Castro Kardeşlerin 60 yıllık Hükmü ve Bir Kürt Hatıratı
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Castro Kardeşlerin 60 yıllık Hükmü ve Bir Kürt Hatıratı

Ayşe Altürk

60 yıllık siyasi hayatları şu günlerde sona eren Castro kardeşler, Küba'nın doğusunda Birán köyünde doğuyor. Fidel Ağustos 1926'da, Raul ise Haziran 1931'de.

Temmuz 1953'te diktatör Fulgencio Batista'ya karşı silahlı mücadeleye başlatıyorlar ama ilkinde başarısız oluyorlar. Hareketi başlatanların birçoğu yakalanıyor, öldürülüyor, işkence görüyor, ancak kardeşler hayatta kalmayı başarıp yargılanıyorlar.

Duruşmadan önce savunma yapan Fidel Castro, 15 yıl hapis cezasına çarptırılıyor.

Silahlı mücadeleyi başlattıkları Santiago de Cuba'daki eski askeri kışla Moncada’daki saldırının kurşun deliklerinin izleri hâlâ duruyor ve turistler için gözde bir atraksiyon merkezi.

1955'te Batista tarafından serbest bırakılan isyancılar, Meksika'ya geçip ayaklanmaya hazırlanırlar:

Aralık 1956'da 82 kişi Granma teknesiyle denize açılıp, Küba’ya çıkarma yapıyor ve ülkenin güneydoğusundaki bataklıklarda mahsur kalıyorlar, yerleri tespit ediliyor ve askerler tarafından saldırıya uğruyorlar. 

Bunlardan küçük bir grup Sierra Maestra'nın ormanlık dağlarına sığınıyor, başlarında Fidel, Raul ve Che Guevara ‘yoldaşlar’ var ve gerilla savaşı başlatıyorlar.

Aralık 1958'de Küba'nın merkezindeki Santa Clara şehri Che'nin saldırısının ardından düşüyor. 

1959'da diktatör Batista Dominik Cumhuriyeti'ne kaçıyor. 

8 Ocak'ta Castro'nun zafer yürüyüşü ve halkın alkışları arasında Havana'ya ulaşıyor.

Ekim 1960'ta ABD, Küba'ya ekonomik yaptırımlar uyguluyor.

Ocak 1961'de Amerika ile diplomatik ilişkileri kopuyor.

Nisan 1961'de Castro, Küba'nın sosyalist bir devlet olduğunu ve Sovyetler Birliği'ne daha yakın olduğunu ilan ediyor.

Nisan 1961'de Amerika Birleşik Devletleri, Pig Bay'de ülkeyi işgal etmeye çalışan Kübalı sürgünleri destekliyor. Bu hareket, Başkan John F Kennedy için aşağılayıcı bir yenilgi olarak tarihe geçip, etkisiz kalıyor.

Şubat 1962'de Amerika Birleşik Devletleri Küba'ya ticaret ambargosu uyguluyor.

Ekim 1962'de Küba'da nükleer silahlarla donatılmış Sovyet robotları ‘keşfediliyor’. Bu olay, 13 günlük bir küresel nükleer savaş tehdidi krizine yol açıyor.

Ekim 1967'de Che Guevara, Güney Amerika'da yeni bir Küba devrimi başlatma amacıyla Bolivya'ya gidiyor ve orada öldürülüyor.

1959 ile 2008 arasında Küba’yı Başbakan ve Başkan olarak yöneten Fidel Castro;  karizmatik, tartışmalı, beğenilen ve nefret edilen yönleri de içinde, yüzlerce suikast girişimine maruz kalıyor. 

Sovyetler Birliği 1991'de çöktüğünde, Küba’ya olan mali destek de kesiliyor. Sıkıntı ve kıtlık Küba'yı felç ediyor. Adada buna ‘özel dönem’ deniyor

Şubat 2008'de Raul Castro, hasta olan Fidel'in ardından yeni başkan seçiliyor. 

Devlet başkanı olarak ilk yurt dışı gezisini Venezuela Başkan Hugo Chavez'e yapıyor. 

Mart 2009'da Raul, değişime yönelik ilk geçici adımlarla hükümeti yeniden şekillendiriyor. 

Nisan 2011'de Komünist Partinin yeni ilk sekreteri oluyor.

Aralık 2013'te Nelson Mandela’nın Güney Afrika'daki cenaze töreninde, ABD Başkanı Barack Obama, uzattığı gergin eliyle tribünlerde Raul Castro ile beklenmedik bir temas kuruyor. (Buna, Papa Francis'in aracı olduğu söylenir)

Mart 2016'da Obama, 1928'den beri adayı ilk ziyaret eden Amerikan başkanı olarak Küba'ya geliyor. Raul Castro ile tanışıyor ama kardeşi ile değil. 

Böylece diplomatik ilişkiler yeniden şekilleniyor. Hava ve feribot bağlantıları kuruluyor, turizm ve yatırım işleri teşvik ediliyor.

Kasım 2016'da Fidel Castro ölüyor. 

Nisan 2018'de Raul Castro başkanlıktan istifa ediyor ve yerine 58 yaşındaki başkan yardımcısı Miguel Díaz-Canel geçiyor.

Donald Trump'ın Beyaz Saray'da geçirdiği dört yıl boyunca, ABD'nin Küba ile ilişkileri yeniden donduruluyor ve Küba, teröre sponsorluk yapan ülkeler listesine alınıyor

Tüm bu kronolojiyi neden sıraladım! Elbette Kürtlere bir şeyler anlatmak için.

1980 öncesi Türkiye Komünist Partisi bir atraksiyon yaparak bir Kürt örgütü ile birlikte (DDKD Küba'da sloganı hararetiyle) Havana festivaline katılmıştı.

Bir defa, şu yakınlarda aramızdan ayrılan Kürt siyasetçi Mahmut Çıkman’a 1980 öncesi ‘Kürtler Havana’da’ denildiği zaman başına ne geldi, bir türlü fırsat bulup soramadım ona üzülürüm.

Bütün bu kronolojinin yanında ‘romantik devrimci’liği bir dönem Kürtlerin gözünde büyütülen Castro, müthiş bir diktatör seviciydi ve Almanya’da Güney Kürdistan’daki mezallimi protesto eden Kürtlere ateş açtırıp öldürtecek kadar gözü dönmüş bir Kürt düşmanıydı. 

Öyle ki, yurtdışına pek seyahat etmeyi göze alamayan Saddam’ı, yine rahmetli Mahmut Çıkman dönemine (yani 1980 öncesi 'Kürtler Havana'da teranesi zaman dilimine denk gelen) Küba’ya davet Havana’yı gezdirecek kadar bir Baas Partisi seviciysiydi. Muhtemelen Saddam İblis’nin ziyaret ettiği tek ülke Küba’dır. Artık saçı başı ağaran o dönemin Kürt siyasetçileri bunu pek anlamadı, bari genç nesil Kürtlerin bilgisine…