HDP: AYM, HDP’yi kapatma kararı verirse kendisini de kapatma kararı vermiş olacak
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

HDP: AYM, HDP’yi kapatma kararı verirse kendisini de kapatma kararı vermiş olacak

Fotoğraf: HDP Basın

BasNews- HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) parti kapatma iddianamesine ilişkin açıklama yapıyor. İlk açıklamayı yapan Sancar, “Bunun siyasi bir operasyon olduğunu herkes yaşayarak gördü. İlk iddianamenin nasıl boş ve çöp bir metin olduğunu gördük. AYM ilk iddianameyi geri çevirmekle doğru bir iş yapmıştı” dedi.

HDP Genel Merkezi’nde yapılan açıklamada konuşan Sancar'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Türkiye adına büyük bir talihsizlik”

Anayasa Mahkemesi kapatma davası ile ilgili yenilenen iddianameyi bugün kabul etti. Doğrusu, Anayasa Mahkemesinin tarihi bir fırsat yakalamışken bunu değerlendirmemiş olması Türkiye adına büyük bir talihsizliktir. Evet, AYM iddianameyi kökten reddetme fırsatına sahipti. Bunu yapması için de yeterince hukuki ve vicdani sebep mevcuttu. Çünkü kapatma davası aylar süren bir siyasi kampanyanın sonucunda açılmıştı.

“Tehditler ışığında hazırlanan bu iddianamenin herhangi hukuki bir değeri yoktur”

Biliyorsunuz, başta iktidarın küçük ortağı MHP olmak üzere, iktidar ve yandaşları aylarca HDP’yi hedef gösterdiler, HDP’yi çeşitli platformlarda düşmanlaştıran açıklamalar yaptılar ve tehditler savurdular. AYM’den de bu yönde taleplerde bulundular. Bu talebi öncelikle elbette Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yönelttiler. Kısacası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının hazırladığı ilk iddianamenin arka planında bu siyasi kampanya, bu tehdit ve şantaj kampanyası yer alıyor. Üstelik başta MHP olmak üzere iktidarın çeşitli birimleri sadece HDP’yi tehdit etmekle kalmadılar, bizzat Cumhuriyet Başsavcılığını da tehdit ettiler. Bu arka planda hazırlanan iddianamenin herhangi hukuki bir değeri olmayacağını en temel hukuk bilgisi olan kişiler de değerlendirebilir.

“AYM’nin iddianameyi kabul etmesi hukukla açıklanamaz “

Bunun siyasi bir operasyon olduğunu herkes kendi gözleriyle canlı bir şekilde gördü. Ve ilk iddianamenin nasıl çürük, boş, çöp bir metin olduğunu da hep birlikte gördük. AYM ilk iddianameyi geri çevirmekle doğru bir iş yapmıştı, şimdi bu konuda hiçbir şey değişmemişken; siyasi kampanya, tehdit, şantaj operasyonları devam ederken üstüne bir de İzmir İl Örgütümüze canice saldırı yapılmışken, AYM’nin iddianameyi kabul etmiş olmasını hukukla açıklamak mümkün değildir.

“AYM demokrasi, barış ve özgürlükler adına tarihi bir fırsatı heba etti”

AYM, en azından aylardır ve yıllardır süren bu tehdit, şantaj, düşmanlaştırma ve hukuku bütünüyle bir kenara bırakma operasyonlarının altını çizerek iddianameyi reddetmeliydi. Ayrıca bütün bu kampanyaların sonucu olduğu açık olan İzmir İl Binamıza yapılan saldırıyı da dikkate almalıydı. İzmir İl Binamıza yapılan saldırı, orada katledilen yoldaşımız Deniz Poyraz, burada oynanan oyunun ne olduğunu herkese açıkça göstermişken AYM’nin bu gerçeğe gözlerini kapatmış olması kendileri adına tarihi bir sorumluluk yaratmıştır. Açık bir siyasi operasyon, demokratik siyaseti tasfiye planları üstüne kanlı kirli kaos planları böyle ortadayken eğer AYM iddianameyi reddetmiş olsaydı, Türkiye toplumuna demokrasi umudu adına önemli bir mesaj vermiş olacaktı. Bunu yapmadı, bu nedenle AYM’nin demokrasi, toplumsal barış ve özgürlük adına tarihi bir fırsatı heba ettiğini söylemek zorundayız.

“Davanın savcısı iktidar, avukatları da halkın bizzat kendisidir

Ancak AYM’nin bundan sonraki süreçte bu vebali ortadan kaldıracak bir tutum sergilemesi yönündeki beklentimizi korumak istiyoruz. Şüphesiz bu davanın savcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir. Bunu defalarca söyledik; bu davanın iddianamesini hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir. Bu iddianame MHP Genel Merkezi’nde hazırlanmış, Saray'ın hukuk birimlerinde son şekli verilmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmiştir. Süreç bu kadar açıkken, davanın savcısının bizzat iktidarın kendisi olduğunu herkesin görmesi gerekiyor.

Bu davanın avukatları da olacaktır, bu davayı savunmak için avukatlar görev alacaktır. Hukukçularımız, bizler bu davada en güçlü savunmayı yapacağız ama şunu herkes açıkça görsün ki nasıl bu davanın savcısı iktidar ise avukatları da halkın bizzat kendisidir. Bu davada HDP’yi sonuna kadar savunacağımızı ve mutlaka yaşatacağımızı defalarca söyledik. Aynı kararlılığımız daha da büyüyerek devam etmektedir. Bu davanın gerçek avukatı halktır, en başta Kürt halkıdır.

“Bu davayı boşa çıkaracağız, kararlılığımız tamdır”

İradesine her alanda saldırı yapılan Kürt halkı, iradesini savunma kararlılığını her fırsatta ve her zeminde ortaya koymuştur ama davanın avukatı sadece Kürt halkı da değildir. Çünkü davanın hedefi en başta Kürt halkı ve onun iradesidir ama aynı zamanda HDP’de billurlaşan halkların ortak mücadelesidir. Aynı zamanda bu davanın hedefi Türkiye’de demokrasi umudunu yok etmektir, özgürlük özlemini boğmaktır, barış hayallerini bütünüyle gömmektir. İşte tam da bu yüzden diyoruz ki, bu davayı en başta Kürt halkı savunacaktır ama Türkiye halklarının ortak mücadelesiyle bunu bütünleştirecektir ve Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerini de yanına alarak bu davayı boşa çıkaracaktır. Bu davayı boşa çıkaracağız, kararlılığımız tamdır.

Demokratik siyaset mücadelesinin geriletilmesine asla izin vermeyeceğiz. Tam tersine, bu dava demokratik siyasette kararlılığımızı ve mücadeleyi büyütme azmimizi daha da artıracaktır, şimdiden bunu açıkça söyleyelim. Davanın ilk açıldığı tarihten sonra yapılan 8 Mart etkinliklerinde ve Newroz kutlamalarında halkımız bu avukatlığı nasıl güçlü ve kararlı bir şekilde yapacağını zaten göstermiştir.

“HDP’yi kapattırmayacağız”

Bundan sonra da demokratik siyaset zemininde bütün meşru haklarını kullanarak partimizi, halkımızın ve halklarımızın iradesini savunmaya devam edeceğiz, HDP’yi kapattırmayacağız! HDP’yi büyüterek yoluna devam ettirecek gücümüz vardır. İnancımız tamdır, kararlılığımız sağlamdır.

“AYM, HDP’yi kapatma kararı verirse kendisini de kapatma kararı vermiş olacak”

Bu davada verilecek karar sadece HDP’ye ilişkin olmayacaktır. Bu davada verilecek karar, en başka AYM’nin kendisi hakkında bir hüküm olacaktır. Eğer HDP’yi kapatma kararı verirse AYM kendisini de kapatma kararı vermiş olacaktır. Halkın vicdanında ve dünya demokrasi kamuoyunda AYM böyle bir karar verirse kendisini de mahkum etmiş olacaktır.

Ancak sadece bu da değildir mesele. Eğer AYM bu davanın sonunda kapatma kararı verirse şantajlara, tehditlere ve kaos planlarına boyun eğdiğini göstermiş olacaktır. Tersinden söyleyelim, AYM vereceği kararla Türkiye’de demokrasinin geleceğini, Türkiye’de toplumsal barışın geleceğini de belirleyecektir. Fakat esas sorumluluk ve görev bizlere düşmektedir. Bizlere. Başta Kürt halkı olmak üzere ortak mücadele yürüten halkların temsilcilerine, Türkiye demokrasi güçlerine ve dünya demokrasi kamuoyuna görev düşmektedir.

“Kararlılığımızı gölge düşürebileceklerini sananlar büyük yanılıyor”

Biz kararlıyız HDP’yi sonuna kadar savunacağız, kimsenin şüphesi olmasın HDP’yi yaşatacağız. HDP Türkiye'nin aydınlık geleceğinin ışığı olan çok güçlü bir fikriyattır. HDP sadece Türkiye'de değil Ortadoğu'da demokratik birlikte yaşamanın teminatı olan ve güçlü kökleri olan bir fikriyat ve teşkilattır. Bir mahkeme kararıyla bunu etkisizleştirebileceklerini, bir dava süreciyle bu yoldaki kararlılığa gölge düşürebileceklerini sananlar çok büyük yanılıyorlar. Bu davayı bizi sindirmek, şantaj aracı olarak kullanmak gibi plan yapanlar varsa bilsinler tam tersiyle karşılaşacaklar.”

AYM, bu sabahki genel kurulda HDP’nin kapatılması istemiyle hazırlanan iddianameyi kabul etmiş, mal varlığına tedbir talebini ise reddetmişti.