6 milyar aşı üretilmesine rağmen dünyanın yarısı hâlâ aşısız
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x

6 milyar aşı üretilmesine rağmen dünyanın yarısı hâlâ aşısız

BasNews - Bir yıldan kısa bir sürede ilaç endüstrisi altı milyar doz Covid-19 aşısı üretti ve üretim hızı artarak devam ediyor. Ancak dünyanın yarısı dışlandı

Airfinity analiz şirketi tarafından yapılan hesaplamalar, Avrupa Birliği’nin yıl başına kadar 875 milyon dozdan fazla aşı sahibi olacağını gösteriyor.

Bu fazlalıktan bir miktar, yoksul ve aşılanmamış ülkelere ulaşabilir mi?

Aşı dünyasında korona pandemisinin öncesi ve sonrası var. Yeni virüsten önce, küresel ilaç endüstrisi her yıl çeşitli hastalıklara karşı üç ila beş milyar doz aşı üretti. Gelişme istikrarlı ve kendi temposunda gidiyordu.

Eskiden yeni bir aşı geliştirmek için uzun yıllar gerekirdi.

Pandemi başladıktan sonra her şey değişti. Yeni aşılar, laboratuvarda fikir aşamasından on ay içinde bitmiş ilaçlara dönüştü. Ve bugün her ay bir milyar dozdan fazla covid-19 aşısı üretiliyor.

“Pandeminin başlarında birisi, Aralık 2020'de birkaç onaylanmış aşı olacağını söyleseydi, gülünç duruma düşerdi.

Bu kadar kısa sürede yapılan her şey inanılmazdı. Ancak sadece geliştirmekle kalmayıp aynı zamanda yeni aşıları üretmeyi başarmaları da bir o kadar inanılmaz.”

Washington'daki Peterson Uluslararası İktisat Enstitüsü'nde ekonomist ve araştırmacı olan Chad Bown böyle diyor.

“Olup biten tamamen benzersizdi ve ülkelerin hükümetleri gerçekten de bu süreçte olumlu bir rol oynadı.”

Bu seferberlik realitede nasıl gerçekleşti? Birkaç uzman çok önemli bir faktöre işaret ediyor:

ABD'nin araştırmaları hızlandırma stratejisi

Amerikan enfeksiyon araştırmalarında, 2009'daki domuz gribinden çıkarılan derslerin etkisi büyük.

Nicole Lurie, ABD Sağlık ve Sosyal İşler Departmanında çalıştı ve Obama yıllarında sağlık krizlerine hazırlık konusunda en yüksek sorumluluğa sahipti. Şimdi uluslararası aşı organizasyonu CEPI için çalışıyor ve şirketlerin bir pandemik aşı geliştiremediklerini açıklıyor.

Bir pandemi aşısı geliştirmek, büyük kamu fonları, birçok aşı adayı ve “buğday tanesinden somuna’’ geliştirme ve üretimi kapsayan somut bir strateji gerektirir. Bu, son on yıldır ABD enfeksiyon otoritelerinin felsefesi olmuştur.

Aşı üretimi çok fazla risk taşır.

Nicole Lurie, kural olarak, işe yarayan tek bir aşı üretmek için dokuz deneme yapılması gerektiğini söylüyor.

Bu Amerikan modeli daha sonra Başkan Donald Trump tarafından ‘Program Warp Speed Operasyonu’ olarak adlandırılıp uygulandı.

“Devlet birçok farklı aşı adayını sübvanse etti, testlerin koordine edilmesine yardımcı oldu ve aşının onaylanmadan önce üretime başlayabilmesi için ön sipariş verdi. Ayrıca kritik bileşen ve hammadde tedarikçilerine de sübvansiyon sağlandı.”

ABD aşıya yatırım yapan tek ülke

Bir başka yetkili Chad Bown, “Bildiğim kadarıyla ABD' bunu yapan tek ülke. Büyük yatırıma 18 milyar dolardan fazla para aktarıldı ve milyarlarca dolar etkisiz olduğu kanıtlanan aşılara gitti.

Ama genel olarak, program cömertçe davranarak ödemeler yaptı. ABD, küresel aşı araştırmalarının öncüsü oldu. En önde mRNA aşıları vardı. Özellikle ABD hükümetinden büyük avans ödemeleri alan Pfizer / Biontech'ten gelenler, başlangıç bloklarından böylece erken çıktı. Dozlar milyarlarca hacimde üretilmeye başlandığında aşı da zirveye ulaştı” diyor.

Caroline Casey, küresel aşı üretimi için bilgi toplayan ve tahminler yapan İngiliz analiz şirketi Airfinity'de ilaç uzmanı ve teknikler arasındaki farklara dikkat çekiyor.

“Tüm geleneksel aşılar bazı biyolojik süreçlere dayanmaktadır ‘kuluçka dönemi’ gibi. Geleneksel aşılarda enfeksiyona sebep olan virüsler, zayıflatılarak ya da etkisizleştirilerek vücuda enjekte ediliyor, böylelikle vücut, kendisine zarar veremeyecek hale gelen virüse karşı bağışıklık kazanmayı öğreniyor. Buna inaktif aşı deniyor ve bu teknik Sinovac aşısının temelini oluşturuyor.

mRNA tabanlı aşılarda ise virüsün tamamı yerine, genetik bilgisini taşıyan mRNA zincirinden kritik bir kısım vücuda enjekte ediliyor. Bu zaman alır ve her zaman planlandığı gibi gitmez.

Bu süreçler, Astra Zeneca’da ortaya çıktığı gibi karmaşık da olabilir. Süreçlerinde beklenmedik bir şekilde düşük verimlilikleri vardı ve teslimatları kapatmak zorunda kaldılar. Bu çok can sıkıcı olabilir, çünkü sorunların tam olarak neden kaynaklandığını her zaman bilemezsiniz” diyor.

Ancak, mRNA aşısı ile üretim mikrobiyolojik olmaktan çok biyokimyasaldır. Sentetik DNA molekülleri, nanoskopik yağ, lipit dokularda paketlenir. Kana girdikten sonra, mRNA insan vücudunu bir aşı fabrikasına dönüştürür. Bu, mRNA aşılarının endüstriyel ölçekte üretildiği ilk zamandır.

Caroline Casey, “Bunlarla birlikte, üretimin biyolojik süreçlerle aynı güvenilmez özelliklere sahip olup olmadığını keşfediyorsunuz” diyor.

Bir dünya rekoru: 6 milyar doz aşı üretildi

Bugüne kadar, dünya çapında rekor sürede altı milyar doz aşı üretildi ve üretimin çoğunu dört aşı oluşturuyor.

Bu dört aşı, küresel arzın büyük çoğunluğunu karşılıyor. Hepsi Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından acil durum onayına sahip ve bu nedenle Covax aşı tedarik sisteminin bir parçasıdır.

WHO'nun onayı neden önemli?

Dünya Sağlık Örgütü tarafından verilen onay, ulusal merciler için aşının güvenli ve etkili olduğu yönünde bir kılavuz sunuyor.

Ayrıca WHO onayı söz konusu aşının, yoksul ülkelere aşı sunmak üzere kurulan COVAX programında da kullanılabileceği anlamına geliyor, bunlar:

Pfizer / Biontech, Aralık 2020 gibi erken bir tarihte WHO’dan acil durum onayı almıştır. Semptomatik enfeksiyona karşı yüzde 95 gibi yüksek oranda koruyucu etkisi bildirilmiş bir mRNA aşısıdır. Ağırlıklı olarak AB ve ABD'de üretilmektedir.

Astra Zeneca, Dünya Sağlık Örgütü'ne göre Oxford/Astra Zeneca aşısının semptomatik enfeksiyona karşı yüzde 63 oranında koruyucu etkisi olduğu bildirildi. Üretim ağırlıklı olarak ABD, AB ve Hindistan'da gerçekleşmektedir.

Sinopharm, Çin'de üretiliyor ve semptomatik enfeksiyona karşı bildirilen koruyucu etki yüzde 79'dur. WHO aşıyı Mayıs ayında onayladı.

Sinovac’da Çin'de üretimi olan bir başka aşı. Semptomatik enfeksiyona karşı bildirilen koruyucu etki yüzde 51'dir. WHO, Haziran ayında bu aşıya acil durum onayı verdi. ( Kaynak: WHO, Airfinity)

6 milyar aşı üretilmesine rağmen dünyanın yarısı aşıdan mahrum

Bu müthiş bir başarı öyküsü, yukardaki arka plana göre detaylı olarak açıklanan ve hayatımızda bu kadar yer edinen, Covid-19'a karşı aşının geliştirilmesinin ardındaki güç yoğunluğunu başka hiçbir şekilde anlatmak, anlamak mümkün değildi.

Normalde yeni aşıların düzenlenmesi birkaç yıl, hatta bazen on yıllar alıyor.

Bu sefer, birkaç aşı birden üretmek için bir yıl yeterliydi ve hepsi de çok yüksek koruma seviyesine sahip.

Böyle olmasında; araştırmayı desteklemek ve kapsamlı testleri mümkün kılmak için büyük kamu kaynakları sağlandı. Toplumun kapanması, karantinaların maliyeti göz önüne alındığında, ekonomik terimlerle bile tamamen devrim niteliğinde bir sürecin işlediğini görmek kolay anlaşılır bir şey.

AB'de aşılama programlarının yaygınlaştırılmasının sinir bozucu derecede yavaş olduğu görüldü. Astra'nın aşısının üretimini çevreleyen kargaşa kesintiye uğradı. Ancak temel olarak, aşı Atlantik'in her iki tarafında şaşırtıcı derecede hızlı bir şekilde kullanılabilir hale getirildi.

İlkbaharın ortasında, Amerika Birleşik Devletleri'nde aşı olmak isteyen tüm yetişkinler gerekli dozlarını alabilirdi. Aynı imkan birkaç ay sonra Avrupa'da da oldu.

toplamda, bir yıldan kısa bir sürede 6 milyardan fazla aşı dozu üretildi. Yine de, yapılan incelemede, dünyanın yarısından fazlasının bundan mahrum kaldığı belirtiliyor. Hem AB'de hem de ABD'de doz fazlası varken Latin Amerika, Afrika ve Asya'nın büyük bir kısmında aşı yok.

Zengin dünya, başarının bir skandala dönüşme riskiyle karşı karşıya olduğu bir yerde aşı fazlasını hızla kullanıma sunamaz mı?

Şu anda Washington ve Avrupa başkentlerinde ikiden fazla dozlar tartışılırken, birçok ülkede ne risk grupları ne de sağlık sektöründe çalışanlar ilk dozu alabildi.

Aşının her yere ulaşmasını sağlamak öncelikle bir etik ve ahlak meselesidir. Covid ölümcül bir hastalıktır. Etkili koruma var: Doğduğunuz yer, ona erişip erişemeyeceğinizi kontrol etmemelidir.

Ayrıca zengin dünya Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin aşı fazlasını yoksul dünyaya ulaştırmasında, o ülkelerin faydalanmasına önayak olmaları kendi menfaat için de iyi.

Şu anda aşının hatırlatma dozunu tartışmanın nedeni, büyük ölçüde, son altı ayda "delta" ve bir dizi başka varyantla tanışma zorunda olmaktandır.

Virüs sürekli mutasyona uğruyor ve enfeksiyonun küresel yayılımı büyük olduğu sürece mutasyonlar çok olacak.

WHO: Herkes güvende olana kadar kimse güvende değildir

Büyük bir etkiye sahip olma şansı en yüksek olan varyantlar, en bulaşıcı olan ve aşısının kontrol edilmesi en zor olanlardır.

Bu nedenle WHO Başkanı Adhanom Ghebreyesus defalarca "Herkes güvende olana kadar kimse güvende değildir" dedi.

Buna, aşının dünyanın her köşesine hızla ulaşmasının AB ve ABD'nin kendi çıkarına olması için iki güçlü neden daha eklenebilir.

Birincisi, küresel ekonomiyi hızlandırmakla ilgili. Tekrar tekrar, yeni bir enfeksiyon yayılımından sonra limanlar ve fabrikalar kapanmak zorunda kalıyor. Tedarik zincirlerini bozar, fiyatları yükseltir ve toparlanmanın aksamasına neden olur. Uzun vadede istihdamı ve büyümeyi çok etkiler.

İkincisi, demokrasinin ve piyasa ekonomisinin gücünü ve bu sosyal sistemleri seçen ülkelerin dar günlerde el ele tutuşabileceğini göstermekle ilgilidir.

Pekin ve Moskova, avantajlarından yararlanmak ve otoriter modellerinin imajını güçlendirmek amacıyla aşı diplomasisi için her fırsatı kullanıyor. Washington ve Brüksel, Pfizer, Astra ve diğer Amerikan ve Avrupa şirketlerinin aşılarının her yerde makul koşullarda büyük ölçekte hızlı bir şekilde temin edilmesini sağlamalıdır.

Bir aşı geliştirmenin ve bunu Avrupa ve ABD'de kullanıma sunmanın bu kadar hızlı olması olağanüstü. Ancak salgının bertaraf edilmesi için tüm dünyaya ulaşması gerekiyor.

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved