Beşli Bildiri, milli cephe, parti-örgütlerin konumu…
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Beşli Bildiri, milli cephe, parti-örgütlerin konumu…

İbrahim GÜÇLÜ

Beş parti-örgüt (PAK, PDK-Bakur, Pêlkurd, PSK, Tevgera Demokratîk a Kurdistanê) 20.02.2021 tarihli bir bildiri yayınladılar. Bu bildiri okunduğu ve derince yorumlandığı zaman görülecektir ki beş parti-örgütün döneme ilişkin çerçeve anlayışıdır. Bu bağlamda, mevcut parti ve örgütler için sıradan bir bildiri değil. Bir anlamıyla güç birliği içinde olan ve gelecekte daha ileri birlikler tahayyül eden beş parti-örgütün güncel ve döneme ait bir programıdır.

Bu nedenle bu bildiriden hareketle bazı temel konuları ifade etmek istiyorum..

İlk planda diyebilirim ki, bildiri genellemelerden öteye bir tespit ve önerme yapmıyor. İlginç bir aynılaştırmayı anlatıyor. Oldukça vasat bir düzeyi ifade ediyor. Derinlikli ve ufku olan bir bildiri de değildir. Donuk ruhlu, heyecan verici olmayan görüşleri içeren bir bildiridir.

Bildiri de ya da çerçeve anlayışta, göze batan çözümleyici önermelere de yok. Gerçekleri bir yönüyle vermeye çalışan, ama başka asıl gerçekleri, Kürtler ve Kürdistan milli hareketi ve özellikle de Kürdistan’ın Kuzeyindeki milli hareket için daha önemli olan gerçekleri dile getirmeyen bir bildiri.

Sömürgeci devletlerin tarih boyunca ve günümüzde Kürdistan’da yaptıklarıyla ilgili söylenenler genel olarak tüm Kürtlerin üzerinde uzlaşma sağlayacağı tespitler ve görüşlerdir. Ama ilginç bir şey var devletlerin karakterine ilişkin bir vurgunun yapılmaması unutulmuş bir konu olması umudunu taşıyorum. Biliniyor ki Kürdistan’ı egemenliği altında tutan devletlerin niteliği ve kavramsal tanımı, milli mücadelemizin stratejisini ve karakterini belirleyen stratejik bir konudur. Bu bağlamda milletimizin ve Kürdistan yurtsever güçlerinin, Kürdistan örgüt ve partilerinin stratejik mücadelesi anti-sömürgeci niteliktedir. Çünkü milletimiz mücadelesi ile Kürdistan’daki sömürgeciliğe, işgale ve ilhaka son vererek kendi kaderini tayin edecek, yeni bir siyasi-sosyal statü belirleyecek, Kürdistan’da milletimizin egemenliği ve iktidarı oluşacak. Bu da federal bir devlet, bağımsız devlet, bağımsız devletlrin ortak sözleşmesiyle konfederal devlet niteliğinde ve statüsünde olacaktır.

Çerçeve anlayış bu statülerden hiç birinden bahsetmiyor. Bu da güç birliği yapan ve gelecekte daha kapsamlı bir milli birliğe hazırlanan 5 parti-örgütün ortak bir statüde birleşmedikleri, herkesin kendi stratejik amacını koruduğu, ortak orkestrada tek ses değil, her enstrümanın kendine göre hareket edeceğini ve seslerini çıkarmaya devam edeceğini anlatıyor.

Bütün bunların yanında, çerçeve anlayışta devletin yaptıklarıyla ilgili söylenmesi gereken ortak şeyler söylenmiş. Ama Kürt milletinin hayatında ve Kürdistan’ın dört parçasında önemli bir misyona sahip olan, devletlerin son 45 yılda yaptıklarının ortağı olan, sömürgeci devletler adına Kürtleri yok etme politikasında aracı, operasyonal, taşeron, vekâlet örgütü olan PKK’nın yaptıklarıyla ilgili tek bir kelime ve cümlenin olmaması oldukça dikkat çekici. Bu yaklaşım çerçeve anlayışı içerikten yoksun kılan temel meselelerden biridir.

Bildiri de PKK’nın Kürdistan’ın Kuzeyinde milli hareketin tasfiye edilmesinde, 12 Eylül 1980 Sömürgeci-Faşist darbenin hazırlanmasında, on binlerce Kürdün ve Kürt yurtseverinin, Kürt gençlerinin ölümünde rol sahibi olan PKK ile ilgili bir tek cümle yok.

Bunun yanında PKK’nın niteliğine ilişkin de ortak bir saptama yok. Bu ortak saptamanın olmaması, PKK’nın milli bir güç ve örgüt görüldüğünün, milli birlik ve beraberlik konsepti içinde tahayyül edildiğini ortaya koyuyor.

PKK/ PYD’nin, Kürdistan’ın Batısını Kuzey Suriye yapmasını, Kürt milli hareketini 1980’den sonra tasfiye etmek istediğini ve bunda hayli yol aldığını, Kürt gençlerini vekalet savaşları adına katlettirdiğini, PKK/PYD’nin milli birlikten yana olmadığı ve olamayacağı, ABD ve Fransa’nın istememesi halinde hiçbir zaman ENKS ve diğer Kürdistan’ın Batısındaki parti-örgütlerle bir aryaya gelmeyeceği, Kürdistan’ın Batısının Baas Diktatörlüğünün devam ettiği PKK/PYD’nin onun yamağı olduğu, Kürdistan’da Türk Devleti’nin işgalinde önemli misyona sahip olduğu, PKK/PYD’nin derdinin Hewlêr-Duhok Antlaşmasını uygulamak olmadığı, ROj Pêşmergelerini kendi içinde eritmek istediğini, aylardır birlik olamamasının nedenlerine ilişkin de çerçeve anlayış bildirisinde bir açıklama, tespit, önerme yok.

PKK’nın Kürdistan’ın Doğusunda yaptıkları, Kürt milli hareketini PJAK denilen örgütüyle tasfiye etmek istediği, yüzlerce gencin idamına sebep olduğu, Kürdistan parti ve örgütlerin PKK örgütü PJAK’ı milli birlik kapsamında görmediği konusunda da bir ders, bir algılamaya bildiride tek bir cümle rastlanılmıyor.

Çerçeve anlayış bildirisinde, PKK’nın Kürdistan Federe Devletinde yaptığı yıkıcı, terörist, işgalci eylemelerinde, Kürdistan Federe devleti yıkmak istediğiyle ilgili de bir esinti, bir görüş, bir cümle yok. 

Birlikte kendi güç birliği konumuyla ilgili de bir açıklama yok. Genel anlamda güç birliği ve milli birlikten bahsediliyor, ama nasıl bir birlik istedikleriyle ilgili de bir tespit, önermeye sahip değiller.

Ulusal kurtuluş sorunu olan milletlerin en önemli örgütlenmelerinden biri milli birlik ve beraberliktir. Kürt milletinde ulusal kurtuluş sorununun çözmek isteyen bir millettir. Milli birlik ve beraberlik de birkaç örgütsel modelle yaşam bulur. Milli cephe bu örgütsel modellerden biridir. Fakat bu örgütsel model milletleri her zaman milli kurtuluşa ve demokrasiye götürmez. Eğer milli cephede mutlak anlamda silahlı bir örgütün hâkim olduğu bir örgütsel yapı ise, o egemen ve hegemonik örgüt-partinin diktatörlüğüne yol açar.

Bu aşamada Kürdistan’ın Batısında yapılacak olan da budur. Buda milletimize,  Kürdistan’da PKK/PYD dışındaki parti-örgütlerine büyük kötülüktür.

Bir tek yurtsever bile bu birliği kabul etmemeli, karşı çıkmalıdır.

Demokratik yönetime ve milli kurtuluşa ve millet egemenliğe yol açacak Milli Cephe, eşitler ve aynı niteliklere sahip olan, aynı mücadele yönetimin benimseyenler arasındaki cephedir. O zaman gerçek anlamda bir orkestra olur. O orkestrada olan enstrümanların hepsi değerli, sesleri önemli olan, tek sesin çıkarılmasına temel olan tarihleri, özellikleri, yaptığı fonksiyonlar itibariyle değerli ve kıymeti-harbiyesi olmayan enstrümanlar olurlar. Bu milli cephe demokrasiye, millet egemenliğine, eşitlikçi, hukuka dayalı toplum yapısına, rejime yol açar.

Kürt yurtsever bireylerinin, parti ve örgütlerinin destekleyeceği bu model örgütlenme ya da buna benzer Kongre Tipi modeldir. Bütün Kürt yurtseverlerinin, Kürdistan parti-örgütlerinin gönül rahatlığıyla destekleyecekleri  model örgütlerdir..

Başka önemli temel bir konu: 5 parti-örgütün, Kürdistan’ın Kuzeyindeki milli hareketle ve kendileriyle ilgili olarak gerçekleri tam ifade ettiklerini söyleyebilmek olanaklı değildir. Şu gerçeğin altını çizmemiz gerekir ki, milli dava anlamında, sosyolojik anlamda Kürdistan’ın Kuzeyinden bütünlüklü bir milli hareket yoktur. Mevcut olan parti-örgütler de sosyolojik anlamda, değerler, temsil, sınıfsal, anlamda bir temsil gücüne sahip değiller. Küçük grup yapılarına sahiptir.

Bu gerçeğin görülmesi ve tespiti önemlidir. Ondan sonra varılmak istenen düzeye ve noktaya ulaşmak için gerekli yol ve yöntemler, vasıtalar, fikirsel arka plan yaratılabilinir.

Bundan dolayı mevcut verili durumda Kürdistan’daki parti ve örgütleri milli hareketi temsil edecek ortak, çoğulcu, milli birleşik bir örgütlenme, milli cephe yaratma olanaklarına sahip değiller. Ama kendilerini niteliksel olarak değiştirirler, halka açılırlarsa bunu becermeleri olanaklıdır.

Diyarbakır, 23 Şubat 2021