İSMAİL BEŞİKÇİ ÜZERİNE - 3
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
İbrahim Gürbüz

İSMAİL BEŞİKÇİ ÜZERİNE - 3

İbrahim Gürbüz

EHMEDÊ XANÎ VE İSMAİL BEŞİKÇİ

İsmail Beşikçi’nin, Kemalizm’in bütün tezlerini ve resmî ideoloji kavramını Kürd ulusu üzerinden yorumlayarak bilim yöntemiyle çürütmesi Kürd akademisyenleri tarafından değerlendirilip üzerinde çalışılmalıdır.

İsmail Beşikçi, Kürd siyasetçilerinin zaman zaman çeşitli ortamlarda “biz bölücü değiliz” söylemlerine şiddetle tepki göstermesi ve “Bölünen sensin parçalanan ve paylaşılan senin ülken ve sen kendine bölücü değilim diyorsun.” diyerek şiddetle eleştirmesi ve bunu kendine dert edinmesi yüksek ahlak kavramıyla ifade edilebilir. İsmail Beşikçi’nin birçok somut olay karşısında gösterdiği tavır ve hakikati savunmadaki hassasiyeti, bilime bağlılığının yanı sıra vicdan ve yüksek ahlak kavramlarıyla izah edilebilir.

Son olarak büyük filozof Ehmedê Xanî ile İsmail Beşikçi’nin ortak yanlarını belirtmek yararlı olacaktır. Ehmedê Xanî olgusunun anlaşılabilmesi için toplumlar tarihinde rol almış ve toplumları millet yapan şairlerden, edebiyatçılardan ve düşünürlerden bazılarını hatırlatmak yararlı olacaktır.

Bazı filozoflar ve şairler vardır ki kendi toplumlarının millet olmasının temelini oluştururlar. Örneğin Homeros Yunan milletinin varoluş destanını yazdı. Yazdığı İlyada ve Odysseia destanı Yunan toplumuna hayat verdi. Antik Çağ’da yaşamış ozan Homeros, yazdığı İlyada ve Odysseia destanları dünyada Batı edebiyatının ilk büyük eseri kabul edilir.

Firdevsi Fars edebiyatının en büyük şairidir. Yazdığı atmış bin beyitten oluşan Şehname adlı eseriyle Fars milletinin köklerini oluşturdu. Fars toplumu ve kültürünün sağlam temeller üzerine oturması için Firdevsi, Şehname’yi yazarak Fars toplumunu ayağa kaldırdı.

William Shakespeare İngiliz edebiyatının en büyük ulusal şairidir. Homeros Yunan toplumu için ne ifade ediyorsa, Firdevsi Fars toplumu için ne ifade ediyorsa William Shakespeare de İngilizler ve İngiliz edebiyatı için aynı şeyi ifade eder. Willam Shakespeare yazdığı “Romeo - Juliet” ve “Hamlet” oyunlarıyla İngiliz toplumunu millet yapmıştır. Görüldüğü gibi toplumları tarihsel kökleriyle buluşturup kültürel inşasını oluşturanlar şairler, düşünürler, edebiyatçılar ve yarattıkları şaheserleridir.

Büyük filozof, edebiyatçı, şair, sosyolog, eğitimci, felsefeci ve İslam tasavvuf alimi Ehmedê Xanî 1650 ile 1707 yılları arasında yaşamıştır. Ehmedê Xanî Arapça, Farsça, Osmanlıcanın yanı sıra Kürd dili uzmanı ve eğitimcisidir. Felsefe tarihi, Kürd edebiyatı, Kürd tarihi, Kürd folkloru ve dinler tarihi üzerinde uzman bir düşünürdür. Antik Yunan filozoflarından Homeros, Aristoteles ve Platon’dan etkilenmiştir. Ayrıca Farabi, Ali Hariri, Firdevsi, Ömer Hayyam, Yunus Emre, Melayê Cizîrî, Feqiyê Teyran gibi pek çok şairden ve düşünürden etkilenmiştir. İngilizler için William Shakespeare, Farslar için Firdevsi, Yunanlılar için Homeros ne ise Kürdler için Ehmedê Xanî odur.

Ehmedê Xanî , Meme Alan destanından esinlenerek yazdığı Mem û Zîn adlı eseri bir Kürd şaheseri olarak dünya klasikleri arasında yer almıştır. Bu eser, ari ve sade Kürdçe ile yazılmış bir edebiyat ve kültür şaheserimizdir. Mem û Zîn eseriyle Kürdün Kürdistan’a hasretini iki aşık üzerinden betimlenerek yazılmıştır. Ehmedê Xanî bu eseriyle henüz dünyada ortaya çıkmamış bir olgu olan Kürd milliyetçiliğini başka halklara düşmanlık içermeyen bir formatta işlemiş ve Kürdlerde milli bilinci geliştirmeye çalışmıştır. Kürdlerin millet olmasının temellerini atmıştır. Bu nedenle Ehmedê Xanî Kürdlerin Homeros’u, William Shakespeare’i ve Firdevsi’sidir. Kürd milletini milli bilinçle ayağa kaldırmak ve devlet sahibi olması için feryat etmiştir. Kürdler arasında birliğin ve ittifakın oluşması için, eğitim, felsefe, şiir, din ve edebiyat gibi birçok enstrümanı eserlerinde kullanmıştır.

Ehmedê Xanî, kılıç zoruyla ülke ve millet yaratan barbar toplumlar devlet sahibi olurken zengin kültür hazinesine sahip Kürdlerin devletsiz olmalarını, hazmedememiştir.

Filozof Ehmedê Xanî’nin ortaya çıkışı Kürdistan ve Ortadoğu’nun içinde bulunduğu konjonktürel durumundandır. Kürdistan, 1639 tarihinde ilk kez Osmanlı ve Safevi devletleri tarafından bölündü ve parçalandı. İki sömürgeci devlet, Kürd toplumunun toplumsal dokusunu tahrip ederek nefessiz bırakmışlardı. Bu tarihlerde dünyaya gelen Ehmedê Xanî, bu iç ve dış koşullardan oldukça elem ve ıstırap duydu. Kürdlerin içinde olduğu koşullar Ehmedê Xanî’yi derinden etkiledi. Kendi halkına baktığında, büyük kültürel zenginliği gördü. Türk ve Acem egemenliği altında olmayı kabul etmeyerek Kürdlerin de bir hükümdarının ve devletinin olmasını istedi. Bu duygu ve düşüncelerini Kürdçe şiirlerinde edebi bir üslupla ifade etti.

Dünya tarihine baktığımızda, en zor koşullarda büyük düşünürlerin ortaya çıktığını görürüz. Karl Marx, Frederich Engels, Ehmedê Xanî, Firdevsi zor koşullarda ortaya çıkan düşünürlerdendi.

Ehmedê Xanî Kürd toplumunun nefessiz kaldığı koşullarda Mem û Zîn eserini yazarak Kürd toplumuna ulus olma ufkunu açmıştır.

Ehmedê Xanî ve İsmail Beşikçi arasında ortak noktaları belirlemeden önce İsmail Beşikçi’nin ortaya çıkışı ile ilgili birkaç söz söylemek istiyorum. İsmail Beşikçi 1950’li yıllarda orta öğrenim ve üniversiteyi okumaktadır. Siyasal iktidarda Demokrat parti vardır. Başbakan Adnan Menderestir. Ancak Türk siyasal sisteminin temel ideolojisi Kemalizm’dir.

Türk siyasal sisteminin DNA’sını oluşturan çift sarmal yapıdan biri Türkçülük, diğeri Suni İslamcılıktır. (Dr. Yusuf Kenan) Bu iki öğeden bazen biri öne çıkar bazen diğeri. Bu iki öğeden Türkçülüğün esas işlevi Kürdlerin Türklüğe asimilasyonudur. Bu görevi Türk Milli Eğitim bakanlığı ve diğer kültür kurumları üstlenmiştir. Diğer öğe olan Suni İslamcılığın işlevi ise Alevilik inancını Suni İslamcılığa asimile etmektir. Bu görevi de Türk Diyanet İşleri Başkanlığı üstlenmiştir. Mustafa Kemal ve İsmet İnönü döneminde Türkçülük ön plana çıkarken, bazı dönemlerde özellikle son Recep Tayyip Erdoğan döneminde Müslümanlık öne çıkmıştır. Ancak özde değişen hiçbir şey yoktur. Her dönemde Türk düşüncesi anti-Kürddür.

İsmail Beşikçi bu istibdat döneminde öğrenim hayatını sürdürmektedir. Üniversitede bilim ve bilim yöntemi kavramları üzerinde yoğunlaşır. Siyasal bilgilerde okuması ve daha sonrada sosyoloji bölümüne girmesi düşün dünyasını zenginleştirmiştir. Öğrendiği genel evrensel doğruların sosyal hayata geçmesi noktasında kafa yorar, sorular sorar ve sorgulamalar yapar. Çok meraklıdır. Bilimin en temel unsurlarından biri merak diğeri ise şüphedir. Merak ve kuşku onu hakikat arayışına sürükler. Hesapsızdır. Sadece bilimin kavramlarıyla sorularına cevap aramaktadır. Türk Üniversiteleri devletin resmî ideolojisinin adeta bir birimi gibi çalışmaktadırlar. İsmail Beşikçi’nin meraklı sorularına sessizlikle cevap verilmesi tabulara dokunulmaması noktasındaki telkinler onu daha da araştırmalara yöneltir.

İsmail Beşikçi, bu karanlık dönemde Türk üniversitelerinin sefaleti içinden doğar. Bilim hakikat arayışıdır. Bilim karşıtı ve hakikatin üstünü örten resmî ideolojinin talimatlarıyla ve yanlışı doğru gibi göstermeye çalışan Türk üniversiteleri gerçeği olmasaydı İsmail Beşikçi de olmayacaktı. Türk siyasal sisteminin bir parçası olan ve tabulara dokunulmamasını öğütleyen “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” Diyen bir düşünce sistemini esas alan Türk üniversiteleri olmasaydı evet İsmail Beşikçi de olmayacaktı. İsmail Beşikçi bu karanlık dönemde ortaya çıkmış Türk üniversitelerinin reddiyesidir. Bu koşullar onu yaratmıştır. Tıpkı Sokrates’i, Miguel Servetus’u, Bruno’yu, Ehmedê Xanî’yi ve Firdevsi’yi yaratan koşullar gibi.

İsmail Beşikçi ile Ehmedê Xanî’nin ortaklaştığı değerleri şöyle sıralayabiliriz:

1. A) -Her iki düşünürün eserlerinde Kürdlerin Kürdçe’ye önem vermeleri, hayatın her alanında Kürdçe konuşmaları ve öğrenmeleri konusunda ısrarcı olduklarını görüyoruz.

B)- Kürd kültür, sanat ve edebiyatının Kürdlerin millet olmasının esasını oluşturduğunu bu nedenle sahiplenilmesini ve önem verilmesini hem Ehmedê Xanî’nin hem de İsmail Beşikçi’nin külliyatında bu konunun sıklıkla işlendiğini biliyoruz.

C)- Kürdlerin vatanlarını, toprağını, doğasını sevmesi için her iki düşünürün eserlerinde ve makalelerinde sürekli telkinde bulundukları sır değildir.

D)-Büyük filozof Ehmedê Xanî ve gerçeğin elçisi bilim insanı İsmail Beşikçi kitaplarında, makalelerinde, konferanslarında Kürdistan coğrafyasının dağlarıyla, ağaçlarıyla, hayvanlarıyla, börtü böceğiyle korunmasını ve sahiplenilmesini öğütlerler. İsmail Beşikçi ile yaptığım seyahatlerde buna defalarca şahit oldum.

E)-400 yıl önce dünyada henüz millet olgusu yokken Ehmedê Xanî, Mem û Zîn’de Kürdlerin milli bilincinin geliştirilmesi için asırlardır canlılığını koruyan şiirleriyle betimlemeler yapar. Yazdığı eserler Kürd milliyetçiliğinin temellerini oluşturur. İsmail Beşikçi de külliyatının birçok eserinde döne döne Kürdlerde milli bilincin eksik olduğunu ve Kürdlerin milliyetçi olmaları gerektiğini anlatır.

F)-Ehmedê Xanî’nin, Antik Yunan felsefesinin kurucusu Sokrates ile ahlak, fazilet ve eğitim alanlarında benzeştiklerini görüyoruz. Ehmedê Xanî de Sokrates ve Bezüizaman Said-i Kurdi gibi “Cehaletin insanlık için en büyük kötülük “olduğunu söyler ve Kürdlerin eğitilmesi ve bilgiyle donatılmasını ister. Kürdlerin bilimde, kültürde ve eğitimde yoğunlaşmasını ister. Çocuklar için yazdığı Nûbihara Piçûkan divanı çok önemlidir.

İsmail Beşikçi de eserlerinde ve şahit olduğum birçok konferansında bilime en çok Kürdlerin ihtiyacı olduğunun altını çizer. Kürd gençlerinin kendi tarihlerini, sosyolojilerini, kültürlerini araştırmalarını öğütler. 63 yıldır biriktirdiği kütüphanesini, bütün eserlerini ve bütün maddi varlığını Kürd gençlerine armağan etmesi bundandır.

G)-Filozof Ehmedê Xanî, divanında Kürd mir ve beylerine ittifak konusunda seslenir. Ortadoğu’da ve Avrupa’da feodal beyler en güçlü feodal bey etrafında toplanarak devletlerini kurdular. Ancak Kürd sosyolojisinde bu gerçekleşmedi. Gerek Kürdistan’ın bölünmüş ve parçalanmış olması gerek bölge devletlerinin çıkarları gerekse Kürd mir ve beylerinin kendi aşiret çıkarlarını öne almaları, Osmanlı ve İran egemen devletlerine biat edip kendi aralarında ki güçlü bir beye biat etmemeleri devletleşmeyi engelleyen etmenlerdir. Ehmedê Xanî bu duruma isyan eder Kürd beylerine ve mirlerine şöyle seslenir; (Kürdçe yazılmış şiirin tercümesidir.)

“Eğer birlik ve beraberlik içinde olsaydık

Birbirimize uyup ittifakımızı kursaydık

Tamamıyla Romlar, Araplar ve Farslar

Hepsi bizim için hizmetçi olacaktılar

O zaman tamamlardık dini ve devleti

Elde edecektik hem ilmi hem hikmeti

Sözler ayıklanır ve elenirdi

Kemal sahipleri belirlenirdi.”

Ehmedê Xanî eserlerinde Kürd ileri gelenlerini eleştirir ancak Kürd halkından övgüyle bahseder.

İsmail Beşikçi de, eserlerinde Kürdler arası birlik ve ittifakın önemine vurgu yapar. Beşikçi literatürünün en önemli kavramlarından “Yüksek Kürd Bilinci” kavramı tamamen Kürd ittifakıyla alakalıdır. Külliyatının en önemli eserlerinden olan ‘’Yüksek Kürd Bilinci’’ adlı eserinde Kürdler arası ittifakın önemini “Kürd Kürde taviz verirse Kürd büyür, Kürdistan büyür. Aksi halde Kürdlerin düşmanları büyür.” veciz sözüyle ifade eder. Kürd ittifakını en özlü ve felsefi olarak betimleyen bu söz Kürdlerin hiç akıldan çıkarmamaları gereken bir atasözü gibi içselleştirilmeli ve özümsenmelidir. Görüldüğü gibi, Ehmedê Xanî ve İsmail Beşikçi Kürd ittifakı için çok emek vermişlerdir.

H)- Son olarak Kürdlerin devletleşmesi için Ehmedê Xanî ile İsmail Beşikçi konuya ilişkin sözleriyle noktalayalım. Ehmedê Xanî içinde yaşadığı çağda iki devlet arasında kalan Kürdlerin yaşadığı trajedinin ve talihsizliğin son bulması için kurtuluşun Kürdlerin bir devlete sahip olması ile mümkün olabileceğine inanmıştır. Bu duygu ve düşüncelerini, ittifak çağrısında olduğu gibi devlet çağrısında da haykırmaktadır. Ehmedê Xanî gelecek kuşaklara Kürdlerin ulus olmasının ve devlet olmasının klasiğini bu şiirde özetleyerek en büyük mirası bırakmıştır.

“Eğer biz Kürdlerin bir padişahı olsaydı

Ve Allah o padişaha bir taç layık bulsaydı

O padişaha tayin edilmiş olsaydı bir taht

O zaman açılacaktı bize yepyeni bir baht

Eğer olsaydı o padişahın giyeceği bir taç

O zaman biz de görecektik revaç

*****

O zaman bize galip gelmezdi bu Romlar

Olmazdık baykuşun konduğu yıkıntılar

Olmazdık başkasının yönettiği miskinler

Ve Farslara yenilip emrine girenler.”

İsmail Beşikçi literatürünün esasını, 20. yüzyılın başında bölünmüş, parçalanmış ve paylaşılmış Kürdistan’ın devlet olma hakkının gasp edilmesi oluşturur. Birçok eser ve makalesinde “On bin nüfuslu halkların devleti var, niye elli milyonu aşkın Kürdlerin devleti yok?” diye sorar ve Uluslararası Anti-Kürd Nizam’ın Kürdlerin devlet olma hakkını engellediğini, bunun en büyük adaletsizlik, hukuksuzluk ve hak gaspı olduğunu söyler. Bu sorgulamayı, mevcut Kürd siyasetçilerinden fazla yapmaktadır. Bu konudaki düşüncelerini herhangi bir korku ve endişe duymaksızın açık yüreklilikle bütün dünyaya haykırmaktadır.

İsmail Beşikçi Kürdlerin ve Kürdistan’ın kendi geleceğini tayin hakkı tezini Kürd sosyolojisi özelinde kuramlaştırmanın yanı sıra bunu eylemsel düzleme de taşımıştır. Bu bağlamda kendisi, kuram ve eylemi birlikte yürüten bir bilim insanıdır. Güney Kürdistan Bağımsızlık Referandumu sırasında birçok konferansa ve etkinliğe bizlerden çok katılma isteği ile bizden çok coşkulu hissetmesi bunun göstergesidir. Yukarıda sıraladığım olgulardan anlaşıldığı üzere Ehmedê Xanî ile İsmail Beşikçi’nin ortak yanları Kürdlerin bir statüye sahip olmaları üzerinedir. Ortak yanlar daha da uzatılabilir.

DEVAM EDECEK...

İSMAİL BEŞİKÇİ ÜZERİNE - 1

İSMAİL BEŞİKÇİ ÜZERİNE - 2

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved