Aydınlanma, Kürt sorunu ve ismail Beşikçi
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Aydınlanma, Kürt sorunu ve ismail Beşikçi

Zeynel A. Göçer

Emanuell Kant Aydınlanma nedir? Makalesinde;

“Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının kılavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır. İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır Sapere Aude! Aklını kendin kullanmak cesaretini göster! “ demektedir.

Kürtler; ortaduğunun en köklü halklarından biri olmasına ve  50 milyon nüfusuna rağmen halen statüsüz bir halkdır. 

Güney federe Kürt cumhuriyetinin 2005 ten itibaren Irak’a bağlı ama,  Anayasal düzlemde varlığı olan özerk bir bölge olmasının dışında diğer üç Bölge topraklarında özel bir statüsü yoktur. 

Kürtlerin ulusal kurtuluş ve kimlik mücadelesinde bölge sömürge ülkelerinin egemenliği altındadır. Bu nedenle  her dört parçada da kürtlerin sürekli bir mücadele sürekliliği vardır. 

Ulusların kendi kaderlerini hakkı hakkı savunusunda sosyalistler bu hakkın her daim ilke itibari ile savunucusu olmuşlardır. 

Türkiyeli sosyalist yapılanmalarda kimi istisnaları saymasak bu ilkeye  sürekli saygı göstermiştir, bu uğurda az da olsa Türkiyeli kimi devrimciler , Kürtlerin ulusal kimlik mücadelesinde yanlarında olmuş ve bedenleri ile bu bedeli ödemiştir. 

Türkiyeli sosyolog  İsmail Beşikçi ise, Bilim insanı kimliği ile , Kürtler başta olmak üzere , ulus kimlik mücadelesini her koşulda savunmuştur. Mahkemelerde ,kitaplarında, yazılalarında ve söyleşilerinde sosyal bilimlerin gereği pozitif doğruların keskin savunucusu olmuştur. Bu nedenle de yaklaşık Türkiye iktidarlarınca 17 yıl cezaevlerinde tutulmuştur. 

İsmail beşikçi PKK’nin  Bağımsız birleşik Kürdistan savunusu yıllarında , PKK’nin bu tezini savunmuştur. Günümüzde ise PKK nin “Demokratik Cumhuriyet”  ilkesini ise savunmamaktadır. 

İsmail Beşikçi son dönemde PKK -KDP  gerginliği ve yer yer çatışmasından dolayı yazdığı bir makaleden dolayı kimi çevrelerce yoğun şekilde eleştirilmektedir.

Beşikçi konu ile ilgili şöyle demektedir; İnsan olarak, Kürdistan’dan söz eden, bağımsız Kürdistan’ı talep eden bütün kişilerin, kurumların, siyasal partilerin yanında olurum. ‘Kürdlere devlet gerekmez…’ diyenlerle işim olmaz. Çünkü bu, Kürdlerin değil, devletlerin görüşüdür. Devletlerin bunu Kürdlere söyletmesi devletlerin büyük bir başarısıdır, kazanımıdır. Kürdleri müştereken baskı altında tutan devletlerin hepsi de, Kürdleri, bağımsız Kürdistan’ı engellemek için her önlemi almaktadırlar.” 

Bu görüşlere katılır veya katılmasınız ama , bir bilim insanınını linç etme kültürü ile yaklaşamasınız konuya, hele hele bu insan ömrünü,kariyerini kürtlerin hak, hukuk, adalet ve kimlik mücadelesi için vermişse. 

Konu ile ilgili Beşikçi’ye  benimde katılmadığım noktalar var, örneğin sayın Beşikçi diyorki;

“ Bugün, Türk ordusu, Kürdistan Bölgesel Yönetimi alanında, sınır bölgelerinde birçok yerde üs kurmuştur. PKK/KCK, orduyu bölgeden uzaklaştırma çabası içinde olması gerekirken, çeşitli bahaneler yaratarak ordunun bölgeye yerleşmesine zemin hazırlamaktadır. Ordunun, Kürdistan Bölgesel Yönetimi için önemli bir tehdit olduğu açık.” 

Bu tespit kanımca haklı yönleri olsa da biraz sorunludur. şöyleki, Birincisi; Başkalarının Türk ordusunu Bölgeden uzaklaştırma çabası içinde olmasını beklemek yerine , Türk ordusunun kendisine bu soruyu yöneltmek ; “ senin orada  ne işin var ? demek “esas olmamalımıdır? İkincisi ise , bu istemi PKK ‘ den isterken Bölgenin asıl sahibi ve sorumlusu olan Bölgesel kürt yönetiminden de böylesi bir beklenti içerisinde olmak gerekmez mi? 

Kanımca doğru yöntem,  bu gibi durumlarda Özellikle de bağımsız birey, aydın yazar çizer kadrosundan taraf olmak,  Ak veya kara demek yerine , halkların yararına olan aradaki elli farklı ton’nun da varv olduğunu taraflara hatırlatmak  doğru olan yöntemdir.

Gerek kürtlern kendi içindeki sorunları,   gerekse de karşısındaki muhatap olan devletlerle olan görüşmelerinde  ,  sorunun çözüm şekli,  demokratik, barışçıl  sivil demokratik mücadele biçimi olan Diyalog esas alınmalıdır.

Kürtler gelinen aşama da , Kürt sorununa sahip çıkan değerlere tüm düşüncelerine katılmasa da , dostanece bir dil kullanmaya itina etmelidir. 

17.ve 18. Yy .orataya çıkan Aydınlanma ve modernite gelişimine kürtler de 21 . Yy.da  kattığı deneyim ve tecrübelerle dost ve düşmanını ayrıt edebilecek Aydın olgunluğunu  ve duruşunu gösterebilmelidir.