Bin yıl boyunca coğrafî ve siyasî bir terim olarak Kudistan -I-
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Bin yıl boyunca coğrafî ve siyasî bir terim olarak Kudistan -I-

Nasruddewle Mardux

BasNews - İslâm tarihinin erken dönemlerinde İslâm tarihçileri (Arap, Fars, Kürd, Türk, Süryani, Keldani) Kürdlerin yaşadıkları bölgeler için ‘Bilâd’ül-Ekrâd’, ‘Memâlik’ül-Ekrâd’, ‘Manâtik’ül-Ekrâd’ isimlendirmelerini kullanmışlardır. Bazı görüşlere göre ‘Kürdistan’ ismini ise ilk kez 700/1300–1301 senesinde Safiyüddin Abdülmümin b. Abdülhak el-Bağdadî’nin (ö.738-739/1338), “Mu‘cemü’l-büldân”daki tarih ve coğrafyaya ait malzemeyi “Merâsid el-ittilâ” adıyla muhtasar hale getirdiği eserinde geçtiği ileri sürülmektedir. Bu kitapta, “Mu‘cemül-büldân”ın metnine harfiyen uyan ‘el-Lurr (اللُّرُّ )’ ve ‘el-Lûr (رُ اللُّو)’ maddelerinde sadece ‘Lûristan’ sözcüğü Kürdistan olarak değiştirilmiştir. İlk dönem İslâmî kaynaklarının tümünün incelenip literatüre dahili söz konusu olmadığı için, büyük bir olasılıkla ‘Kürdistan’ın daha erken bir tarihte kullanılmış olması mümkündür. Bu yönde bir işaret de Kürd alim Ebu Hanife Dineverî’yi (828-896) göstermektedir.

8-15. yüzyılları arasında İslâm coğrafyacılarının hazırladığı dünya haritalarındaki coğrafi bölgelerde Kürtlerin büyük kitleler halinde yaşadığı yerler sarı renkli dikdörtgenle gösterilmiştir.

Başta Latince, Rumca, Eski Fransızca, Almanca, İtalyanca olmak üzere Batı kaynaklarında ise Kürdlerin yaşadıkları yerler için 1100’lerden itibaren ‘Coordistan’, ‘Kurdistan’, ‘Khurdistan’, ‘Curdistan’, ‘Koordistan’, ‘Kurdistân’ vb ifadeler kullanılmıştır. Gerek Kürdler tarafından ana dilleri dışında yazılan, gerekse Kürdçe edebî ve tarihî kaynaklardan anlaşıldığı kadarıyla Kürdler de, en az 1000 yılından itibaren ‘Kürdistan’ ibaresini kullanmışlardır. Ki buna en in iyi örnek de Melayê Cizîrî’nin (1570-1640) şiirleri ile Mîr Şerefxan Bîdlîsî’nin 1597 tarihli Farsça ‘Şerefnâme/Tarih-i  Kürdistan’ıdır. 1900’den itibaren hem Doğu kaynaklarında hem de Batı kaynaklarında,  ‘Kürdlerin yaşadıkları topraklar’ için, bazen de siyasî anlamlarda ‘Kürdistan(lar)’ın kullanıldığını belirtmeliyiz.

Her ne kadar ‘Kürdistan’ ifadesi olmasa da buna paralel olarak, ‘Kürdlerin yaşadığı topraklar’ı kast ederek bunu harita üzerinden gösteren ilk kişi İbn Hevqal (ö.988) olmalıdır. Zira 977 yılında hazırladığı “Suretü’l-Arz/Dünyanın Yüzü” kitabındaki ‘el-Cîbal’ haritasında ‘Mesayüfu’l-Ekrad we Meşatîhim/Kürdlerin Yaylak ve Kışlakları’na yer vermiştir. Kaşgarlı Mahmud (1008-1085) da 1072-4 yılları arasında yazdığı “Divanü Lugati’t-Türk” isimli kitabında yer verdiği ‘Dünya Haritası’nda ‘Arzü’l-Ekrâd/Kürdlerin Toprağı’ını göstermiştir. El-Îdrîsî (1099-1165) ise 1154 yılında oluşturduğu ve ‘Tabula Rogeriana’ olarak bilinen “Nüzhatü’l-Müştâk” isimli eserinde Bidlîz/Bitlis bölgesini ‘bilâekrad/Kürd Beldeleri’ olarak göstermiştir. İslam coğrafyacılarından İbn Hurdâzbih (ö. 300/912-13), İbn Rüste (ö. 300/913’ten sonra), Kudâme b. Ca‘fer (ö. 337/948 [?]), Mes‘ûdî (ö. 345/956), Hemdânî (ö. 360/971’den sonra) ve İbnü’l-Fakîh (ö. III-IV/IX-X. yüzyıl) ile Ahmed b. Yahya el-Belâzürî’nin (ö. 279/892) “Fütûhu’l-büldân”; Ahmed El-Belhî’nin (850-934) “Eşkâl ve Suveru’l-Ekâlim ve’l-Memâlik”; Ya‘kûbî‘nin (ö. 292/905[?]) “Kitâbü’l-Büldân”; İstâhrî’nin (ö. 340/951-52’den sonra) “Kitâbü’l-Mesâlik ve’l-memâlik”; İbn Havkal’ın (IV/X. yüzyıl) “Sûretü’l-arz”; Mukaddesî’nin (ö. 390/1000 civarı) “Ahsenü’t-tekâsîm”; Yâkût el-Hamevî’nin (ö. 626/1229) “Mu‘cemü’l-büldân”; Zekeriya b. Muhammed el-Kazvînî’nin (ö. 682/1283) “Âsârü’l-bilâd ve ahbârü’l-ibâd” isimli eserlerinde Kürdlerin yaşadıkları coğrafyalara dair bilgiler bulunmaktadır. Yâkût Hamevî’nin (ö. 1299) “Mu‘cemü’l-büldan”ında Erzen, Siirt, Hizan, Hânî, Âmid, Hısnkeyfâ, Semanin, Tell Fâfan, Cezîretü İbn Ömer, Zevzan, Nuseybin, Dârâ, Mardin, Dunyesir, Ruha, Musul, Akra, ‘İmadiye, el-Hısniye/Zaho, Dakuka, Sincar, Erbil, Hanıkin, Şehrezûr, Suhreverd, Kırmısin, Sîser, Cebel, Hulvân, Hemedan ve daha birçok köy, kasaba ve belde Kürdlerin yaşadığı yerler olarak gösterilmiştir.

İbn Hevqal’in (ö.988) 977 tarihli “Suretü’l-Arz/Dünyanın Yüzü” isimli eserinde Azerbaycan-Van-Hemedan üçgeninde ‘Mesayüfu’l-Ekrad we Meşatîhim/Kürdlerin Yaylak ve Kışlakları’ haritası. İstinsah:16. yüzyıl. ss:62. BNF Gallica, Arabe 2214.

El-Îdrîsî’nin (1099-1165) “Nüzhatü’l-Müştâk” isimli eserinde Bîdlîz/Bitlîs merkezli ‘bilâekrad/Kürt Beldeleri’.

Sassaniler’in Kürdabad Eyaleti:

Hamza el-İsfehânî (893-961), “Sinî Mülûkü’l-a‘rd we’l-Enbiya/Tarih-i Peyâmberân ve Şâhân” isimli eserinde Sassânilerin merkez şehri olan Ctesiphon’da bulunan sekiz şehri kapsayan yerin ‘Kurdindan’ diğer adıyla ‘Kürdabad’ olduğunu belirtir (ss:31-2).  Hamdullah Müstevfî’nin (1281-1350) 1329-30’da yazdığı “Târîh-i Güzîde”deki kayıtlara göre, Sasani/Fars hükümdarı Tohmares ülkesini yedi eyalete ayırmış ve  Kürdlerin yoğun olarak yaşadığı eyalete de ‘Kürdabad’ adını vermiştir.

Kurdistan’ın Bin Yılı:

‘Kurdistan’ sözcüğü ne anlama geliyor ve ne zamandan beri kullanılmıştır? Klasik kaynaklarda (Arapça, Farsça, Kürtçe, Çağatayca, Osmanlıca; Latince, Grekçe, İspanyolca, Portekizce, Almanca, İtalyanca, Fransızca, İngilizce, Çince, Japonca) ‘Kürdistan’ ifadesiyle hangi bölgeler kast ediliyordu? Osmanlıca resmî ve sivil kaynaklarda geçen ‘Kürdistan’ ile İspanyol kaynaklarında yer bulun  kelime aynı şeyi mi ifade ediyordu? Haritalara ne şekilde yansıtılmıştır?

Aryanice’den türeyen Îranî dillerde ‘-istan’ eki, kelimelere mekan, yer-yurt anlamını vermektedir. ‘Kürd’ sözcüğü ile ‘-istan’ ekinin birleşerek oluşturduğu anlam ‘Kürdlerin yaşadığı yer, yurd, memleket’tir. Klasik kaynaklardaki bilgiler bize  hem Kürdlerin, hem de ‘öteki’lerin Kürdlerin yaşadığı yerleri ifade etmek için ‘Kürdistan’ tabirini kullandıklarını göstermektedir. Eldeki bilgiler ‘Kurdıstân (ﻛﺮﺪﺴﺘﺎﻦ)’ sözcüğünün hem Doğu hem de Batı kaynaklarında 11. asırdan itibaren kullanıldığını göstermektedir. 1923 yılına kadar ‘Kurdistan’ın en az üç coğrafî bölge için kullanıldığına şahitlik etmekteyiz: Osmanlı Kurdistan’ı (Erzurum, Diyarbakır, Van, Musul, Halep, Sivas vilayetleri), İran Kürdistan’ı (Senandaç, Urmiye, Loristan, Huzistan) ve İran’ın Xorasan Eyaleti’nin Kürdlerin yaşadığı yerler. Kelimenin coğrafî anlamının yanında Osmanlı ve İran devletleri tarafından bir eyalet birimi olarak da siyasî anlamda kullanıldığını görmekteyiz.

John Skylitzes’in (1040-1101) “Synopsis Historiarum” isimli eserinde Bizans/ Doğu Roma’nın elinde bulunan Ruha’nın/Urfa’nın Merwani Kürd ordusu tarafından kuşatılmasını gösteren minyatür (vr:205a). 1570 tarihli Grekçe yazma nüshadan. İspanya Milli Kütüphanesi.

Dominikan keşişi Ricoldus de Monte Crucis’un (1243-1320) 1289-1291 yılları arasında Ortadoğu’ya  yaptığı gezilere dayanarak Latince olarak yazdığı “Liber Peregrinationis” isimli eserinin 1351 yılında yapılmış olan Fransızca tercümesinde Kürd gravürü (Ahmet Deniz Altunbaşa teşekkürler).

Süryani tabiat alimi İbn Bahtişo’nun (ö.1059) “Tabaiu’l-Hayavan ve Havassiha ve Menafiu A’zaiha/Hayvanların Anotomik Özellikleri ve Yararları”, isimli eserinin British Museum’da (Or. 2784) bulunan nüshasında Merwani Kürd Devleti Hükümdarı Nasrüddevle (ö.453/1061) ve İbn Bahtişo’nun minyatürü (vr:202).

Şimdiki bilgilerimize göre Batı dillerinde ‘Curdistan’ sözcüğünü geçtiği ilk metin Marco Polo’nun (1254-1324)  ‘Seyahatnâme’si olmalıdır. Bu ilk eserden sonra tarihsel süreçte, Avrupa’da her dilin ses-alfabe yapısı doğrultusunda ‘Coordistan’, ‘Kurdistan’, ‘Khurdistan’, ‘Curdistan’, ‘Curdistano’, ‘Koordistan’, ‘Kurdistân’ yazılmıştır. İtalyan Josephat Barbaro (1413-1494) gezi içerikli eserinde, Akdeniz kıyısında bulunan ‘Silifke’den söz ederken,  ‘Kürdistan (Corcheftan, 1543, s:30; İngilizce: 1873, Corthestan, ss:46)’ biçimini tercih etmiştir. Marco Polo’dan 1500’lere kadar eserlerin içeriğinde yer bulan kelime, bu tarihten sonra, kitaplara başlık olarak da verilmiştir. Yine belirtmemiz gerekir ki, Avrupa’da 1400-1600 yılları arasında hazırlanan haritalarda Malatya, Erzurum, Van, Diyarbakır dolaylarında gösterilen ‘Curdi’ ile ‘Popul Curdi’ zamanla yerini ‘Curdistan’ ve türevlerine bırakmıştır.

On ikinci asırda yaşayan Ermeni tarihçi Urfalı Matt‘eos Urhayec‘i (ö. 1138 veya 1144) Ermenice “Zamanakagrut‘iwn” isimli yazma eserinde Diyarbakır (Amid) ve Urfa (Sewerak) arasında bulunan bölge için “K‘rdstanac/Kürdistân” tabirini kullanmıştır (Urhayec‘i, Matt‘êos ‘Zamanakagrut‘iwn’ Haz: Melik‘-Adamyan Erivan, 1991). Matt‘eos’un aktarımına göre 1032 tarihli Rumca yazışmada, bugün Diyarbakır’ın ilçesi olan Silvan/Farqîn merkezli Merwani egemenliğinin adı Krtasdan/Kurdistan olarak nitelendirilmiştir. 1200 tarihli başka bir Ermenice yazma eserde de “K‘rdstanac/Kürdistân” ibaresi kullanılmıştır (A. S. Mat‘evosyan ‘Hayeren jeragreri hisatakaranner’, V-XII, Erivan 1988).

Urfalı Matt‘eos Urhayec‘i’nin (ö. 1138 veya 1144) Ermenice “Zamanakagrut‘iwn” isimli yazma eserinin İngilizce çevirisinde ‘Kurdastan’.

Hicrî 400/1009-10 yılında Kızılbaş/Alevi/Şii Kürdler tarafından hazırlanmış olan Arapça ‘Şıx Dilo Belincan/Berxêcan’ şeceresinde, Dersim ve Malatya bölgesi için ‘Kürdistan’ kullanılmış ‘Kürdistan Cemaati’, ‘Kürdistan Aşiretleri’nden söz edilmiştir. Bu şecerenin Sultan Alaeddin Keykubat (1220-1237) zamanında yeniden düzenlenmiş olan versiyonu bugüne kadar ulaşabilmiştir. İtalyan seyyah Marco Polo (1254-1324) 13. asırda yazdığı ‘Seyahatname’sinde yaptığı seyahatlere dayanarak, kendi döneminde İran coğrafyasında sekiz krallığın bulunduğunu ve bunlardan birinin de ‘güneye doğru uzanan’ Kürdistan olduğunu not etmiştir.  Ermeni müverrihlerinden Step’annos Orbelean’ın (1250-1304),  Robert Bedrosian tarafından 2012-15 yılları arasında hazırlanıp İngilizceye “History of the State of Sisakan” adıyla tercüme edilen tarih kitabında İran coğrafyasındaki eyaletler sayılırken “Kurdastan”a da yer verilmiştir.

Şemseddîn Kâşânî’nin belirttiğine göre Türk-Moğol ve İranlılardan oluşan 60 kişilik bir ekip tarafından yazılan ve daha çok Reşîdüddîn Fazlullahı Hemedanî’ye (1247-1318) atfedilen ve  1310 yılında yazımı tamamlanan “Câmiü’t-Tevârih”in birçok yerinde coğrafî veya siyasî anlamlarda Kürdistan geçmektedir. Eserin ‘Oğuznâme’ bölümünde, Oğuz’un Kürdistan yoluyla Diyarbakır ve Şam’a harekat ettiği, Kürdistan Dağları’nda üç yıl kaldığı bilgisi mevcuttur. Diğer bir İlhanlı tarihçisi olan Kâşânî’nin (ö.1336) “Tarih-i Olcayto”sunda ‘(Anadolu’daki) Kürdistan’da birkaç yıl kalıp ‘Kürd dilini ve lehçesini öğrenen’ bir adamdan söz edilmektedir (Derya Örs, 1992, ss:114, 245).

Oğuz’un Kürdistan’dan geçişi. A Zeki Velidî Toğan; “Oğuz Destanı”, Enderun Kitapevi,  2. Baskı: İstanbul-1982, ss:32.

Marco Polo (1254-1324) 13. asırda yazdığı ‘Seyahatname’sinden yararlanılarak 1774 yılında Londra’da yayınlanan  harita Churdistan/Kürdistan.

Hamdullah Müstevfî (1281-1350) 1329-30’da yazdığı “Târîh-i Güzîde”sinde, hem Hüseyin el-Berzikanî el-Kürdî (ö.959) tarafından 941 yılında Dînawer Sermeç Kalesi merkezli kurulan ve 1015 yılında kadar varlık gösteren ve klasik kaynaklarda ‘Benî Hasanveyh’ olarak bilinen Kürd devletinin üçüncü hükümdarı Bedr Hasanveyh (ö.1014) için ‘Kürdistan Emiri’ sıfatını kullanmak suretiyle ‘Kürdistan’ kavramını siyasal, ki İbn Haldun ‘Tarihi’nde bu devleti ‘el-Ekrad/Kürdlerin Devleti’ olarak tanımlanmıştı, hem de Ahlat-Van bölgesi Kürdlerinden söz ederken de coğrafî anlamda kullanmıştır. Hamdullah Müstevffî Qazwînî’nin (1281-1340?) 740/1340 yılında yazdığı “Nüzhetü’l-Qulûb” isimli eserinin “Kürdistân Bölgesi’nin Anlatılması” bölümü kısmında da; “Bu bölgenin 16 vilâyeti vardır. Bölgenin havası nemli olup; Irâk-ı ‘Arap, Hûzistan, Irak-î ‘Acem, Azerbâycân ve Diyâr-ı Bekr ile sınırı vardır. Buranın vergi geliri Süleyman Şâh zamanında, bu zamanın parasıyla yaklaşık 200 tûmândı. Şimdi ise kayıtlarda geçtiği üzere 20 tûmân ve 1.500 dinardır” açıklamasından sonra Elânî, Elişter, Behar, Heftiyân, Derbend-ê Tâc Hâtûn, Derbend-ê Zengi, Dezbil, Dinewer, Sultânâbâd-ê Çemçemal, Şehr-ê Zor, Kirmânşâhân, Kirend ve Hûşân, Kengûr, Mâ-i Deşt, Hersîn, Vestân vilayetleri hakkında bilgiler vermiştir. Müstevffî Qazwînî’nin bu eserinin dünya kütüphanelerinde bulunan bazı yazma nüshaları içerisinde yer alan haritalarda ‘Kürdistan’a da yer verilmiştir. Hamdullah Müstevffî’nin, hayatı hakkında fazla bilgi bulunmayan oğlu Zeynüddîn’in de 1389-99 yılları arasında yazdığı ve “Târîh-i Güzîde (Zeyl:1343-1392)”nin zeyli mahiyetindeki tarih eserinin birçok sahifesinde ‘Kürdistan (Demet Doğan Us, 2019, ss:44, 48,59,71 vb)’ coğrafi anlamda kullanılmıştır.

Hamdullah Müstevffî Qazwînî’nin (1281-1340?) 740/1340 yılında yazdığı “Nüzhetü’l-Qulûb” isimli eserinin Almanya Orientalische Handschriften Digital’de yer alan yazma nüshasındaki haritada ‘Kurdistan’ (http://resolver.staatsbibliothek-berlin.de/SBB0001054400000000, ET:07/03/2020).