Erbil İzlenimleri -2-/ Mimari, “Masaj”, Mesaj
كوردی عربي فارسى
Kurdî Türkçe English

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM KÜLTÜR & SANAT
x
Öztekin Çaçan

Erbil İzlenimleri -2-/ Mimari, “Masaj”, Mesaj

Mimari deki anlayışlar ne olursa olsun her hangi bir kentin gerek sosyal, gerek kültürel karakterini “mimari yapılaşma” oldukça iyi yansıtır. Erbil, görmeyeli mimaride boyut atlamış. Eski yatay yapılaşma belli oranda devam ederken, dikey yapılaşma büyük bir hızla artmış. Ama modern kentin oldukça önemli iki bileşeni ortada yok. Kanalizasyon ve Elektrik ilk geldiğimden bu yana geçen on iki yıla rağmen hala “Allaha Emanet” gidiyor.

Bolca çekirdek aile, yalnız yaşayan binlerce insan oluşmuş. Çeşitli amaçlarla Erbil’e bir sürü “yabancı” doluşmuş. Bu yeni “müşteri” kitlesine uygun,  az masraflı siteler, apartman blokları inşa edilmiş.  Bireyselleşme, atomize olma, kendi başına yaşama ve davranma alışkanlıkları yani “modern” yaşamın menfi yada müspet bin türlü hali ortalıkta dolaşıyor.  Yavaş yavaş, usul usul, sosyal medya, TV ve cüzdan üzerinden yerli yabancı herkesin hayatına giriyor.

Erbil iklimine uymayan bol camlı “modern” gökdelenleriyle, kadınlar ve erkelerin birlikte spor yaptığı Fitness Center’leriyle, cafe ve barlarıyla modern bir kent havasında. Ama bu sadece “hava” galiba. Henüz “modern” insan tipolojisi kılık kıyafet den dış görünümden öteye geçememiş. Yerel halkın bu konuda alacağı çok yol var gibi. Örneğin “para” karşısındaki konumlanışları halen daha çok “bencil” ce. Ortaçağ kokusu taşıyor. Modern algının gereği toplumsal fayda ile bireysel zenginleşme arasındaki dikotomik,  kartezyen kurgu henüz ortada yok. Benim şimdiki nesillerden bu konuda umudum yok. Bunu ancak şu anda iyi eğitim almış “modern” okullarda okuyan çocuklar yapabilir, ya da belki bir sonrakiler ama onlar daha yolun çok başında. Hatta bir kısmı daha doğmamış.

Eski Erbil ortalıktan çekilmiş. Yeni Erbil ise bütün temizlenmesine rağmen, arınamamış. Kozmopolit bir kent çıkmış ortaya.  Sadece Bangladeşli, Afganlı gibi uzak Asya’nın insanları değil her milletten yabancıyla, karın tokluğuna çalışan zavallılarla dolmuş etraf. Onlarca işçi şirketi, binlerce insan getirmiş. Siyahiler, Sarılar,  Slavlar bile var.

Hayat, cafelere, barlara yüksek binalara doğru akmaya başlayınca buna bir tepki de doğal olarak oluşmuş tabi.  Kent ve nüfus bu kadar büyüyünce “yereller” kendilerini belirli oranda korumaya almış. Yabancı sayısı arttıkça, eski, onlarca yıllık komşuluklar da bozulmuş. Evini satıp apartmana gidenlerin yerine hep “yabancılar” gelmiş. Bu durum karşısında büyük bir kesim kendini korumaya almış. Muhafazakarlaşmış ve yeni ye karşı kinlenmiş durumda.

Etrafta onlarca “masaj” salonu var ve toplumda “masaj” talebinin bu kadar yüksek olmasına şaşırıyorum. Şaşırmak derken, anlamadan şaşırmak değil benimkisi, anlayarak şaşırıyorum.  Tek şaşıran da ben değilim tabi.

Sorduklarımdan ve öğrendiklerimden anlıyorum ki erkekler “masaj” salonlarında daha da özgürleştikçe, olan kadınlara olmuş. “Çarpık modernleşme” diye bileceğimiz yeni hayatın kurbanları yine onlar olmuş. Kürdistan Bölgesi Kadına Karşı Şiddeti Önleme Müdürlüğü(KKŞÖM), son 8 ayda 32 kadının öldürüldüğünü, 53 kadının ise canına kıydığını duyurdu. Gazetelere yansıyan haberlere göre durum çok vahim. Yine KKŞÖM açıklamalarına göre 104 kadın yandığı, 83 kadının ise kendini yakma girişimine bulunduğu bildirildi. Şu yanma meselesi çok ilginç. “Batman İntiharları” gibi çapraşık ve iğrenç bir konu. Bazen kadınlar “namussuz” luk suçlamasıyla yakılıyor.  Bazısını da kocaları, yeni bir kadınla evlenebilmek için yakıyormuş. 2017 verilerine göre ise “yakma” olayında durum şu. Geçtiğimiz yıl 202 kadının yanmış, 122 kadının ise “kendini” yakmış. Çapraşık hızlı gelişmelerin, değişmelerin doğal karşılanmaması gereken sonuçları bunlar. Facebook, Watsap ve “masaj” ortalığı kapladıkça olan kadınlara oluyor anlaşılan. Yakma olayları bu kadar artınca başkan Barzani olaya el koymuş. Şimdilerde sonuç beklenmekte.

Evet, Erbil’de mimari çok değişmiş sosyal yapıda öyle. Binaların kat sayısı arttıkça örneğin boşanmalar, aile içi şiddet, de çok artmış. Mahalle baskısı denilen şey, değişime direnme reflexleri öyle bir artmış ki üniversitede bile kadınlar ve erkekler birlikte yürüyemez hale gelmiş. Konuştuğum birçok öğrencinin anlattıklarını duyunca eski köhne yatay yapılaşmalı Erbil’i özler oldum.

Sosyal değişim ve kadın konusunu daha uzun bir anlatının “beklenen zaman” ı na bırakıp biz mimari ve değişim konusuna geri dönelim.

Erbil, mimarideki değişimler ve bol hizmetçili yaşama geçmiş.  Erbil sokakları çağdaş ve modern yeni bir Kürt kentinden ziyade, bazı yerleri aşırı ihtişamlı, abartılmış bir zevke göre yapılmış bir Arap kenti görünümünde. Hele orta ve uzak Asyalı, Filipinli, ucuz iş gücü. Kadraja girdiğinde maalesef duygu bu oluyor.

Erbil, Arap kentlerinin etkisinden kurtulmalı.  Çok farklı olmalı. Nereden gelmişse gelsin bütün “yabancı işçiler” yasal hakları, istedikleri zaman çekip gitme özgürlükleriyle bur da durmalı. Kadınlar yakılmamalı. Dikey mimariyle birlikte erkeklerin “ego” ları büyümemeli. Mimaride ve sosyal hayatta yen i bir yaklaşım gerekli.  Yaklaşımın adını mimari koymuş aslında “Yeşil mimari” ve “sürdürülebilir mimari”. Artık yeter yüksek katlı dahi olsa “yeşil tasarım” binalar yapılmalı. Mesajım şu:  Madem yeni bir ülke doğuyor, mimari de, insan da hem yeni hem de insanca olmalı.

 

Learn the Truth Here ... لـێــــره‌ ڕاستی بـزانــــــه
Copyright ©2021 BasNews.com. All rights reserved