Bezos mu, Mansa Musa mı yoksa Kürtler mi dünyanın en zengini?
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Ayşe ALTÜRK

Bezos mu, Mansa Musa mı yoksa Kürtler mi dünyanın en zengini?

Ayşe ALTÜRK

Amazon'un kurucusu Jeff Bezos, günümüzün en zengin ismi olma unvanını elinde tutuyor, en azından biz öyle biliyoruz.

Ancak, Bezos'un tüm zamanların en zengin insanı olması pek mümkün görünmüyor.

Zira bu unvan 14'üncü yüzyılda Batı Afrika'da bulunan Mali Krallığı'nın lideri Mansa Musa'ya ait. Musa'nın serveti bugün dahi tahmin edilemiyor.

University of California Tarih Bölümü öğretim üyesi Rudolph Butch Ware, "Musa'nın servetiyle ilgili son yıllarda elde ettiğimiz bilgiler o kadar nefes kesici ki, ne kadar zengin olduğunu tam olarak tahayyül etmemizin imkanı yok" diyor.

Mansa Musa, tahta çıktığında Mali Krallığı büyük bir genişleme dönemi yaşamış. Hükmettiği topraklar çok zengin yeraltı kaynakları barındırıyormuş. Bunların başında da altın ve tuz geliyormuş.

İnançlı bir Müslüman olan hükümdar 1324 yılında kutsal toprakları ziyaret etmek için Sahra Çölü ve Mısır üzerinden Mekke'ye gitmeye karar verir. Kendinden önceki ve sonraki birçok dini bütün Müslüman hükümdar gibi Musa da tek başına seyahat etmek istememiş.

Yanında Sahra'yı geçen en büyük kervanlardan biri ile yola koyulmuş. Kafilede her biri altın çuvallarla yüklü 12 bin hizmetçi, 8 bin saray mensubu ve yüz deve olmak üzere 60 bin kişiyle yola çıktığı belirtiliyor.

Kafilede yer alan 100 deve yüzlerce kilo saf altınla yüklüymüş, köleler ise develerden daha fazlası ile; altın asalar, çubuklar, külçeler taşıyormuş.

Bir Ulusal Afrika Sanatı Müzesi müdürü: “Her gece durduklarında, çölde kamp yapan koca bir kasaba görünümü veriyorlarmış. İmparatorun dua edebilmesi için inşa edecekleri seyyar bir cami de dahil olmak üzere çölde ihtiyaç duydukları her şeyi yanlarına almışlar.” diyor.

Mali, o zamanlar Afrika'nın en zengin krallıklarından biri: Atlantik Okyanusu'ndan günümüz Nijer'ine kadar yaklaşık 2 bin mil boyunca

 şu anki Senegal, Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer, Gambiya, Gine-Bissau, Gine ve Fildişi Sahili'nin bazı kısımlarını kapsayacak şekilde uzanıyormuş..

O sıra Mali İmparatorluğu’ndan büyük olan sadece Moğol İmparatorluğu varmış.

Mansa Musa, Mekke yolunda karşılaştığı herkese, yoksullardan Kahire'deki kraliyet memurlarına kadar bol miktarda altın hediye etmiş, Mısır Sultanı ile ilk tanıştığında, ona 50 bin altın dinar ‘selamlık’ vermiş.

 Mansa Musa, aynı zamanda çok yardımsever bir insanmış, servetine de şöhretine de bu yardımseverliği sayesinde ulaştığı söyleniyor.

Kahire'de üç ay boyunca konaklamış ve bu süre zarfında halka o kadar çok altın dağıtmış ve harcamış ki yerel ekonomi çökmüş, Orta Doğu'da altın fiyatları alt-üst olmuş.

Bazı hesaplara göre, 100 devenin her biri 135 kilo saf altın veya altın tozu taşırken, kölelerden 500’ü her biri 2,7 kilo ağırlığında altın asa sallıyormuş. Ayrıca, değerli ipek ve diğer malzemelerle yüklü yüzlerce başka deve varmış.

Musa'nın büyük harcamaları ve cömert bağışlarından dolayı piyasaya o kadar çok altın girmiş ki, bu değerli metalin fiyatı düşmüş.

Mısır’da önü alınmaz bir hiperenflasyon oluşmuş. Dönemin ticareti için çok önemli bir yer olan Kahire büyük bir ekonomik sıkıntı içine düşmüş ve tam 12 yıl toparlanamamış. 

Bazı kaynaklara göre hükümdar, yaşanan bu ekonomik çöküş nedeniyle eve dönüş yolunda tekrar Mısır'dan geçerek Kahire'deki tefecilerden fahiş faizlerle altın ödünç alarak ülke ekonomisine yardımcı olmaya çalışmış.

