Tayvan Kürdistan’a Ne Kadar Benziyor?
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Ayşe ALTÜRK

Tayvan Kürdistan’a Ne Kadar Benziyor?

Ayşe ALTÜRK

Çin, Amerika Birleşik Devletleri'nin Afganistan'dan çekilmesi üzerine Tayvan'a "ABD'ye güvenip bağımsızlık hayali kurmayın, Afganistan'dan ders çıkarın" diye parmak salladı.

Çin Komünist Partisi'nin yayın organındaki bir başyazıda "Tayvan'da çıkabilecek bir çatışmada Amerikan askerlerinin adayı yüzüstü bırakacağı" ima edildi.

Çin ordusunun Tayvan'a sık sık diş bilemesine alışmıştık. Amerikalı generallerden de "Askeri bir istila çoğu insanın düşündüğünden daha yakın, Çin böyle bir şey yaparsa bu sadece Tayvan için değil, tüm dünya için dramatik sonuçlar doğurabilir" türünden açıklamalar duyardık.

Yine de ABD ordusunun Tayvan'ı savunup savunmayacağı ve Çin ile silahlı bir çatışmaya girip girmeyeceği zihinleri hep meşgul eden bir soru.

Yakın zamanlarda Tayvan'ın hava savunma bölgesinde her zamankinden daha fazla Çin savaş uçağı uçtu.

Çin ordusunun Tayvan yakınlarındaki tatbikatları arttı ve Çin anakarasını Tayvan'dan ayıran boğazda, Çin savaş gemileri giderek daha fazla hedef alındı.

Çin'in askeri güçlerini esnettiği aşikâr ve bir sonraki adımın Tayvan'ı askeri olarak işgal etmek olduğu dönem dönem gündeme geliyor.

Hint-Pasifik bölgesindeki ABD kuvvetlerinin başkomutanı Phil Davidson, bu yıl mart ayında Kongre'de "Tehdidin birkaç yıl içinde kendini gösterebileceğini düşünüyorum" dedi.

Davidson'nın yerine geçen John Aquilino, "Çin'in güç kullanımı çoğu insanın düşündüğünden çok daha yakın" demişti.

Çin Komünist Partisi, 1949'daki iç savaşı kaybeden Çan Kay Şek liderliğindeki milliyetçi güçlerin Tayvana kaçmasından bu yana, Tayvan'ın Çin'e ait olduğunu iddia ediyor.

Bugünkü Çin lideri Xi Jinping'in, Tayvan'la barışçıl yollardan birleşme gibi bir hayali var. Ancak Tayvan modern bir demokrasiye dönüştükçe, bu hayaller giderek daha karmaşık hale geliyor.

Adanın büyük çoğunluğu kendini "Çinli gibi" hissetmiyor. Kendi kimliklerine sahipler ve kültürel olarak Çin'den giderek uzaklaşıyorlar. Özgür seçimler ve ifade özgürlüğü var.

Çin'in kontrolünde olan Hong Kong'daki aktivistler, hapsedilmekten korktukları için Tayvan'a kaçıyorlar.

Yani, Çin'in Hong Kong üzerindeki kontrolü arttıkça, Tayvan ile Çin arasındaki uçurumu derinleştiriyor.

Bu durum, "tek ülke, iki sistem" kavramına yapılabilecek en kötü reklam.

Geçen yıl yapılan bir kamuoyu araştırması, Tayvanlıların üçte ikisinin kendisini yalnızca "Tayvanlı olarak" tanımladığını gösterdi, adalıların sadece yüzde 4'ü kendilerine "Çinli" dedi.

Ayrıca, Tayvan'ın statüsü belirsiz, en hafif deyimle tam bir muamma. Dünyada az sayıda ülke Tayvan'ı diplomatik olarak tanıyor.

Bunun sonucu olarak Tayvan, BM ve Dünya Sağlık Örgütü ve benzeri diğer uluslararası kuruluşlardan dışlanıyor.

Çin dünya için Tayvan'ın resmi adı olan Çin Cumhuriyeti değil, Çin Halk Cumhuriyeti olarak adlandırılıyor.

Amerika Birleşik Devletleri birçok alanda Çin Halk Cumhuriyeti ile iç içeyken, 'Çin Cumhuriyeti'ne öz savunmasını güçlendirmek için silah sağlama sözü veriyor türü paradoksları çoğaltmak mümkün.

Bu durumda, Tayvan saldırıya uğrarsa, ABD birliklerinin adayı savunup savunmayacağı merak ediliyor.

ABD'nin Tayvan'ı kurtarmaya gelip gelemeyeceğinden emin değiliz. Çünkü, 'kazın ayağına göre' Amerika Birleşik Devletleri'nin iç politikada ciddi sorunlarla boğuşurken Tayvan'ı savunmak için büyük riskler alıp finansal kaynaklarını kullanıp kullanmayacağı büyük bir soru işareti.

Öte yandan; Çin Cumhuriyeti'nin, Çin Halk Cumhuriyet'i tarafından işgal edilmesi ABD'yi bölgedeki etkisini kaybetme riski ile karşı karşıya bırakır.

Bir de dünyanın geri kalanı, Tayvan gibi gelişmiş bir demokrasinin imdadına yetişmezse, Amerika Birleşik Devletleri iddia edildiği gibi lafta da olsa, 'dünya lideri' olarak görülür mü?

Ayrıca, Çin'in Kurtuluş Ordusu her zamankinden daha donanımlı. Silahlı kuvvetler için muazzam kaynaklar ayrılıyor, silahlanma son sürat devam.

Çin son beş yılda 90 yeni savaş gemisi ve denizaltı tanıttı. Bu rakam ABD'nin tüm bölgede sahip olduklarından daha fazla.

Çin'in; Japonya, Güney Kore ve Guam'daki Tayvan ve ABD deniz üslerine ulaşabilen füzeleri var.

Tayvan'a saldırının simüle edildiği savaş oyunlarında ABD artık kaybetmeye başladı.

Ancak, Çin'de de askeri saldırı düşüncesinin kuvvetle muhtemel bir faturası olur. Çin Komünist Partisi'nin 100. Yıldönümü kutlama görkemi, sadece Çin'in zenginleşmesine değil, aynı zamanda istikrarına da dayanıyor.

'Asker tabutları' taşınan bir savaş hem ekonomiyi hem de istikrarı tehlikeye atma riski taşır.

Diğer taraftan kısa bir kıyı şeridine sahip dağlık Tayvan'ı işgal etmek de ayrıca riskli bir askeri meydan okumadır.

Birçok gözlemcinin hemfikir olduğu üzere işin bir de acele boyutu var; yeniden birleşme hedefine ulaşacağına inanan veya böyle bir şeyin kendisine kısmet olmasını arzulayan 67 yaşındaki Çin lideri Xi Jinping'in acelesi var.

Xi Jinping, 2019'daki Yeni Yıl Konuşmasında, Tayvan ile yeniden birleşmeyi Çin'in önde gelen bir süper güç olma hedefiyle ilişkilendirdi. Bunun nesilden nesile ertelenecek bir mesele olmadığını vurguladı.

Dolayısıyla ABD'nin, diğer faktörlerin yanı sıra müttefikleriyle güçlü bağları olduğunu kanıtlayarak Çin'i Tayvan'a saldırmaktan caydırma diye bir meselesi var gibi.

ABD ve Japon savunma bakanlarının yakın zamanda çıkıp Tai adasında askeri bir çatışma olması durumunda birlikte çalışacaklarını açıklamaları buna iyi bir örnek.

Joe Biden, o ara ABD'nin Tayvan'a verdiği desteğin çok sağlam olduğunu söyledi. Gerçi Joe Biden'ın sağlamlık köprülerinin altından çok sular akmış durumda.

Yine de ABD bunu ortaya koymak için Güney Çin Denizi'nde uçuş tatbikatları gerçekleştiriyor.

Tsai Ing-wen Tayvan'a başkan olduğundan beri Çin'de Tayvan'a karşı duyulan memnuniyetsizlik arttı. Başkan, geçen yıl genellikle Çin'i eleştiren mesajları sayesinde yeniden seçildi ve Pekin'i rahatsız edecek şekilde ABD ile yakın ilişkiler kurdu.

Tayvan'ın savunma bütçesini ve askeri teçhizatın yerli üretimini artırdı. Aynı zamanda, sürekli bir denge politikası izlemek zorunda olduğunu da görüyoruz. Eğer amaç gerçekten bağımsız bir Tayvan olsaydı, Çin'in tepkisi anında gelir ve de çok sert olurdu.

Barışçıl bir birleşmenin şansı nedir?

Çin bu fikrinden asla vazgeçmedi. Rejim, havuç ve sopa yöntemiyle Tayvan'a baskı yapmaya çalışıyor.

Çin'in büyük Pazar olması bu politikanın odak merkezinde. Ondan dolayı: Pazar ya da ceza, Tayvan'ın tepesinde Demokles'in kılıcı gibi duruyor.

Örneğin: Kısa bir süre önce Çin, Tayvan'dan gelen tüm ananas ithalatını engelledi. Çin pazarı, Tayvan için ihracatın yüzde 90'ından fazlasını oluşturuyor.

Ancak bu operasyon başarısız kaldı ve Tayvan ablukadan güçlü bir şekilde çıktı.

Başkan Tsai Ing-wen, halka ananas almaları çağrısında bulundu, sosyal medyada ABD ve Kanada tarafından desteklenen bir kampanya başlatıldı. İnsanlar Tayvan'dan ananas aldıkları fotoğrafları yayınladılar. Bu tam bir halkla ilişkiler zaferi oldu.

Bir başka Çin taktiği de gri bölge operasyonlarıdır. Yani Çin, gözdağı vermenin bir yolu olarak askeri gücünü Tayvan'a her zamankinden daha yakın tarzda 'burnunun dibinde' gösteriyor.

2020'de Çin savaş uçakları 380 kez neredeyse 'ses duvarını aşacak' şekilde Tayvan'ın hava savunma bölgesine girdi, bu tüm zamanların rekoruydu ve Tayvan'ın savunmasını yıpratmaya çalışma, halkı üzerinde psikolojik baskı kurma amacı taşıyordu.

Tayvan Savunma Bakanlığı, hava savunma bölgesine bu kadar yakın mesafeden girmenin çok yaygınlaştığını, artık her uçağı karşılama yerine, füzelerle takip etmeyi yeğlediklerini söyledi.

Siyasi gözlemciler: Çin'in bu tür kaos tohumları ekmekle, Tayvan'ı korkutmak, halkın ordusuna güvenini azaltmak, lojistik ve savunma kaynaklarını aşındırmakla aslında toplumu kendinden uzaklaştırdığını: Çin'in bu şekilde Tayvan'ı uzun vadede asla kazanamayacağını, artan askeri baskının, Tayvan'da Çin'e karşı korku değil amacın aksine sadece daha fazla nefret yarattığını söylüyorlar.

The Economist dergisi, bundan kısa bir süre önce Tayvan'ı "dünyadaki en tehlikeli yer" olarak nitelendirdi.

Bu tür başlıklar Tayvan sakinleri arasında karşılık bulmuyor, çünkü çoğunluk Tayvan'ın Çin'e karşı bir savaş kazanacağına inanmıyor, o yüzden de "Neden korkuyorsunuz" diye merak ediyorlar!

Yazının başlığını da ne ben söyledim ne de siz duydunuz…

ABD ile Çin Tayvan'da pekâlâ Pasifik'te kozlarını paylaşabilir.

Ayrıca şu çok kutuplu, ısınan ve iklimi değişen dünyada: ABD ile Rusya, Kuzey Kutbu'nda buzlar eridikçe yeni ticaret yolları için karşı karşıya gelip çatışabilir. Yıllardır kutuplara yığılan askeri güç ve yapılan devasa tatbikatlara pek bakan yok.

Kürtler: "Derdê feqîran nan e, derdê axa, kêf û dîlan e" derler.

Bize de "Çavê li deriya xwelî li seriya!" demek düşer.

Biraz bellek bilgisi:

Tayvan'ın nüfusu 23,6 milyon.

Başkenti Taipei.

Çinli milliyetçiler, Çin'deki Komünistlere karşı iç savaşı kaybettikten sonra 1949'da Tayvan'da iktidarı ele geçirdiler.

Çin o zamandan beri, Tayvan'ın kendi eyaletlerinden biri olduğunu iddia ediyor.

Nüfusun yüzde 98'i Çinli, bunun yaklaşık onda biri anakara Çinli. Çoğunluk kendini Çinli değil, Tayvanlı olarak tanımlıyor.

Tayvan, BM kurucu üyelerindendir. 1971 yılına kadar BM Güvenlik Konseyi de dahil olmak üzere Çin'in yerine sahipti.

O tarihten sonra, Tayvan'ı oluşturan adalar diplomatik olarak izole edildi.

Tayvan, ülkeyi anakaradaki sosyalist ülke, Çin Halk Cumhuriyeti'nden ayırmak için genellikle Çin Cumhuriyeti olarak adlandırıyor.

Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan'ı resmi olarak tanıyan ülkelere ambargo uyguluyor.

 

 

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved