İdamını beklediği hapishaneye yönetici olan Taliban
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x

İdamını beklediği hapishaneye yönetici olan Taliban

BasNews - Afganistan’daki Pul-e Charki Hapishanesi, muhaliflere işkence, infaz ve toplu mezarlarıyla tanınır.

ABD destekli Afganistan’da, hücreler Taliban ve IŞİD’çilerle doluydu. Şimdi herkes serbest bırakıldı ve önceden yüksek güvenlikli hapishanede mahkum olan Taliban, şimdi hapishane görevlisi.

Amerikan askerlerini öldürmekten idama mahkum edilen Taliban komutanı Qudtratullah Nazem, elinde telsizi ve pahalı gözlükleriyle karanlık bir koridorda yürüyor, çok mutlu ve gururlu.

Açıklama yok.

Alt-üst olmuş bir dünyadan bir hikaye.

On yıl önce, 13 Eylül 2011'de Taliban, Kabil'deki ABD Büyükelçiliği'ne karmaşık bir terör saldırısı düzenledi. Guardian, o sırada dağlarda yaşayan Taliban sözcüsü Zabiullah Mücahid'i yorum için aradığında, Taliban'ın ABD büyükelçiliğine intihar bombacıları, roketatarlı bombalar ve otomatik silahlarla saldırdığını açıkladı.

O gün çekilen filmde, Amerikan askerlerinin bir çatışmada elçilik çatısında yattığını gösteriyor. Helikopterler, rotor kanatlarının sürekli vızıltısıyla havada dolaşıyor ve gökyüzüne duman yükseliyor. Bir Amerikan askeri "RPG!’’-roketatarlı ve el bombası atan Taliban saldırısının kısaltılmışı- diye bağırıyor.

Tarih 13 Eylül 2021. Son Amerikan askeri Afganistan'dan ayrıldı, gökyüzü açık ve sessiz. Eski ABD büyükelçiliği dışarıdan taliban rengi siyah beyaza boyanmış.

Gazetecilere Taliban'ın kaç Amerikalı öldürdüğüne dair mesajlar gönderen Zabiullah Mücahid, Afganistan'ın enformasyon bakan yardımcısı ve gazetecileri ofisinde kabul ediyor.

Yirmi yıldır devam eden savaşın artık bir önemi yok gibi görünüyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nin genç Amerikalıları savaşmaları için gönderdiği terör listesindeki adamlar bugün en yüksek güce sahipler.

Afganistan'ın yeni başbakanı, 1999'da Usame bin Ladin'i BM'ye iade etmeyi reddeden kişiyle aynı kişi. İçişleri bakanı, El Kaide ile bağlantıları ve Afganistan ve Pakistan'daki Batılılara yönelik geniş çaplı saldırılar nedeniyle FBI tarafından aranıyor.

Dört bakan daha Guantanamo hapishanesinde tutulan isimlerden.

Pul-e Charki'nin büyük dış kapıları açık, Kabil'in ıssız bir doğu banliyösünde çakıllı bir yolun sonunda bulunan Afganistan'ın en büyük hapishanesi olan meşhur yüksek güvenlikli hapishane Pul-e Charki, daha önce yüksek güvenlikli mahkumlar olan Taliban tarafından korunuyor.

Açıklama yok.

25 yaşındaki Hikmetullah Hikmet, kafasına siyah bir sarık sarılı olarak karanlık hapishane hücrelerine ilerliyor. Nostaljik bir sesle yıpranmış yatağını, tutsak olarak yattığı yeri, fıçılardan yıkandığı banyoyu, okuduğu kitapları, zincirlendiği demir çerçeveyi gösteriyor.

Tavandan sarkan bir ipi yakalıyor, asılarak poz veriyor ve insanları öldürdüğünü söylüyor.

“Taliban olduğumda 17 yaşındaydım, sıradan bir mücahittim, elbette insanlar öldürüldü, bu bir savaştı. Ben de birçok arkadaşımı kaybettim. Artık ülkemiz dış baskıdan kurtulmuştur. Sadece ben değil, tüm Afgan ulusu onların gitmesini istedi…”

Sıradan insanlardan Taliban'a kadar her şey, herkes dış baskıyı sona erdirmek istediğini iddia ediyor.

Hikmetullah Hikmet, Taliban olduğunda 17 yaşındaymış. Bugün, Taliban ile Trump yönetimi arasında Şubat 2020'de Doha'da imzalanan anlaşmanın ihlali anlamına gelen Sınırlar ve Kabileler Bakanlığı'nda yeni Taliban hükümetinde görevli.

Amerika Birleşik Devletleri, Afgan hükümetindeki müttefiklerinin başkanları üzerinden, geçen yıl Mayıs ayının bayram haftasında 5 bin Taliban mahkumunun hapishanelerden serbest bırakılmasını müzakere etti. Hikmetullah Hikmet onlardan biriydi ve serbest bırakılan diğer mahkumlar gibi, bir daha Taliban hareketine katılmamaya söz verdiği bir belgeye imza atmıştı.

Yaptığı ilk şey:

“Tutukluyken burada daha fazla yatmam gerekse bile asla pes etmeyeceğimi, ne olursa olsun savaşmaya devam edeceğimi düşündüm. İslam Emirliği'ndeki herkes bu görüşleri paylaşıyor. 20 yıl hapiste kalsak da, ilk fırsatta özgürken savaşırdık. Burada veya Guantanamo'da nerede hapsedildiğimiz önemli değil.”

Taliban, Ağustos 2021'de Kabil'i ele geçirdiğinde, Pul-e Charki'de kalan IŞİD’liler de dahil olmak üzere tüm mahkumlar serbest bırakıldı.

Pul-e Charki hapishanesinde her şey olduğu gibi bırakılmış:

Bir kadının oturduğu hücrede bir saç fırçası kalmış. Çimento zeminde uzun bir patates var. Bir ana binanın dışında, kuru ekmek kenarları yere saçılmış…

“Burada bize ekmek yedirdikleri bir sandık vardı” diyor Hikmetullah.

Açıklama yok.

1980'lerdeki Komünist rejim sırasında, rejimi eleştiren binlerce, hatta belki on binlerce mahkum Pul-e Charki'de idam edildi. 2006 yılında, cezaevinin dışında iki bin ceset olduğu tahmin edilen eski bir toplu mezar bulundu.

ABD destekli Afgan Cumhuriyeti döneminde işkence ve infazların devam ettiği yaygın olarak biliniyor.

Qudratullah Nazem, ikinci kattaki karanlık bir koridorda askeri giysiler içinde kararlı bir şekilde yürüyor. 30’lu yaşlardaki birinin varlığı Hikmetullah'ı biraz yavaşlatıyor.

Kaba yüzü sakal ve pahalı markalı gözlüklerle süslenmiş, elinde yeni bir cep telefonu, iletişim telsizi ve mavi bir yüz maskesi olan biri belirince...

Geniş ayak pozisyonunda duran şahıs; neredeyse on yıldır burada hapsedildiğini söylüyor. Ondan önce, iki yıl boyunca Amerikan üssü Bagram'da bir hücrede kalmış.

Açıklama yok.

-Hiç insan öldürdün mü?

-Kaç kişiyi öldürdüğüm konusunda kesin bir rakam veremem.

Kandahar ilindenim. Üç devlet mahkemesi beni asılmam üzere idama mahkum etti. Gulam Dara Vadisi'ndeki eski kukla hükümetten üç askerin öldürülmesine yardım ettiğim için yaptılar bunu.

-İnsanları kendin mi öldürdün?

- Evet, onları öldürdük. Olay yerinde üç kişi öldü ve ben kanlı ellerle tutuklandım. Yüz yüze savaştık ve karşı taraf kayıplar verdi.

-Neden Taliban oldun?

- 2001'de kafirler Afganistan'a saldırdığı için Taliban'a katıldım. Afganistan'ı sadece askeri olarak işgal edip halkımıza saldırmakla kalmadılar, burada da her türlü vahşi operasyonu gerçekleştirdiler. El değmemiş hiçbir şey bırakmadılar, halkımıza akıl almaz acılar yaşattılar, ayrım gözetmeksizin okulları, düğünleri, kadınları, çocukları bombaladılar. Yani savaşmaktan başka iyi bir çaremiz yoktu.

Milletimizi, Kuran'ımızı ve halkımızı savunmak zorundaydık.

Qudratullah Nazem suçüstü yakalandığında, Afganistan'ın güneyindeki ABD birliklerine saldırı planlayan üst düzey bir Taliban komutanıydı.

“Ailemde on altı kardeşiz ve hepimiz intihar bombacısı olmaya hazırdık.

Kandahar'da ve ayrıca Helmand vilayetinde el yapımı bombalarla operasyonlar gerçekleştirdik. Büyük bombalamalar da yaptık.

Kendi kardeşim intihar saldırısı yaptı.”

-Kardeşinin intihar bombacısı olacağına kararı sen mi verdin?

- Hayır, kendisi istedi ve biz de ona ihtiyacı olanı verdik. Ailemde on altı kardeşiz ve hepimiz intihar bombacısı olmaya hazırdık. Ona devlet üniforması yaptık ve kolayca sızması için askeri bir araç ayarladık.

-İntihar yeleğini nereden aldın?

- Kendi tesislerimiz ve ekipmanlarımız vardı. Bir hedefimiz vardı ve emirlerimiz ve büyüklerimiz bize başarılı olmamız için gereken her şeyi verirdi.

-Kendini havaya uçurmadan önce ne tür bir töreniniz vardı?

-Biliyorum ki kişi genellikle yıkanır, yeni elbiseler giyer ve Kuran okurduk.

-Kardeşinin öleceğini öğrendiğinde ne hissettin?

-Patlamak üzere olan ve kutsal ölümle yüzleşmek üzere olan bir kişi hazırlanırken, hem kendisi hem de ailesi çok mutludur, bununla ilgili sureleri okurduk.

Aile onun kararını destekledi, çünkü Afganistan acımasız bir güç tarafından işgal edildi, herkes hazırdı. İnsanlar buna son vermek için mutlu bir şekilde intihar ediyor. Bu dünya ve ölümden sonraki dünya için büyük bir ameldir. Yani bu bizim için bir endişe değildi ve biz de endişelenmedik. Aksine sevinçle kutladık.

-Sen neden kendini havaya uçurmadın?

- Farklı komuta kademelerimiz olduğu gibi hizmet sektörlerimiz de farklı. Seçkin güç Badri Tugayı buna bir örnektir.

Cihadımızın kutsal ölüm bölümünün bir parçası değildim. Ben bir liderdim ve başka görevlerim vardı.

Qudratullah Nazem, bir koridorun sonundaki karanlık bir odaya giriyor, yataksız bir oda.

“Burada bize farklı cezalar verdiler. İnsanı anında öldürebilecek bir gaz püskürttüler. Bu gaz sizi zayıflatır ve bilinçsiz hale gelirsiniz. Her türlü acımasız cezayı verdiler.”

Sol bacağındaki pantolonu yukarı doğru çekiyor.

“Elektrikli çubuklarla bize vururlardı. Bu elektrikli çubuklar bacaklarına zarar verirdi, bak, bana burada elektrikli sopayla vurdular, bacağım hasarlı.

Hapishane gardiyanları, bir veya iki mahkûma aynı anda işkence yapardı.

Ama bazen büyük bir sorun varsa on, yirmi, yüz, iki yüz kişi alabiliyorlardı.”

-Ölüme mahkum edildin, neden asılmadın?

- Beni asmaya karar verdiler. Ama üç arkadaşımızı astılar ve ardından güçlerimiz onlara orada saldırdı. Misilleme olarak Kabil ve diğer önemli illerde operasyonlar düzenlediler.

Hükümet üç arkadaşımızı öldürdü ve arkadaşlarımız üç yüz kişiyi öldürdü, hatta bizim grubumuz tarafından öldürülen sekiz yüz ya da dokuz yüz, daha da fazlasını öldürdü.

Ondan sonra hükümet, geri kalanımızı asacaklarından artık o kadar emin değildi.

-Bu yıl Ağustos ayında Taliban Kabil'i ele geçirdiğinde serbest bırakıldınız. Şimdi mutlu musun?

- Evet, çok mutlu hissediyorum. Hapisten muzaffer bir şekilde serbest bırakıldım. Bu bizim için büyük bir şereftir.

-Önceki hükümetin mahkumları astığı binayı gösterip gösteremeyeceğini soruyorum.

- Yürüyerek gidebilirsiniz.

Hapishane avlusu, yeşil çalılar ve dağ manzaraları ile alışılmadık derecede huzurlu binalar.

Qudratullah Nazem'in yaklaştığı ev modern bir ahıra benziyor. Dışarıda bir çakıl yığınının yanında, bir ağaç dalından ‘el yapımı’ bir halter ve uçlarına bağlanmış su damacanaları var.

“Bu yeri asmak için özel yapmışlar. İnsanları asmaları çok sık oluyordu. Üç arkadaşımızı da burada öldürdüler.”

Pul-e Charki’nin Taliban rejimi altında tutsak yeri olmaya devam edeceğine ve Taliban’ın burada eski hükümet askerlerini idam edip etmeyeceğine, henüz bir karar verilmediğini söylüyor.

Güneş dağların üzerinden batarken, büyük bir Taliban grubu, üzerinde beyaz bir Taliban bayrağı asılı olan koyu yeşil bir polis kamyonu ile çakıllı araziden geçiyor.

IŞİD'in infaz videolarında kullandığı aynı İslami erkek korosu marşı olan nasheed'i çalıyorlar.

Bir zamanlar bombalamalardan ve intihar saldırılarından sorumlu ve şimdilerde yattığı bu hapishanenin yöneticisi olan Taliban komutanı, pahalı marka gözlüğünün ardındaki parıltılı gözlerler ve meraklı bakışlarla onları izliyor.

Röportaj Magda Gad

Foto:Stefanie Gniski

Çeviri: BasNews

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved