Patron Mutlu Son İstiyor… Tanrı Kürdü Korusun
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Öztekin Çaçan

Patron Mutlu Son İstiyor… Tanrı Kürdü Korusun

Öztekin Çaçan

Seçim barajının %7 ye indirilmesi kararı kamuoyuna açıklandı. İşaret fişeği atılmış ve erken seçim için süreç başlamıştır diyebiliriz artık.  2023 de dahi yapılsa seçim,  erkene alınarak yapılacaktır. Yakında, seçim maksatlı olarak siyasilerden ve kamuoyundan gelen baskının dozu artacaktır.

Seçim yasasında yapılacak değişiklikler, barajla sınırlı değil elbet. Beklendiği ve ucundan kıyısından kamuoyuna yansıdığı kadarıyla, hazırlanan yasada ittifak kurma şekillerinin yeniden düzenlenmesine çalışılıyor. Ayrıca İYİ Parti ve CHP’nin yaptığı gibi, mecliste gurup kurarak seçime girme hakkına engel getirilecek.

Bunun yanında, haziran ayında Erdoğan’ın açıkladığı anayasanın, 128 maddesinde değişiklik yapılması hazırlığı var. Yeni anayasa konusunu, AK Parti mahreci ile düşündüğümüzde, ‘yeni devlet nizamı’, ‘dindar devlet nizamı’ olarak okumak doğru bir okumadır.

Durum böyle olunca ve yasal seçim sürecinin bile yaklaştığı düşünüldüğünde, her iki kanun alanında çabaların, iç içe işletilmesini gerektiriyor.

Yani, hem ideolojik (anayasa değişikliği) hem de politik (seçim yasası) olarak iki kulvardan hareket ediliyor. Herkesin kapısı o yüzden çalınıyor.

Bütün bu arayışların altında, AK Parti iktidarını uzatma gibi bir gerekçe okunuyor demek, zannımca eksik bir ifade olur.  Olay o kadar basit değil. Erdoğan ve AK Partiden ziyade daha çok Erdoğan eliyle inşa edilen/ettirilen ‘dindar devlet’ anlayışının ideolojik merkeze yerleşmesi için çalışma yapılıyor. Erdoğanizm döneminin sorunsuz bir şekilde sona ermesi için, karaya dümen tutturulmaya çalışılıyor. Diğer bir ifadeyle Erdoğan’ı destekleyen derin güçler, bir yandan ‘dindar devlet’ modelinin devamını isterken diğer yandan, Erdoğan için garantili bir emeklilik peşindeler. Çünkü ne kadar gizlenmeye çalışılsa da Erdoğan’ın doping almadan, ayakta durma şansı kalmamış görünüyor.

Erdoğan’ın gittikçe bozulan sağlığı ve AK Parti’nin gittikçe erozyona uğrayan güvenilirliği hatırlandığında, rejimin bekasını düşünmek, yeni aktörler eliyle, rejimin devamını istemek, yanlış bir arayış değil. Abdullah Gül, Akşener, Oğuzhan Asiltürk dahil bütün liderlerle gizli/açık görüşmelerin temelinde bu var.

Milliyetçi, muhafazakâr ideolojiyi, devlet dindarlığını, ‘yeni devlet nizamı’ olarak, Kemalizm’i dışlayarak merkeze oturtma niyeti karşılık bulur mu bilemiyorum. Çok zor bir ihtimal gibi görünse de yanında başka şeyler teklif edilirse,  gerçekleşme ihtimali de yok değil. ABD bile devreye girebilir.

Yukarda değindiğimiz konularda sağ seçmen ve muhalif sağ partiler üzerinde ikna amaçlı ciddi baskı var. Bu görülüyor. Mesela, Ayasofya imamlarının açıklamaları. Kamuoyu önünde sürekli tekrarlanan 1921 anayasasının ruhunu çağırma törenleri*. “Biz dindarız, bizim dışımızdakiler kâfir” demeye getirmeler. Hatta Yargıtay açılışında okunan dualar.  Askeri okul törenlerinde komutanların Tanrıya el açması, “bakın asker yanımızda, efendi olun” mesajını vermek içindir.

Merkeze yerleşmek gayretiyle yapılan manevralar sizi yanıltmasın. AK Parti’nin adı ‘dindar devlet’ de olsa vaz geçemeyeceği bir ideolojisi yoktur. Daha önce üzerlerinden çıkardıkları milli görüş gömleği askıda duruyor.

Eğer ikna edebilirlerse sağ partilerden bonus olarak aklanmak isteyeceklerdir. Devletin bekası, politikalardaki doğruluk bahane edilerek dokunulmazlık talep edeceklerdir. Millete büyük laflar söyleyip, kulislerde küçük şeylere razı olacaklardır. İstekleri yerine gelmez ise herkesi sokakla, dayakla tehdit edip muhalifleri  ‘namaza’ çağıracaklardır.

Yaşadıklarımızın başka bir yönü de, kurtulma isteği. Suriye, Libya politikalarındaki yanlışlıklardan. Ülkeyi kurumsal olarak zaafa uğratan göç ve göçmen politikalarından. Başarısız ekonomi yönetiminden. Her türlü beceriksizliklerinden, muhalefete, iktidar önererek kurtulmak istiyorlar. Bütün kirden, sağ muhalefetin -İYİ, DEVA, GELECEK, Saadet- döktüğü suyla, ellerini yıkayarak, gitmek istiyorlar. Dolayısıyla gerektiği kadar demokrat, koltuğu bırakacak kadar fedakâr, olacaklardır. Yeter ki kimse deprem paralarının ve 128 milyar doların yerini sormasın.  Devr-i sabık yaratılmasın.

O sebeple Erdoğan ve Hulusi Akar ekibini iyi izlemeliyiz. Kime, ne önereceklerini her açıdan izlemek çok önemli.   

Erdoğan rejimini, zihniyetini kalıcılaştırmak gayreti başarılı olabilir mi? En basit ve reel pratik anlamıyla, Millet ittifakı dağılıp, yeni ittifaklar şekillenir mi. Bu ‘yeni devlet anlayışını’ İYİ Parti, DEVA, Saadet gibi partiler kabullenir mi. Özellikle İYİ Parti modernist/Kemalist çizgiden uzaklaşır mı bilemiyorum. Ya da, AK Parti ‘yeni nizam’ dayatmalarından vaz geçip anayasa değişiklikleri yoluyla (ör: Başkanlık sistemini koruyarak TBMM’nin yetkilerini arttırmak) barış da ilan edebilir.

Belki de Erdoğan, yerine birini -Abdullah Gül- geçirip seçimden de çekilebilir. Ya da, aklımıza gelmeyen, değişik, orta yollar mı bulunur, şimdiden kestirmek çok mümkün değil. Ama önümüzdeki seçime kadar olan süreç, bunun denemeleriyle dolu olacaktır.

Kamuoyuna yansıyan bazı bilgiler sağ muhalefetin, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin, Millet ittifakı’ndan ayrılması halinde bunun nelere yol açacağını bildiğini gösteriyor. Örneğin, Mustafa Kamalak’ın, geçtiğimiz haziran ayında  ‘’Saadet Cumhur ittifakına girerse, Türkiye iki keskin kampa bölünür. Ülke için felaket olur’’ dediğine dikkat çekmek isterim. Ciddi ve arka planı olan bu uyarıyı, İYİ Parti başta olmak üzere herkesin doğru okuması gerektiği kanaatindeyim. 

Eğer rejim, sadece sağ kulvardan ilerleyen bir rotada olacaksa, Kürtler ve Aleviler sistem dışına itilirse,  kısa süre sonra toplumsal ve siyasal çatışma ihtimali oldukça yükselecektir.

Tabiki, Ankara’da neler konuşuluyor tam olarak bilmek pek mümkün değil. Dolayısıyla varsayımsal konuşuyoruz. Ama nasıl işletilirse işletilsin, Erdoğan’sız döneme geçmek, asla kolay olmayacaktır.  Kamuoyu yoklamalarına göre Cumhuriyete,  ‘’90 yıllık reklam arası’’ diyenlerin, 20 yıllık reklam arası olmak üzereler.

Patron mutlu son istiyorsa, bir dönem kapanacaksa, Erdoğan’ı kurtaracak can simidi şimdiden hazır aslında.  Sağlık sebepleriyle -olabilse İngiltere’de-  huzur içerisinde emeklilik…

Bu yazıyı yazarken nedendir bilmem, içimden bir ses sürekli,  ‘Tanrı Kürdü korusun’ diyordu. Bende, içimdeki sese uyuyorum, Tanrı Kürdü korusun diyorum…

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved