Kürtçe için alfabe tartışmaları (1)

Şîrkûh Amedî

Kürtlerin tarih boyunca birçok alfabe  (Çivi yazısı, Yunan ve Arami alfabeleri, Bînu Şad ve Masî Surati alfabeleri, Avesta alfabesi, Sır Alfabesi) kullandığı bilinmektedir. İslamiyet ile beraber, Êzîdîler dışında neredeyse bütün Kürtler, Arap esaslı alfabeyi birkaç harf ekleyerek kullanmaya başlamışlardır. Kürtlerin Arap alfabesini kullanırken karşılaşmış oldukları sorunlar ve bunları aşmak için başvurdukları yöntemler hakkında başvurabileceğimiz yazılı ya da sözlü herhangi bir kaynağa sahip değiliz. Ancak 1913 yılından itibaren Arap alfabesinin ıslahı, hatta değiştirilmesine yönelik fikirlerin gazete ve dergilerde yer almaya başladığına şahitlik ediyoruz.

Arap esaslı Kürtçe alfabe ilk defa 1909 yılında Halil Hayali tarafından ‘Elifbayê Kurdî’ adıyla hazırlanmıştır. Alfabe kitabında Kürtçe için 34 harf kayıt altına alınmıştır.

   ‘Elifbayê Kurmanci’ adlı ilk Kürtçe gramer kitabında kullanılan alfabe

 

   ‘Elifbayê Kurmanci’ Adlı İlk Kürtçe Gramer Kitabında Kullanılan Alfabe

ا = Aa

ب  =Bb

پ=Pp

ت  =Tt

ث  =Ss

ج = Cc 

چ=Çç

ح = Hh

خ =Xx

د =Dd

ذ  =Zz

ر =Rr

ز =Zz

ژ =Jj

س =Ss

ش =Şş

ص =Ss

ض =Dd

ط =Tt

ظ =Zz

ع =‘

غ =Ğğ

ف =Ff

ﭫ =Vv

ق =Qq

ك =Kk

گ=Gg

ل =Ll

م =Mm

ن =Nn

و =Ww

ه =Hh

لا=La

ي =Yy

 

 

Kadri Cemil Paşa’nın aktardığına göre, Kürtçe için Latin alfabesinin kullanılması teklifi ilk defa, Hêvî Cemiyeti üyesi olan İstanbullu Fewzî Beg tarafından 1913 yılında yapılmıştır. Tahir Tevfik de, ‘el-Elifbau’l-Kurdiye (ss:61)’ isimli eserinde bu bilgiyi teyit etmektedir. Aynı yıl (1913) Dr. Abdullah Cevdet tarafından ‘Roji Kurd’ dergisinde yazılan ‘Bir Hitap (S:1)’ başlıklı yazıda, Kürt çocuklarının Arap alfabesiyle kendi dillerini öğrenemedikleri iddia edilir ve bu yüzden Kürtçe için Latin alfabesine geçilmesinin daha iyi olacağı önerisi yapılır. Kemal Mazhar Ahmed’in ‘Têgeyiştinî Rastî: Şuyênî Le Rojnamenûsî Kurdî Da (Bağdat,1978, ss:109)’ aktarımına göre, Irak’ta Şükrü Fazlı da Latin alfabesinin kullanılması gereği hakkında bazı makaleler yazmış ve bu makalelerini 1913 yılında, Bağdat’ta basılan ‘Luğatu’l-Arab’ adlı dergide yayınlamış, bu makalelerde birçok Kürtçe kelimeyi Latin alfabesiyle yazmıştır. Burada önemli bir hususu hatırlamak gerekir ki, Kürtçenin Latin harfleriyle kullanımı ilk defa Batılı Şarkiyatçılar tarafından 18. yüzyılda gerçekleştirilmiştir.

