Büyük Bir Tahrifatın Örneği Olarak İranşahr/İran/İran Zemîn
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Büyük Bir Tahrifatın Örneği Olarak İranşahr/İran/İran Zemîn

Nurullah Alkaç

Bilinçli olarak en az 200 yıldır ‘etnik’ bir kavrammış veya sadece günümüz İran devletinin ‘asıl sahipleri olarak’ kendilerini sunan ‘bir etnik millet’miş gibi sunulan ‘İran’ kavramı tarihsel verilerle açıkça anlaşılacağı gibi, coğrafî bir adlandırma ile bu coğrafyayı denetimine alan ‘Arî’ denilen genel bir halk grubunun hüküm sürdüğü devlet adıdır. Bu devlet dizisi beş bin yıllık tarihin farklı evrelerinde, farklı hanedanlarla yönetilmiştir. Kürdler de bu hanedanlar içerisinde yer almış M.S. 800’den itibaren de ‘Kürd’ adıyla özel bir etnik unsur olarak günümüze kadar varlığını korumuştur. Modern Batı merkezli tarih anlayışının, başta İngiltere olmak üzere dünyaya hükmeden küresel ve süper güçlerin çıkarları doğrultusunda oluşturulan tasarımında ‘Med’ ve ‘Pers’ olarak sunulan devletlerin aslında kavram tahrifatından kaynaklandığı ve ‘Keyaniyan’ denilen tek bir devleti oluşturduğu açıktır. Bugün ‘Old Persia’, ‘Meddle Persia’, ‘New Persia’ olarak sunulmaya çalışılan dilin de aslında ‘Keyani Dili/Media Language’nin farklı evrelerini ifade ettiği bilinmeyen bir husustur. Bu dilin Sasaniler devrinde (Pehlevice, Partça, Manca) bile hem yazılı hem de sözlü olarak kullanılan birçok lehçesi veya ağzı bulunmaktaydı. Kürdlerin ‘yokluğu’ üzerine inşa edilen dünya düzeninde, Kürdlerin hakikî tarihinin de sunulacağını beklemek saflık olacaktır.

Mesûdî (ö.957), “Murûc ez-zeheb” isimli eserinde ‘İran kelimesinin ortaya çıkışı’ alt başlığında, ‘Halk arasında’ anlatılan uzun hikayelerden birini alıntılayarak, Ferîdûn’un ülke topraklarını kendi oğulları arasında paylaştırma anlatımını anarak, “payına Bâbîl’in de düştüğü İrac’ın sonunda bulunan ‘c (cim)’ harfinin düşürülerek yerine ‘nun’ getirildiği ve böylece İranşehr (şahr’ın ‘mülk’ anlamında olduğunu söylemiştir) halini aldığı bilgisini vermiştir (Ahsen Batur, 2004, ss:122)”. Ebû Saîd Abdülhay b. ed-Dahhâk b. Mahmûd Gerdîzî (ö.445/1054’ten sonra) de 1049-1052 yılları arasında yazdığı “Zeynü’l-Ahbâr” isimli tarih kitabında “(Ferîdûn) Îrac’a, Fars, Irak ve Arabistan’ı verdi. Buralara ‘Îranşehr’ dedi. Rum ülkesi olan Mısır ve Mağrib’i Selim’e verdi. Çin, Türkî ve Tibet’i ise Tûr’a verdi. Buraların adına ‘Turan’ dedi. (Öznur Alkan, 2014, ss:23-4)” bilgisini vermektedir.

