“PKK’nin silahlı iktidarının sonuna mı gelindi?”
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

“PKK’nin silahlı iktidarının sonuna mı gelindi?”

Hoşeng Osê

Amerika’nın öncülüğünde ABD ve Avrupa’nın IŞİD’in sonun yaklaşması birlikte, Kürdistan İşçi Partisi PKK’den desteğini çekeceği öngörülüyor. PKK kendi öncülüğünde özellikle Suriye ve Kürdistan’da savaşan Kürt örgütü üzerinden partisine yönelik ‘terör örgütü” suçlamasını bertaraf etmek ve Türkiye’ye baskı kurmayı amaçlıyordu.

Bu parti elbette bir kısım kazanımlar elde etti, ancak amaçladığı hedeflerine ulaşamadığı gibi, yürüttüğü  savaş ile Suriye Kürtler’inin davasına ve haklarına büyük zararlar verdi. Özellikle de ne rejimden ne de muhaliflerden yana olan politikasıyla.

Burda acı da olsa bir geçeği itiraf etmek ve zehir de olsa içmek gerekirse, PKK’nin namlularının ucu Suriye Kürtler’ine dönmüş. Suriye’deki Kürtler için zindanlar kurmuştu…

Benim edindiğim izlenimlere göre, zorla ve şiddet yöntemi ile  PKK’nin silah bırakması ve güçten düşürülmesi için bazı gizli anlaşmalar yapıldı. Bu konsepte göre, Türkiye’nin geçmişte Irak Kürdistan’ında PKK güçlerine yönelik yürüttüğü operasyonlardan kat be kat daha şiddetli ve büyük operasyonlar düzenlemesi ve  operasyonlarını arttırması öngörülüyor. PKK’ye karşı  yapılacak bu yönelim karşısında ilk önce Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) PKK’den desteğini çekecek, aralarındaki işbirliği bozulacak, YNK ilişkilerini kesecek, PKK’den uzaklaşacak… 1992 yılındakine benzer bir seneryonun tekrarı çerçevesinde,  Irak’taki temel iki Kürt partisinin gücü operasyonlara dolaylı olarak dahil edilecek. PKK’ye yönelik devreye giren bu askeri konseptin uluslararası boyuttunda ise ABD ve Avrupa’nın IŞİD’e karşı NATO gücünü desteğine benzer bir destek sağlanacak, Türkiye’de  bu konseptin bir parçası olacak.

PKK’ye karşı  başlatılacak bu konsept, İran’ın bölgedeki nüfusunun kırılması için başlatılan konseptin bir parçası olarak devreye girecek. Zaten, İran ile PKK arasındaki ilişki herkesçe malum ve bilinen bir durum.

Bana göre, PKK’ye yönelik tayzik ve operasyonların diğer bir amacı da Türkiye’de yeniden bir barış sürecinin başlaması için bir kapı aralamayı hedefliyor. Ben, Ankara-İmralı-Kandil sayfasının artık kapanacağını düşünüyorum. Bunun yerine Ankara-Edirne (Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu cezaevi) arasında doğrudan görüşmeler  başlayacak. Bu, Uluslararası arenada ABD ve Avrupa’nın Selahattin Demirtaş’ın kişiliği üzerinde uzlaşması ile  gerçekleşecek.  Belkide bu şekilde ABD ve Avrupa’nın baskısı ile Erdoğan, Demirtaş’ı serbest bırakacak.

Eğer bu öngörüler doğru çıkarsa, delice ve cehennem gibi bu savaşta PKK Suriye’deki güçlerini hepsini çekebilir ve bu PKK’nin yenilgisine yol açabilir. PKK’nin bu yenilgiyi yaşamaması ve operasyondan kendisini koruyabilmesi için herşeyden önce İran rejimi ile Esadın verdiği boş sözler ile çürük desteğine  bel bağlamaktan vaz geçmelidir. PKK, barış inisiyatifi geliştirerek, hiç bir koşul öne sürmeksizin kendi isteği ile silah bıraktığını açıklamalı, PKK, üst yöneticilerinin bir zarar görmeden bu süreci onurluca sonuçlandırması için imkan sağlanması şart koşulmalı. Bu inisiyatifi geliştirirken, uluslararası garantörlüğünde Erdoğan’ın genel af çıkarması sağlanabilir. Bu inisiyatif sayesinde Erdoğan’ın ve İran ile Türkiye’deki savaş yanlıların ayağı altındaki tuğla çekilebilir. Ayrıca Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de Kürtlerin kanını her zaman dökmek isteyenlerin önüne geçilebilir.

PKK, 1990’dan beri Türkiye Parlamentosu’nda yer alıyor. 2002 yılından itibaren parlamentoda ve belediyelerde çok güçlü bir şekilde yer aldı. PKK şimdide parlamentoda 67 vekille yer alıyor. Bu vekiller 67 kişi gibi değil de, 67 bin ya da 679 bin kişilik  bir ordu gibi mücadele ve çalışma yürütebilir.Eğer, PKK barışçıl bir çözüm söyleminde ciddi ise bunu başarabilir. Eğer barış süreci gelişirse Kürdistan parlamenterlerinin sayısı artar, hatta 12o vekile ulaşabilir. 

Eğer PKK 7 Haziran 2015 seçimleri sonrası Türkiye genelinde kazandığı 80 parlementer ile AK Parti ile hükümete ortak olsaydı Kürtlerin bakanları olacak, hatta siyasi bir güce kavuşacaktı. Ancak?  

Ben PKK’nin artık bu kibir ve inadını bir yana bırakması gerktiğine inanıyorum. Türkiye’de Kürt sorunun çözümü için PKK’nin tarihi bir karar vermesi gerekiyor.  ABD-Avrupa-Rusya karşıtlığı yaparak şimdi ve gelecekte kendine bölgede yer açma dönemi son bulmuştur. PKK’nin adım atacak yeri kalmadı. Kürt kızları ve delikanlılarının yaşamlarının korunması için propaganda ve demogojiye düşmeden onların kaderini belirleyecek akılıca bir karar verebilmelidir.

PKK, Türkiye’de elde ettiği siyasi kazanımları  güçlendirmeyi ve geliştirmeyi esas almalı. Amed, Cizre, Nusaybin ve diğer yerlerde yıkıma neden olan içi boş projelerden artık vazgeçmeli.

Türkiye'de onlarca yıldır dayatılan ‘dağ Türkleri’ tanımı yüzünden kendi kimliğine sahip çıkmakmaya  korkan  Kürtlerin,  şimdi her ne kadar anayasada tanınmıyor olsalar da Türkiye Parlamentosu’nda temsilcileri var. HDP bağımsız bir siyasi parti olduğu ve PKK’nin vitrine olmadıklarına dair ikna olmalı,  bu konuda kendilerine güvenmeli. Kandil’den gelen talimatlarla hareket den siyasi bir araç olmadıklarını göstermelidirler. HDP artık güçlü ve istek sahibi olmalı. Kendini PKK’nin siyasi bilinçsizliği ve kendini büyük görme yaklaşımlarından kurtarmaya çalışmalı. Toplumsal bir bilince ulaşan HDP artık, Cemil Bayık ve Erdoğan’ın baskılarından korkmuyor. HDP Türkiye’nin çıkarına olan istekleri Kürtlerin çıkarlarına da çevrimesini bilmeli. Dar bir çıkar içerisine hapsolmamalı. HDP, Kürt sorununu PKK-Öcalan sorunundan daha büyük olduğunu idrak etmeli. Bununla bağlantılı PKK’yi Kürt sorunun bir parçası olarak görmeli. Bu yol ve yöntem sayesinde HDP ve Demirtaş öncü güç olabilir.

PKK de kibirliğinden kurtularak, artık İran ve Suriye’nin hayallerinin peşine takılmaktan vazgeçmelidir. Bu görüşlerin aynısı Demokratik Birlik Partisi(PYD) için de söylenebilir. Onlar da eğer kendilerini siyasi bir parti olarak görüyorlarsa, PKK için savaşmaktan, onların para kaynağı ve vitrini  olmaktan çıkmalıdırlar. 

HDP’nin önünde Türkiye ile İslamist ve seküler düşünceler arasında Kürtleri bir köprü olarak kullanmak isteyen PKK içindeki Türk sol  düşünce sahipleri Mustafa Karasu, Duran Kalkan  ve Cemil Bayık gibilerine tavır koymak gibi tarihi bir görev durmaktadır.

Savaş yolda geliyor, acaba PKK’nin bu  savaş ateşinin yakılmasını engeleyecek, Kürtlerin ucuz bir ateşe atılmasına engel olacak bilgi ve beceri var mı?

Barışı hakim kılmak her zaman savaşmaktan daha zordur.  PKK ile Türkiye hükümeti arasında savaşa, yaşanılan acılara son vermek için barışa ve toplumsal uzlaşıya ihtiyaç var. Çünkü  bu savaş hem Kürtleri hem de Türkiye’nin hayatını viraneye çevirdi.  Erdoğan ve yanındakiler Amerika’nın verdiği sözlere kanmamalı ve duyarlı olmalıdırlar.

Artık savaş sayfasını kapatma zamanı gelmiştir. Barış kapısını açılması çok ertelendi.

Hem de çok çok ertelendi!