Mansa Musa'nın muhteşem zenginliğinin hikayeleri sonunda Avrupa'ya ulaşmış ve İspanyol harita yapımcılarına Avrupa'nın ilk ayrıntılı Batı Afrika haritasını yaratma konusunda ilham vermiş.

Açıklama yok.

1375'te oluşturulan Katalan Atlası adlı harita, Mansa Musa'yı bir tahtta otururken, etkileyici bir altın taç ve bir elinde altın asa, diğerinde bir altın küreyi tutarken gösteriyor.

İmparator Mekke'den döndüğünde, Timbuktu'da büyük bir cami olan Djinguereber Camisi’ni inşa etmek için Kahire'den bilginler ve Endülüslü bir mimar olan Abu Es Haq es Saheli'yi getirtiyor.

Açıklama yok.

Djinguereber Camisi

Musa'nın, camiyi tasarlaması ve inşa etmesi için Saheli'ye 200 kg altın ödediği söylenir. Mansa Musa'nın himayesi altındaki, Timbuktu kısa sürede ticaret, kültür ve öğrenmenin merkezi haline gelir ve bilim adamları dünyanın dört bir yanından oradaki, Sankore Üniversitesi'nde eğitim görmek için buraya gelirler.

Modern tarihçiler, Musa'nın yaşamı boyunca sahip olduğu zenginlikleri ölçmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki, Musa'nın modern anlamda ne kadar zengin olduğunu tahmin etmenin kesin bir ölçeği yok.

Virginia'daki Ferrum Koleji'nden Richard Ware; insanların Musa'nın zenginliğini tarif etmekte bile zorlandıklarını söylüyor. Ware "Bu, şimdiye kadar görülen en zengin isim; tüm mesele bunu açıklamak için kelimeler bulmak. Altından bir taht üzerinde altın bir asa tutarken, başında altın bir taç olan ve altın fincan tutarken resimleri var. Bir insanın sahip olabileceğini düşündüğünüz kadar altın hayal edin ve ikiye katlayın, tüm iktisatçıların çözmeye çalıştığı şey bu” diyor.

Mansa Musa'nın servetinin ve maddi varlıklarının büyüklüğü bugün hesaplanamıyor, ancak illaki bir rakamda ısrar ederseniz, bazıları bunun 400 milyar ABD dolarına denk geldiğini ve bunun Mansa Musa’yı tüm zamanların en zengin ismi yapabileceğini söylüyor.

Neyse, zenginin malı bilmem kimin çenesini yorar, haşşayi huzure.

Dünya listeleri ile ilgilendiğimiz olmadı.

Zenginlik izafi bir kavram. Aslında, dünyanın en zengini Kürtlerdir. Çünkü onlar direniş zengini ve bunu tarih boyunca en zor şartlar altında yokluk içinde, davalarına olan iman gücüyle yapmışlardır.

Şöyle ki: Bizim de bildiğimiz, sarayları, hanları hamamları olan inançlı bir İmparator var, hoş malında mülkünde gözümüz yok Allah daha fazlasını versin.

Fakat bu İmparator olur olmaz yerde, dünyanın gözünün içine baka baka hep ’İŞİD ile mücadele eden tek ülke biziz’ diyor. Halbuki, tüm dünya biliyor ki Kürtler binlerce yiğit evladını bu kara peçeli karanlık güçlere kurban verdi. İşin tuhaf tarafı Kürtler bugüne kadar “El insaf Sultan biraz vicdan” demiyor.

Anlayacağınız, her gün bu gidişata kahrolan, sesleri birbirine varmayan, tarihlerinde hep direniş olan fedakâr halk…

Ölümün hayâsızca kol gezdiği dönemlerde dahi ölümün girmeye cesaret edemediği kadim topraklar…

Sormayın, dağılmışız toparlayanımız yok.

Bunun nedeni belli ama, Twitter’la dönen şu fani dünyada uzayacak, uzadı zaten, farkındayım.

İllaki merak etmek istiyorsanız: Sultanın 20 yıllık Saltanatını alın, ikiyle çarpın o zaman şu 40 yılın: Kürtlerde yarattığı tarihsel, kültürel, sosyolojik yapay hiperenflasyonu anlarsınız. Kürtler bu tahribattan kurtulmadığı sürece el alem bu ‘spektrum’u tepe tepe kullanıyor. ‘Piyasa’ya bakacak olursak: Gerisi kalburla su taşıyıp, havanda su dövmek oluyor. Çok yazık!

 

 

 

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved