Michael Martens, Nobel Akademisi, Peter Handke'nin Sırp seferinden utanmalı
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Michael Martens, Nobel Akademisi, Peter Handke'nin Sırp seferinden utanmalı

Ayşe ALTÜRK

2019 Nobel Edebiyat Ödülü Sahibi Peter Handke geçtiğimiz günlerde, daha önce Sırp Cumhuriyeti'nde savaş suçlarından mahkum olan isimlere verilen bir nişan aldı. Alman yazar Michael Martens,bu nişanın İsveç Akademisi'nin Handeke’ye bağışladığı onurun açık bir sonucu olarak görülebileceğini yazıyor.

Peter Handke, Nobel Ödülü'nüde içeren ’şeref’ ödülleri serisine artık daha fazlasını ekleyebilir.

Handke, Bosna Hersek’in Sırp kesimindeki en büyük şehri Banja Luka'da, Sırp Cumhuriyeti'nin büyük nişanını aldı. Böylelikle, daha önce ödülü alan savaş suçluları: Ratko Mladiç, Radovan Karadziç, Sırp sağcı aşırılık yanlısı ve milis lideri Vojislav Seselj gibi ünlü kalabalığa katıldı.

Handeke, 7 Mayıs Cuma günü Banja Luka'da yaptığı konuşmada, "Bu benim için harika bir an" dedi ve şerefine dikilen heykeli yakından inceleme fırsatı buldu.

Yazarı memnuniyetle karşılayan Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik, Mladiç birliklerinin 1995 yılında 7 binden fazla Bosnalı Müslümanın öldürüldüğü Srebrenica 'da hâlâ soykırımı inkar eden ve arada bir faillerin anısına anıt diken bir isim.

Milorad Dodik, Banja Luka'daki resepsiyonda Avusturyalı fikirdaşının hayatını gerçeğe adayan ve bu nedenle çalışmalarını büyük bir ilgiyle izlediği adam olarak övdü.

Aslında Dodik'in restorant menüleri ve bankaların müşterilerine verdiği hesap özetlerinden başka şeyler okuduğu şüphe götürmez, ancak bu bağlamda pek de fark etmiyor.

Birbirleri gibi düşünen, hemfikir, birbirini anlayan adamlar bir arada olunca: Sırp milliyetçileri ve savaş suçluları, Handke'nin Balkan savaşlarının en büyük katliamlarından sağ kurtulanları "sözde Srebrenica'nın anneleri olarak nitelendirdiğini, onların anlattıklarına inanmadığını ve kederlerini satın almadığını” takdirle hatırlıyorlar. Çünkü Handke, ”Kendim bir anne olsaydım, o zaman yalnızlık içinde yas tutardım” demişti, evveliyatında.

Kısa süre sonra, Banja Luka seferinin Drina Nehri'nin her iki yakasındaki Sırp topraklarında resmi, coşku dolu bir turun sadece başlangıcı olduğu anlaşılacaktı. Hemen ertesi gün Handke’yi, Visegrad kentinde bir sonraki kutlama ve övgü panayırı bekliyordu. Orada veya daha doğrusu Andricgrad yapay kentinde, Büyük Ivo Andric Ödülü'nü aldı.

Andricgrad, 1995 yılında Cannes'te "Yeraltı" filmiyle Altın Palmiye ödülünü kazanan, ancak daha sonra sanatını giderek Sırp milliyetçiliğine adayan film yönetmeni Nemanja Emir Kusturica'nın bir eseri.

Devlet fonlarıyla inşa edilen yapay kent, 1961 Nobel Ödülü sahibi Ivo Andric ve romanlarına bir saygı duruşu niteliğinde düşünülmüş. Andric’in en ünlü eseri, "Drina Köprüsü"romanı Visegrad'da geçiyor.

Ve burada, Visegrad-Andricgrad'da Balkanlar'ın en büyük edebiyat ödülü veriliyor. Birkaç yıl önce, iki kategoride birincilik ödülünü kazananlar ödülü aldığında, toplam para ödülü 40 bin euroydu. Bu yıl para ödülü ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmasa da, tutarı aynı civarda olmalı.

Ödül: Hagiografik, (Azizler üzerine araştırmalar yapan) Andrik araştırmalar için propaganda kurumu olan "Andric Institute" tarafından veriliyor. Visegrad Enstitüsü, Sırp milliyetçiliğinde kök salmıştır ve uluslararası bağlamda hiçbir önemi yoktur; ancak zaman zaman yabancı araştırmacıları kendi etkinliklerine çekmeyi başarıyorlar

Ivo Andric Ödülü'ne hak kazanmanın ön koşullarından biri, hikayeyi Büyük Sırp gözlükleriyle okumanız, yani tüm olup bitenlerin yanısıra, 1990'ların Sırp suçlarından gerçek adıyla bahsetmemeniz anlamına geliyor. Handke, bu koşulu tam olarak yerine getiriyor ve 1992'de Visegrad'da düzenlenen ve Lahey'deki Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından ayrıntılı olarak belgelenen Sırpların katliama karışmadığını iddia etmesini, anmaya gerek yok.

Bu nedenle ödül töreni, kardeşlik ve dostluk ile karakterize vaziyette sürdü. Kremlin'in propaganda kanalı "Sputnik" in Sırp versiyonu olan medya, özellikle şenlikler hakkında yoğun bir şekilde haber yaptı.

TV kanallarına göre, Handke, Visegrad'da "Balkanlar'daki korkunç savaşlar, ne kadar saçma gelirse gelsin, yine de iyi şeylere vesile oldu, hayatımda ilk kez kelime kelimesine, Ivo Andric'in çalışmalarını okudum " dedi.

Söylediği inkar edilemez bir şekilde doğru: Handke, Andric ile ilgilendi, çalışmalarını detaylı bir şekilde inceledi ve notlar aldı. Örneğin, hayatının büyük bir bölümünde uykusuzluktan mustarip olan yazar hakkında, "Küçük bir çocuk gibiydi ve özellikle geceleri çok mutsuzdu" diyor.

Herkesin bildiği, neredeyse tüm hayatı boyunca uykusuzluk ve gece kaygısıyla eziyet ve evham içinde kıvranan yazar hakkında.

Handke, ayrıca Andric, "Balzac, Flaubert ve Stendhal ile aynı destansı enerjiyi toplayabilen belki de 20. yüzyıl yazarlarının sonuncusuydu. Andric”te Stendhalvari bir yan vardı, güçlü, sert ama yine de şefkatli’ biriydi” dedi.

Handke için, Andrik tefsirinden ucuz edebiyata ve zevksiz gösterilere giden yol elbette uzun değil. Belgrad'daki bir gazetede şöyle aktarıldı: “Başka hiçbir halk bu kadar melankoli ve iyimserliği bir arada taşımıyor. Sırbistan, dünyayı tüm aynalardan daha iyi bir şekilde yansıtıyor". Handke, Andric Ödülü'ne ek olarak Partizan Belgrad Futbol Kulübü'nden gururla giydiği bir maç forması da aldı, bu her halükarda son derece uygundu: Partizan'ın geleneksel renkleri siyah ve beyazdır.

Bir bakıma, son ödüller Handke'nin Sırp savaş baronu Slobodan Miloseviç'in 2006 cenazesine yaptığı ziyaretin gecikmiş bir takdiri işaretiydi.

Ancak Visegrad, Handke'nin zafer velvelelerinin son durağı değildi. Hemşerisi Avusturyalı yazar, Savoylu Eugene gibi zaferden zafere koştu. Belgrad'da, Karageorgevich'in yüksek perdeden yaldızlı sözleriyle Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic tarafından ödüllendirildi. Sırbistan Cumhuriyeti tarafından verilen bu en saygıdeğer metal parçası nişan, önceki alıcılardan oluşan kalabalık savaş suçluları kadar kötü şöhrete sahip değil, Handke şimdi en azından havayolu şirketi Air Serbia ve tenis yıldızı Novak Djokovic ile aynı ligde.

Hiçbir muhalefeti takmadan ülkesini yöneten Vuciç, "Sırp halkından, Peter Handke'yi kendi arkadaşı olarak gören kendini mutlu sayabilir" dedi. Handk’inin ruhani evinde bulunduğu her fırsatta konuşulan iki kelimden birinde, Sırp halkının geçtiği kelimelere, kalabalıktan ’kulak kabartan’ herkes katılıyordu elbet. Ama apaçık ki, Sırp halkının tüm kesimleri Handke'yi bir arkadaş olarak görmüyor.

Örneğin Belgradlı gazeteci Teofil Panciç, Handke'nin yolculuğunu şu şekilde yorumladı: Handke bir kez daha "kendisini milliyetçi sağın sirk ayısı yaptı".

Panciç, Sırbistan ve Sırp Cumhuriyeti'nin Handke için her türlü eleştiriye karşı güvende olduğu, ve buranın kendisi için "Şövalye, Prometheus, Peygamber ve vizyon sahibi" olarak selamlandığı bir sığınak olduğunu yazıyor. Handke bu manevraları tam olarak anlıyor ve "tüm bu şölenlerin bağlamı içinde Visegrad çevresinde doğrudan savaş, savaş suçları ve etnik temizlik ile bağlantılı yerlerde gerçekleşmesi ona herhangi bir önemli ahlaki sorun yaratmamakta".

İsveç’in verdiği Nobel Edebiyat ödülü dahil, Peter Handke’ye verilen tüm ödüller, nişanlar, utanç vericidir. Handke’ye Nobel Ödülü'nü verenlerin bu sonucu görüp göremeyeceği ise başka bir soru.