Barolardan Konya katliamı açıklaması: Irkçı saldırıların failleri cezasızlıktan güç alıyor
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x

Barolardan Konya katliamı açıklaması: Irkçı saldırıların failleri cezasızlıktan güç alıyor

Fotoğraf: DHA

BasNews- Konya’nın Meram ilçesinde Dedeoğulları ailesinden 7 kişinin katledilmesine ilişkin Diyarbakır Barosu, Urfa Barosu, Van Baro Başkanı, Mardin Baro Başkanı, Batman Baro Başkanı, Şırnak Baro Başkanı, Bingöl Baro Başkanı Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) açıklama yaptı.

Feyzioğlu: Konya’daki katliam her yönüyle incelenmeli

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu saldırıya ilişkin yazılı yaptığı açıklamada şu ifadeyi kullandı: “Olay vahimdir. Öldürülen vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz.  Basında ve sosyal medyada çıkan bazı haberlerde ifade edildiği üzere, katledilen ailenin önceki günlerde can güvenliklerinin tehlikede olması sebebiyle yetkili makamlardan yardım isteyip istemedikleri konusunda kamuoyu bilgilendirilmelidir. Yetkili makamların açıklamalarına göre olayın sebebi, iki aile arasında yıllar önce başlayan bir uyuşmazlıktır. Ancak katliamın arkasında etnik kimlik veya başka bir ideolojik sebebin bulunup bulunmadığı konusu ayrıntılı olarak incelenmelidir. Sonuçlar kamuoyuyla gerekçeleriyle birlikte bir an önce paylaşılmalıdır. Yeterli ve çok boyutlu araştırmalar yapılmadan sonuca ulaşan aceleci açıklamalardan kaçınılmalıdır. Provokasyonları önlemenin yolu konunun her açıdan soruşturulacağı konusunda güvence vermek ve en önemli kamu yönetimi ilkelerinden olan şeffaflığı hayata geçirmektir. Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezimiz, Konya Baromuzla birlikte süreci yakından takip edecektir.”

Urfa Barosu: Irkçı saldırı ve saldırganlar güçlerini cezasızlık politikasından almaktadırlar

Urfa Barosu’ndan yapılan açıklamada Mayıs ayında Mersin’de Erbilli Kürt aileye yönelik yapılan ırkçı saldırı da hatırlatılarak şöyle dendi: “12 Mayıs 2021 tarihinde katledilen Dedeoğlu ailesi 50-60 kişinin ırkçı saldırısına uğramıştı.

13 Mayıs 2021 tarihinde Mersin ilinde Erbilli Kürt aileye Kürt kimliğinden dolayı saldırı gerçekleşmiş ve aile darp edilmiştir. Kürtlere karşı yapılan saldırıların artması sebebi ile 14.05.2021 tarihinde baromuzca yapılan saldırıların nefret suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve soruşturma makamlarının olaya sıradan bir saldırı olarak yaklaşmamaları yönünde açıklama yapılmıştır.    

15 Baro tarafından 23 Temmuz 2021 tarihli açıklama ile içerisinde katledilen Dedeoğlu ailesinin de bulunduğu artan ırkçı saldırılara dikkat çekilerek Kürt kimliğine ve diline yönelik saldırılar karşısında kolluk güçlerinin güvenlik önlemleri hususunda zafiyet göstermesi ve etkin yargısal faaliyette bulunulmaması ırkçı saldırıların ortaya çıkmasının başlıca nedeni olarak gösterilmiştir.

‘Irkçı saldırı ve saldırganlar güçlerini cezasızlık politikasından almaktadırlar’

Irkçı saldırı ve saldırganlar güçlerini cezasızlık politikasından almaktadırlar. Yargı uygulayıcılarının kendilerini, devleti ve çoğu zaman kamu görevlisi olan failleri korumakla görevli görmeleri bu tür insan hakları ihlallerinin cezasız kalması sonucunu doğurmaktadır. Nitekim bu anlayışın tezahürü olarak kamuoyunda Gül Kitabevi davası olarak bilinen 8 Eylül 2015’te Kırşehir’de Gül Kitabevi’nin de bulunduğu 20’den fazla dükkânın yakılıp yağmalandığı dava 9 Temmuz 2021’de sonuçlanmış, 86 kişinin tutuksuz olarak yargılandığı davada mahkeme 86 sanık hakkında ‘mala zarar verme’ ve ‘kasten yaralama’ suçlarından hüküm kurmuştur.

Yaşanan bu olayların münferit ve adli olaylar olarak görülmemesi yönündeki söylemlerimizi tekrarlıyor, şiddet dili ve politikaları ve bu tür suçlara karşı cezasızlık politikasına son verilmesi gerektiğini bir kez daha yineliyoruz.

Urfa Barosu olarak, saldırıda katledilen aile fertlerine Allah’tan rahmet geride kalanlara başsağlığı diliyoruz. Irkçı saldırının sorumlularının hiçbir tereddütte yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılarak cezalandırılmasını ve davanın takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.”

