Kürdistan’ın Batısında ”Kürt Birliği” ve “ENKS-PYD Birliği üzerine düşünceler…
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

Kürdistan’ın Batısında ”Kürt Birliği” ve “ENKS-PYD Birliği üzerine düşünceler…

İbrahim GÜÇLÜ

(ibrahimguclu21@gmail.com)

Son günlerde Kürdistan’ın Batısıyla ilgili “Kürt Birliği” ve “ENKS-PYD Birliği” yoğunca tartışılıyor. Oysa yıllardır bu konularda yazılıyor ve yazıyorum. Son günlerde de yine yazdım. Yazdıklarımı tasvip edenler ve etmeyenler, eleştirenler oldu, küfürle karşılayanlar oldu. Benim görüşlerimi tasvip etmek, etmemek, eleştirmek doğaldır, yapılması gerekendir. Görüşlerimi küfürle karşılamak, doğal olmayan, ayıp, yüz kızartıcı bir eylemdir. Bu tür eylemlerin, hukuki müeyyideleri var. Ama biz onları şikâyet edemeyeceğimize göre, tek şikâyet merciimiz kamuoyu, halkımız, Kürt yurtseverleridir. Takdir onlarındır. Onların vereceği cezaya razı olmalıyız.

Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, yüreği Kürdistan aşkıyla dolu olan her Kürt, Kürt birliğinden yana olur.  Asıl önemli olan sorun hangi birliğin, Kürt Birliği olduğudur.

1- Kürdistan’ın Batısıyla ilgili “Kürt Birliği” ve “ENKS-PYD Birliği” yeni tartışılan bir konu değildir. Hewlêr ve Duhok (2 defa) mutabakatları denilen anlaşmaların tarihlerini bile hatırlamak zor. O dönemde bu konular tartışıldı. Ben de bu konuda sayısını bilmediğim kadar makale yazdım. Televizyon programlarında görüşler belirttim.

O mutabakat sonrasında yazdıklarımı küfürle karşılayanlar, beni Kürdistan’ın Batısından “Kürt Birliğini istememekle suçlayanlar” zaman içinde ve gündeme gelen gelişmelerden sonra haksız ve yanlış çıktılar. Yüzlerinin kızarıp kızarmadıklarını bilemiyorum. Ben kendimi tanıyorum. Ben olsam yüzüm kızarır. Benim o dönemde görüşlerimi tasvip etmeyenleri, eleştirenleri, alternatif görüş sunanları saygıyla karşıladım. Bu da oldukça doğaldır. Tıpkı son günlerde karşıladığım gibi.

2-Kürdistan’ın Batısındaki “Kürt Birliği” ve “ENKS-PYD Birliğine” karar verecek olanlar biz Kuzeyli Kürtler değiliz. Bu birliğe/birliklere esas olarak karar verecekler, Kürdistan’ın Batısındaki Kürtler, partiler, toplumsal güçlerdir.

Ayrıca bu ENKS-PYD Birliğinin destekleyici aktörleri de anlaşılan ve açıklandığına göre: Kürdistan Başkanı Mesut Barzani, Kürdistan Federe Bölge Başkanı Neçirvan Barzani, Kürdistan Başbakanı Mesrur Barzani, ABD ve Fransa devletleridir.

3-Ben şu anda da Kürdistan’ın Batısındaki “Kürt Birliği”, “ENKS-PYD Birliği” üzerine sadece tespit, öneri, öngörülerde bulunuyorum. Bir anlamda ben de herkes gibi beyin jimnastiği yapıyorum.

Ama beyin jimnastiği yaparken güçlü bir arka plan bilgilerine dayanıyorum.

Ben Kürdistan’ın bütün parçalardaki gelişmeleri olduğu gibi, Kürdistan’ın Batısındaki gelişmeleri ve siyasi oluşumları çok genç yaşta hatta çok yaşta izlemeye, okumaya, gözlemeye başladım.

Kürdistan’ın Batısı benim için de her zaman önemli bir Kürdistan parçası olmuştur. Hiç şüphe yok ki, bu ilgi nedensiz de değildi.

Bu nedenlerden biri: 1919 Koçgiri’deki ve 1925’teki Kürt Milli Mücadele Hareketinden sonra Kürt dava adamlarının, siyasetçilerinin, yazarlarının, hanedanlarının, beylerinin, ağalarının, aşiret reislerinin, dini liderlerinin Kürdistan’ın Batısında yaşamaya başlamış olmalarıdır. Apê Osman Sebri de onlardan biriydi.

Apê Osman Sebri 1968 yılında bir biçimde kaçak olarak Türkiye’ye gelmişti. Dar bir grup arkadaşla onunla görüşme olanağım oldu. Apê Osman Sabri’den Sriye Kürdistan Demokrat Partisinin (SKDP) kuruluşunu, XOYBÜN’un kuruluşunu, Kürdistan’ın Batısındaki basın, kültürel, dil çalışmaları hakkında bilgilenme olanağım oldu. Onun Suriye Kürdistan Demokrat Partisini kuran beş kişiden bir olduğunu öğrenme imtiyazına kavuştum.

İkinci Neden: Kürdistan’daki 1925 Milli Ayaklanmasından sonra Kürdistan’ın Batısında yaşamaya başlayan Kürt dava adamları, siyasi faaliyetlerine devam ediyorlar. Kürdistan’ın Kuzeyindeki, Güneyindeki, Doğusundaki milli mücadele ve kalkışma hareketlerine XOYBÛN örgütünü kurarak destek oluyorlar.

Üçüncü neden: Kürdistan’ın Doğusundan, Güneyinden sonra 1957 yılında Kürdistan’ın Kuzeyinde önce SKDP kuruluyor. 1965 yılında Kürdistan’ın Kuzeyinde, TKDP’nin kuruluşu için destek olmanın ötesinde, belirleyici bir rol oynuyorlar.

Dördüncü neden: Kürdistan’ın Batısının Kürt dili, kültürü, tarihi, eğitimi, diplomasisinin merkezi olmasıydı.

12 Mart 1971 Askeri Döneminde bir grup arkadaşla yaptığımız çok kapsamlı 650 sayfalık savunmada Kürdistan’ın Batısına da önemli bir bölüm ayırmıştık.

1979 Yılından 1981 yılının başlarına kadar Kürdistan’ın Batısına kaçak gidip geldim. Bütün Kürdistan örgütlerini, liderlerini, yöneticilerinin çoğunluğunu yakından tanıma olanağı buldu

1981 yılının başlarından 1987 yılına kadar Suriye ve Kürdistan’ın Batısında yaşadım. Gelişmeleri yakından izledim. PKK’nın, Suriye istihbarat örgütleriyle birlikte Kürt milli Hareketi örgütlerini ve liderlerini,  milli toplumsal güçleri tasfiye etmek, itibarsızlaştırmak için neler yaptıklarına şahit oldum. Bu uygulamalarının engellenmesi için Kürdistan’ın Batısındaki liderler ve örgütlerle yaptığı tartışmaları iyi hatırlıyorum. O konuda yazılar yazdım.

1987 sonra Kürdistan’ın Batısıyla ile ilişkilerim zaman aralıklarıyla sıkça oldu. O süreçte Kürdistan’ın Batısındaki milli hareketin Kuzeydeki hareket gibi nasıl adım-adım tasfiye edildiğini içim acıyarak yakından izledim ve gözlemledim.

Suriye’de 2003 yılındaki Kürt ayaklanmasındaki katliamı protesto etmek için Diyarbakır Kürt Derneği (KURD-KOM) olarak Diyarbakır’dan Nusaybin kapısına gittik.

Suriye’nin Deraa kentin sivil ayaklanma olduğu zaman Newroz için Kamışlı’daydım. Kürt milli güçlerinin Suriye Baas Diktatörlüğünü protesto etmek için nasıl Kürt bayrağı ve Kürt milli giysileriyle yürüdüğüne tanıklık ettim. Buna karşılık PKK/PYD’lilerin Baas Diktatörlüğünü nasıl savunduklarını izledim.

Suriye’deki iç savaştan sonra, Baas rejiminin Kürdistan’ı nasıl PKK/PYD’ye bıraktığını, PKK/PYD’nin Baas Rejiminin vekili olarak Kürtlere, Kürdistan örgütleri yöneticilerine nasıl baskı, işkence yaptıklarını, onların siyasi faaliyetlerini engellediklerini, yöneticilerini öldürmelerini yazdım. PKK/PYD Diktatörlüğünün nasıl adım-adım inşa edildiğini yakından gördüm.

O günden bu yana Kürdistan’ın Batısındaki birçok örgütten daha fazla yazı ve makale yazdım. Yazdığım makalelerin sayısının bilmiyorum.

Kürdistan’ın Batısındaki Halkımızla bir grup aydınla Dayanışma Komitesi kurmamız, Kürt Çocuklarımızla ilgili Nusaybin’de okul açmak da ayrı bir çaba, bu çabanın bana öğrettikleri var.

Buna PKK, hakkındaki yazdıklarımı eklerseniz yazdığım makalelerin sayısı yüzlercesini bulur.

Bütün bunların yanında ENKS-PYD Birliği hakkında, ENKS tarafından ve bağımsız siyasetçi ve Kürt aydınlarından aldığım somut bilgiler var.

Bütün bunların benim Suriye ve Kürdistan’ın Batısını bilenlerden biri olduğumu ortaya koyuyor.

4-Makalemin başlığına bilinçli olarak  “Kürt Birliği” ve “ENKS-PYD Birliği” diye bir kavramsal ayrım koydum.

Kürt Birliği, Kürdistan’ın bağımsızlığını, iktidarını, egemenliğini savunan milli toplumsal güçler ve Kürdistan örgütleri arasında yapılan bir birlik ve örgütlenmedir.

Bu Kürt birliğinin de farklı örgütsel modeller biçiminde inşa edilmesi söz konusudur. Bu da eşitler arasında, demokratik, özgürce gerçekleşen bir birliktir.

Kürdistan’ın Batısında güncel olarak konuşulan birlik, bir Kürt Birliği değildir. Çünkü PKK/PYD bir Kürt milli partisi değildir. Kürdistan’ın bağımsızlığına karşıdır. Kürdistan partilerini, Kürt liderlerin, Kürdistan Federe Bölgesini meşru gördüğüne dair de bir açıklaması yoktur. Halen bu görüşlerini açıktan ve ısrarla devam ettiriyor.

Bundan dolayı Kürdistan’ın Batısında olan PYD-ENKS birliğidir. Bu da PYD tarafında 26 örgütün, ENKS tarafından 16 örgütün, yani 42 örgütün ortaya koyacağı kadar bir birlik performansıdır.

5- Birçok Kürt yurtseveri Kürdistan’ın Güneyi ile Kürdistan’ın Batısını aynılaştırarak yorum yapıyor, önerme yapıyor, sonuçlara varıyor. Bu doğru değildir.

ABD, Kürdistan’ın Güneyinde KDP ve YNK’yi yan yana getirdiği zaman, her iki örgüt eşit ağırlıkta ve silahlı güçlere sahiptiler.

Bunun yanında en önemlisi Kürdistan’ın Kerkük Bölgesi dışındaki tüm Kürdistan bölgeleri iki partinin egemenliği altındaydı. Oldukça açık ve dünyanın da kabul ettiği ve federalizme doğru evrimleşen bir statü vardı.

Kürdistan’ın Batısında, PYD silahlı, ENKS silahsız.

Kürdistan’ın Batısında PYD ve ENKS’nin egemen oldukları bir Kürdistan Bölgesi yok.

PYD’nin ABD’ye dayanarak elinde tuttuğu alanlar da, PYD egemenlik alanı değildir. Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) egemenlik alanıdır. Bu da Arapların ve PYD’nin ortak egemenlik alanlarıdır.

Kamışlı, Suriye Baas Rejim ile PYD’nin egemenlik alanı. Ama Rusya, T.C Devleti, Rejim tarafından da denetlenen bir bölgedir.

Kobani, Türk Devletinin Serêkanî’yi ve Grê Spî’yi ele geçirmesinden sonra, ABD’nin Türklerle olan mutabakatıyla fiilen Rusya ve Rejim denetimine bıraktığı, PYD’nin 30 kilometre sınıra yaklaşmaması konunda ABD’nin ve Rusya’nın Türk Devleti ile olan mutabakatları sonucu, şu an ortak devriyelerin gezdiği bir alandır.

Efrin, Türk Devletinin işgali altındadır.

 

 6-Kürdistan’ın Batısında bir “milli cephe ilanı” yok diye yazdığım zaman, birçok dost tepki gösterdiler. Zaten PYD-ENKS’nin de milli cephe kurduk diye bir açıklamaları yok. Sadece siyasi anlamda bir uzlaşma sağladıklarını,  buna bağlı olarak başka alanlarda tartışmaları devam ettirdiklerini açıkladılar.

Ayrıca PYD-ENKS’nin siyasi anlamda hangi konularda anlaşma sağladıklarına dair de bir açıklamaları yok. Bu konuda haklı olarak ciddi bir belirsizlik var.

7-Kürdistan’ın bütün parçalarında ve özellikle de Kürdistan’ın Batsında ihtiyaç olan şey, söylenen, şekli ve şemali belli olmayan ortak örgütlenmeler değil; Kürdistan örgüt ve partilerinin öncelikle birlerini meşru görmeleri, birbirlerinin özgürce faaliyet yürütmesini hazmetmeleri ve benimsemeleri, birbirlerine şiddet uygulamamalarıdır.

PYD, kendi dışındaki örgütleri meşru görmüyor. Onlara şiddet uyguluyor. Bu uygulamasından vazgeçmiş mi? Bu konuda bir açıklaması var mı? Uygulamada neyi gösteriyor?

Bu konuda değişim göstermeyen bir PYD nasıl Kürt Birliğinin kurucusu olur?

 

8- Buna bağlı olarak Kürdistan parti ve örgütlerinin, Kürdistan’ın bağımsızlığını sağlama, iktidarını oluşturma,  egemenlik statüsünü savunma ortak amaca sahip olması gerekir.

PYD-ENKS’e, siyasi anlamda anlaşma sağladık dediklerine göre,   amaç birliğini siyasi anlamda sağlamışlar mıdır? ENKS, Kürdistan’da federalizmi savunuyor. PYD ise statüsüzlüğü, renksiz bir kanton, demokratik özerklik gibi bir statü savunuyor.

İki tarafın siyasi uzlaşmasında, bu sorun nasıl çözülmüş?

ENKS, PYD de federalizmi savunuyor diyor. Öyle mi?

9-ENKS, Baas Rejiminin son bulmasını savunuyor. PKK/PYD eskiden beri rejimin kalmasını savunuyor. Onunla işbirliği içindedir. Rejimden besleniyor. Onun adına vekâlet işler yapıyor.

Siyasi anlamda anlaşma sağlanmışsa, PYD Baas Rejimi ile bağlarını koparacak mı? PYD, Baas Rejimi ile birlikte Kürtler üzerindeki diktatörlüğe son vereceklerini uygulamada nasıl ortaya koyacak?

Bu konuda ne kadar ilerleme sağlanmış durumda?

10-ABD ve ENKS, PYD’nin PKK ile ilişkilerini koparması, Kuzeyli Kürtlerin Kürdistan’ın Batısını terk etmesi üzerinde siyasi anlaşma olduğu ileri sürülüyor.

PYD, bunu yapabilecek mi? PKK’sız PYD diye bir örgüt var mı?  General Kobani denilen vatandaş, PKK’nın has adamı değil mi?

11-Kürdistan’ın Batısının özgülünde, iki örgüt (ENKS-PYD) arasında birliğin sağlanması için,  PYD’nin Diktatörlüğünün son bulması gerekir. PYD, diktatörlüğünün nasıl değişeceğini, dönüşeceğini içtenlikle ve samimiyetle, somut projelerle ortaya koyacak mı?

12-Yönetimde eşitliğin sağlanacağı söyleniyor. ENKS, PYD’nin sahip olduğu toplumsal ve silahlı güçle bu eşitliği savunabilecek mi? Teoride söylense bile pratikte nasıl bu eşitlik sağlanacak?

13-Kürt yurtseverleri bu iki taraf arasında ABD ve Fransa olduğundan kafadan bu birliğin gerçekleşeceğini, mucizeler yaratılacağını, PYD’nin PKK’den koparılacağını düşünüyorlar, ileri sürüyorlar.

O zaman bu konuda birkaç küçük soruyu kendi kendimize soralım.

a)ABD’nin eski gücü Suriye’de var mı?

  1. b) ABD ve Fransa kendilerinin ulusal siyasi ve askeri çıkarları için Kürdistan’da bir iş yapmıyorlarsa; Efrin, Türk Devleti tarafından işgal edildiği zaman neden “bizim sorunumuz değil. Bizim dışımızda bir sorundur” dediler.

Kürtler, bunu ABD ve kendilerine soruyorlar mı?

c)ABD, kontrolünde olan Serêkanî ve Grê Spî’nin, Türk devletinin işgaline neden izin verdi? Askerlerini bu kritik dönemde çekti?

d)Askerlerini bu Kürdistan Bölgesinden çekerken Kobani’yi Rusya ve Rejimin denetimine neden bıraktı? Buna ABD ne diyor?

e)ABD, PYD’nin 30 kilometre sınıra yaklaşmayacağını Türk Devleti ile olan mutabakatında kabul etti. Sonra da Rusya Türk Devleti mutabakatında da bu kabul edildi. Rusya’nın çabasıyla Kobani’nin Türk Devleti tarafından işgali engellendi. ABD buna ne diyor?

f)En kritik soru, ABD, Kürdistan’ın Türk devleti, Rusya, Suriye Rejimi tarafından işgal edilmiş olan topraklarına karşı tutumu ne? Kürtlerin bu topraklarını ele geçirmeleri için açık müdahale edecek mi? Bu devletlerle savaşı göze alacak mı?

g)ABD ve Fransa bu güne dek Suriye ve Kürdistan’ın statüsüne ilişkin hiçbir açıklama yapmadılar. Herkesin de ifade ettiği gibi ki ben de çoğu zaman yazdım. ABD ve Fransa Suriye’de programsızlar. Baas Rejimini de savunuyorlar. Estlı çözümden yanalar. 

ABD ve Fransa PYD-ENKS birliğinin kurulmasına yardımcı olurlarken, Federal bir Suriye ve Federe bir Kürdistan’ı mı savunuyorlar ya da ön görüyorlar mı?

h)Bütün bunlara ek olarak. ABD’nin ve Avrupa Birliği ülkelerinin Kürdistan’daki demokratik referanduma ve onun sonucu olan Kürdistan Devletinin kuruluşuna karşı olmaları, Kerkük’ün işgaline yardımcı olmaları da gözden uzak tutulmamalı, Kürdistan’ın Batısında yaptıkları işte de göz ününde bulundurulmalıdır.. Diyarbekir, 23 Haziran 2020