Minneapolis, Alan Kurdî ve A la Turka Irkçılık
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Minneapolis, Alan Kurdî ve A la Turka Irkçılık

Ayşe ALTÜRK

Büyük kalabalıklar dün gece Minneapolis'teki tarihi kararı kutladı. Böylece George Floyd'u anma yerindeki acı ve çaresizlik,rahatlama ve neşe ile yer değiştirdi.

Uzatılan mikrofonlara:

“Nefes alabiliriz demiyorum ama belki biraz nefes alabiliriz…”

“Minneapolis, Minnesota ve Amerika Birleşik Devletleri için büyük bir adım…”

“Bugün mutluyum, sonunda doğru kazanıyor, sözleri ve pankartlarda onlarca işaretler göze çarpıyor.”

Oysa on bir ay önce, güney Minneapolis'teki bu yer, acı içinde ve çaresizlikle işaretlenmişti. Bir marketin dışındaki polis müdahalesi, saldırıya dönüşmüş, polis memuru Derek Cheuvin, 9 dakika 29 saniye boyunca dizini, Afro-Amerikalı George Floyd'un boynuna bastırmıştı.

Şahıs, nefes alamadığından şikayet etmesine ve annesine çaresizce seslenmesine rağmen, polisin ‘operasyonu’ sonunda Floyd'un nabzını durdurmuştu.

Jüri, polis memuru Chauvin'i mahkum ettikten sonra yine duygusal sözler ve yaşlı gözler:

“Kızım ve iki torunumla birlikteydim, hepimiz ağladık, bu sadece siyah vatandaşlar için değil, birçok azınlık için çok önemli olacak” sözlerine, George Floyd'un son nefesini aldığı sokaktaki yerde sloganlar atan, neşelendiren veya çiçek bırakan yüzlerce Minneapolis sakini eşlik ediyor…

Metalden yumruklu bir heykelin yanında bando çalıyor ve bazı ziyaretçiler spontane olarak dans ediyor. Bir kadın biberiye kokusuyla tütsü yayıyor, birileri büyük bir tencereden ücretsiz sebze çorbası servis ediyor! Sevinç ve rahatlama aşikâr!

İster istemez üzüntü de bu yansımalara karışıyor…

Adının, Phillip Crawford olduğunu söyleyen biri; Chicago Bulvarı yakınlarında yaşadığını, Chauvin ile ilgili kararın ne anlama geldiğini kelimelere dökmekte zorlandığını söylüyor:

“Atalarımı düşünüyorum. Rodney King'i düşünüyorum. Öldürülen ve her zaman ‘şimdi birisi sorumlu tutulacak’ dediğimiz tüm siyahları düşünüyorum. Genelde asla sorumlu tutulmadılar, ama şimdi oldu” diyor; biraz önce ‘nefes alabiliriz demiyorum ama belki biraz nefes alabiliriz’ diyen şahıs.

Derek Chauvin aleyhindeki dava karar aşamasındayken, Daunte Wright, Brooklyn Center banliyösündeki bir trafik kontrolünde vurularak öldürüldüğünde, şehir yeni bir trajediyle sarsıldı.

George Floyd'un ölümünün davasının son haftasına yeni gösteriler damgasını vurmuştu. Şehirdeki çeşitli barikatlar, hareketler derken, Minneapolis'teki atmosfer gergindi, bir beraat kararı ve tüm dünyada belleklere yerleşen bu ırkçılık sembolü olay yaygın isyanlara yol açabilirdi.

Şimdi gelgelim A la Turka ırkçılığa: Muğla'nın Bodrum ilçesinde, bundan 5 yıl önce sahile vuran ve minik bedeniyle göçmenlerin yaşadığı dramın dünyadaki sembolü haline gelen Alan Kurdî!

Nedense Türkiye’de hep ‘Aylan Bebek’ diye anılıyor. ‘Nedense’si lafın gelişi. Burada çok rafine ve A la Turka bir ırkçılık var. Düşünün Alan ve Kurdî sözlerindeki çağrışım bile rahatsız ediyor ve böyle bir algı oluşturulmuyor! Dikkat edin, yerleştiriliyor tüm ülke tarafından ve çok yerleşik artık, timsah gözyaşları arasında…

Kimi Türklerin gözyaşları hakiki ama ’Aylan Bebek’ olarak. Kimi ahlaksızlar da bunu, ’ideolojilerine’, ’jineolojilerine’ malzeme edip belleklere kazınmış olan Alan Kurdî’yi tatmin tweetlerine malzeme edip ‘nerde milyarlar’ diyor.

Bu ülkede dili olan yiyor, ağzı olan konuşuyor…Bunda bir tuhaflık ve bu işlerin de sonu yok.

Kürtlerin, tüm kesimlerin bu ‘Aylan Bebek’ ahlaksızlığına dikkat çekmesi dur demesi gerekiyor mu?...