Diyarbakır Barosu: Şiddet dili saldırıya doğrudan tesir etti

Diyarbakır Barosu, şiddet dilinin Konya’daki saldırıya doğrudan tesir ettiğini belirterek, “Bu saldırılara zemin hazırlayan, toplumsal barışı zedeleyen ve çatışmayı körükleyen uygulamaları ve politikaları reddediyoruz” ifadesini kullandı. Baronun açıklaması şöyle:  “15 Baro tarafından son süreçte Kürt kimliğine yönelik sıklıkla bu ve benzeri linç girişimine, nefret söylemine ve saldırılara maruz kalındığı, 23 Temmuz 2021 tarihli açıklama ile ifade edilmiş, önleyici tedbirlerin alınmasını ve etkin yargısal faaliyette bulunulması talep edilmiştir. Ancak, bir kısım medya kuruluşlarınca, açıklama yapan 15 Baro hedef haline getirilmiş ve olayın adli bir vaka olduğu iddia edilmiştir. Türkiye’deki genel ve ayrımcı adli pasifliğin, kasıtlı olmasa dahi, esas olarak ‘savunmasız bireyler’i etkilediği, yaygın ırkçı nefret söylemleri ile şiddet eylemlerinden anlaşılmaktadır. Süregelen bir şekilde, Kürt kimliğine yönelik nefret söylemi ve yaygınlaşan şiddet eylemlerinin münferit ve adli olaylar olarak görülmemesi gerekir. Şiddet dili ve ayrımcı politikalar, Kürt kimliğine yönelik saldırılar, kolluk güçlerinin güvenlik önlemlerinde yetersiz kalması, etkin yargısal faaliyette bulunulmaması nedeniyle, 12 Mayıs 2021 tarihinde yaşanan ırkçı saldırı serbest bırakılan faillerce tekrarlanmış ve aynı aileden 7 kişi katledilmiştir. Diyarbakır Barosu olarak, öncelikle katledilen aile fertlerine ilişkin Türkiye halklarına baş sağlığı dileklerimizi iletiyor, bu saldırılara zemin hazırlayan, toplumsal barışı zedeleyen ve çatışmayı körükleyen uygulamaları ve politikaları reddediyoruz! Irkçı saiklerle nefret suçu kapsamında işlenen suçların, kastı ve ihmali bulunan faillerin tespitiyle birlikte, etkin bir yargısal faaliyet yürütülerek cezalandırılmaları gerektiğini, davanın takipçisi olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Van Baro Başkanı: Katliamın faillerini hepimiz biliyoruz

Van Baro Başkanı Zülküf Uçar da Twitter hesabından şu açıklamayı yaptı: “Irkçı saldırıların sonucu gerçekleşen katliamın faillerini hepimiz biliyoruz! Manşet atıp hedef gösterenler, cezasızlık politikasından cesaret alanlar, şiddeti ve nefret dilini zavallı yaşamlarının bir parçası haline getirenler katliamın asıl sorumlularıdır.”

Batman Baro Başkanı: Katliamı engelleyemeyen Konya Valisi ve Konya Emniyet Müdürü istifa etmelidir

Batman Baro Başkanı Erkan Şenses de Twitter’dan konuya ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Maalesef 11 Temmuz’daki bu haberde yaralı halde fotoğrafları bulunan ve katledilmekten korktuklarını belirten tüm aile bireyleri bu akşam katledildi. Katliam göz göre gelmiş. Katliamı engelleyemeyen Konya Valisi ve Konya Emniyet Müdürü istifa etmelidir.”

Şırnak Baro Başkanı: Münferit vakalar olarak görmek gibi naif bir yaklaşım içerisinde olmayacağız!

Şırnak Baro Başkanı Rojhat Dilsiz de şu ifadeleri kullandı: “Bu saldırı ve katliamları sıradan ve münferit vakalar olarak görmek gibi naif bir yaklaşım içerisinde olmayacağız! Kürt kimliğine yönelik yaygın ve ırkçı saldırılara karşı güvenlik önlemlerinin yetersiz kalması, etkili bir soruşturmanın yürütülmemesi ve akabinde sürdürülen cezasızlık politikasından cesaret alan saldırganlar en nihayetinde 7 vatandaşımızı katletmişlerdir.”

Bingöl Baro Başkanı: Bu katliamın sorumlularından biri de tetikçi medyadır

Bingöl Baro Başkanı Ömer Faruk Hülakü de katliama ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Çok üzgünüz. Sözün bittiği yerdeyiz. Bu katliamın sorumlularından biri de; ‘insanlar ölmesin’ dediğimiz için baroları “KANDİL BARONLARI” manşetiyle hedef gösterip önceki saldırıyı yapan alçakları aklamaya çalışan tetikçi medyadır!”

Mardin Baro Başkanı: Irkçı saikleri gözden kaçırmaya çalışanlar bir sonraki saldırının azmettiricileridirler

Mardin Baro Başkanı İsmail Elik de Twitter’dan şu açıklamayı yaptı: “Hiç kuşku yok ki Konya’daki vahşeti bağ-bahçe, kedi-köpek kavgasıyla gerekçelendirip ırkçı saikleri gözden kaçırmaya çalışanlar bir sonraki saldırının azmettiricileridirler.”

Adana Barosu: Yedi yurttaşımız göz göre göre katledilmiştir

Adana Barosu da konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Konya’nın Meram ilçesinde aynı aileden yedi yurttaşımızın katledilmesini lanetliyoruz.

Katledilen aileye yönelik geçtiğimiz 12 Mayıs günü kalabalık bir grup tarafından taşlı, sopalı ve bıçaklı saldırı düzenlemiş, tutuklanan 7 kişiden 5'i serbest bırakılmıştı. Yapılan saldırının, saldırıya uğrayan ailenin Kürt kimliğinden kaynaklı olduğu ve saldırının toplumsal barışı tehdit edebileceği şeklindeki haberler basına ve kamuoyuna yansımış olmasına rağmen hiçbir tedbir alınmamış ve olayların devamı olarak dün gerçekleşen ikinci saldırıda aynı aileden yedi yurttaşımız göz göre göre katledilmiştir.

Bu katliamın temelinde cezasızlık, adli pasiflik ve nefret suçlarını işleyenlere karşı tarafgirlik politikası vardır. Son dönemde artan, etnik sebeplerle ve ırkçı bir saikle yapıldığı değerlendirilen olaylar nedeniyle 21 Temmuz tarihinde 15 Baro, yaşanan olaylara dikkat çekmek amacıyla bir açıklama yapmış fakat bu açıklama dikkate alınmak yerine Barolarımız yandaş medya eliyle terörize edilmiştir. 25 Temmuz tarihinde 48 Baro ortak açıklama yaparak yaşanan olaylara yeniden dikkat çekilmiştir. Yapılan açıklamalarda vurgulanan endişeler ne yazık ki nefret suçlarına karşı cezasızlık politikası nedeniyle katliama dönüşmüştür.

Konya’da yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.  Toplumsal barışa yönelen, bu topraklardaki kardeşliği hedef alan saldırılarla ilgili adli ve idari organların etkin ve ivedi bir şekilde bu olayı soruşturup faillerin en ağır şekilde cezalandırılmasının takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz. “

ÖHD: Dün Sivas’ta Alevileri yakanların mirasçıları bugün Konya’da

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği’nin (ÖHD) açıklaması ise şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti’nin her döneminde siyasal iktidarların düşmanlaştırıcı dilinin ve bugünlerde ortaya çıkan mafya ilişkileri ile birçok nefret cinayetinin bizzat faili olduğunu biliyoruz. Bugün de geleneğini sürdüren iktidar partisi ve ortakları tarafından siyasette ve medyada uzun süredir sistematik biçimde kutuplaştırıcı ve düşmanlaştırıcı bir dil kullanılmamaktadır. Her gün Kürtlere; Kürtlerin siyasi temsilcilerine ve diğer muhaliflere dönük tehditler ana akım medya organlarında dolaşmaktadır. Dün Sivas’ta Alevileri yakanların, Cizre’de bodrumlarda Kürt gençlerini diri diri yakanların mirasçıları bugün Konya’da Kürtleri katledip evlerini yakıyor. Dün Roboski’de Kürtleri bombalayan üniformalıların mafyatik izdüşümleri bugün Konya’da Kürtleri katletti. Dün Hrant’ı katleden Ogün Samast ile fotoğraf çeken kolluk kuvvetleri bugün saldırı sonrası ‘burada hiçbir Kürt kalmayacak’ diyenlere bilerek izleyici kalmıştır. Etnik kimlikleri nedeniyle kişilere yönelen hakaret, yaralama ve öldürme eylemlerinin tamamı nefret suçları kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor. Bu kapsamda uzun zamandır nefret suçları yasası düzenlemesi taleplerine cevap olunmalı ve bu nefret cinayetlerini işleyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Nefret cinayetlerini işleyen ırkçı faillerin cezasızlıkla ödüllendirilmesine son verilmelidir. Özgürlük için Hukukçular Derneği olarak yaşanan ırkçı saldırılar sonrasında siyasal iktidarı BM Irk Ayrımcılığı Komitesi’nin tavsiyeleri doğrultusunda ırkçılığın etkili soruşturulması ve cezasız kalmasını önleyecek önlemleri almaya çağırıyoruz. Ayrıca yaşam hakkı başta olmak üzere tüm ağır insan hakkı ihlalleri karşısında olduğumuzu, ayrımcılık ve ırkçı saldırılar karşısında Kürt halkının sonuna kadar yanında yer aldığımızı, ırkçı saldırıyı kınadığımızı kamuoyuna duyururuz.”

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved