Kürtlerin Yeni Meseleleri: Laiklik / Birinci Yazı
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Öztekin Çaçan

Kürtlerin Yeni Meseleleri: Laiklik / Birinci Yazı

Öztekin Çaçan

Türkiye de laiklik tartışmaları gittikçe kızışıyor. Olay, baş örtüsü ile okula gidemeyen ‘dindar bacılar’ olayını çoktan aştı.

Demokrasi bizim için araçtır diyen.  Adına İslamcı, Türk İslamcı, Osmanlıcı, Müslüman, mütedeyyin ne derseniz deyin ‘yönetim eliti’ kendine, ‘yeni anayasa’ veya anayasa değişikliği gibi konularını ciddi bir gündem maddesi haine getirmiş durumda. Demek ki kamuoyu önünde bu tip tartışmalar yapmaya, fazlasıyla ihtiyaç hissediyorlar.

Henüz ortada bir şey yok, sadece birkaç demeç birkaç laf var diyenler yanılıyor. Mutfaktan gelen kokular, ağır bir yemeğin pişirildiğini gösteriyor.

Anayasa konusunda sanki yöntem belirlenmeye çalışılıyor. Şimdiki cari anayasaya ek mi yapalım, yoksa yeni bir anayasa mı yazalım. Mutfakta pişen yemek, sofraya nasıl gelecek, tartışma bu.

Fikrimce, iktidarın cari anayasada, değişikliği teklif dahi edilemez denilen ilk 3 madde düşünüldüğünde, ibre her an için ‘yeni anayasa’ fikrine everilebilir. Mevcut anayasada değişiklik yapmaktan ziyade, sıfır kilometre yeni bir anayasa ile devam edelim denilebilir.

Yenisini de yazsanız, eskisini de değiştirseniz bu maddeleri kabul ettirmek için daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, iktidarın bunu mecliste sayısal olarak başarma şansı yok.

Anayasanın mecliste kabulü için 400, halk oyuna sunulabilmesi içinde 360 oy gerekiyor. MHP ve AK Parti toplamı ise 336. Dolayısıyla anayasa meseleleri, eğer gerekli meclis desteği bulunmazsa. Başka formüller de geliştirilemezse.

Diğer bir deyişle, İYİ Parti, HDP veya CHP’den gerekli destek gelmez ise ne halk oyuna sunulabiliyor ne de kabul edilebiliyor. Ya da hiç umulmadık, değişik bir yol geliştirilmezse, anayasa değişiklikleri rafa kaldırılmak zorunda kalıyor.

Nasıl olursa olsun, sonuca ulaşmasa dahi, anayasa tartışmalarının toplumu germe ve kutuplaştırma noktasında ciddi menfi katkısı olacaktır. Giderayak büyük bir sorumsuzlukla, sanki zorunlu bir tercihe sürükleniyor ülke. Ya laik cumhuriyet ya da İslami cumhuriyet, dindar devlet.

Konuyla ilgili gündeme bakalım….

AK Parti eski Tokat Milletvekili Resul Tosun "90 senedir dindarlara hayatı zehir etmeye çalışanların ve toplumu İslam'dan uzaklaştırmaya çalışanların tek gerekçeleri laiklik. İşte tam da bu sebeple istismarı önlemek için laiklik ilkesi tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi ya anayasadan çıkarılmalı ya da istismarı engelleyecek netlikte tarif edilerek yer almalıdır’’ deyiverdi.

Kamuoyu gündemine bomba gibi düşen bu açıklama üzerine AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Laiklik prensibinin Anayasa'da korunması gerektiğini düşünüyoruz. Hiçbir şekilde laikliğin Anayasa'dan çıkmasını AK Parti olarak istemiyoruz. Biz laiklik prensibinin anayasada korunması gerektiğini düşünüyoruz. Hiçbir şekilde bununla ilgili başka bir yaklaşıma olumlu bakmıyoruz" dedi.

Her iki açıklama, biri birini dışlayan açıklamalarmış gibi görünse de aslında biri birinin aynı açıklamalar. Her iki açıklamanın ortak özelliği şu; laiklik konusunun anayasada tanılanma şeklinin, tanımlayan ifadelerin değiştirilmesi gerektiği konusunda her iki açıklama sahibi aynı fikirdeler.

Örneğin Ömer Çelik’in ifadelerinde, laikliğin korunacağı söyleniyor ama, mesela anayasanın 2. maddesinin ya da laiklik konusuna değinen diğer maddelerin, değiştirilmeyeceğini söylemiyor. Mevcut maddelerin, aynı söz ve içerikle mi korunacağına ya da hangi yönde değiştirileceğine değinilmiyor.

Nasıl bir anayasa tasarlandığı, ne düşünüldüğü, hakkında biraz bilgi sahibi olmak istiyorsak, Birlik Vakfı’nın hazırladığı anayasa taslağının incelenmesinde fayda vardır*.

Eğer Birlik Vakfı benzeri bir anayasa ortaya konulacaksa; tarikatların önünün iyice açıldığı, laik eğitimden vaz geçildiği, şeriat uygulamalarına kapının sonuna kadar aralandığı, değişik bir döneme girilmeye çalışılıyor demektir. 

Böyle bir deneme başarılı olursa sayısı en az 40 milyon olan Alevileri ve laikleri, nelerin beklediğini düşünmek bile istemiyorum. Afganistan, İran, Tunus vb. ülkelerdeki uygulamalardan yapacağımız çıkarsamalarla olaya bakarsak, Türkiye özgülünde laikler ve Aleviler için iyi bir akıbet görünmüyor tabi.

Yine gündemden devam edersek, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya meydan savaşının 100. yıl törenlerinde ‘’Cumhuriyet tarihinin en iddialı ve cesur makas değişikliğini gerçekleştirdik’’ dedi. Eğer böyle bir makas değişikliği varsa ve bu değişiklikten de en çok laiklik meselesi kast ediliyorsa, Kürtlerin bunun üzerinde durup düşünmesi gerekir. Bu tip gelişmeler ve tartışmalar mutlaka Kürt toplumu üzerinde etki edecektir. O yüzden biz de yazımızın 2. bölümünü, bu konulara ayırdık.

Türkiye toplumunun en hassas noktası, laiklik meselesidir. Bu mesele öyle önemlidir ki, sadece Ferhan Şensoy’un cenazesinde yapılan konuşmalar üzerine, imamlardan gelen cevaplara bakmak bile çok şey gösterir bize.

Ya da, Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ebubekir Sifil’in sosyal medya hesabından Diyanet'e seslenerek "Başta Yılmaz Özdil ve Cüneyt Akman olmak üzere dini sembol ve değerlerle, duayla, namazla... alay edenler, kim olurlarsa olsunlar, öldüklerinde cesetleri camilerimize sokulmasın, cenaze namazları kılınmasın" diye seslenmesi, konunun derinliğini ve alacağı biçimi göstermesi bakımından önemlidir.

Yarın bir gün imamlar, çeşitli Kur-an ayetlerini gerekçe göstererek, istemedikleri cenazeyi camiye sokmama yolunu seçerlerse, hiç şaşmayın.  

Durumlar ve gündem böyle olmakla birlikte anayasa meselesi, gündem saptırma malzemesi, esas konulardan kamuoyu ilgisini başka taraflara çekmenin bir unsuru gibi kullanılacak. Zannımca anayasa tartışmaları, seçim döneminde büyük bir çeldirici olarak değerlendirilecektir.

Meclis matematiği yeni anayasa gibi bir sonuç üretemeyecekse -ki üretemiyor- dolayısıyla olay başka açıdan değerlendirilmeli. Hükümet daha önce çok yaptığı gibi sun-i bir gündem ile dağılan oylarını toplama, tabanını konsolide etmek için bu tip tartışma – germe ortamını tercih ediyor gibi görünüyor.

Bu yolla geçim derdi, Suriye, düzensiz milyonlarca göçmen meseleleri rafa kalkacak.

Ortalık provokasyona açık, kayıkçı kapışmasına bırakılacaktır.

Erdoğan’ın zannımca en sevdiği siyasi üslup da bu. Gerginlikleri, kendisi sonrası için pazarlık unsuru yapacaktır. Ama bu denemenin, toplumdaki kamplaşmayı ne kadar tetikleyeceği, ne düzeyde toplumda kalıcı hasarlar bırakacağı çok önemsenmiyor.

Cumhuriyetin toplum içerisinde ne kadar derine işlediği, laiklik başta olmak üzere Kemalist modele ne kadar toplum tarafından sahip çıkıldığı test ediliyor. Bam teli gerildikçe geriliyor.

Türkiye’nin en az önümüzdeki on yılına damga vuracak, on yılını belirleyecek gündem maddeleri tartışmaya açılıyor. AK Parti iktidardan gitse bile geriye, büyük bir laiklik tartışması bırakarak gidecektir.

Bütün bu anlattıklarımıza burun kıvıran, laiklik meselesi sadece ‘’Türklerin meselesi’’ deyip, Kürtleri bu tartışmalardan münezzeh zanneden, değişmez ön yargıları ile Kürt toplumunu, Türkiye toplumundan ayrı düşünen arkadaşlar. Kürt dindarlığı daha ‘toleranslı, özgürlükçü bir dindarlıktır’ diye düşünen fikir sahipleri, bu yazının devamını okumayın lütfen.  Sinirleriniz bozulabilir.

Çünkü….

*http://birlikvakfi.org.tr/fileSource/ANAYASA-TEKLIFI.pdf

 
Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved