HDP’ye Kapatma meselesi...
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Öztekin Çaçan

HDP’ye Kapatma meselesi...

Öztekin Çaçan

Newroz’a beş kala HDP ye kapatma davası neden açılır...

Biraz geçmişten gelelim.  Hatırlayınız; AB süreci başlar başlamaz, daha 1980’lerde her türlü engelleme mekanizması devreye girmeye başlamadı mı. Bir örnek vereyim Özal ve Öcalan diyaloğu kurulur kurulmaz bazı derin ‘‘gazeteciler’’ Beka’a vadisine gönderildi. Bu abiler  Kürtlere ‘‘savaşın’’ tavsiyesinde bulunmadılar mı. Kürt halkının dostu gibi görünüp kan istemediler mi. Kan, şiddet dolu günlerin sonunda hep milliyetçi unsurlar güçlendi. Hep düzenin gerçek sahipler bütün hükümetler üzerinde bir kılıç a dönüşebildi.  Ne ilginç değil mi. O gün, o kanı isteyenler ‘ya sev ya terk et diyenler’ bugün hükümetin gizli, küçük ve önemli ortağı oldular.

Parti kapatma davası, basit bir gündem saptırma değildir. Newroz’a günler kala bu kararın açıklanması tesadüf de değildir. Düpedüz yeni ve farklı bir genel sürecin kapısı aralanmıştır artık. Sorun sadece Kürt partileri de değildir. Bir yandan da siyasetin tamamına ayar veriliyor. Yani sadece olası erken seçim vb. ile açıklanamayacak değişik bir durum var ortada. Eksen kaymasından tutunda, rejim değişikliğine kadar, ucu açık bir dönem ve gizli niyetler var. AK Parti’nin 7. Olağan kongresi sonrasında her şey daha da netleşecektir. Ama Görünen o ki, Türkiye çoktan çoğulcu demokrasi dışına dümen kırdı. AB, müzakere, tam ortaklık hepsi hayal artık. Dolayısıyla temel düzen açısından ‘‘Kürt meselesi’’ de kalmadı. Süreç Kürtlere hiçbir şey vaat etmeyen ‘‘millet’’ ile yine Kürtlere hiçbir şey vaat etmeyen ‘ümmet’ kavramına dönüşüyor. Şimdilik görünen bu.

Kurt kapanı...

Kürt meselesi ve HDP dışındaki konularda iktidarın, açık ve gizli ortaklarının, farklı programları ve gündemleri var. Mesela AK Parti “yeni anayasa’’ meselesine 1921 Anayasasının ruhuna atıfta bulunarak giriş yaptı. 1921Anayasasını orijinal kılan neydi ve neden onun ruhuna dönülüyordu. Meselenin içeriği 1921 Anayasasının laiklik olmayan ikinci maddesinde yazılanlar aslında. Ne diyor o maddede ‘‘devletin dini İslam’dır’’.  Bahçeli şimdiden olası bir anayasa ruhu arayışında aslında kendini olayın dışına attı. Ama sorumluluktan kaçamaz. Eğer değiştirilmesi teklif dahi edilemez o dört maddeyi AK Parti tartışmaya açarsa merak etmeyin MHP bir yolunu bulur destekler.  

Diğer yandan, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması tam bir garabet. Görünüyor ki Erdoğan’ın, aklından başka kaybedecek bir şeyi kalmadı. Kendi parti tabanı dahil, neredeyse bütün kadınların beddualarını almaya başladı. Eee, bu da az bir şey değil tabi.

Genel olarak bakarsak, bütün farklılık ve orijinalitesi bitti Ak Parti’nin. Erdoğan, süreci kontrol ediyormuş gibi görünen ama sürecin esiri olmuş bir liderdir artık. Gerek uluslararası alanda, gerekse birçok iç meselede dümen tamamen Avrasyacılar ile Türk İslamcıların elinde. Sadece ülkenin ve sürecin demokratik görüntüsünü kurtarmak Erdoğan’a bırakılmış. Ve politikadaki ustalığından dolayı ‘kamu diplomasisi’ Erdoğan da. Özcesi, sistemin demokratik kılıf altında işlemesi için güçlü bir liderlik yapısına ihtiyaç var. O kısmı da Erdoğan tamamlıyor.

Büyük laflar zamanına girdik... Seçim yaklaşıyor...

Erdoğan istediği kadar güçlü olsun Cumhur İttifakını var eden koşullar değişiyor. Dolayısıyla Erdoğan’ın yeniden parlatılması lazım. Örneğin, dış politikada birçok şeyin sonuna gelindi. Suriye’de saflar, niyetler, her şey çok daha belirgin artık. Erdoğan ve iktidar arkadaşları Suriye’de ‘büyük kaybeden’in Türkiye olduğunun farkındalar. Durum böyle olmakla birlikte Cumhur ittifakının, biri birine karşı anlaşıyor ‘mış’ gibi yaparak sürdürdükleri oyun, bitmiş değil. Rabia işaretinin ortadan kalktığı gibi yakında Suriye meselesi de hiç olmamış gibi unutturulmaya çalışılacaktır.

Zannımca iktidar blokunun şu anda en önemli konusu ABD’nin Türkiye’ye karşı pozisyonu.  Eğer ABD, Türkiye’yi sadece NATO müttefiki ama yarı demokratik bir ülke olarak kabul edip Erdoğan’a destek vermeye devam ederse oh ne ala. Suriye, Doğu Akdeniz, demokrasi konularındaki bütün hataların üstü örtülü verir.

Biden ekibi ile ilk sıcak temas 23-24 Mart’ta dışişleri bakanlarının katılacağı NATO zirvesi ile sağlanacak. Bir de, Nisanda açıklanacak Türkiye’ye yönelik AB yaptırımları meselesi var. İki tane çok önemli toplantı öncesinde hükümetin kucağına HDP’nin kapatılması ve İstanbul Sözleşmesi gibi iki ağır taş bırakıldı. Ama göreceksiniz bir şey olmayacak. Sonuçta Türkiye AB’nin radarından çıkmış bir ülke. ‘Ticaret’ ve ‘göç’ konuları haricinde AB diyaloğu fiilen bitmiş durumda. Yeşil sulara dümen kırmış bir Türkiye’yi, ABD kendi haline bırakır m, sadece NATO üzerinden ilişkiye evet der mi, bilmiyorum. Ama seçim kazanmak, kendi kitlesini bir arada tutabilmek için Türkiye iyiden iyiye milliyetçi, Türk İslamcı politikalara sarılacak. ABD veya AB ne derse desin.

 

 

 

 

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved