ENKS Yöneticisi Zaza: PYD ile esas konularda görüş birliğindeyiz
English Türkçe Kurdî
كوردی عربي فارسى

HABERLER GÖRÜŞ RAPOR SÖYLEŞİ EKONOMİ MULTİMEDİA YAŞAM SPOR KÜLTÜR/SANAT
×

ENKS Yöneticisi Zaza: PYD ile esas konularda görüş birliğindeyiz

Ruken Hatun Turhallı

BasNews ABD ve Fransa öncülüğünde, Rojava Kürdistanı’nında Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile Demokratik Birlik Partisi (PYD) arasında başlayan diyalog süreci Kürt dünyasında geniş bir etki ve sevindirici rüzgarlara vesile oldu.

Rojava Kürdistanı’nda Kürt Dünyasını sevindiren birlik görüşmeleri, 2’inci etaba geçmiş bulunuyor. ABD ve Fransa’nın başlayan bu birlik görüşmelerinde katalizör rol oynamasının nedeni, Suriye’de süregelen 9 yıllık savaşın artık nihai bir sonuca götürülmesi olarak görülüyor. Büyük güçler, Suriye’nin geleceğinde projelerini hayata geçirebilmek için kendilerini yeniden konumlandırmalarının gerekliliğinin farkında. ABD ve Fransa’nın Suriye sahasındaki varlığı Kürtler üzerinden sağlandığı için, Kürtler ile var olan askeri ilişkilerinin zorunlu olarak siyasal ilişkiye evirilmesi gerekiyor. ENKS ve PYD arasındaki sorunların çözümü ve ortak bir projede buluşulması hususu Kürtler için nasıl ki olmazsa olmaz bir durum yaratıyorsa aynı şey büyük güçleri içinde gerekliliğini dayatıyor.

PDK – S Politbüro ve ENKS Meclis Üyesi ve aynı zamanda ENKS Denetleme ve Soruşturma Komisyonu Sorumlusu Neşet Zaza PYD ile ENKS görüşmelerinin ana temasına ilişkin şu noktalara dikkat çekti: “Aslında PYD ile çok ciddi ve derin bir görüş ayrılığı içerisinde de değiliz. Bazı konularda yorum ve tavır farklılığımız olmasına rağmen esas konularda yakın görüş birliğine sahip olduğumuzu belirtebilirim.  Ama idari, askeri ve ekonomik konularda aramızda ciddi bazı farklılıkların olacağını tahmin ediyoruz. Fakat her iki taraf olarak halkımızın çıkarlarını esas alabilirsek ve karşılıklı bazı tavizler verebilirsek birbirimize, eminim ki bu konularda da sağlam ve güçlü adımlar atabiliriz.”

 ENKS Meclis Üyesi ve aynı zamanda ENKS Denetleme ve Soruşturma Komisyonu Sorumlusu Neşet Zaza ile ABD ve Fransa öncülüğünde, Rojava Kürdistanı’nında ENKS ve PYD arasında var olan buz dağının nasıl eridiğini, toplantılardaki gelişen olumlu ve pozitif havayı, şu ana kadar kaydettikleri mesafeyi, ENKS’nin Rojava Kürdistanı’nında mevcut çalışmalarını ve Suriye ile Rojava Kürdistanı için çözüm projelerini konuştuk.

PYD ve ENKS ilişkilerinde bu yılın başından itibaren karşılıklı bazı olumlu adımlar atıldı. Buda Kürt dünyasını çok sevindirdi. Bu olumlu gelişmeler ne zaman ve nasıl başladı?

Son dönemlerde ENKS ile PYD arasında başlayan birlik görüşmeleri aslında daha önceden Fransa öncülüğünde geliştirilmek istendi. Fakat Fransa öncülüğünde geliştirilen görüşmeler hiçbir ilerleme sağlayamadan sonlandı. Aradan geçen uzun bir zamandan sonra Suriye Demokratik Güçleri (HSD) Komutanı Mazlum Abdi kendi insiyatifiyle yeni bir süreç başlattı. Mazlum Abdi’nin başlattığı bu insiyatif ABD’liler tarafından da olumlu karşılandı ve desteklendi. ABD, ENKS ile PYD arasında görüşmelerin olması ve birlikte bazı adımlar atılması konusunda sürekli pozitif yaklaştı. Mazlum Abdi’nin başlattığı inisiyatife yönelik ENKS görüşmeler için tavrını belirleyerek, hazır olduğunu bildirdi. Fakat başlangıç olarak bir zemin yaratılması talebinde bulundu. Ve görüşmelerin bu yaratılacak zemin üzerinden ilerletilmesinin daha olumlu sonuçlar vereceğini belirtti. Bu temelde olumlu bir zeminin oluşması için öncelikle siyasi tutukluların akibetlerinin açıklanması ve serbest bırakılmaları, aynı şekilde PYD tarafından siyaset yapmaları engellenen siyasilerin önündeki engellerin kaldırılması ve ENKS’nin yanlış kararlar neticesinde kapatılmış çalışma ofislerinin yeniden açılmasına izin verilmesi talepleri iletildi. Bunların dışında basın – yayında karşılıklı gerçekleşen yanlı ve yanlış haberlerin durdurulması istendi. Bütün bu konularda atılan olumlu adımlar sonrasında karşılıklı görüşmeler sürecine geçildi.

ENKS olarak şu an Rojava’da çalışmalarınızın ve faaliyetlerinizin önünde herhangi bir engel var mı?

ENKS’nin şu an sahadaki politik çalışmaları olumlu bir şekilde devam etmekte. Görüşmeler başladığından ve bazı konularda mutabakat sağlandığından beri eskisi gibi zorlanma veya engellenme durumlarının kalmadığını belirtebiliriz. Belli bazı adımların ürünü olarak gelişen bu zeminin, özellikle Kürt birliğinin oluşması ve kalıcılaşması açısından devam etmesi kuşkusuz ki çok önemli ve yerinde bir durum. Gelişen bu atmosfer herkes açısından kazanımcı ve değerli bir atmosfer. Bu şekilde oluşacak birlik durumuyla hep birlikte Kürt halkının dost ve düşmanlarına karşı ortak bir tavır ve tutum sahibi olabilme iradesini gösterebiliriz. Ve bu zeminin bu şekilde devam etmesi ve daha da güçlendirilmesi herkese, özellikle de halkımıza kazandıracaktır.

Kamuoyunda ENKS ve PYD görüşmelerinin ABD ve Fransa himayesinde geliştiği haberleri paylaşılıyor. ABD ve Fransa’nın bu süreçte böylesi bir yaklaşım geliştirmelerinin amacı nedir? Neden daha öncesinden bunu yapmadılar? ABD’nin Rojava ve Suriye’de çözüm yöntemi nedir? Rusya’nın buna karşı tavrı nedir?

ABD ve Fransa’nın böylesi bir projeyi neden daha önceki dönemlerde hayata geçirmek için çalışmadıklarına dair şunu söyleyebilirim; Aslında ABD’nin de, Fransa’nın da Suriye zemininde Kürtlere yönelik son döneme kadar herhangi ciddi bir projesi yoktu. Bu nedenle de böylesi adımlar atma taraftarları değildiler. ABD, Suriye’de ki varlığını terörle mücadele kapsamıyla sınırlı tutuyor sürekli olarak. Bu nedenle de Kürtlere yönelik ciddi bir projeye sahip değiller. Fransa baştan beridir bazı konularda adım atmak için uğraş ve çaba sarfetti. Fakat hepimiz de çok iyi biliyoruz ki Fransa’nın ABD gibi ENKS ile PYD’yi bir araya getirebilecek imkan ve olanakları Suriye sahasında hiç bir zaman mevcut olmadı. Özellikle teröre karşı mücadele konusunda HSD ile ABD arasında ciddi bir askeri ilişki sözkonusu. Her ne kadar bu ilişki siyasi boyuta geçemediyse bile askeri anlamda yaratılan ilişki güçlü bir ilişki durumunda. Son gelişmeler ışığında ortaya çıkan durumlar ele alındığında, ABD’nin Suriye’de ki plan ve projelerinde bazı değişikliklerin olduğunu belirtebiliriz. Bu nedenle İran’ın Suriye’de ki varlığına son vermek, yine Rusya’nın buradaki gücünü dengelemek ve Suriye rejiminin tekrardan güçlenmesine izin vermemek için belli bazı stratejik değişikliklere gidiyor olabilir. Bu durum doğal olarak ABD’nin sahada yeniden güç kazanmasını gerektiriyor. Yine Rusya’nın bölgede kendi açılarından yarattıkları, örneğin Türkiye ilişkileri gibi, dengeleri yeniden kendi lehine çevirebilmek için daha gerçekçi adımlar atmak isteyecektir. Ama diğer taraftan ABD Kürtleri bir araya getirme projesiyle Türkiye’yi tehdit ederek, Rusların kucağından çekmek istiyor. İşte bu bahsettiğimiz çelişkiler ve dengeler, ABD şimdiye kadar neden böyle bir adım atmadı da şimdi böyle bir adım atıyor sorusuna yanıt niteliğindedir.

Rusya şu ana kadar Suriye rejiminin köklü ve kalıcı bir değişim yapması için hiçbir adım atmadı ve atmak için çaba sarfetmedi. Zaten Astana görüşmelerinde de görüldüğü gibi Rusya her defasında Suriye rejiminin yanında, koruyan ve kollayan bir pozisyonda oldu. Fakat artık Rusya açısından da bu gerçeklik kendisini dışa vurdu ve Rusya’da artık farkına vardı ki rejimi bu şekilde ayakta tutabilmenin imkanları mümkün olmayacak. Özellikle rejim ekonomik olarak çökmeyle karşı karşıya bir haldeyken Rusya’nın tavrını sürdürmesi imkansız hale gelecektir. Yine Rusya’nın askeri harcamaları konusunda da, rejimin bu harcamaları karşılayabilmesi durumu artık söz konusu olamayacak bir duruma geldi. Bu nedenle Rusya’nın rejimi koruma ve kollama konusundaki tavrının kısa bir süre içerisinde değişeceği kanaatindeyim.  Fakat işte Rusya’da ABD ile olan çıkar çatışması nedeniyle ve ileriye dönük stratejik projelerden dolayı mümkün mertebe bu durumu uzatmak için elinden geleni yapıyor.

ENKS ve PYD’nin yürüttüğü birlik çalışmaları şu an hangi düzeye ulaştı? Anlaşmakta güçlük çektiğiniz sorunlar hangileridir?

Şimdilik çok olumlu adımlar atılıyor ve durum pozitif. Atılan bu olumlu ve pozitif adımların daha da ileriye taşınarak siyasi bir çerçeveye kavuşması gerekiyor. Ama kamuoyu şunu iyi bilmelidir ki bu olumlu ve pozitif adımların üst aşamaya taşınması için bazı esas konularda anlaşmalar sağlanması gerekiyor. Nedir bunlar; Siyasi, askeri, ekonomik ve idari konularda sağlanacak anlaşmalar. Bu başlıklar konusunda sadece siyasi düzeyde aramızda bir görüş birliği oluştuğunu belirtebiliriz. Örneğin biz halen idari konularda her hangi bir talepte bulunmadık. Aynı şekilde, Suriye muhalefeti, komşu ülkelere karşı tavırlar konusunda, Suriye’nin geleceği konusundaki görüşler ve buna bağlı olarak Suriye içerisinde Kürt halkının kaderi hakkında henüz bir tavır ve görüş birliği oluşturamadık. Aslında PYD ile çok ciddi ve derin bir görüş ayrılığı içerisinde de değiliz. Bazı konularda yorum ve tavır farklılığımız olmasına rağmen esas konularda yakın görüş birliğine sahip olduğumuzu belirtebilirim.  Ama idari, askeri ve ekonomik konularda aramızda ciddi bazı farklılıkların olacağını tahmin ediyoruz. Fakat her iki taraf olarak halkımızın çıkarlarını esas alabilirsek ve karşılıklı bazı tavizler verebilirsek birbirimize, eminim ki bu konularda da sağlam ve güçlü adımlar atabiliriz.

ENKS’ye bağlı Roj Peşmergeleri uzun süreden beridir Kürdistan Bölgesi’nde eğitim görüp IŞİD savaşına katıldılar. ENKS olarak Roj peşmergelerinin Rojava Kürdistanı’na geçmesini istiyorsunuz. Şayet kabul görürse nasıl bir askeri sistem ön görüyorsunuz ve yaptığınız görüşmeler de bu konu gündeme geldi mi?

 

Kuşkusuz aramızda yaşanan en ciddi problemlerin başında askeri güç meselesi geliyor. Özellikle Roj Peşmergelerinin varlığı ve dönüşüne ilişkin ciddi problemler ve karşıtlık yaşıyoruz. Şunu çok açık bir şekilde belirtmeliyim ki, Roj Peşmergelerinin varlığı ve sahaya dönmeleri bizim açımızdan en önemli meselelerin başında geliyor. Görüşmelerin devam etmesi ve geliştirilmesi açısından bu konuda kesinlikle uzlaşıya varılması gerekiyor. Şu kesinlikle kabul edilmelidir ki Roj Peşmergeleri hiçbir güce karşıtlık veya düşmanlık için oluşturulmadı. Oluşum amacı sadece halkın ve vatanın korunması temelindedir. Bu nedenle de sürekli dile getirildiği şekilde işte ‘bir yerde 2 ayrı ordu olmaz’ denilmesini kabul etmiyoruz. Zaten bizim böylesi bir talebimiz de yok. Aksine biz varolan ordu ile Roj Peşmergeleri’nin bir koordinasyon merkezinden, belirlenen idari yönetimle yönetilmesine taraftarız. Ve bu koordinasyon da siyasi güçlere bağlı olarak hareket etmelidirler. Yani savaş veya barış konularına siyasi güç karar vermelidir. Bu güçler kendi başlarına, siyasi iradeyi hiçe sayarak savaş veya barış kararını vermemelidirler. Bu nedenle de Kürdistan coğrafyasında yaşayan halkımız ve farklı bileşenlerin güvenlik ve istikrarını koruyabilecek bir ordu yapılanmasında olmamız gerekiyor. Bu açıdan da Roj Peşmergesinin dönmesi bizim açımızdan olmazsa olmaz bir durum arz ediyor.

Şayet yürütülen görüşmeler her iki taraf açısından olumlu devam ederse, ENKS olarak mevcut Özerk Yönetim sistemine mi dahil olacaksınız? Yoksa önerdiğiniz yeni bir sistem var mı?

Farklı çevreler Kürtler arası gelişen bu diyalog sürecinin ve yaratılacak bir birliğin sanki diğer bileşenlere karşı bir durumda olacakmış gibi bir düşünce içerisine giriyorlar. Oysa bu birlik gelişirse tam aksine varolan farklı bileşenler için daha güçlü ve istikrarlı bir durum söz konusu olacak. Zaten şu an Suriye’de sadece iki taraf mevcut; birincisi rejim, ikincisi muhalefet. Bunun haricinde sahada yer alan büyük güçler arasında yaşanan görüşmelerde, bir kesim rejimi temsil ederken, diğer kesim muhalefeti temsil ediyor. Bu nedenle içinde bulunduğumuz diyalog ve görüşme sürecinin hem halkımıza, hem coğrafyamıza ve hemde geleceğe yönelik sağlam zeminler oluşturmasını hedeflememiz gerekiyor. Yani Suriye için bir gelecek projesi yaratıldığında, aynı şekilde yeni bir anayasa oluşturulduğunda, Kürt halkının durumu ve kaderinin sağlam bir şekilde savunulması için bizim birlikte hareket etmemiz önemli. Bunu gerçekleştirdiğimiz taktirde ileriki dönemlerde halkımıza kendi coğrafyalarında rahat bir şekilde yaşamaları için bir zemin hazırlayabiliriz. Bunun haricinde özgün durumlara ilişkin elbette görüş ve önerilerimiz olacak. Örneğin varolan idari yönetimin eksik kaldığı ve yetmediğine dair görüş ve eleştirilerimizi her zaman ilettik. Bu nedenle birlikte, varolan idari yönetimi güncelleyebiliriz. Oluşacak idari yönetimi öyle bir şekilde oluşturmalıyız ki, herkes ve her kesim kendisini rahat bir şekilde katabilsin ve içinde görebilsin. Aynı şekilde Kürt olmayan fakat coğrafyada yaşayan bütün bileşenleri gerçekçi sahiplenen ve kapsayan bir idari yapının oluşması, istikrar ve huzur açısından daha sağlıklı olacaktır.

Efrin ve Serékani’de Kürtler açısından kabul görmeyen uygulamalar söz konusu. Örneğin demografik yapının değiştirilmesi, kaçırılma, fidye talepleri, Kürtlerin mülkiyetine el koyma ve en son eğitimde Kürt dilinin yasaklanması, yine Türkiye’ye bağlı silahlı güçlerin Afrinli bir grup genç kızı kaçırması ve Melek Nebih adlı  Kürt kızını hunharca katletmeleri. ENKS olarak siz bu uygulamalara karşı nasıl bir tavır ve yol izlenmesini öngürüyorsunuz?

Efrin ve işgal altında bulunan bütün bölgelere ilişkin, demografik değişim konusundaki tavrımız kesin ve net. Asla ve asla kabul etmeyeceğimiz bir durum, demografik yapının değiştirilmesi. Ve bunu çok sert bir dille kınadığımızı da her zaman bildiriyoruz. Aynı şekilde orada bulunan askeri güçler tarafından bölge halkına yaşatılan insanlık dışı uygulamalar ve tacizler konusunda, Suriye Muhalefeti içerisinde de kesin tavrımızı belirttik. Bu tür uygulamaların Suriye’nin geleceği ve halklarımızın çıkarları açısından zarar verici olduğunu ve asla kabul edilemeyeceğini vurguladık. Onlara şunu söyledik; ‘Bu devrim ilk başladığında hepimiz daha iyi bir gelecek, halklarımız için daha güvenilir bir sistem ve istikrar vaad ettik. Ama şu an Kürtlere yönelik yapılan uygulamalar çok yanlış ve insanlık dışı. Bu uygulamalar Suriye halklarının kültürüylede bağdaşmıyor. Zaten bu bölgenin kültürü de değil.  Bu uygulamaları çok sert bir şekilde ret ediyor ve kınıyoruz.’ Bu tür uygulamalara daha güçlü karşı koyabilmek için aramızda yürüttüğümüz diyalogların daha fazla güçlendirilmesi ve büyük güçler ile Birleşmiş Milletler’in bu tür durumlarda devreye sokulabilmesi önem arz ediyor.  Bu şekilde Türkiye’ye karşı bir baskı uygulanabilir ve Türkiye’de, denetiminde bulundurduğu bu silahlı güçlere baskı uygulayarak, bu türden insanlık dışı uygulamalardan kaçınmalarına neden olabilir. Aynı şekilde bu geliştirilecek baskılarla, bu silahlı güçlerin bölgeden çıkartılması ve bölgenin gerçek sahiplerine teslim edilmesi sağlana bilinir.  ENKS açısından şu net ve açık bir durum; Efrin, Gri Spi ve Sere Kaniye Kürt coğrafyasıdır, Kürdistan’dır ve bu asla değiştirilemez bir geçekliktir. İleride olası bir Suriye uzlaşısı durumunda da bu şehirlerin Kürtlere iade edilmemesi halinde sağlıklı hiç bir uzlaşının veya istikrarın sağlanamayacağı açık ve nettir. Bu nedenle Suriye’de bir uzlaşı veya çözüm durumu sözkonusu olduğunda veya gündeme geldiğinde, Kürtler açısından ele alınacak en temel konu bu bölgelerin Kürtlere yeniden iade edilmesi hususu olacaktır. Aksi taktirde Kürtler asla hiçbir çözüm veya istikrarı kabul etmeyeceklerdir.

Kısa bir süre önce röportaj yaptığım PYD Sözcüsü Sema Begdaş’a sorduğum sorunun aynısını size de sormak istiyorum. Diğer parçalardaki siyasi partilerin Rojava Kürdistanına olumlu ya da olumsuz müdahaleleri söz konusu mudur, bu partilerin Rojava’ya yaklaşımları konusunda neler söylemek istersiniz? Hangi konularda destek olmalarını beklersiniz?

