16 Ekim sonrası Kerkük'te neler yaşanıyor?

16/10/2018 - 11:31 Kategori Rapor

BasNews – YNK içerisinde bir kliğin ihaneti sonucu başta Kerkük olmak üzere Kürdistan İdaresi Dışında kalan Kürt Bölgeleri’nin Irak güçleri tarafından işgal edilmesinin üzerinden bir yıl geçti. Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi Müsteşarı Mesrur Barzani,  16 Ekim olaylarına ilişkin “Bir milletin kendi kaderini tayin hakkına karşı yapılmış en büyük ihanet” olarak değerlendirdi.

2014 tarihinde IŞİD saldırıları döneminde Peşmerge Güçleri’nin koruması altında olan Kerkük ve Kürdistan idaresi dışındaki Kürt bölgelerinin YNK içerisinde bir kliğin Irak hükümeti ve İran istihbaratı ile yaptığı görüşme sonrası Haşdi Şabi’ye teslim etmesinin üzerinden bir yıl geçti.  16 Ekim 2017 yaşanan olaylar Kürdistan halkının hafızasında uzun süre silinmeyecek büyük bir travma ve acı yarattı.

Yaşananlara ilişkin Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesud Barzani Al Jeezare televizyonun 16 Ekim olaylarına ilişkin çektiği belgeselde yaptığı değerlendirmede “Bu yaşananlar ulusal düzeyde bir ihanettir. Onlar bizi arkadan hançerlediler, Irak ordusuna öncülük ederek Kürt topraklarının işgaline yol verdiler” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Dün resmi Facebook hesabından 16 Ekim olaylarına ilişkin bir açıklama yayımlayan Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi Müsteşarı Mesrur Barzani ise “Ezilmiş bir ulusun kendi kaderini belirleme hakkına karşı yapılmış en büyük ihanettir. Ancak ihanetçilerin, vatanını satanların gerçek yüzlerini de ortaya çıkarmış ve onları vatanseverlerden ayırmıştır” ifadelerini kullanmıştı.

Mesrur Barzani açıklamasının devamında “Umarım Kürdistan halkı ve barışseverler, gerçekleri unutmaz ve bir daha mevki ve makam için kendi yaşam ve kaderleriyle oynanmasına izin vermez” yorumunda bulunmuştu.

Kerkük’te kim ihanet etti?

YNK’nin yöneticilerinden Mam Celal’in oğlu Pavel Talabani, yeğenleri Lahur Şex Cengi, Aras Şex Cengi ve Ala Talabani’nin içerisinde yer aldığı bir klik 16 Ekim 2017 tarihinde Irak hükümeti ile yaptıkları gizli anlaşması sonrası YNK’ye bağlı Peşmergelerin çekilmesi ile birlikte başta Kerkük olmak üzere Xurmatu, Xaneqin Irak güçlerince işgal edildi. 200 binin üzerinde Kürt vatandaşı evlerini terk etti, onlaraca Kürt idareci hukuksuz bir şekilde görevinden alındı, binlerce Kürt evi, işyeri talan edilerek yakıldı, yıkıldı. Bazı bölgelerde Şii milisler Kürt kadınlarına tecavvüz etti.

Yaşanan felaketten 2 gün sonra açıklama yapan YNK Genel Sekreter Yardımcısı Kosret Resul  Elî, «Kerkük ve Xurmatû’da yaşanan felaketin sorumlusu YNK içerisindeki bazı cahil ve kendini bilmezlerdir” açıklaması yapmıştı.

 YNK’ye bağlı 70. Peşmerge Birliği Komutanı ve YNK Politbüro üyesi  Cefer Şêx Mistefa 16 Ekim olaylarına ilişkin yaptığı açıklamada “16 Ekim ihanetinin sorumlusu YNK içerisindeki bir grup yaptı” demiş ve “Eğer Mam Celal yaşasaydı bu ihaneti cezasız bırakmazdı” demişti.

YNK istihbaratının başı Lahur Şêx Cengi’nin kardeşi Aras Şêx Cengi  ise Haşdi Şabi’nin kenti işgal etmesi ardından büyük bir sevinç duymuş ve Kerkük’te asayişi sağlandığını yeni atanan vali ile görüştüklerini ve herhangi bir sorunun olmadığını ileri sürmüştü.

 Irak hükümeti ve İran Devrim Muhafızı Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani ile gizli bir anlaşma yaptığı için eleştiri oklarının hedefi olan Mam Celal’in oğlu Pavel Talabani ise anlaşmayı imzalarken 38 YNK yöneticinin anlaşmadan haberdar olduğunu ve anlaşmayı imzaladığını söylemişti. Pavel Talabani’nin bu itirafına rağmen YNK hiçbir zaman bu anlaşmaya imza atan kişileri açığa çıkarmak için herhangi bir girişimde bulunmadı.

Kerkük Valisi Necmedin Kerîm,  YNK’nin bu ihanetin üzerine gitmemekle ve üstünü örtmekle suçladı. Necmedîn Kerîm, 16 Ekim olayları ortaya çıkarılmadığı sürece YNK'nin hiçbir toplantısına katılmayacağını söylemişti.

16 Ekim’den önce Kerkük

16 Ekim olayı öncesi Kerkük ve diğer Kürdistan Bölgesi İdaresi Dışında Kalan Kürt Bölgeleri’nin asayişi IŞİD’i temizleyen Peşmerge Güçleri tarafından sağlanıyordu. Ekonomik anlamda Kürdistan Bölgesi hükümetinin ayırdığı bütçe ile bölgedeki güvenlik güçleri ve memurların maaşları ödeniyor hizmet sektörü bu bütçeden sağlanıyordu.

Ancak Kerkük teslim edilmeden birkaç ay önce Kerkük’te bazı sorumlular Haşdi Şabi’ye petrol satmaya başlamış aldıkları parayı halkın hizmetine sunmaz olmuştu.

Kerkük kenti 16 Ekim öncesi Arap, Türkmen, Asur-Süryan ve Kürt toplumunun birarada huzur içinde yaşadığı bir kardeşlik şehriydi. Irak’ın devrim lideri Saddam Hüseyin döneminde halklar ve mezhepler arası çelişki yaratarak kentin demografyasını değiştirme girişimine rağmen Kürt güvenlik güçlerinin 2003 sonrası bölgedeki hakimiyeti ile bilikte halklar arasında barış içerisinde bir yaşam hakim olmuştu.

16 Ekim sonrası Kerkük

16 Ekim olayları bir yılını geride bırakırken Kerkük kenti eski ihtişam ve güvenlikli konumunu kaybetti. Kentte hizmeti yapılmadığı için sokaklar çöplüğe döndü. Siyasi ve güvenlik uzmanları Peşmerge’nin bölgeden çıkması ardından kentte bombalı ve silahlı saldırılar yaşanmaya başladı. Her ay en az 10 intihar ve bombalı saldırı gerçekleşti. Sadece son 10 günde 6 intihar saldırısı Kerkük ve çevresinde gerçekleşti. Onlarca vatandaş bu saldırılarda kurban olurken onlarca Irak askeri öldürüldü. Bazıları terör örgütü tarafından kaçırıldı.

Irak hükümeti 16 Ekim sonrası da Kerkük petrol satışına el koymasına rağmen kentine herhangi bir harcama veya bütçe ayırmadı. Halbuki Irak hükümeti sadece Kerkük petrol satımından aylık en az 500 milyon dolar elde ediyor. Resmi kayıtlar dışında ayrıca Haşdi Şabi’nin Süleymaniye-Halepçe hattı üzerinden İran’a günlük yüzlerce tankerlerle kaçak yollarla sattığı petrolün geliri ise tespit edilemiyor. Bazı uzmanlara göre Haşdi Şabi kaçak yolla sattığı petrolden aylık 30 milyon dolar para kazanıyor

Haşdi Şabi’nin Kerkük’ü işgali ardından güvenliğin büyük tehlikeye girdiği ve ayrımcı yaklaşımları nedeniyle bileşenler arasında çelişkiler yaşandığı bildiriliyor. Özellikle Kürt idarecilerin görevden alınması ardından Kürtlere ait ev, iş yeri ve mülkler kentte sonradan getirilen Araplara veriliyor. Kürtler üzerindeki baskı arttırılarak kaçırtılmaya çalışılıyor ve kentin demografyası değiştirilmeye çalışılıyor.

16 Ekim sonrası Irak hükümeti Kerkük’te çeşitli makamlarda yer alan 50  Kürt idareciyi hukuksuz bir şekidemgörevden aldı. Kürtlerin seçimle geldiği makamlara Araplar atandı. Kentte Kürt dilinin eğitim dili olarak kullanılması yasaklandı.

Siyasiler ne diyor?

BasNews’e konuşan Kerkük Kardeşlik Listesi Başkanı Mihemed Kemal, Kerkük’te Kürtlerin hiçbir şekilde iktidar erklerinde yer almadığını, halkın can güvenliğinin sağlanamadığı her geçen gün ekonomik-siyasi ve asayişi kötüye gittiğini belirterek “Kentte hakim olan askeri yönetim siyasi yönetime izin vermiyor.Kenti sıkı yönetimle yönetiyor. Keyfi kararlar alıyor. Kentin ekonomi, idari ve siyasi durumu her geçen gümn kötüye gidiyor” dedi.

Kerkük İl Meclisi YNK üyesi Hawkat Cemal Mewlûd, 16 Ekim öncesi ve sonrası Kerük’te asayiş ve güvenliğin çok değiştiğini belirterek “16 Ekim sonrası Kerkük’te hergün patlma oluyor. Daha önce sınırlar iyi korunuyordu ancak şimdi kentin güvenliği büyük tehlike altında” ifadelerini kullandı.

Kerkük İl Meclisi İslami Birlik Partisi (Yekgirtû) üyesi Ciwan Îhsan, 16 Ekim öncesi Kürdistan Bölgesi hükümetinin her ay petrolden elde edilen gelirden 100 milyon dolar kent bütçesine ayırdığını ancak şimdi Kerkük petrolünün tankerle kaçak satıldığını ve gelirinin ise kentin hizmetine girmediğini söyledi.

Irak Parlamentosu 3 dönem Kerkük PDK Parlamenteri Şaxewan Ebdulla, Kerkük petrolünün Şii milisler tarafından çalındığını söyledi.

Şaxewan Ebdulla YNK içerisindeki 16 Ekim grubunun Haşdi Şabi ile ortaklaşa Kerkük petrolünü çaldıklarını ve sattıklarını dile getirdi.