Rusya-Çekya gerilimi ve Bulgaristan’da göz ameliyatı olan Kürtler
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Rusya-Çekya gerilimi ve Bulgaristan’da göz ameliyatı olan Kürtler

Ayşe ALTÜRK

Çek hükümetinin iki Rusun ülkelerindeki bir silah deposunu havaya uçurmakla suçlaması, diplomatik bir krize ve Prag ile Moskova arasındaki ilişkilerde ciddi bir bozulmaya yol açmış durumda.

Bu gelişmenin Orta Avrupa'daki jeopolitik denge için önemli sonuçları olabilir.

Çok değil daha bir hafta önce, Çekya ile Rusya arasındaki ilişkiler neredeyse güllük gülistanlık gibi görünüyordu. Çek hükümeti, Rus korona aşısı Sputnik V'i satın almak için pazarlık yapıyor, Rusya'nın Çekya’da nükleer enerji santrali kurması ile ilgili görüşmeler sürüyordu.

NATO ve AB üyesi Çek Cumhuriyeti, Macaristan'ının yanı sıra Rusya'ya en yakın görünen Orta Avrupa ülkesiydi. Ülkenin sağcı popülist Cumhurbaşkanı Milos Zeman, Rus mevkidaşı Vladimir Putin ve çevresindekiler ile uzun süredir sıcak ve samimi bir ilişki içindeydi.

Zeman, dış politikada daha Batı dostu olan Başbakan Andrej Babiš’in aksine (Nato ve AB'ye karşı) sık sık Putin'i destekledi.  Bunun yanı sıra Zeman, Ukrayna'da Rus askeri olmadığını, Kırım'ın Rus olduğu türünden açıklamalar yapmış ve Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılması gerektiğini belirtmişti.

Zeman'ın Rusya'ya karşı tavır aldığı tek olay, bundan yaklaşık bir yıl önce, Rusya’nın Çekoslovakya'yı işgalinin kurbanları için bir anma günü belirlenmesine karşı gelmesinden kaynaklanan "büyük hayal kırıklığını" ifade ettiği zamandı.

1968’de Sovyet ordusunun öncülüğündeki işgal, sosyalist tek partili devleti demokratikleştirmeye yönelik ihtiyatlı bir girişim olan Prag Baharı'nı ezdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, tehdit edici bir ifadeyle, bu anma günlerinin "Başarılı ikili işbirliğine pek katkı sağlamadığını" açıkladı.

Kısacası işbirliği devam ediyordu ta ki Cumartesi günü geç saatlerde; bundan yedi yıl önce ülkenin güneydoğusundaki Vrbětice kentinde, iki cephane deposunu havaya uçuranların Rusya'nın askeri istihbaratı GRU ajanları olduğu konusunda  "kesin kanıtlar" olduğu açıklaması gelene kadar. O andan sonra her şey değişti.

Sonuç olarak; 18 Rus diplomat ve aileleri Çek Cumhuriyeti'nden yurtdışı edilmek üzere havalanırken, Sputnik aşısı ve nükleer enerji santrali ihalesi de havada kaldı.  Rusya, ertesi gün 20 Çek diplomatı Moskova'dan sınır dışı ederek yanıt verdi.

Kremlin, patlamayla herhangi bir ilişkileri olmadığını açıkladı, ancak bu, 1989'da komünizmin çöküşünden bu yana Prag ile Moskova arasında yaşanan en derin krizi engelleyemedi.

Çek Parlamentosu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ondřej Veselý daha da ileri giderek "Bu, 1968'den bu yana bölgemize yapılan en büyük saldırıdır", dedi.

Rusların havaya uçurduğu cephane deposu Bulgar silah tüccarı Emilian Gebrev'e aitti. Amaç,

2014'te Rusya'nın Kırım'ı ilhak etmesi ve Moskova'nın doğu Ukrayna'daki Rus ayrılıkçıları desteklemek için müdahalesinin ardından ciddi silah ihtiyacı olan Ukrayna'ya mühimmat tedarik etmekti.

Gebrev, patlamadan bir süre sonra, Sofya'da zehirli bir suikast girişimine maruz kalmıştı. Artık, Rus yanlısı duyguların yerini Moskova'ya karşı güvensizlik ve düşmanlık almış durumda.

Şimdi perdeyi aralayıp Kürtlere gelecek olursak; Rusya ile Ukranya arasındaki krizin güncelliğine, giderek ısınan havaya, yükselen tansiyona bakacak olursak, eskilerin deyimi ile bu ‘daha dünkü çocuk’ gibi.

Fakat cephane hikayesine bakıldığında; Rusya’sı, Çekya’sı, ‘Bulgarya’sı, hatta NATO’su: İşgal, ilhak, savaş ve sair operasyonlar yapacakları zaman hazırlıklarını, algılarını nasıl yıllar öncesinden yaptıklarını anlamak için çok çarpıcı bir örnek.

Bulgar sefirlerinin 12 Eylül sonrası Suriye’sinde cuntaya karşı mücadeleye hazırlandıklarını sanan Kürtlerin evlerine ‘5 çayı ziyaretleri’ne gelme rutinleri birçoğumuzun hafızalarında hâlâ canlıdır.

Bu adetlerin çok yabancısıydık,  aklı selim olma dışında bir şey gelmiyordu elden. Çünkü taşeron arandığının farkındaydı birçok Kürt. Aslında bu 5 çayı içme ‘köklü’ geleneği toplum mühendisliğini en iyi bilen İngilizlere aitti.

Uzun lafın kısası, ‘doğmamış çocuğa don biçme’ operasyonları devredeydi, hatta bazı gözü şaşı Kürtleri Bulgaristan’a götürüp göz ameliyatı servisi sunmaya varana kadar bir taşeron cezbetme hizmeti sunuluyordu. İnsanlar bu işlerin ne kadar farkındaydı bilemem, bildiğim şey, o gün bu gündür bu ihaleyi alanların şerrinden kurtulamadık. Kürtlerin halihazırdaki hal ve hareketlerine bakılırsa kurtulacağımızı da sanmıyorum.

Yeni nesillerin bilgisine...