Suriye Devrimi başladığı günden bugüne kadar Başkan Mesud Barzani Suriye’de yaşayan Kürtlere her türlü desteği en büyük içtenliğiyle sundu. Burada yaşayan halkımızın taleplerine ve isteklerine hep saygı duydu ve arkasında durdu. Geçen bu süreç içerisinde halkımızın yaşadığı acılar ve zulümlerde, yine ihtiyaç olduğunda askeri ve ekonomik destek konusunda gerekli bütün imkanları sundu. Tabi en çok siyasi destek konusunda yapılabilecek her şeyi yaptı. Özellikle Suriye Kürtlerinin birleşmesi ve birlikte hareket etmeleri, ortak bir tavır sahibi olmaları konusunda büyük emek ve çaba sarfetti. Aynı şekilde önceki dönemlerde Osman Baydemir’de benzer bazı çabalar sarfederek birlik kurulması için emek harcadı. Bunun haricinde  burada yaşayan halkımıza yönelik geliştirilen saldırılar ve suçlamalar konusunda her zaman PKK gerekçe gösterildi. Bu nedenle PKK’nin Suriye’deki Kürtlere müdahil olmadığı veya fiili olarak karışmadığı konusunda daha dikkatli davranması önemli. Zaten PKK’nin kendi farklı görev ve sorumlulukları var ve onları esas alması gerektiği aşikardır. PKK öncelikli olarak Kuzey Kürdistan’da yaşayan halkımızın talep ve isteklerini yerine getirmek için mücadele ediyor. Bizde Kuzey Kürdistan’da yaşayan halkımızın ulusal anlamda mücadele ettikleri istem ve talepler konusunda hemfikiriz ve destekliyoruz. Ama tekrar belirtmeliyim ki Rojava Kürdistanın’da fiili olarak görülmemeleri ve burada belli kesimlere destek vererek, karışıklıklar yaratmamaları herkes açısından faydalı olacaktır kanaatindeyim. Ama her şeye rağmen durumların çok pozitif ve olumlu bir şekilde ilerlediğini belirtebilirim.

ENKS ve PYD görüşmelerinden dolayı çevre ülkelerin tavırları ne yönde oldu? Buna karşı ENKS’nin tavrı nasıl olacak?  

Kesinlikle, Suriye’ye komşu ülkelerin ENKS ile PYD arasında gelişen görüşmelere yönelik, özellikle Türkiye’nin kaygıları söz konusu. Ama biz herkese Kürdistan Bölgesi’nde olduğu şekilde garanti veriyoruz. Nasıl ki Kürdistan Bölgesi’nin İran’la, Türkiye’yle ve Irak merkezi yönetimi ile komşuluk tarzında bir ilişki durumu söz konusuysa, bizim de bu ülkelerle ilişkilerimiz iyi bir komşuluk ilişkisi temelinde yürüyecektir. Bu nedenle Kürdistan Bölgesi tecrübesinden iyi bir şekilde yararlanarak, benzer şekilde denge oluşturabiliriz. Türkiye veya İran’ın kendi içerisinde olan problem ve çelişkilere asla taraf olmak istemiyoruz ve bundan uzak durmak istiyoruz. Buna bağlı olarak komşu ülkelerle halkımızın ve coğrafyamızın hizmetinde olabilecek sağlam ilişkiler de kurmak istiyoruz. Aynı şekilde bu devletlerle kuracağımız sağlam ilişkiler sayesinde, o ülkede yaşayan Kürt halkı ile o devletler arasında da bir aracılık rolü oynayabileceğimizi düşünüyoruz. Şu bir gerçek ki Kürdistan’ın her dört parçasında şayet bir istikrar ve barış ortamı sağlanamazsa, bütün bir bölgede istikrar ve barışın sağlanabilmesi mümkün olamayacaktır.

ABD’nin Suriye Rejimine ambargo uygulama kararı Suriye ve Rojava Kürdistanı’nı nasıl etkileyecek?

Suriye’ye karşı uygulamaya giren ekonomik ambargo ve yaptırımlar, kanaatimce Suriye rejimini çok zor bir sürece sokacak ve rejim muhalefetle tekrardan görüşmeler gerçekleştirebilmek için yeni yollar arayacaktır. Suriye rejim ekonomisinin, uygulamaya konulan ambargo ve yaptırımlara dayanabilmesinin mümkün olacağı kanaatinde değilim.  ABD’nin bu ambargo ve yaptırımlarla amaçladığının, Suriye rejimi ve taraftarlarını yeniden çözüm masasına çekme olduğunu görüyoruz. Bu şekilde Cenevre görüşmelerinin yeniden başlatılmasını hedeflediğini düşünüyorum.  Kuşkusuz Suriye’ye uygulanan ambargo ve yaptırımların etkisi Rojava Kürdistanı ve Kuzey Suriye üzerinde de olacaktır. Çünkü biz ayrı bir devlet değiliz ve halen Suriye rejimine bir çok konuda bağımlıyız. Bu nedenle bu ambargonun Rojava Kürdistanı ve Kuzey Suriye’yide olumsuz etkilemesi söz konusu olacaktır. Ama ABD’nin özel bir planı var mı, yok mu bunu bilemiyorum. Şu ana kadar böyle bir planın olduğuna dair hiçbir emare söz konusu değil. Çünkü bunun için her hangi bir altyapısal hazırlıkta mevcut değil. Belki bizim bulunduğumuz bölgelerde, Şam veya Suriye’nin diğer kentleri kadar güçlü hissedilmeyecektir ama her halükarda buradaki yaşantıyı etkileyeceği kesindir.

ENKS’nin Suriye’de öngördüğü çözüm nedir?

ENKS başlangıçtan beridir, merkezi olmayan federal bir Suriye hedeflemekte. Bu konuda bizim açımızdan en iyi örnek Irak ve Kürdistan Bölgesi’dir. Yani Suriye anayasasında hakları güvence altına alınmış bir Kürt bölgesini kurmayı amaçlıyoruz. Aynı şekilde Kürtler resmi olarak ayrı ve ikinci bir halk olarak kabul edilmelidir. Kürtlerin tarihsel olarak bu toprakların sahipleri oldukları ve kendi topraklarında yaşadıkları bilinmelidir. Aynı şekilde Kürtler Suriye’de kurulacak demokratik bir idari yönetim içerisinde ortak ve karar verici mekanizmada kesinlikle yerlerini alabilmelidir.

ABD’liler bütün görüşmelerde, Başkan Mesud Barzani’nin katkılarının büyük olduğunu belirtti

Daha önceki sorularda da kısmen cevap vermiştim. Başkan Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani başlangıçtan beridir verilebilinecek bütün destekleri sundular. Ve her konuda bizim yanımızda olduklarını gösterdiler. Özellikle burada yaşayan halkımızın istem ve talepleri konusunda ellerinden gelen hiç bir şeyi esirgemediler. Özellikle Suriye sahasında Kürtlerin bir arada, birlik içerisinde ve tek tavır sahibi olabilmeleri konusunda her zaman çaba ve emek sarfettiler. Bu konuda hiç bir zaman geri adım atmadılar ve destek verme konusunda yapabileceklerinden daha fazlasını buradaki halkımıza sundular. Şu an sürdürülen görüşmelerde de ABD’liler bütün görüşmelerde, Başkan Mesud Barzani’nin katkıları nedeniyle her zaman möinnetlerini ve teşekürlerini kendisine iletmemiz için bize bildiriyorlar. Ve zaten bu görüşmelerin sonuç alıcı olması ve başarıya ulaşabilmesi için verilen bu destek ve yardımların devam etmesi halkımız açısından önemli ve değerli.

Neşet Abdurahman Zaza kimdir?

Aslen Urfa’nın Siverek ilçesinin Dımili aşiretlerinden olan Neşet Abdurahman Zaza’nın aileside Kürtçe’nin Zazaca lehçesiyle konuşan kesimden. 1936 yılında dedesi ‘Binxat’ olarak tanımlanan Rojava Kürdistanı’na göç etti. Neşet Abdurahman Zaza’nın babası Abdurahman Zaza’da Rojava Kürdistanı’nda dünyaya gözlerini açtı. Belli bir süre sonra PDK – S üyeliğine geçen ve yönetim kademesinde yer alan babası gibi Neşet Abdurahman Zaza’da PDK – S içerisinde aktif siyasi çalışmalara başlayarak Politbüro Üyeliğine seçildi. Neşet Abdurahman Zaza aktif siyasi çalışmalara girmeyi, aile mirası ve Kürt halkı için yapılması gereken bir fedakarlık olarak gördüğünü ve hizmet etmeyi sevdiğini dile getiriyor. Lise eğitimini Suriye’de tamamlayan ve evli olan Zaza, 5 çocuk babası. 2000 yılında Almanya’ya yerleşti. Almanya’da üniversite eğitimine Siyasal bölümler fakültesinde devam etti. Suriye devriminin başlamasıyla Suriye sahasına geçti ve şu an siyasal yaşantısına Suriye’de devam ediyor.