Ani Literatürüne Büyük Bir Katkı

Sezai Yazıcı’nın dört kitaptan oluşan Ani çalışması

15 Temmuz 2016 tarihinde Unesco Ani’yi Dünya Mirası listesine dahil ederek koruma altına aldı.

Bir yıl sonra da Yazar, araştırmacı Sezai Yazıcı’nın dört kitaptan oluşan bu tarihi şehir konusundaki Ani çalışması 2017 yılında Serhat Kalkınma Ajansı tarafından Ankara’da basıldı: Seyyahların Gözünden Ani, Secrets of Ani-Ani’nin Sırları, Ani-Kaynakça (Bibligraphy)  ve Through the Eyes of Travelers. Birbirinden değerli bu dört kitabı bana posta ile gönderme zahmetinde bulunan sayın Sezai Yazıcı’ya burada teşekkürlerimi ve şükranlarımı iletiyorum. Son yıllarda her yaz Kars’ı ziyaret ettiğimde uğrayıp çayını içtiğim sayın Sezai Yazıcı’nın yıllarını verdiği bu çalışmasının hazırlık aşamasına hep tanıklık ettim. Büyük bir keyif ve heyecanla çalışmalarını sürdürüyordu. Kars ve çevresi konusunda yetkin bir kütüphanesi olan araştırmacının tüm sermayesini cömertçe hep bu sahaya harcadığnı görüyordum. Yıllar önce Kars Kürtleri (Avesta-2009) ve Kağızman: Kars’ın Tadı Tuzu (Kağızman Belediyesi-2012) adlı çalışmalarımı hazırlarken bulmakta zorluk çektiğim bazı kaynakları Sezai Yazcı’nın bu kütüphanesinde bulmuştum.

Ani şehri bilindiği gibi 10. yüzyılda Ermeni kökenli Bagratiler Hanedanlığı’nın başkenti, residansı olarak ün yapmıştır. Tarihte Ani’ye yönelik olarak süren Bizans, Selçuklu, Gürcü ve Moğol saldırıları ve istilaları sonucunda bu tarihi şehir zamanla virane ve harabe bir hale getirilir. 1319 yılında Ani’yi büyük bir deprem de vurmuş şehir böylece büyük bir hasar görmüştür. Osmanlı egemenliği altına giren Ani daha sonraları yağmalama ve define avcılarının hedefi haline gelmiştir. Ani gibi uzun yıllar kültürel bir miras olarak devlet tarafından koruma altına alınmamış, yıllarca askeri bölge olarak ilan edilmiş, insanların orada fotoğraf ve film çekimlerine izin verilmemiştir. Ancak 2004 yılından sonra yasakların kalkmasıyla insanlar serbest bir şekilde bu tarihi şehrin topraklarına ayak basabilmişlerdir.  Binyıl önceden kalma bazı yapılar hala ayakta kalmaya devam ediyor. Kars’a 42 km uzaklıkta bulunan bu kadim şehrin kalıntıları günümüzde turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

Sezai Yazıcı’nın bu kapsamlı çalışmasının Seyyahların Gözünden Ani adlı birinci kitabı (bu sıralama bana ait) Ani ve yöresini gezip inceleyen kırk iki seyyahın izlenim ve görüşlerine yer vermektedir. Yabancı kaynaklarda örneğin İsveççe hep “Harabe Şehir” (Ruinstad) olarak anılır. Yukarıda değindiğimiz bu yıkıma çok ilginçtir tarihte resmi kurum ve kişiler de ortak olmuşlardır. Örneğin 1840 yılında yöreyi dolaşan İngiliz seyyah bayan Shell bu paradoksal duruma bizzat tanıklık etmiştir: “Bizler yıkıntıları izlerken pek çok işçi bu hüzün dolu tapınağın siyah geniş taşlarıyla sütunlarını, Kars Paşası’na fırın yapmak üzere söküyordu”. Seyyahların Ani metinlerinin uzunlukları birbirinden oldukça farklıdır, örneğin Textier ve Lynch’in gezi notları her biri yaklaşık olarak 40 sayfayı bulmaktadır. Seyyahların yolculukları, yöredeki izlenimleri aktardıkları tarihi bilgiler kadar okuyucunun ilgisini çekmektedir. Bazı seyyahlar metinlerine poetik bir dil ve anlatım kazandırarak bizleri Ani’nin günümüze kadar gelen ihtişamlı yapıları kadar büyüler. Ani’ye varan seyyahlar yörenin iki ünlü dağının -Ararat ve Alagöz-  karla kaplı tepelerini uzaktan görme fırsatını yakalarlar. Seyyahlar yörenin çokkültürlülüğüne de tanık olurlar. Örneğin sık sık Kürtlere değinirler. Özellikle seyyahlara eşlik eden muhafızların güneşin batımını onlara göstererek artık Ani’dan ayrılmaları gereğini sık sık kendilerine hatırlatırlar. Kürtler böylece Ani’yi ziyaret eden yabancı bu seyyahların korkulu rüyası  haline getirilir. Ama Kürtlerin yöreyi gezip dolaşan bu seyyahlara dokunmadıkları görülür. Kürtlerin kendileri hakkında öne sürülen söylentlerden daha iyi oldukları anlaşılır. Örneğin Eugene Bore 1838 yılında Ani ve çevresini dolaştıklarında eli silahlı üç Kürde rastladıklarını söyler. Anılarının bir yerinde “Eğer yanlız başımıza iken ellerine düşseydik, bu Kürtler aynı merhameti bize gösterirler miydi? Burada Türklerin bilindik cevabını kullanmamız yerinde olacak: Allah bilir”. Seyyahlardan bazıları sadece karşılaştıkları Kürtlerden bahs etmezler geriye dönüşler yaparak okuyucuyu Ani’nin 11. yüzyıldaki en ihtişamlı bir döneminde de gezindirler. Selçuklular bilindiği gibi Ani’yi ele geçirip daha sonra yöreden ayrıldıklarında bu toprakları en sonunda bir Kürt beyliği olan Şeddadilere bırakırlar (1064-1199). Örneğin Sezai Yazıcı’ın kitabında yer alan seyyahlardan Khanikof, Ani tarihinde Şeddadi Kürtlerinin yeri ve hizmetleri konusunda ayrıntılı bilgiler sunar. Khanikof yazısının bir yerinde Şeddadi Kürtlerinin özellikle emirleri Manuçehr döneminde şehre hoşgörü getirdiklerini söyler. Seyyah Marriner notlarının bir yerinde Urartular, Ermeni ve Kürtlerin atalarının, Ani kentininin 10. yüzyılda Bagratiler tarafından kurulmasından önce de buralarda yaşadıklarını belirtir.

Sezai Yazıcı’nın  Ani çalışmasının ikinci kitabı Secrets of Ani-Ani’nin Sırları bu antik şehrin altında bulunan yeraltı Ani’sini, ünlü mağaralarını tanıtıyor. Kitap Türkçe (sol tarafta) ve İngilizce (sağ tarafta) iki dille yazılmış. David Kipşidze tarafından 1915 yılında Ani’de başlatılan mağara araştırmalarının sonuçları maalesef zamanında yayımlanmaz. Ancak 1972 yılında bir başka araştırmacı tarafından yayıma hazırlanıp kitap olarak çıkar. Araştırmacılar Yeraltı Ani’sinden böylece uzun yıllar sonra haberdar olur. Aradan yaklaşık olarak 30 yıl geçtikten sonra bu kez İtalyan mağara araştırmacısı Roberto Bixio 2004 yılında bu mağaraları inceler. 1915 yılında David Kipşidze’nin yaptığı çalışmaların izini sürdürerek karşılaştırmalı bir çalışma yürütür. Roberto Bixio’nu araştırma sonuçları 2009 yılında yayımlanır. Sezai Yazıcı kitabında bu geçmiş çalışmalara dayanarak Ani’nin yeraltı sırlarına büyük bir açıklık getirir. Kiliseler, manastırlar, güvercinlikler, türbe ve mezar mağaralar bu yapılardan birkaçını oluşturur. 100 bin olarak tahmin edilen Ani’deki nüfusun büyük bir kısmının Ani şehir merkezin dışındaki bu mağaralarda yaşadığı görülüyor. Seyyah Eugene Bore isabetli bir benzetmeyle arı kovanlarınadaki petekleri andıran bu mağaralarda belki de Ani kurulmadan önce yöre sakinlerinin yaşamış olabileceğine dikkatleri çeker. Ani yöresindeki mağaraların sayısının 500 civarında olduğu ileri sürülür. Büyüklükleri ve uzunlukları birbirinden farklı olan bu mağaralardaki kapı, sütun ve basamak gibi unsurların özellikle Arpaçay vadisindeki bir mağarada bulunan süslü şömine araştırmacıların dikkatlerini haklı olarak bu yeraltı yapılarına çekmiştir.

Üçüncü kitap Ani-Kaynakça Bibligraphy şimdiye kadar değişik dillerde Ani üzerine kaleme alınan yaklaşık 2029 kaynağın künyesini içeriyor. Kitabın sonunda yer alan Ani’nin binlerce yıllık  kronolojisi ve kişi dizimi araştırmacılara büyük kolaylıklar sunuyor. Burada iki kaynak künyesi daha vererek Sezai Yazıcı’nın bu yetkin çalışmasına küçük bir katkıda bulunmak istiyorum. Bunlardan birisi İsveçli misyoner Wilhelm Sarwe’nin 1902 yılında İsveçli yazar Maria Anholm ve French adlı İngiliz bir bayanla birlikte yaptıkları Ani gezisidir (Wilhelm Sarwe, Bland Ryssland folk, 1927, s.260-263). Rusya üzerinden yöreye ulaşan Wilhelm Sarwe notlarında Yeraltındaki Ani hakkında kısa açıklamalarda bulunur. Alman teologu Paul Rohrbach’ın görüşüne dayanarak şimdi bilinmeyen bir halkın eski çağlardaki bu mağaralardan oluşan barınaklarda yaşamış olduğunu öne süren Sarwe şu saptamada bulunur “Ani söz konusu olduğunda düşmandan korunmak için buradan daha iyi bir yer bulmak güçtür denilebilir”. İkinci kaynak İsveçli yazar Åsa Schwarz’ın kaleme aldığı Ölü Melek (Åsa Schwarz, En död ängel, 2011) adlı polisiye bir romanıdır. Romandaki bazı olaylar Ani’de geçer. Yazar Ani konusunda kısa açıklamalarda da bulunur. Ani’nin başkent olduğu yıllarda ihtişamıyla İstanbul, Bağdat ve Kahire ile yarıştığını belirtir. Romanın baş kahramanı Nova adındaki genç çevre aktivisti bir bayan Benjamin adındaki erkek arkadaşıyla birlikte Ani’yi ziyaret etmek ister. Benjamin buna pek istekli değildir. Ani’nin harika bir şehir olduğunu belirtikten sonra Benjamin üzülerek şunları söyler: “Ama insanların onu yıktığını görünce içim kan ağlıyor”.

Dördüncü kitap dilinden de anlaşıldığı gibi tümüyle İngilizce: Through the Eyes of Travelers . Daha doğrusu Seyyahların Gözünden Ani adlı Türkçe kitabın İngilizcesi. Bı kitap İngilizce bilen okuyucu için  özellikle Aniloglar açısından daha da önem kazanıyor.

Sezai Yazıcı böylece Ani’nin yer yüzünde ve yer altında kalan mekanlarının öyküsünü kapsamlı olarak bir bütün halinde ele alır. Bu durum Ani’nin tarih yazımında ilk kez yaşanıyor diyebilirim. On yıl boyunca hummalı bir çalışma yürüten Sezai Yazıcı adeta Ani’nin ‘altını üstüne getirerek’ bizi gizemli bir Ani’de gezindirir. Yukarıda kısaca tanıttığımız çalışma akıcı bir dille kaleme alınmıştır. İmla hatalarına pek rastlamıyoruz. Hıristiyan sözcüğünün bazen Hıristiyan bazen de Hristiyan biçiminde işaretlenmesi gibi ufak harf hatalarını hesaba katmazsak kitap editörünün iyi çalıştığını söyleyebiliriz.

Kars ve çevresi konusunda son yıllarda Türkiye’de ve yurt dışında çok yararlı ve önemli kaynakların yayımlandığı görülür. Ne yazık ki bunlardan büyük bir bölümü henüz Kars’daki kütüphane raflarında yer almış değil. Çok ilginçtir Kars Kafkas Üniversitesi Kütüphanesi kataloğunda da bu kaynakların künyesine rastlanılmıyor. Üniversitenin bu kaynaklara gereksinim duymamış olması böyle ilgisiz kalması son derece düşündürücü ve üzücüdür. Bu durum adeta yıllar önce yolları kendi kaderine terk edilen Ani’nin ıssız coğrafyasına düşen yabancı seyyahların kapıldıkları hüznü çağrıştırıyor. Bu kasvetli durumu unutarak güzel bir haberle sözlerimizi noktalayabiliriz. Sezai Yazıcı dört kitaptan oluşan çalışmasının birinci kitabının sunuş yazısında eşzamanlı olarak sürdürdüğü Seyyahların Gözünden Kars adlı çalışmasının da yakın bir gelecekte yayımlanacağını belirtir!