Demirtaş’ı Öcalan’a dövdürtmek
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Zeynel A. Göçer

Demirtaş’ı Öcalan’a dövdürtmek

Sosyolog-yazar Zeynel A. Göçer

İktidarların Kürt sorunu  ve Kürtleri görmezlikten gelerek yol alamadığının somut göstergesini son günlerde  bir kez daha yaşıyoruz. Dönüp dolaşıp yeniden ve bir kez daha   Kürtlerin oyuna muhtaç olmakla birlikte,  siyasal iktidarını devam ettirmek veya ettirememek gibi ciddi bir viraja daha girilmiş durumda.

 Kürt sorununu adil, demokratik bir biçimde çözmeyi hedeflemeyen bu iktidarın da ,  daha önceki İktidarlar gibi valizini alıp gitmesi kaçınılmaz gibi duruyor. 

 Daha önceki iktidarlar gibi “ güvenlikçi “ tedbirlerin dışında  bir perspektife sahip olmayan AKP-MHP iktidarıda kredisini  tüketmiştir.

 Kürt sorununun çözümünü, AB girme hedefi ve komşularla sıfır sorun iddiası ile iktidara gelen AKP , gelinen aşamada bırakın bu sorunları çözmeyi, tüm sorunları daha da katmerleştiren milliyetçi, şoven tekçi zihniyeti tırmandıran, kutuplaşma ve hizipçiliği geliştiren bir rol üstlenmiştir. Bu nedenle, sorunların altında yok olma ile yüz yüzedir.

Partnerini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim

 İktidarda kalma ve şatafatlı yaşamı terk etmeme adına, şeytanla dahi ortaklık yapmaya hazır bir Erdoğan kliğinden bahs etmek abartı olmayacaktır. 

 Daha önce Fetullah Gülen Cemaati ile, daha sonra Kürtlere göz kırpıp, en son MHP ile ittifak yapan bir AKP geçmişi mevcut .

İktidara geldiğinde başta Dersim katliamı olmak üzere, özür dilenecekse, devlet adına özür dilenir noktasından “Ne mozaiği ulan“ diyen zihniyetle uzlaşan AKP-MHP iktidarı da çıkmaz sokağa girmiş durumda.

Gelinen aşamada bu çıkmaz sokaktan geri dönmek için çeşitli taktik ve manevralar yapma adına girişimlerde bulunulmaktadır. Son günlerdeki Demirtaş ve Öcalan’ı  biri  birine kırdırtma girişimi olarak okumak mümkündür.

Bölge ve Kürt sosyolojisinden bihaber ,Kürt sorununun nedenleri üzerine değil, sonuçları üzerine siyaset payan , bu nedenle de her gün  HDP’ li milletvekili ve yöneticilerine her fırsatta “PKK bir terör örgütüdür “ dedirtmeye  çalışılması ( Bu tanım teyid edilirse,  sanki Kürt sorunu bir çırpıda ortadan kalkacakmış gibi ) 6-7  bin arası HDP’liyi cezaevine atılması, seçilen tüm Belediye başkanlarının yerine Kayyum atanması, seçilen milletvekillerininin bir kısmını cezaevine , diğerlerinin de Milletvekilliklerini düşürmek için canla başla çaba göstermesinin yanında , bu Anti- demokratik yaptırımlarını görmezden gelip , sonra da çıkıp , “ Edirnede’ki İmralıdakine hesap verecek “ demek,

 “Böl, parçala ve yönet” siyaseti böyle bir şey olsa gerek?

Bölge , Kürtler ve HDP üzerinde ciddi bir siyasal etkinliği ve ağırlığı olan Abdullah Öcalan 6,5 milyon oy alan ve deyim yerindeyse, kendi düşünce ve projelerini en iyi şekilde hayata uygulayan Selahattin Demirtaş’ı Erdoğan ve Bahçeli uğruna niye hedef alsın?  Ortalama bir zeka kendi kariyer ve etkinliğini kendi elleri ile zayıflatmayı niye istesin?

Abdullah Öcalan’ın kendisinden daha çok popüler olmuş veya olmaya aday Selahattin Demirtaş’ı sevmeye bilir? Sevmeden de birlikte yol alınmaz mı? Alınır tabiki .  

Abdullah Öcalan'ın  geçmiş dönemdeki siyasal  tarihine baktığımızda “tek adam”  olma isteği bilinen bir durumdur. Bu özelliğine rağmen, en temel hakları olan ailesi ve avukatları ile görüştürülmemesi dahil olmak üzere, tecrit koşullarında olduğu idda edilen birisinin mevcut iktidarla işbirliği yapıp, baltayı kendi ayağına vuracak kadar siyasi kariyerine zarar vermesi anlamsızdır.

Cumhurbaşkanı  Erdoğan'ın  “Edirnedeki , Imralı’ya hesap verecek “ açıklamasının hemen akabinde Kürt cenahında da kimi kalemler Selahattin Demirtaşı’ın PKK tarafından İnfaz edileciğine  kadar  götürdüler işi.  Komplo teorileri konusunda zaman zamam Agatha Christie romanlarına rahmet okutacak kadar fantazi dünyası geniş olan Kürtler de yok değil hani.

Diğer yandan PKK yöneticilerinden Duran Kalkan’ın “Salt Demirtaş değil, herkes İmralı'ya,  önder Apo’ya hesap verecek “ beyanı ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın iddasını doğrulayan yönde.

PKK  ve diğer kimi örgütlerde iç infazlar gibi “lanetli “ bir  kavram zaman zaman gündeme gelmesine rağmen, ki ilginçtir bu konuda “ Hakikatleri  araştırma komisyonu kurulsun “ önerisini yapan Öcalan'dır. 

Sonuç olarak, kim kime hangi biçimde hesap vereceği, bizler tarafından bilinmez ama, hesap almak ve vermek, siyaseti yapılan, bedel ödeyen Kürt halkına verilmelidir. Bu hesap tarihsel hakkaniyet ışığında, Demirtaş'ın da söylediği gibi tarafsız ve bağımsız mahkemelerin gözleminde yapılmalıdır.

Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü dahil olmak üzere, tüm kronikleşmiş  sorunlar ,  legal  demokratik siyasal sivil partiler,  sivil toplum kuruluşları ve aktörleri,  Akademisyen, sosyal bilimciler vb  ile birlikte şeffaf olarak konuşulup, tartışılması  ve çözüm  konusunda bir iyi niyet ortaya konularak “Hakikati araştırma komisyonları“ gibi komisyonlar kurularak yol almak mümkündür. Gerisi alavere dalavere ve balkondaki seyirciyi oyalama taktikleridir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved