Kürdlerin yaşadığı coğrafyalar -I-
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Kürdlerin yaşadığı coğrafyalar -I-

Mîran Alîşêr

Bugün Türkiye, Irak, İran, Suriye, Azerbaycan ve Ermenistan arasında bulunan saha, klasik kaynaklarda ‘Kürdistan’ olarak tanımlanmış olsa da, M.Ö.4.000-1000 arasındaki Kürdistan, daha doğru bir ifadeyle Medistan, bugünkü Kürdistan’ın en az üç katı büyük bir coğrafyaya tekabül etiği araştırmalarla ortaya çıkmaktadır. Bu coğrafya Doğu’dan Batı’ya Kabil’den Konya’ya, kuzeyden güneye Hazar Denizi’nden Basra Kürfezi’ne, Xorasan’dan Şam’a ve Belucistan’a uzanmaktaydı. Bu yazıda klasikten günümüze yaklaşan modern kaynaklar kullanılarak Kürdlerin yaşadıkları coğrafyalar saptanmaya çalışılmıştır.

Johann Matthias Hase (1684-1742) tarafından 1742 yılında hazırlanan haritada Med İmparatorluğu’nun sınırları. Yani Kürdlerin en eski tarihler yaşadıkları doğal coğrafî alanları.

Selahaddin Eyyubî/el-Kurdî döneminde (12/13.yy) Kürdlerin gönüllü bir şekilde Mısır, Sudan, Ürdün, İsrail ve Lübnan’a yerleşmeleri de olmuştur. Emir Timur ise, yararlanma düşüncesiyle 14. yüzyılda birçok Kürd alimini (mimar, sanatçı, edebiyatı) Kürdistan’dan Şehrisabz’a/Özbekistan’a götürmüştür. Ayrıca Kürdlerin Fars, Grek, Ermeni, Arap ve Türk egemenliği altına geçmesinden sonra, birçok kez göçertme ve sürgün politikalarından dolayı başka coğrafyalar da göründükleri olmuştur. Balkanlar’da, Polonya’da, Kazakistan’da, Hindistan’da ve hatta Rusya’nın en doğu sınırlarında bulunmaları bu yüzdendir.

Kürdistan ana kıtasının dışındaki Kürdlere yönelik çalışmalar neredeyse 8. asra kadar geriye gitmektedir. Arap(ça) tarihçi/coğrafyacıların eserlerinde pasajlarla yer alan bilgiler sonrasında, 1500 itibariyle müstakil eserlere konu olmuştur. 1597 tarihli Şerefname’de Gil ve Zengene aşiretlerinin Afganistan’a yerleştiği yazılmaktadır. Xorasan Kürdleriyle aşiret düzleminde bağları bulunan Gil’ler Kuzey Afganistan’da yaşamışlardır. Xalid Salih ‘Kurmanc li Xorasanê û Penda Kurmancî (2006)’ isimli çalışmasında, Zeynelabidîn Babil’in 16. yüzyılda telif ettiği ‘Babilnâme’sinde Afganistan’da yaşayan Kürdlerden söz edildiğine yönelik bilgiler bulunmaktadır. Axwend Mehemed Salih Zengene Kurdî Beluç, 1659 yılında Beluistan (Pakistan, Hindistan ve Güney Batı İran) Kürdlerinin tarihini ‘Kurdgalnamek’ eseriyle yazmıştır.

Kürdlüklerini (kast edilen dil ve siyasal aidiyettir) muhafaza eden Orta Anadolu Kürdleri ile Xorasan Kürdleri, Kürdistan ana kıtasının yanında birer ‘Küçük Kürdistan’ olarak varlıklarını sürdürmektedirler. Kelîmollah Tevahodî Kanîmal’ın (d.1941) şimdiye kadar yedi cildi çıkan ‘Hareket-i Tarih-i Kurd be Xurâsân (Farsça, Cilt:1, Meşhed, 1991)’ ile Selim Temo’nun ‘Horasan Kürtleri (Alfa Yayınları, 2018)’ isimli eserler Xorasan Kürdlerine yönelik iki önemli çalışmadır. Georges Perrot’un (1832-1914) ‘Les Kurdes de I’Haïmaneh (Paris, 1865)/ Kurdên Haymanayê (Apec, 2000)/Haymana Kürdleri’ Orta Anadolu Kürdlerine yönelik ilk müstakil çalışmadır. Nuh Ateş’in ‘İç Anadolu Kürdleri -Konya, Ankara, Kırkşehir (Köln, 1992)’ çalışması ile Rohat Alakom’un ‘Orta Anadolu Kürdleri (Evrensen Basım, 2. B:2007)’ bu mevzuda yapılmış olan geniş kapsamlı araştırmalardır. Anadolu Kürdleri tarafından 1997 yılından beri yayınlanan ‘Bîrnebûn (S:72, 2018)’ dergisindeki makaleler de oldukça önemlidir. Şoreş Reşî’nin iki ciltlik ‘Dîroka Kurdên Koçber (Anatoliya Navîn, Xorasan, Sûriye, Rûsya)-I, II (Köln, 2008)’ araştırmasında ise hem Xorasan hem de Orta Anadolu Kürdlerine yer verilmiştir. Orta Anadolu Kürdlerinin ilerisinde, Balkan Kürdlerine yönelik Ali Hüsein Kerim’in ‘Balkan Yarımadasında Kürdler (Evrensel Basım: 2011)’ araştırması mevcuttur. Zekî Özmen de Balkan’ları aşarak ‘Kurdên Almanyayê/Almanya Kürdleri (Ronahî; 2010)’ni yazmıştır.

Azerbaycan Kürdleri:

A.B. Bukşpan, 1932 yılında ‘Azerbaycan (Laçin-Kelbecar-Nahçivan) Kürdleri’ni araştırma konusu yapmıştır. Rusya, Kırım, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan Kürdlerine yönelik yakın tarihli bir çalışma Hejarê Şamil tarafından gerçekleştirilmiştir: ‘Diaspora Kürdleri, (Pêrî Yayınları, 2005)’. Muhammed Alî es-Siwêrekî el-Kurdî’nin ‘El-Ekradu’l-Urduniyyûn ve Devrehum fi Binai’l-Urdun el-Hadis (Sinbad Yayınevi, 2004)/Ürdün Kürdleri (Avesta, 2007)’, Dürriye Avni, Mahmud Zayed, Mustafa Avd’in ‘Mısır’da Kürdler (Nûbihar, 2015)’ ‘Arabistan’ sahasındaki Kürdlere dair iki önemli çalışmadır.

İslâmî Kaynaklarda Genel Olarak Kürdlerin Yaşadıkları Yerler:

İbn Hurdazbih (820-912) 886 tarihinde telif ettiği ‘el-Mesâlik ve’l-Memâlik’ adlı kitabında; ‘Ceyhun Nehri Tübbeb dağlarından çıkmaktadır. Bu nehir Belh ve Tirmiz’de Kürdlerin bulunduğu Husâsek, Amul, Harâmirî, Firber ve Harezm gibi şehir ve köylerden geçer ve Cercân denizi ile Kurden gölüne dökülür.’ ifadelerini kullanmış ve Xorasan’da bulunan yedi Kürd köyünden söz etmiştir.

Mesûdî (896 - 956) ‘Murûc ez-Zeheb ve Ma’âdin el-Cevâhir/Altın Bozkırlar ve Cevher Madenleri’ namındaki eserinde, Kürtlerin yerleşim alanlarını da şu şekilde sıralamıştır: Fars, Kirman, Sicistan, Horasan’da Rumumular, İsfahan, Cibal (özellikle Mah Kufe, Mah Basra, Mah Sabazan, Hamedan, Şahrizur ve ona bağlı olan Darabad ve Şamgan (Zimkan), Baylakan, Bab al Sugur (Kilikya tarafındaki kale hattı), Azerbaycan’ın ve Ermenistan’ın bazı bölgeleri. Onuncu asırda İran’ın doğu ve kuzey coğrafyalarını gezme imkanı bulan Arap şair ve seyyah Ebu Dülef Mis’ar (ö.390/1000?) ‘İran Sefernames’sinde Kürtlerin Hazbanî, Sermaç, Şehr-i Zor’da yaşadıklarını söylemiştir. Nasır Xosro 11. asırda yazdığı ‘Sefername (Avesta, 2016)’de, 1046 yılında Kürdistan’ın Muradiye, Van, Vestan, Ahlat, Bitlis, Kıf Onzor Kalesi, Erzen, Amed, Diyarbekir, Harran, Kızıl, Suruç, Menbiç, Halep yerleşim yerlerini gezmiş, Mayafarqin’deki Merwani Kürd Devleti’nin ihtişamlı adaletinden övgüyle söz etmiştir.

Ya‘kûbî (ö.292/905), 278/891 yılında tamamladığı ‘Târihu’l-Ya‘ûbî’sinde Kürtlerin yoğun bir şekilde yaşadığı yerlerden birisi olarak da İsfahan’a bağlı Fehmen, Beran, Mirabin  ve Kamidan kasabalarını ve Hulvan’ı göstermiştir. On birinci asır müverrihlerinden İbn Abdülaziz el-Endülisî (ö.1088) ve Makrîzî (ö.1442), kendi devirlerinde Mısır’ın halkı arasında Kürtlerin ismini de zikrederler (İbnü’l- Abdülaziz el-Endülisî, Mısır Risâlesi, Ortaçağ Tarih ve Medeniyetine Dair Çeviriler, Çev. Abdülhalik Bakır, Ankara 2008, s.248).

İbn Hewqal (ö. 988), 977 yılında yazdığı ‘Siretül Erz’ isimli eserinde, Fars’taki Remum bölgesinin Kürtler’e ait olduğunu ve buranın Rem-i Cîleveye (Remîcân), Rem-i Mâzencân (Rem-i Şehriyâr), Rem-i Eldivan (Hüseyin b. Salih), Rem-i el-Levâlicân (Ahmed b.el- Leys), Rem-i el-Kâryân gibi kısımlardan müteşekkil olduğunu ve Ceziretü’l-Arab mülhakatatında yer alan Musul ve çevresini anlatırken bölgede yoğun bir Kürt nüfusundan bahsederek Hakkâriyye, Celîliyye, Hamidiyye ve Lâveyye adında dört büyük Kürt kabilenin yaşadığını ve Kürtlerin burada birçok hane tuttuklarını belirtir. Hatta ilginç bir kayıtta daha bulunarak Musul şehrinin içinde bir ‘Kürt Çarşısı/ اكراد سوق ’ bulunduğunu kaydeder. Ayrıca kitabın çeşitli kısımlarında Kürtlerin yaşadıkları yerler hakkında kısa da olsa önemli kayıtlarda bulunmuştur.

Yâkût el-Hamevî (1179-1229) ‘Mu‘emü’l-büldan (y.1224-8)’da belirtildiğine göre, Kürdler esas olarak el-Cezire, Cibal, Ermeniye ve Azerbaycan’da, tali olarak da Faris, Kirman, Horasan ve Hûzistan’da yaşamaktadırlar. Müellif Azerbaycan bölgesini anlatırken burada el-Belâscân, Seblân, Meyânrûdân, Şeyz ve Zefen’de Kürt varlığından bahseder. Bunun dışında Zozan’a bağlı Beşir’de Belûs adında Fars ve Kirmân arasındaki bir Kürt dağında, Hemadân’a bağlı Cûzkân’da, Deşt isminde İsfahan’a bağlı bir köyde, Huzistan bölgesine bağlı Duru’l-Rasî’de, Fars bölgesinde yer alan Dikdân adında bir yerdeki Remu’l-Kâryân’da, Ermenistan ve Ahlat ile Diyar-ı Bekr ve Musul arasında kalan Zozân bölgesinde, Hemadân ile Huzistân arasındaki Sermâc kalesinde, Hemadân’a bağlı Sîser’de, Nihavend yakınlarındaki Silmâh kalesinde, Hemedan ile Erbil arasında yer alan Şehruzûr bölgesinin tümünde, Erzen’e bağlı ‘Alûs’ta, Fars (İran) bölgesinde, Hemedân’a yakın Ferhân’da, Ceziretu’l-İbn Ömer (Cizre) bağlı Fenek Kalesi’nde, Kufs’ta, İsfahân ile Hûzistân arasında yer alan Lur’da yaşadıklarını söyler.

Ebu’l-Fida (ö.1331) ‘Takvimu’l-Büldan (y.1316-21)’da Musul bölgesini anlatırken burada yaşayan Kürtlerin varlığını zikreder. Ayrıca söz konusu müellif Huzistan ve Kirman bölgelerini ele alırken söz konusu yerde yoğun bir Kürt nüfusunun olduğu ve Kirman ile Fars arasındaki bölgeye ‘Cebelü’l-Ekrâd/ جبل لللاكراد ’ denildiğini belirtir. Ebu’l-Fida, Kürtler hakkında dağınık verdiği bu bilgilerden sonra Kürdistan bölgesinin batı kısmına karşılık gelen alana ‘Biladu’l-Cebel/ بلادالجبل ’ adı altında bir başlık atarak söz konusu bölgeyi uzun uzun anlatır ve önemli şehirleri olarak da Erbil, Şehrizûr, Kasr-ı Şîrîn, Samîre, Karmîsîn (Kirmanşâh), Dînur, Sîrvân, Mâsbezân, Kasr-ı Sûs, Sehrverd, Esdâbâz, Zencân, Nihâven, Hemedân, Bervecerd, Ebher, Sâve, Kazvîn, Âv, Cerbâzkân, Kum, Eltâlkân, Kâşân, Cebel-i Dinbâvend, Rey, Esbahân (İsfahan), Gurc Ebi Dulef, Erdistan ve Hˇar’i gösterir.

Muhammed b. Muhammed el-Hüseynî ez-Zebîdi, (ö.1205/1791), 1700’lerde yazmış olduğu Arapça-Arapça ‘Tâcu’l-‘Arûs’ sözlüğünde Bâriz, el-Buhtiyye, Beşneviyye, Câvân, Celâl, Cevrekân, Dunbul, Hazer, Kûrân, Nuğâî, Surunc, et-Tevbiyye ve Zûmân gibi Kürt aşiretlerinin yaşadığı yerler arasında ‘Allûs, Âtîl, Bâz el-Hamrâ, Dahlân, Düneyser/Qoser/Qızıltepe, Erbil, Fenek, İmâdiyye, Hakkari, Lîr, Şehrezor, Vestân/Van Gevaş bölgeleri gösterilmiştir.

Mehmed Hurşîd Paşa’nın ‘Seyâhatnâme-i Hudûd (Takvimhâne-i Âmire,1277/1860. Haz: Alâattin Eser, Simurg Yayınları, 1997, 399 s.)’ ve ‘Tahdid-i Hudûd-ı İraniyye (İstanbul, Mahmud Bey Matbaası, 1300/1883)’ eserleri ile Derviş Paşa’nın ‘Tahdid-i Hudûd-ı İraniyye’ye dair lâyiha (Matbaa-i Âmire, 1286/1870, 2. Baskı: Ahmed İhsan Matbaası, 1321/1903)’ ve İranlı Mirza Seyyid Ca’fer Han/Müşir-id Devle’nin ‘Risâle-i Tahkikat-ı Serhaddîye (h.1348, 244 s.)’ isimli eserleri, 1848-52 yılları arasında Erzurum’dan Basra Körfezi’ne yaptıkları gezi sonucunda oluşturulmuş Kürdistan yerleşmelerine dair en fazla bilginin bulunduğu çalışmalardır. Bu eserler Orta Kürdistan hakkında, yerleşik ve göçebe Kürdlere dair çok önemli ve ayrıntılı bilgileri barındırmaktadır.

Batı Kaynaklarında Kürdlerin Yaşadıkları Yerler:

Dominikan keşişi Ricoldus de Monte Crucis’un (1243-1320) 1289-1291 yılları arasında Ortadoğu’ya  yaptığı gezilere dayanarak Latince olarak yazdığı “Liber Peregrinationis” isimli eserine göre Tebriz’den aşağıya inilince ‘Kürd Memleketi’ne girilmektedir.

1403 tarihinde İspanya kralı tarafından Timur’a gönderilen Ruy Gonzàles de Clavijo, Nişabur yakınlarında göçebe bir şekilde siyah çadırlarda yaşayan Elavari (Lûr’un çoğulu Elavarî) Kürtlerinden 400 çadır ailenin yaşadığını, ellerinde yüksek miktarda hayvan bulunduğunu ve sadece develerin sayısının 20.000 olduğunu söyler. Ayrıca vergi olarak senelik Timur’a 3.000 deve, 15.000 koyun verdiklerini, Timur’un da bunun karşılığında kendilerinin serbest bir şekilde dolaşmalarına izin verdiği belirtir.

Aydın Kürdleri:

Fatih ve II. Bayezid dönemlerinde yaşayan Mehmed b. Hacı Halil Konevî’nin yazmış olduğu “Tevârih-i Âl-i Osman (Kayseri Raşit Efendi Eski Eserler Kütüphanesi, Raşit Efendi Eki 11243)” adlı Farsça eserinde, Sultan Mehmed zamanında (15.yüzyılda) Aydın ilinin Karaburun isimli bir yerinde Kürdlerin yaşadığı belirtilmektedir. Evliya Çelebi (1611-1685?) “Seyahatnâme”sinde ise, Kürdlerin meskûn olduğu Nehrî Menderes’in solunda bulunan Eyneâbâd kazası, diğer adıyla ‘Menzil-i karye-i Kürdler’den bahseder. Evliya; “Cümle ahalisi Soran Ekrâdları’dır” dediği 250 bağlı bahçeli haneden oluşan kazada asla Türkçe kullanılmayıp, halkın ‘Kürdî lisân tekellüm (Herre werre ronîtî/Git gel otur)’ ettiklerini belirtmiştir.

Sivas ve Malatya Kürdleri:

Şikârî; Türkmen ve Moğol beylerince kurulan Eretna beyliğinin 14’üncü yüzyılın ortalarında Kürd Hacı Bahadır’ın eline geçtiğini, oğlu Menteşe ile beraber Ermenek, Mut, Gülnar ve Mara Kalesi’nin ele geçirilmesinde rollerinin olduğunu ve Moğol, Oğuz, Türkmen beyleriyle Ankara’ya saldırdıklarını not etmektedir.

Yazıcızâde ‘Alî’nin 827/1423 tarihli “Tevârîh-i Âl-i Selçuk” isimli eserinde Rumî Selçukî’lerin ordusunda bulunan Kürd Askerleri. Paris Nüshası (Supp. Turc. 377). Kaynak: Kürt Tarihi Dergisi, Sayı:39/2020.

Muzaffer Arıkan’ın h.867/m.1463 tarihli Ankara Tahrir Defteri (İstanbul Başbakanlık Arşivi) üzerinde yaptığı araştırmaya göre, Ankara’nın Yabanabad/Kızılcahamam ilçesinde ‘Kürdler’ isimli bir köye rastlanmaktadır (Doktora Tezi, Ankara, 1958). Emine Erdoğan’ın doktora çalışmasında da Ankara’da 1523 yılında Kürd; 1571, 1785-1840, 1891 yıllarında da ‘Kürd-ı Zimmî’ mahallesinin bulunduğu ortaya çıkmaktadır (Doktora Tezi, Ankara, 2004:55). Sivas Kazası’na dair 890/1485 yılına ait Tahrir Defteri’nde (Başbakanlık Osmanlı Arşivi 19 Numaralı) ‘Karye-i Çat Kürd’ bulunmaktadır. Bu tahrir defterinde Kürd isimli şahsiyeler ve bölge adları da bulunmaktadır.

Osman Hamdi Bey ile Marie de Launay’in 1873 yılında yayınladıkları; “Elbise-i Osmaniyye/Les Costumes populaires de la Turquie en 1873” isimli eserde Sivas Vilayeti’nde 3 numarayla ortada kendisine yer verilen ‘Kürd Kadını (ss:196)’nın fotoğrafı.

Osmanlı’nın 1300-1487 (zuhurdan 892’ye kadar) yılları arasını tarihinin ele alındığı 15. yüzyılda yazıldığı muhtemel anonim “Tevârîh-i Âl-Osmân (İstanbul Üniversitesi Kütüphane ve Dökümantasyon Daire Başkanlığı Nadir Eserler Bölümü, no:3976)” kitabında “Kürd bilâdından Divrig ve Darende ve Kemah zabt olundı. (yazma: 46a-b, Cihan Çimen, 2006, ss:45)” bilgisi geçmektedir. Bu ifadeye benzer bilgiler, anonim veya o dönemlerde Âşık Paşazâde, Oruç Bey, Neşrî, Kıvâmî, Mehmet b. Hacı Halil el-Konevî, Bayatlı Mahmut oğlu Hasan, Behiştî, Ruhî Çelebi, Şükrullah, Karamanlı Nişancı Mehmet Paşa, Tursun Bey, Yusuf b. Abdullah gibi müellifleri bilinen yazarlarca kaleme alınan kroniklerde de geçmektedir.  Misal olarak, 16. yüzyılda yazılan ve Osmanlı’nın 1219-1519 yıllarının ele alındığı İstanbul Arkeoloji Müzeleri Kütüphanesi’nde 376 numarayla kayıtlı olan başka bir anonim “Tevârih-i Âl-i Osmân (İstinsah: 1215/1800)”da da şu şekilde geçmiştir: “Ekrâd ellerinden deyü Divriği ve Kemâh ve Dârende kılâʻını aldılar (Hüseyin Oğuz, 2013, ss:32)”. Sivas’taki Kürd varlığı, Osman Hamdi Bey ile Marie de Launay’in 1873 yılında yayınladıkları “Elbise-i Osmaniyye/Les Costumes populaires de la Turquie en 1873” isimli eserde de kendisini göstermiştir. Bu bilgilerden kesin olarak anlaşılan şey Kürd’lerin Sivas’a kadar hem nüfus açısından hem de siyasal olarak etkin olduklarını göstermektedir.

On altıncı yüzyıl Osmanlı tarihçilerinden Oruç Bey’in tarih kitabına bakıldığında (Oruç Beğ Tarihi, Çamlıca Bassın Yayın, Haz: Necdet Öztürk, İstanbul 2008), II. Bayezid (1481-1512) ile Akkoyunlu Uzun Hasan arasında yapılan Otlukbelli Savaşı’nda Uzun Hasan’ın ordusu içerisinde Kürdler de bulunmaktaydı. Kitapta ‘Kürdistan azgınları’ ibaresi kullanıldığı gibi, Bayezid’in Malatya ve Sivas Divrig’i Kürdlerden aldığı belirtilmiştir: “Suâl-cevâb iderlerse Malâtıyye Türkmen’den mi alındı. Biz derüz ki, Kürdlerden alındı Behisti dahı/Divrig’i Kürdlerden aldı Behisti dahı”. 1891 yılında E. Leroux, ‘La Turquie d’Asie’ kitabında, Divriğ’in Kürd mirlerinin elinden Osmanlı’ya geçtikten sonra artık eski canlılığını muhafaza edemediğini ve viraneye döndüğünü yazmıştır. Ali Nüzhet’in mekatib-i ibtidaiyede tedris edilmek üzere 1325/1909 hazırladığı ‘Yeni Küçük Osmanlı Tarihi’ isimli ders kitabında, ‘Yıldırım Han’ın ‘Kürtlerden Erzincan’ı zapt (ss:14)’ ettiği şeklinde bilgi bulunmaktadır.

Trabzon’da (1830–1837) İngiliz konsolosluğu görevini yapan J. Brant, 1835 yılında Trabzon’un nüfusunu 25-30,000 (Müslümanlar % 80, Rumlar % 13, Ermeniler % 6,3) olarak verip burada Kürdlerin de bulunduğunu yazmaktadır.

Frederich Giese’nin 1922 yılında yayınladığı ‘Anonim Tevârih-i Al-i Osman (15.yy)’ kitabına göre, Kürdler Timur zamanında Balkanlara/Rumeli’ye göç etmiş/ettirilmiştir. Takvim-i Vekâyî’nin 1836 tarihli 123’üncü sayısından Sivas Valisi Reşid Mehmed Paşa’nın Kürdistan’da başkaldıran bazı Kürd aşiretlerini Balkanlara iskana gönderdiğine dair haber yer almıştır. George William Frderick Howard’in (1802-1864) 1854 yılında Londra’da yayınlanan ‘Diary in Greek and Turkish water/Türk Sularında Seyahat (İstanbul, 1978)’ isimli kitabında da Mr. Glynn’in Varna ve Şumnu’da ‘hiçbir ateşli silahı olmayan ve ellerinde ok ile yayların bulunduğu Kürdleri’ gördüğü yazılıdır.

1.Xıémènz’in 1895 yılında yayınladığı ‘Kurds and Armenians (London)’ kitapçığında Kürd nüfusu toplamda 1.645.280 olarak verilmiştir (İllere Göre Kürd Nüfusu:Tablo).

Bu nüfuz verilerine bakılınca, Kürdler adına siyaset yaptığını iddia eden şahsiyetlerin ‘Biz bitmeyeceğiz!’ söylemlerinin ne kadar boş olduğu açıkça görülmektedir. Zira tarihsel süreçle hem Kürd coğrafyası daralmış hem de Kürd nüfusu, diğer etnik unsurlara karşı azaltılmıştır.