Kürtlerin Yeni Meseleleri: Laiklik…İkinci Yazı
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Öztekin Çaçan

Kürtlerin Yeni Meseleleri: Laiklik…İkinci Yazı

Öztekin Çaçan

Önceki bölümde yazımızın son paragrafında belirttiğimiz “Kürt Sünni dindarlığı daha toleranslı, özgürlükçü bir dindarlıktır diye düşünen fikir sahipleri, bu  yazının devamını okumayın lütfen.  Sinirleriniz bozulabilir” deyip “Çünkü...” diye de bitirmiştik. Şimdi o “Çünkü”den devam edelim. 

Çünkü, günümüz Müslüman dindarlığı, dünyanın neredeyse hiçbir yerinde sadece ibadet etmek değildir. Namazın kendisi bile bir siyaset etme biçimine dönüşmüş ya da dönüştürülmüş durumdadır.

Radikal veya İslamcı örgütlerin katı yaklaşımları, dalga dalga ve değişik şekillerde toplumun bütün kesimlerine sinmiş. “Çoğunluk biz isek, yöneten de biz olmalıyız” fikri -siyasal İslam- demokratik aygıtları kullanarak, dindarları iktidara taşımıştır. Son dönemde Mısır, Türkiye ve Tunus gibi ülkeler bazında bunun örnekleridir.

Ama sayısal güçlerine ve çoğunlukta olmalarına rağmen dindarlar, çağın gerektirdiği özgürlükçü fikre bulanmadıklarından toplumu yönetmekte, toplumla temas kurmakta ciddi sorunlar yaşadıkları ise bir gerçektir.

Bu noktadan itibaren aşağıda Kürtlerin yeni probleminin, neden laiklik olduğunu siyasal partiler ve olası seçim eksenli olarak anlatmaya çalışacağız. Siyasal partiler ve siyasal tercihler notasında Kürtlerde toplum olarak nelerin değişeceğine kısaca değineceğiz.

Temelde laiklik üzerinden şekillenecek anayasa çalışmaları düşünüldüğünde. Bir de olası bir erken seçim rotasına girilirse; AK Parti 20 yıllık iktidarının, ‘dindar nesil yaratma’ , ‘dindar devlet olma’ uygulamalarının, semeresini almaya çalışacaktır. Hangi partide, tarikatta, örgütte olursa olsun, dindarların tamamını kendi etrafında toplama gayretine girecektir.

Dolayısıyla Kürt illerinin tümünde, her şehrin semt ve köyünde açılan yatılı Kur’an kursları ve ilim, irfan merkezlerinde yetişen ürünlerin, hasat vakti geldi demektir.

Seçim tarihi açıklanırsa, AK Parti, üzerinde MHP baskısını hissetse bile, Sünni ‘dindar Kürt’ kardeşlerini, cumhuriyeti tekrardan kurmaya çağıracaktır.

AK Parti, Kürt meselesi de dahil birçok konuda sürprizlere açık bir partidir. Kendisine oy veren yaklaşık 4-6 milyon arası Kürt seçmeni(1) kaybetmemek ve seçmen sayısını arttırmak adına, özellikle her partideki Kürt mütedeyyin seçmene göz kırpacaktır.

AK Parti ve Erdoğan, Türkiye toplumu içindeki, uyuyan cini uyandırma gayretindeler. Dolayısıyla, anayasa girişimleri ve olası seçim sürecindeki tartışmaları, siyasi ve ideolojik düzleme çekme gayretinde olacaklardır.

Ekonomide ortaya koyacakları hiçbir ‘iyi’ olmadığından ‘dini siyasete alet’ edeceklerdir. Yani muhalefet bolca ‘kafir’ olacaktır.

Olayı küçümsemeyin. AK Parti, “Dindar devlet istiyor musunuz, istemiyor musunuz?”  sorusunu halka yönelttiği zaman, seçimin mayası değişecektir. Her Müslümanın içerisinde yer alan ‘‘mücahit’’ şahlanırsa işler bir anda değişebilir. Suriye ve göçmenler, pahalılık,  geçim derdi, tencere tava her şey unutulabilir.

Ortaya atılacak bu temel soru karşısında, cevapların %90 ‘hayır istemiyoruz’ olacağını garanti zannedenler yanılıyor. Çünkü Türkiye’de şeriat isteyenlerin oranı, çeşitli araştırmalara göre % 12 ile 25 arasında değişiyor (2).

Bunlara, şeriat istemediği halde ‘dindar devlet’ olma fikrini destekleyebilecek, bu soruya “evet” diyerek, kendini cennette hayal edecek milyonlarca ‘didar’ı da ekleyebiliriz. Yıllardır izledikleri Abdülhamit, Diriliş Ertuğrul gibi şu bu dizilerle kendini serdengeçti kabul eden Osmanlı torunları, bugünü bekliyor. 

Seçim ve anayasa tartışmaları tencere ve ekonomi eksenli yürümeyip, ideolojik eksenli yürürse, bu yaklaşımdan özellikle Sünni Kürt seçmen oldukça fazla etkilenecektir.

Cumhuriyetin temel değerleri üzerinden yürüyecek bir seçim ya da anayasal tartışmada, bir kısım Kürt seçmeni, Kemalist dönemin kapanacağına, ümmetçi-İslamcı yaklaşımların rağbet göreceğine ikna etmek, kolay alacaktır(3).

Ecdat söylemi ile yeni bir millet olma fikri, üzerinden Kürtlere yeni bir kontrat(4) sunulacaktır.

Sonuç itibariyle, Sünni kesiminin % 70 inin günde beş vakit namaz kıldığı Kürt toplumdan söz ediyoruz(5). Eğer bu kesimlerde milliyet vurgusunun önüne din referansları geçerse durum değişir. Bu merkez siyasetin, özellikle de HDP’nin üzerinde düşünmesi gereken bir konudur.

Muhalefet ise olası bir erken seçime, şimdilik Demirel’in meşhur “tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur’’ boyutuyla, yani ekonomik yönden yaklaşıp, olayın ideolojik yönünü şimdilik germemeye çalışıyor.

Bu konular -laiklik, cumhuriyetin temel değerleri- Türkiye’de gerçekleştirilecek olası erken seçimde gündeme gelip seçim malzemesi yapılırsa, AK Parti kazansın ya da kaybetsin, bundan sonraki seçimlerin de ana temasını inşa etmiş olacaktır. Yani uzun yıllar Türkiye kamuoyu ve Kürtler, bu konuların çekim alanında olacaklardır. Her seçim, laikler ve dindarlar arasında gidip gelecektir. Yüzde 50+1’e dayalı seçim sistemi, ideolojik olarak böyle bir bölünmeyi Türkiye özgülünde neredeyse mecbur kılıyor.

Bu tartışma ve didişme, kentleşme dinamikleri vb. düşünüldüğünde, Kürt toplumunu uzun yıllar etkisi altına alacaktır. Türkiye dindarlaşmaya devam ederse, gittikçe milliyet vurgusundan sıyrılıp, dindarlaşan, ümmetçi bir Kürt kitlesi büyüyecektir. Dolayısıyla Kürtler her gün kendi içlerinde, laiklik konularıyla ister istemez cebelleşeceklerdir.

Bu sözlerden, dindarlığa karşı olduğum anlaşılmasın. Sosyolojik olarak kent dindarlığını, geleneksel köy dindarlığından ayıran çok temel bir unsur var.  Kent dindarları çok daha sert bir din anlayışına sahip olabilmektedirler. Örneğin 90’larda ortaya çıkan Hizbullah, radikal kent dindarlığına, önemli bir örnek teşkil eder.

Ayrıca, Kürt illerinde uygulanan dindarlaştırma projelerinde, temel amaç tabiki projeyi planlayana daha fazla yarar sağlamasıdır.

Önümüzdeki olası erken seçimde Kürtlerin kuracakları ittifak yapıları da bu mahreç altında düşünülmelidir. Eğer, Cumhur İttifakı veya tek başına AK Parti desteklenirse hangi sonuçlarla karşılaşılır? Millet İttifakı desteklenirse neyle karşılaşılır? soruları üzerinde, siyaset kurumunun düşünmesi gerekir. Ama olay basit bir ‘taraf olma’ meşelisi değildir. Yapılan tercih, Kürt sosyolojisi ve siyasasının geleceğini de fazlasıyla etkileyecektir.

Yazımızın sonuna gelirken şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; toplum değiştikçe, öncü siyasetin yapısı da değişecektir. Türkiye toplumunun, dolayısıyla da Kürt toplumunun dindarlaşmasını isteyenler, zımmen bunu da istemektedirler.

Bu da Kürt toplumunda geniş oranda siyasete hükmeden laik-modernist siyasal yapının yerini, zaman içerisinde dini gruplar ve cemaatler alabilir demektir.

2020 yılında yapılan bir çalışmaya göre; “hangi kimlikle çağrılmak istersiniz” sorusuna Kürt gençlerin yarısı ‘Müslüman olarak’ derken; diğer yarısı da ‘Kürt olarak’ yanıtını vermiştir(6). Eğer bu oran Müslüman olarak çağrılmak isteyenler lehine değişirse, birçok şey de buna uygun olarak değişecektir.

Buda, bugüne kadar dillendirilen politik söylem başta olmak üzere, bütün mücadele pratiğinin, geçmişinin ve geleceğinin, tersyüz olması demektir. Kürtler açısından, dikkate alınması gereken bir diğer husus da budur.

Dindar ve dindar olmayan Kürtler arasında, geçmişte yaşanan ufak tefek sorunlar, büyümeye başlayacaktır. Fakat her koşulda bilinmelidir ki Kürtlerin yeni meselelerinden biri, artık laiklik meselesidir. Bugünkü anayasa ve olası seçim çalışmaları bunu daha belirgin hale getirecektir.

(1) Konda ve diğer araştırma şirketlerinin ortalaması alınmıştır. Örnek için https://konda.com.tr/wp-content/uploads/2018/05/KONDA_SecmenKumeleri_AkParti_Secmenleri_Mayis2018.pdf

(2) https://t24.com.tr/haber/tepav-arastirma-laiklik-yukseliste,937235  ayrıca Pew Araştırma Merkezi'nden aktardığı araştırma sonuçlarının yer aldığı

https://www.cumhuriyet.com.tr/galeri/seriat-anketi-iste-turkiyede-ulke-seriat-ile-yonetilmeli-diyenlerin-orani-1859338/3 yazılar incelenebilir.

(3)Burada kast edilen Kürt seçmen, başta HDP olmak üzere muhalif partilere oy veren mütedeyyin Kürt seçmen olarak düşünülmelidir. Birçok araştırma sonucuna göre partiler arası oy geçişleri hesaplandığında bu tip (ör Konda) Kürt seçmen Türkiye ortalamasının % 4-6’na tekabül etmektedir.

(4) https://www.basnews.com/media/k2/attachments/bastuYrkcYesayY7w.pdf

(5) Bu konuda bilgi edinmek isteyenler Mesut Yeğen, Ulaş Tol, M. Ali Çalışkan tarafından yapılan ve kitap olarak da yayımlanan  ‘Kürtler Ne İstiyor’ araştırmasına  bakabilirler.

 (6) Rawest, Kürt Gençler’20 araştırması… Aralık 2020

 

 

 

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved