Kürdistan Prensi, Çapakçur Mîr’i Süleyman Beg
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Kürdistan Prensi, Çapakçur Mîr’i Süleyman Beg

Veysel Göker 

BasNews - Kürdistan’ın Çapakçur Prensi, Mir İsfahan (Süphan) beyin Şehit edilmesinden 16 yıl sonra Amcası Sultan Ahmet han ve Bitlis Hükümdarı Şeref bey tarafından 1554 yılında Çapakçur Kürd Prensliğinin başına getirilen Maksüd bey Babasın Adına vakıf kurar. Ab-ı tor’da (aftor) şifahane, hamam, Medrese, tekke, zaviye, aşhane, Cami, medrese ve kervansaraydan oluşan devasa bir külliye inşaa eder, Diyarbekir beylerbeyi İskender paşanın baskılarını şikayet için İstanbula gider 7 yıl orada kalır ve sonra orada vefat eder. Onunda mezarı Büyük Müderris Mevlana İdris-i Bitlisi’nin mezarının yakınlarındadır.

Yetişkin varisi olmadığı için yerine önce hanedandan Hancuk Prensi Sultan Ahmet beyin torunu olan Kahkaha Kalesinde esirken Firar eden Alihan, daha sonra da, Alihan beyin abisi Sultan Murat beyin oğlu Hükümdar Mir Süleyman han tahtta oturur.

Rumilerin, Kürdistan Beylerbeyliğindeki En güçlü müttefiki Çapakçur-Genç Hanedanlığının Kudretli Prensi Süleyman Bey, Kürd Prensi Murat beyin en küçük Oğludur. Murat beyde İsfahan Beyin Abisi Sultan Ahmet Han’ın büyük oğludur.  Sultan Murat beyin 4 oğlu vardır. Uluhan bey Diyarbekirde Müderristir. (torunları günümüze kadar Kürd Medrese geleneğini, Müftü ve Müderrisler yetiştiren modern eğitim sistemi ile buluşturarak sürdürdürmeye devam ediyorlar) Mustafa bey Tebrizde Şehid düşer.

Alihan bey de tebrizde esir düşer ama daha sonra firar eder Önce Karamana gider, daha sonra Ülkesi Çapakçur Kürd Prensliği’ne döner.

Babası Sultan Murad bey’in kendi lehine feragatı ile Genç-Hançuk Hanedanlığı’nın tahtına oturan, Ülkesini, Yehkinikdeki Kasrından yöneten Çapakçur Emiri Süleyman bey, daha sonra kardeşi  Alihan beyden Çapakçur prensliğini devir alır. (1561) Uzun bir süre amcası Mir Muhammed bey ile anlaşmazlığa girse de Atak beyliği  sınırlarına kadar uzanan Yukarı Hançuk ve Peçar bölgesinide yönetimi altına alır, mutlak ve tek hükümdar olur.

Mir Muhammet bey ise, Bitlis Hükümdarı Şeref bey ve Hançuk Emiri Sultan Ahmet beyin uğuru ile Hınıs steplerine Sürgün edilen Pazukilerden geriye kalan Zikti aşiret konfederasyonunun başına atanır.  Müslüman olmayan tebaanın yoğun olduğu Kiki (yahkinik) aşiret konfederasyonu ise Süleyman beyin denetiminde kalır.

(Bu iki aşiret kendi içlerine sızan pakradunilerin fitne gazabından günümüze kadar kurtulamazlar.)

Kürdistan Uleması Bitlis Seçkini İdris-i Bitlisi’nin, Kürdistan Ümerası Selâtin-i Selefden ellerinde olan ahidnâmeleri mucibince azil ve nasbı kabul etmezler. Sefer vâki oldukça tımarları ve beylerbeyleri ile her zaman sefere hazır olurlar’ prensibi ile Kürd Prensi Süleyman bey Rumiler ile ittifakını, 1620 yılına kadar Hükümdarlığını koruyarak sürdürür. Kendi adına paralar bastırır.  Birçok yerde hayır ve hayrat için değirmenler ve kervan saraylar inşa eder. Demirciliğe önem vererek dökümhaneler kurar, Sini, Kazan, Mutfak gereçlerinin yanında, toplar döktürür, darcu, bıngiri ve kurmanci tüfenklerinin üretimini sağlar. Bu horozlu  tek atımlık dolma Tüfenklerin bir kısmı 1900’lü yıllara  kadar bölgedeki çeşitli sanatkârlarca bu imalathanelerde üretilmiş, günümüze kadar ulaşmıştır.

Bu dökümhanelerden en büyüğünün Meneşgurta yakın Ardeşin’de, Aftorda, Bırnek taraflarında ve peçarda kurulduğu bilinir.

Diğer amcası Ruha Hükümdarı Mirza Davut ve Mirza Davut hanın Çocukları Melek Ahmet han ile ilişkisi Çapakçurda Melek Ahmet Han’ın kardeşi Prens Zeynelabidin beye Yurtluk vermesi ile devam eder.

Çapakçur Hükümdarı Mir Süleyman Bey için Kürdistan Kralı Şerefhan beyin Şerefname ‘de yazdığı beyit şöyledir:

“Çağların günlerinin gözü Onun gibisini görmedi gönül aydınlığı, incelikleri görme ve güzel konuşma konusunda.“

  Peygamberin Hicreti’nin 1005’ yılı

(Haziran 1597)

24 Kürd Prensi ile beraber Levant, Balkanlar, Basra, Tebriz ve Nahçivan’a yapılan seferlerde üstün kahramanlık sergileyen Kürdistan Prensi Süleyman Halit bey, tartışılmaz bir Askeri ve Siyasi dehadır, aynı zamanda da Bitlis Şerefiye Külliyesinde yetişmiş Edebi derinliği oldukça fazla Tasavvuf ehli bir mutasavvıfdır.

Şerefname'de Çapakçur Prensi Mir Süleyman bey için, “Kürdistan beyleri arasında Rum usulü askerlik ve biniciliği iyi bilmekle tanınmıştı, ayrıca kavrama yeteneği oldukça iyiydi keskin zekası ile ince nükteleri bilen inceleyicilerin güzelliğinin bir aynasıydı.” diye söz edilmektedir.

Kendisi Kürdistan Şehzadelerini yetiştiren Bitlis Şerefiye Külliyesinde yetişmiş seçkin bir Kürdistan Prensidir.

Melikesinin isminin Belkıs hanım olduğu dilden dile anlatılar ile bugüne kadar ulaşmıştır. Bu ayrıntı ile Aşkları eski zaman hikayelerinde anlatılan Hz Süleyman ve Kraliçe Belkıs hikayesinin ikincisi gibi görkemli ve büyüktür. 

Urmiyeden gelen dumbuli Zerza Kürdlerinin enstrümanları ile icra ettikleri Müzik, adeta onu cezbediyor, Sanata, Eğlenceye, süsleme araçlarına, Büyük Devlet adamlarında ki merak olan, antika silahlara karşı özel merakını da gizleyemiyordu.

Amcası İsfahan bey Genç nahiyesini Pazukî Halit Bey’in adamlarından, babalarının ve atalarının yurdu Çapakçuru Şah ismailin adamı Aykutoğlu’nun elinden, Çapakçurun Derbendi Ağçakale’yi (Ginc kale köyünü) ise Şah ismail’in adına istila eden Pazukî ‘li Mansur beyden alıp 1514 yılında topraklarına katmıştı.

Devlet-i Kahire yani Kürdistan’nın Kralı Selahattin-i Eyyübi’nin uğurunu taşıyan Krallardan olan Mir Abdal bey, Mir İsfahan (Süphan) bey, Mir Sultan Ahmet bey, Mir Maksüd bey, Mir Muhammed bey, Mir Murad bey ve Mir Süleyman Bey’in Babalarının ve atalarının vatanı, eski zamandan beri, Darayn yani Genç kalesidir. Kalelerin en sağlamı ve en metin’i olan Bu kale Murat nehri’ne bakan dağın eteğindedir (Gupar Mıntıkası).

Çapakçur -Diyarbekir arasındaki köprünün yanındaki derbent de inşaa edilmiştir. Bu kale İran ve Hindistan’dan gelen Kervanların ayrıca Boz Ulus taifesinin de (Beritan) uğrak yeridir. Böylece orada yaşayanlar kendilerini sıkıntı ve felaketlere karşı güvende hissetmişlerdir. Bu sebeple Genç Ülkesi kadim zamanlardan beri tahılı bol olan-Tahıl deposu olarak bilinen bir yerdir Genç ismide Kadim dillerde “Mahsul deposu” anlamına gelir.

Namı, Selahattin Eyyübi gibi 7 Cihana ulaşmış olan Kürdistan Meliklerinden Mir Süleyman beyin Divanhanesi gece ve gündüz her vakitte açık bırakılırmış.

Duvarlarında, üzerinde Ceylan, Şahmeran, Cennet-Cehennem, Cebrail ve hz ismail tasfirleri ile Rüstem-e Zal figürlerinin bulunduğu el örmesi ipek halılar asılı olan Divanhanesinin Zemini ise İran ve Hint halıları ile döşeliymiş.

Divanhanenin tam ortasında kocaman bir mangalda her daim hazır olan büyük bakır cezveler varmış. Xulamlar (hizmetçi) Konuklara sürekli çay ve kahve servisi yaparmış, Divanhane’de mutlaka birkaç dengbej bulunurmuş. Dengbejler Prensin ve hatırı sayılır konukların istediğini, Kadim zamanlardan kalan unutulmuş klam ve kasideleri söyler, kayıp destanları anlatılır, görkemli kahramanlık menkıbelerini aktarırlarmış.

Kürdistan’ın en kudretli Hükümdarları arasına giren Çapakçur Prensi Süleyman Bey’in yanında sürekli özel yardımcısı bir Paşmir, her zaman iki ak sakallı (Rihsipi), bir müderris, birden fazla hizmetçi (xulam), bir çok besleme ve kan emici fedailer (xwinxwar) bulunurmuş.

Halkın Prense olan öfkesi eğer büyürse, Prensin tahtı bırakması istenilir ise, bu istek Paşmir’e bildirilir. Paşmir’de Prensin ayakkabılarını Divanhaneden getirip önüne koyar, Prens değişime razı gelirse ayakkabılarını giyer gidermiş, razı gelmez ise paşmir’i Xwinxwarlara öldürtürmüş.

(Çapakçur ve Genç hanedanlığı ile ilgili eldeki bilgi, belge, anlatı ve veriler Çabakçur’da böyle bir hanedanlık geleneğinin hiç bir zaman uygulanmadığı yönündedir.)

Zaman, düşmanlığın Ortak düşman karşısında, bir süreliğine askıya alındığı zamandır.

Genç Kalesinden,

“Tercil (hazro), Atak (lice)  ve Dar-Ayn (Darayeni) kalesi, Amedi Mahrusaya yani korunan şehir Amede, Diyarbekir’e en yakın kalelerdir” diye söz edilmektedir.

“Amed’e yakın Tercil ve Darayn isimlerinde iki kale mevcuttur”

Bitlis (Kürdistan Hakimi)

Şerefxani Bitlisi

şerefname

(Zelzele ve Taşkınların zamanla yok ettiği köprü ağzındaki Genç kalesinin çarşı ve iç hanelerin kalıntıları, bugün tuğla fabrikası ve eski cezaevi arasında, kısmende olsa yüzeyden fark edilebilmektedir)

Kürdistan Meliklerinden Süleyman Halit bey döneminde Şer’î yasaların uygulayıcısı Çapakçur Müstantikliği, yani Sorgulama Hakimliği, bugünki Mıstan/Peçar bölgesinde etkili Kadı ve Müderrislerin himayesinde dahada kuvvetlendirilmiş, güven ve huzur ortamı uzun süre sağlanabilmiştir.

Safevî artığı Acem ve Türkmen barbarlarının Genç-Çapakçur, Palu, ve Ağcakale (Ginç-Kaleköyü) köprülerinden geçişleri engellenmiş, Büyük ticaret kervanlarının ve boz ulus taifesinin Milyonlarca büyükbaş ve küçükbaş hayvanı, Hazar, İran ve Anadoludan gelen, Rumi, Azeri, Acem ve Gürcü çetelerden korunmuştur.

Köprü geçişlerinden gelen gelirlerin çoğunu Savunma ve Eğitime ayıran,

Kürdistan Emirlerinden Süleyman Bey’in geniş himmeti o sınırlı ve dar mekana artık razı gelmez.

Ortalama 30 yılda bir yaşanan yıkıcı Çapakçur Zelzeleleri nedeni ile, Önceleri atalarının ve dedelerinin 7 direkli kıl çadır kurduğu Meneşkurd denilen geniş ve sert bir sahrada büyük bir şehir kurmaya girişir. Zeminin sağlamlığını inceler, en iyi Ermeni mimarlar ve usta başları ile meneşgurt’da yüksek sütunlu cami ile birlikte, hamam, medrese, mektep, imaret, türbe, kütüphane, aşevi, darüşşifa, kervansaray, çarşı, tekke ve zaviye binalarından oluşan büyük bir Külliye İnşaa etmeye başlar bu Mabedin yapılması Prens Süleyman Bey’in büyük çabalar harcamasına rağmen tamamlanamaz. Padişah’a şikayet edilir, Beyazıt’da ki Süleymaniye Camisinden daha büyük bir Camii inşaa ederek Padişaha kafa tuttuğu iftirasına bile maruz kalır.

Bu Sahra Etrafı kardan kayalarla kaplanmış Şerafettin yaylasına Çok yakındır, bu yaylada hayvana bereket gelir, kuzular çabuk gürbüzleşir, yapağıları yerlerde sürünür, bu yaylada hayvanların memelerine bereket gelir, süt kazanlarla sağılır, peynir katır yükleri ile şehirlere indirilirdi.

Bu yayla aynı zamanda Bitlis Hükümdarlarının yaylasıydı.

Şerafettin yaylasıydı.

Padişah ise Genç-Çapakçur Hanedanlığı’nın, Gürcü, Acem ve Türkmen saldırılarını kahramanca nasıl püskürttüğünü çok iyi bilmektedir.

Kendi Ülkesinde, Hristiyan Ermeni, Nasturi, Ezidi ve Yahudi Ermeni reayayı, Müslüman ahaliden ayırmayan Kürdistan’ın Çapakçur Emiri Süleyman bey hakkında, bir başka yazılı eserde şöyle yazılmıştır.

“Çapakçur’da Celaliler Ermenilere saldırdılar ve köylerine zarar verdiler. Çapakçur’un Kürt beyi Ermenileri sevdiği için köylerini yeniden inşa etmeleri için onlara yardım etti. “

Polonyalı Simeon’un (1608-1619) yıllar arasında kaleme aldığı, Seyahatnamesidir bu yazılı eser.

Kaynaklar.

Osmanlı Arşivleri

Seyahatname Evliya Çelebi

Bitlisname

Şerefname Mir Şerefhan Bitlisi

Polonyalı Simeon Seyahatnamesi

Minorsky