekkep kaynağı olacaktır. Tarhan hocaya en içten saygılarımla hoşça kal diyorum.

BAYETAV’in araştırmasının nicel verileri KONDA, nitel verileri ise SAM Araştırma tarafından oluşturulmuş. Çalışma, Kürt kamuoyunun yakından tanıdığı Ferhat Kentel, Cuma Çiçek, Serkan Turgut editörlüğünde,  Ferhat Kentel imzasıyla raporlaştırılarak geçtiğimiz  mart ayında yayımlandı.

“Bir arada yaşama” potansiyelini keşfetmeye odaklan çalışma, Türkiye’nin 81 ilinin 67’sinde, merkez dahil 286 ilçede 2132 kişiyle telefonla görüşmeler şeklinde yapılmış. Böyle bir araştırma için ilk bakışta oldukça az sayıda katılımcı ile sonuca bağlandığı düşünülebilir. Ama, nicel kısımda KONDA ve Kentel gibi  raportörlerin saha tecrübelerine; nitel kısmı tamamlayan ****SAM’’ın tecrübeleriyle baktığımızda, araştırma için, günümüz Türkiye’si koşullarında yeterli ve tutarlı bir ‘’kaynak’’ oluşturulmuş gözüyle bakabiliriz. Raporun içerisinde birçok konu başlığı var ama ben çalışmadan, bana çarpıcı gelen birkaç başlık seçtim ye yazıma bunlarla  devam etmek istiyorum…

“Hepimiz göçmeniz, hiçbirimiz başkalarından daha yerli ya da yabancı değiliz”

Çalışmanın, bana en ilginç gelen birkaç bulgusundan biri bu. Binlerce yıllık hikayeler kimse için yerleşik olmaya yetmemiş. Araştırmanın yukarıda zikredilen başlığına göre  modern, geleneksel muhafazakar ve dindar muhafazakar bütün toplum kesimleri ortalama %75’i yerli veya yabancı olarak kendilerini görmeyip bir anlamda  ‘’göçmen’’ olarak görüyorlarmış.

‘’Buraların sahibi biziz’’ ile, yerli olma arasında ince bir çizgi var elbet. Ama zihin dünyamızda kendimizi halen ‘‘göçmen’’ kabul etmek, ilginç bir durum. Dolayısıyla  BAYETAV’ın yerlilik, millilik  ve sahiplenme konularını  izlemeye almasında yarar var.

Göçmenlik meselesinde, bin yıl önce gelmiş Türklerin durumu neyse de hep burada olan   Kürtlerinde kendini ‘’başkalarından daha yerli  değiliz yada yabancı değiliz’’ olarak kabul etmesi (%75)  ilginç bir durum. Araştırma sadece metropollerde yapılmış olsaydı oranın yüksek olması Kürtler açısından ilgimi çekmeye bilirdi. Ama araştırmanın,  67 il de yapıldığı düşünüldüğünde durum fikrimce biraz önem kazanıyor.

‘’Göçmenlik’’ kısmının sonunda raportörler tarafından dile getirilen  ‘‘başka sorunlar (ekonomik kriz, savaş ..öç) olmasa,(Afganlı, Suriyeli gibi…öç) göçmenlere olan tepkinin de nefret düzeyine varmayacağını varsayabiliriz’’ çıkarsaması ise Anadolu ve Mezopotamya maneviyatı düşünüldüğünde, oldukça tutarlı görünüyor.

Herkesin bir davası var ‘‘Kutsal Davalar’’…

Çalışmada benim önemsediğim bir diğer başlık ise ‘‘Kutsal davalar’’ başlığı. Başlığın altındaki temel cümlelerden biri ‘’Toplum, kutsal davaların insan hayatından daha kıymetli olup olmadığı konusunda eşit olarak ayrışmış görünüyor’’cümlesi.

Araştırmaya göre 100 kişiden 42’si “Kutsal davalar insan hayatından daha kıymetlidir” önermesini yanlış bulurken, 42’si de doğru bulduğunu söylüyor.

Yine araştırmaya göre ‘‘yani birilerinin özgürlüklerini genişletmesi, başkalarının özgürlükleri için korku kaynağı olabiliyor’’

Çalışmanın alt başlığı ‘‘Kutuplaşan Toplumda Bir Arada Yaşama Kapasitesi’’ olduğudan ülkemizdeki ‘‘kutuplaşmayı’’ oldukça özetleyen ciddi bir sonuca ulaşılmış zannımca.  Partilere göre dağılım yapılan tabloda, MHP ve AK parti seçmeninin ‘’Kutsal davalar insan hayatından daha önemlidir’’ görüşüne katılma ortalaması % 68. Yani AK parti ve MHP seçmeninin %68 lik  kesimi, ‘’davayı’’ tehlikede gördüğünde, hızlı bir şekilde kendinden vazgeçebiliyor. ‘’Davayı’’ kendinden daha kıymetli görüyor. Başka okumayla bu kesimin değerleri açısından ‘‘diğer tarafa’’ saldırma kapasitesi oldukça yüksek.

HDP ve CHP seçmeninde ‘’dava adamı olmak’’ oranı ise rapora göre düşük seviyede. HDP seçmeninde %32 dava adamı olma hali varken, en düşük oran %20 ile CHP de. Alevi ve Kürt meselesi düşünüldüğünde Bu sonuç da hiç şaşırtıcı değil aslında.  

Dil Meselesi ‘’Almanya’da Türkçe, Türkiye’de Kürtçe ana dil eğitimi’’

Zannımca çalışmanın en iyi düğümlendiği alan burası. Diğer bütün sorulara kaçamak cevaplar verilebilecekken bu soruya Türkiye’de yaşayan bir çok insan kaçamak cevap veremiyor. Siyaset kurumu ile toplumun en çok fikir birliği ettiği konu da bu aslında. Dolayısıyla düğüm noktası da burası. Görüşlerimin menfi olduğu, ‘‘bu ülke adam’’ olmaz  türünden sığ sularda dolaştığımı zannetmeyin. Tek dilli ve tek etnisiteli kurulan cumhuriyetin sınırlarını zorlayan noktaların başında dil geliyor. Ve zannımca çalışmanın bulguları dil noktasında özellikle toplumda direnç noktasının kırılmaya doğru gittiğini göstermesi açısından umut verici.

Araştırmanın dil ile ilgili sonucuna göre “Türkiye’deki Kürt çocuklarının ana dilleri olan Kürtçe eğitim alamaması insan hakları ihlalidir” sorusuna “doğru” diyenlerin toplam katılımcı içindeki payı % 47. Bu sonuçtan %53 kesinlikle anadilde eğitim istemiyor fikrine kapılmayın lütfen. Çünkü, Kürt çocuklarının anadilde eğitim almamasını bir insan hakları ihlali olarak görmeyen, anadilde eğitime neredeyse kesin karşı olanların oranı sadece %16. Diğer bir ifadeyle %37 gibi bir oran halen gri alanda.

Eğer egemen siyaset, başka deyişle devlet, dil konusunda kendine format çekebilirse. Cumhuriyet yeni bir yüzyıla demokratik bir cumhuriyet olarak girmek isterse bunun en çok sınanacağı nokta dil politikalarıdır.  Toplumun aslında büyük kısmının bu konuda eğer devlet isterse, değişime hazır olabileceği ise okuduğum kadarıyla rapora yansımış durumda.

Çalışmanın da ortaya koyduğu gibi ‘’Çözüm Siyasi…’’

Son söz yerine birkaç kişisel değerlendirmede bulunmak istiyorum. Gerek okuduğumuz ve gerekse DİSA toplantısınnda Ferhat hocadan raporu dinlediğimiz kadarıyla ,Türkiye’de esas düzenleyici ve esas aktör devlet ve devlet politikaları olarak karşımıza çıkıyor. Devlet politikalarını değiştiren temel güç ise zannımca korku kavramında saklı.

Devletimizin  iki  tane ‘’varoluşsal’’ korku sarmalı var.  Bazen değişmediğimiz için, bazen de değişerek yok olacağımızdan korkuyoruz. Dünya ekonomide, teknolojide, ticarette alıp başını gidince geride kalmaktan. Dünyaya uyum sağlamak için değişim gerektiğini anladığımızda ise ödün vermekten, yani değişmekten korkuyoruz. Günümüzü  karşılayacak bir ifadeyle bazen demokratikleşmekten, tolumla barışmaktan , bazen de demokratikleşememekten korkuyoruz.

Raporda ‘’birbirlerinden farklı şeyler anlatsalar da ya da her zaman aynı şeyleri anlatmasalar…Aleviler, Kürtler ya da Türkler, AK Partililer ya da MHP’liler... Her zaman aynı çözümü dile getirmeseler de en nihayetinde bir arada yaşamın (gerekliliğini öç) farklı seslerini sergiliyorlar’’ deniyor. Yani aynı gemide olma durumunu rapor tesbit etmiş durumda. Kimse gidecek başka bir yeri olmadığının farkında ve bir deyişle hepimiz bir şekliyle, bir arada yaşayamamaktan ve yaşamaktan aynı anda korkuyoruz.

Eğer aynı gemideysek -ki BAYETAV’ın raporu genel olarak buna işaret ediyor- hikayeyi anlamayan, dinlemeyen veya inanmayan bir bakış açısı ülkeye hakim olursa, hikayenin sonunu hepimiz için kötü bitirecektir. Bende bundan korkuyorum…

 

*BAYETAV : Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Vakfı https://www.bayetav.org/tr

**DİSA :Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü https://disa.org.tr/

***KONDA Tarhan Erdem tarafından 1986 yılında kurulan Siyasal, Sosyal araştırma ve Danışmanlık şirketi https://konda.com.tr/

****SAM-ARDAN http://samardan.com/

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved