Kürt ‘’İş adamları'nın’’ trajedisi
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Kürt ‘’İş adamları'nın’’ trajedisi

Ömer ÖZMEN

Sedat Peker’in video serileri Türk siyaset gündemini işgal etmeye devam ediyor. Bu videolarda, bir dönem devletin karanlık odaklarıyla çalışıp terör finansmanında kullanılan ve daha sonra devlet iç hesaplaşması sonucu peşpeşe tasfiye edilen Kürt „işadamları“na yönelik dikkate değer açıklamalar var.

Sedat Peker’in işaret ettiği dönemde Mehmet Ağar, Emniyet Genel Müdürülüğü ve İçişleri Bakanlığı görevini yürütüyordu.

Anılan dönemde Türk basınında da yer alan bu karanlık ve trajedik olayların, hafızalarda yenilenmesi gerekmektedir.

…“ Türkiye‘de uyuşturucu piyasasını  20 Kürt aile elinde bulunduruyordu. 1991 yılındaki Körfez Savaşından sonra BM kararıyla Irak‘a  ambargo uygulanması, Türk ekonomisini alt üst etmişti.

Ambargonun birkaç yıl uygulanacak olması, Türkiye ekonomisinde çok önemli açıklar meydana getirecekti. Devlet büyükleri düşündüler ve uyuşturucuya yol  vermeye karar verdiler.

 Ancak bu işin yine Kürt Ailelerce yapılması, Kürtlerin büyük güç olması istenmiyordu.

O halde ne yapılacaktı ? 

Önce yolları kesildi. Sonra failli meçhul cinayetler başladı.”

”( Soner Yalçın-Doğan Yurdakul, Reis, sa: 337-338 )

26 Aralık 1992’de Şeyhmus Daş, 31 Aralık 1992 de Osman Ayanoğlu, ülkücüler tarafından öldürüldü. Bu kişiler, daha önce  Türk Gladyosuna bağlı  olarak eroin ticareti yapıyorlardı.

14 Ocak 1994’te Behcet Cantürk, şöförü ile birlikte kaçırılarak öldürüldü. Cantürk, zırhlı  otomobili ile evine giderken, İstanbul’un en  işlek caddesi olan Bağdat caddesinde, üzerinde polis sinyal lambası bulunan iki araç tarafından yolu kesiliyor.

Polis yelekli ve ellerinde emniyet telsizleri ile  makinalı silahlar bulunan  kişiler, Behçet Cantürk’ü kaçırıp  bilinmiyen bir yere götürdüler. Otomobili ile kaçırılan Cantürk ve şöförünün cesetleri, bir gün sonra Adapazarı’nın Sapanca ilçesi yakınlarında bulunuyor.

Bu olayın ardından, 14 Kasım 1994 tarihinde Cantürk’ün avukatı  Medet Serhat ile şöförü İsmail Karaalioğlunun, otomobillerine yapılan saldırı sonucu öldürüldüler. Medet Serhat, 1960’larda “49 lar Davası” olarak bilinen davada yargılanmış ve Kürt halkı tarafından sevilen bir yurtseverdi.

25 Şubat l994’te yine Kürt halkı tarafından sevilen ve sayılan Avukat Yusuf Ekinci, Ankara’da kaçırılarak öldürüldü.

25 Ocak 1994’te Liceli Safa Erciyes, Ankara’da kaçırılarak öldürüldü.

14 Aralık 1994’te Kürt Avukat Faik Candan Ankarada kaçırılarak öldürüldü.

28 Mart 1994’te Liceli  Oto Galericisi Fevzi Aslan ve Salih Aslan, yine polis elbiseli, otomotik silahlı  kişilerle, ”Bizimle Emniyette geleceksiniz! ”denilerek kaçırılıyor. Aslanların cesetleri, Sakarya-Hendek yakınlarında, kafalarına kurşun sıkılmış halde bir tarla içinde bulunuyor. Behcet Cantürk ile Aslan ı öldüren silah aynıdır.

3 Haziran 1994’te Kürt işadamları, Savaş Buldan, Hacı Karay, Adnan Yıldırım ,Istanbul Çınar Otel’in Gazinosundan çıktıkları  sırada, polis giyimli, ellerinde  telsiz ve otomatik silahlar  bulunan kişilerce kaçırıldılar. Bunların cesetleri de yine aynı güzergahta bulunan Bolu’nun Hacılar Köyü yakınlarnda bulundu.

Savaş Buldan ve arkadaşları katledildiğinde, İstanbul'un Sarıyer ilcesi Dilkom sitesinde bulunan trilyonluk lüx villası, Mehmet Ağar, Tarık Ümit, Hayri Kozakçıoğlu gibi devlet yöneticileriyle yan yanaydı. Komşuydular.Bu villalar, Kooperatif Villalarıydı.

 ( Yekitî Gulbaran- Susurluk'un iki yakası)

Savaş Buldan'ın eşi Pervin Buldan, şu an HDP'nin  eşgenel başkanıdır.

Alavere dalavere Kürt Memet nöbete misali, zaman zaman kullanılıp bertaraf edilen bazı Kürt çevrelerin hazin sonunu, bir kez daha Özışık kardeşlerin tasfiyesinde gördük.

Peker’in ifşaatında , cinayet, uyuşturucu; adam kaçırma, ruşvet, tehdit gibi ağır suçlarla itham edilen pek çok devlet yöneticisi ve yakınları olmasına rağmen Kürt Hadi Özışık ve kardeşleri dışında şu anakadar tasfiye edilen kimse olmamıştır.

Bu da kendi halkına karşı kullanılan Kürtlerin trajedisidir.