Peki İran ülkesinin/devletinin sınırları nerelere kadar uzanmaktadır? Bu sorunun cevabını erken dönem İslâmî kaynaklarda bulabiliyoruz. Şöyle ki İbn Rüsteh’in (ö.922-48 arası) 903-13 yılları arasında yazdığı düşünülen “Kitabu’l-Â’lâki’n-Nefîse” isimli Arapça eserinin günümüze ulaşabilen yedinci cildinin ‘İranşehr ve Sevad Bölgesinin Özellikleri’ kısmında sorumuzun cevabını açıkça vermektedir: “Rivayete göre, İranşehr değişik bölgelere ayrılır. Bu bölgelerden biri; güneşin gündüzün en uzun olduğu nokta ile gündüzün en kısa olduğu nokta arasında doğduğu bölgedir. Bu bölgeye Horasanadı verilir. Bu bölgelerden bir diğeri, güneşin gündüzün en uzun olduğu nokta ile gündüzün en kısa olduğu nokta arasında battığı bölgedir. Bu bölgeye Huzberan adı verilir. Güneşin batışı anlamına gelir. Diğer bir bölgesi, güneşin gündüzün en kısa olduğu noktada doğması ile gündüzün en kısa olduğu nokta arasında battığı bölgedir. Bu bölgeye Nimruz adı verilir. Güney anlamına gelir. Diğer bir bölgesi, güneşin gündüzün en uzun olduğu noktada doğması ile gündüzün en uzun olduğu nokta arasında battığı bölgedir. Bu bölgeye Bahter adı verilir. Kuzey anlamına gelir. Diğer bir bölge ise, bu bölümlerin hepsinin orta derecede olduğu bölgedir. Bu bölgeye Surestan adı verilir. Burası da es-Sevad bölgesidir. İranşehr diye anılan bölge, diğer bölgelere göre, insan vücudundaki göğüs bölümü gibidir. Surestan diye anılan bölge, İranşehir’in diğer bölgelerine göre, göğüste bulunan kalp gibidir. Sevad diye anılan Surestan bölgesi ilk zamanlar Dil-i İranşehr, İranşehir’in kalbiydi. (Ali Fuat Eker, 2010, ss:142)”. İbn Rüsteh, ‘İranşehr’in Bölgeleri’ kısmında ise şu ifadeleri kullanır: “İranşehr daha önce isimlerini andığımız bölgeleri kapsamaktadır. Ancak bu bölgelere ek olarak her bir bölgenin bir dizi kasabası vardır. Bu bölgelerden bir kısmı şunlardır: Horasan, Sicistan, Kirman, Fars, Ehvaz, Cebel, Azerbeycan, Ermeniyye, Musul, el-Cezire, Şam, Surestan (ss:144)”. Ayrıca her bölgenin kapsadığı şehirlere de yer vermiştir (Tablo):

KeEbü’l-Kâsım Sâid b. Ahmed b. Abdurrahman b. Muhammed el-Endelüsî el-Kurtubî et-Tuleytılî’nin (ö.462/1070) on birinci asırda Arapça olarak kaleme aldığı “Tabakâti’l-Ümem/Milletlerin Bilim Tarihi” isimli kitabının Ramazan Şeşen tarafından yapılan Türkçe çevirisini aynen alıntılıyoruz: 

“Birinci Bölüm: Eski Milletler

Millerlerin tarihleriyle ilgilenenler, asırların kuşaklarını araştıranlar insanların çeşitli kabilelere, dillere ayrılmadan önce yedi millet olduğunu söylerler.

Birinci millet Farslar olup meskûn yerlerin ortasında oturuyorlardı. Ülkeleri Irak’ın kuzeyindeki Mahan, Kereç, Dinaver, Hemedan, Kum, Kaşan vs. yerlerin bulunduğu Hulvan yokuşuna bitişen dağdan (Cibal bölgesinde) başlar. Ermeniyye, Hazar denizine bitişen Babülebvâb (Derbend), Azerbaycan, Taberistan, Mûkan, Beylekan, Erran/Revan, Şâberan, Rey, Tâlekan, Cürcan’ı, Nişabur’un bulunduğu Horasan, Merv ve Merveruz, Serahs, Herat, Harezm, Belh, Buhara, Semerkand, Fergana, Şaş ve diğer Horasan beldelerini Sistan, Kirman, Fars, Ahvaz, Isfahan bölgelerini ve buralara bitişen diğer yerleri içine alır. Bu yerler tek bir ülke ve devlettir. Dili tektir ve Farsça’dır. Yalnız bu yerlerin halkları dil bakımından bazı küçük farklılıklar gösterirler. Kullandıkları alfabe ve yazı şekilleri aynıdır. Bunun dışında Pehlevice, Derice  ve diğer Fars lehçelerinde görülebilen bazı farklıklar onları Farsça ailesinden çıkarmaz (Ramazan Şeşen, 2014, ss:42)”.

Ebü’l-Kâsım Sâid b. Ahmed b. Abdurrahman b. Muhammed el-Endelüsî el-Kurtubî et-Tuleytılî’nin (ö.462/1070) “Tabakâti’l-Ümem/Milletlerin Bilim Tarihi” isimli eserinde Fars ülkesinden bahsettiği kısmın Arapça metni. (Ramazan Şeşen, 2014, ss:43).

Kadı Beyzavi (ö.687/’den sonra) Farsça dünya tarihi niteliğindeki “Nizâmu’t-Tevârîh” isimli eserinde “(…)  Fırat’tan Ceyhun’a kadar belki de Arap diyarından Hocend sınırına kadar olan İran ve Turan sultanların silsilesi (…) (Haşim Karakoç, 1998, ss:55)” tanımlamasının genişletilmiş halini Hamdullah Müstevffî Qazwînî’nin (1281-1340?) 740/1340 yılında yazdığı “Nüzhetü’l-Qulûb”ta görmekteyiz. Müstevfî, eserinde İran’ın batı sınırlarını “Rûm/Osmanlı’daki” ‘Konya’ya ulaştırmıştır. Peki erken dönem İslâmî kaynaklardaki bu bilgileri ‘İkinci Keyaniler’ olarak bilinen ‘Sassanî’ hanedanlığının öz kaynaklarında da bulmak mümkün mü?!.

Sekizinci asır sonu veya 9. asır başlarında tamamlanmış olan “Šahrestānīhā ī Ērānšahr” isimli Pehlevice kitapçıkta ‘İranşahr’ın sınırları daha geniş tutulmuş olup, ülke Orta Asya, Arap Yarımadası, Mısır ve Suriye gibi ülkeleri de kapsamaktadır. Bu metinde geçen ‘Şehr (şehir)’ yani ‘šahrestān (çoğulu: šahrestānīhā)’ sadece bir kenti değil, merkezinde bir kentin yer aldığı belirli bir idari bölgeyi (province) tanımlamaktadır. ‘Šahrestān’ sözcüğü, hem bir yerleşim yerini hem de idari bir alanı yansıtmaktadır. ‘Ērānšahr’ sözcüğüyle kastedilen ise İranlıların idaresinde olan topraklardır. Belirtmek gerekir ki Bundahišn adlı Zerdüştî derlemede Kawād I (488-531) emriyle, İran coğrafyasındaki kentlerin ve ülkelerin sayıldığı “Ayādgār ī Šahrīhā (Şehirlerin Hatıraları)” adlı bir kitap yazıldığından bahsedilmektedir. ŠĒ’nin ilk hâlinin Kawād I devrinde yazılan bu ilk eser olma olasılığı bulunmaktadır. (Ulaş Töre Sivrioğlu, 2014).

8/9. Asır Pehlewîce “Šahrestānīhā ī Ērānšahr” metinde geçen ‘İranşahr’ın bölgeleri ve şehirleri. Afganis’tan’dan Fırat Nehri’nin doğu sınırlarına kadar olan bölge. Klaus Geus; “Alexander’ and ‘Caesar’ in a Middle Persian Text”, pp:467.

İranşahr/Sassani İmparatorluğunun ikinci hükümdarı I. Şahpûr’un  MS. 252/3 yılında Roma’ya karşı kazandığı başarıya nisbetle inşa ettiği “Kabe-i Zerdüşt” tapınağındaki üç dilli yazıtın Pehlevîce kısmındaki verilen bilgilere göre  İranşahr/Êranşahr bünyesinde yer alan şehirler/bölgeler şunlardır: “Êranşahr xwadâw ahêm ud dârâm şahr: Pârs, Pahlaw, Xûzestân, Mêşân, Asôrestân, Nôdşîragân, Arabestân, Âdûrbâdagân, Armen, Wiruzân, Segân, Alân, Belâsagân yad frâxş ô kôf ûd Alânân bar ud hamâg Padişxwar kôf, Mâd, Wurgân, Marg, Harêw ud hamâg Abrâahr, Kermân, Sagastân, Tûrân, Makrân, Pâradân, Hindestân, Kûşânşahr yad  frâx ô Paşkbûr u dyad ô kâş Sugd Çâçestân marz ud az hô ârag zrêh Mazûnşahr”.

 ‘Keyani/Med/Achamenid’ hükümdarlarından Büyük ya da diğer adıyla Medli Darius’un (M.Ö. 550-487) Nakşê Rüstem’de bulunan mezarında yer alan kitabede ise devletin hükümdarlığı altında bulunan coğrafî veya etnik bölgelerin temsilcilerinin figürlerine yer verilmiştir. 

Keyani hükümdarı Büyük/Medli Darius’un (M.Ö. 550-487) Nakşê Rüstem’de bulunan mezarındaki halk/coğrafya temsilcilerinin rölyefleri.

Keyani hükümdarı Büyük/Medli Darius’un (M.Ö. 550-487) Nakşê Rüstem’de bulunan mezarındaki halk/coğrafya temsilcilerinin rölyefleri (İngilizce karşılıkları).

Keyaniyan Devleti’nin Büyük/Medli Darius (M.Ö. 550-487) hükümdarlığı zamanında ülke sınırları.