Mesrur ê Mesud Barzani bizi bu cehennemden kurtarır ancak!
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Mesrur ê Mesud Barzani bizi bu cehennemden kurtarır ancak!

Ayşe Altürk

Fi tarihinde Suriye’deki Kürtlerle karşılaşmamı hatırladım, fedakarlıkları, fakirlikleri, muhteşem Kürtçeleri, beni oradaki Kürtlerle tanıştırmaları ve Kuzey’deki Kürtlere merakları çok ilgimi çekmişti.

O karşılaşma ilk göz ağrısı olarak hep anılarımda taze kaldı. Biz Kuzeyli Kürtler için o yıllarda ‘devrim’ çok büyük bir kavramdı, o kadar büyük ki, her şeyimiz devrime endeksli idi…

Hayatı ertelemiş devrime kulaç atıyorduk her yerde, yüzme bilenimiz bilmeyenimiz müthiş bir tempoda.

Öyle bir tempo ki, Dicle veya Fırat’a bir çakıl taşı atsak, dalgalarının nehrin öte yakasına vurduğuna inandırmıştık kendimizi. Böyle bir duygu güzelliği ve miras aldığımız tarih vardı, elimizi attığımız her yerde. Bu mirasın kahramanlarının yolu bir şekilde Suriye’ye düşmüştü.

Kürdistan’ın bütün parçalarının makus kaderleri, travmaları, trajedileri, kahramanlıkları Suriye Kürtlerinin evlerinin eşiğinden içeri girmişti.

Beni oradaki Kürtlerle tanıştırdıkları zaman, en çok dikkatimi çeken ölçü ‘devrime hizmet’ etti kavramıydı. Devrim yani ‘şoreş’ dedikleri elle tutulacak, gözle görülecek kadar yakın bir kavram olmuştu.

Bizim zihinlerimizdeki ‘şoreş’ ölçeği ile; Suriye Kürtlerinin başına gelenleri anlatmaktan, hissetmekten, acıları ile yatıp kalkmaktan, kurtlar sofrasında nasıl yem olduklarını görmekten ve görüp de sesiz kalmaktan gayri bir anti- devrimcilik yoktur galiba.

Bugün yine yüreğimizi dağlayan bir haberle uyandık, Suriyeli Kürt mültecilerin Hırvatistan’da trafik kazası geçirdiklerini öğrendik.

Suriyeli Kürtler ve bu tür haberlerin yabancısı değiliz…

Bundan üç-beş yıl önce Avrupa yollarına düşen o Kürtleri izleyen her ahlaklı Kürt, çoluk çocuğunun yüzüne bakamazdı. Şoreş’e hizmet eden, ellerindeki bir kuru ekmeğini diğer parçalardan gelen Kürt kardeşleri ile paylaşmayı gelenekten sayan bu Kürtleri o halde görmek insanı yeme içmeden keserdi elbette.

Sınırlarda iki cephe arasında sahipsiz toprak anlamına gelen ‘no man’s land’ denen bölgelerde çok ağır koşullarda üst üste birikmişlerdi.

Hâlâ hafızalardadır o resimler…

Bazı ülkeler vatandaşlarını oradan aldırmak için harekete geçmişti.

Hiç unutmuyorum, yolda çocuklarının babasını kaybeden Suriye Kürdü bir anne, küçük çocukları ile uluslararası medyanın kameralarına konuşurken, ‘Mesudê Barzani’ sesimizi duyarsa ancak o bize yardım eder, bu cehennemden o bizi kurtarır diyordu.

Evet Mesudê Barzani demenin yankısı derindir Kürtlerin yüreğinde!

Bugün duyuyorum ki, Mesrur ê Mesud, Hırvatistan’da elim bir kaza sonucu hayatlarını yitiren Suriyeli Kürt kardeşlerinin naaşlarının Kürdistan’a getirilmesi için talimat vermiş.

Kürtler ancak böyle millet olur, temelsiz teorileri, boyundan büyük devrim lafları ile değil!

Şoreş’e hizmete olan sadakatle!