Roji Kürd dergisinde, Arap alfabesinin düzeltilmesi önerisi de yapılır. Süleymaniyeli Mesud, ‘Harflerimiz ve Okuma Kolaylığı (S:1,1913)’ yazısında da ‘33 harf için 200’den fazla şeklin kullanımı’ zorluğunu dile getirir ve her harf için bir şeklin kullanılması gerektiği fikrini öne sürer. M.S. Azîzî (Salix Bedirxan) de ‘Harflerimiz ve Okuma Kolaylığı (S:2,1913)’ için ‘Kürtçe için öğrenimi kolay bir alfabenin’ hazırlanması gerektiği kanaatini paylaşır. Selih Bedirxan, Yekbûn’un üçüncü sayısında (1913) da “Kürtler arasında okuma-yazma bilenlerin oranı az olduğu için, (Kürtler için) kolay bir alfabenin düzenlenmesi gerekir” der.

M.X. kısaltmalı isimli şahıs tarafından Roji Kurd’ün üçüncü sayısında ‘Elîfbayek li ser tarzeki nû lazim e/(Kürtçe için) yeni bir tarzda alfabenin hazırlanması’ isteği duyurulur (‘Ziman’, S:3, 1329/1913). Salih Bedirhan (1874-115), aynı derginin ikinci ve üçüncü sayılardaki ‘Hurûfumuz ve Teshîlê Qiraet/Harflerimiz ve Okumayı Kolaylaştırma)’ başlıklı yazılarında, “Bizim şimdiye kadar geri kalışımızın en önemli nedeni yazı sistemindeki eksikliktir. Biz bu eksikliği tamamladık mı, diğer eksiklikler daha kolay halledilecektir” demiş ve Arapça kelimede bitişik yazılan harflerin tıpkı Latin harfleri gibi ayrı yazılması önerisini yapmıştır. Ayrıca, Kürt fonetiğine göre yaklaşık telaffuzları ‘A, E, Ê, O, Û, U, İ, Î’ olan sekiz harfi ilave etmiştir.  ‘İlimlerin Genelleştirilmesi ve Harflerin Düzenlenmesi Cemiyeti (Roji Kürd mecmuası yüce Müdürlüğüne, Roji Kürd, S:2)’ ise İslamî hassasiyetleri dikkate alarak, Latin alfabesinden uzak durulması gerektiğini, icap ederse bütün Müslümanların Arap alfabesini kendi diline göre yeniden düzenlemesi yoluna gidebileceği teklifini yapmış, ayrıca Kürtçe için Latin alfabesinin kullanılması durumunda Kürtçenin bozulacağını iddia etmiştir.

Mewlanzade Rif’et, ‘Hetewî Kurd’ dergisindeki ‘Muhterem ‘Hetewî Kurd’ Gazetesi Müessislerine (S:2,1329/1913,ss:2-3)’ yazısında, Ermenilerle birlikte Kürtlerin de aslen Urdu sülalesinden geldiklerini savunmuş, dolayısıyla standart bir alfabe aranacaksa bunun Urdu Alfabesi olması gerektiğini şu sözlerle dile getirmiştir: “Bütün Kürtlerin bu alfabeye hizmet etmeleri, harflerini düzene koymaları ve okuma-yazmalarında bu alfabeyi kullanmaları gerekir. Zira şimdiki Arap harfleri dilimizi iyice öğrenmemize olanak vermemektedir.”

1913 yılında İran’ın Xoy şehrinde Çîrkov’un yardımıyla 30 öğrencinin Kürtçe ve Rusça eğitim aldığı ‘Cîhanzanî/Cîhandanî’ adlı kültürel bir dernek kuran Abdurrezek Bedirhan ise “Arap alfabesinde bazı sesli harflerin bulunmaması” ile “Rus dili ve kültürünü öğrenme gereğini” öne sürerek, Kürtlerin Rus alfabesi etrafında bir araya gelip okuma ve yazmalarında bunu kullanma çağrısında bulunmuştur. Abdurrezek Bedirhan, 1913 yılında Kürtçe alfabe hazırlamak niyetiyle Rus Kürdolog Orbeli’nin yanına gidip “Amacımız, umudumuz, halkımızı ve ülkemizi, istilacı zalimlerin zincirinden kurtarmaktır. Bu kutsal amaca ulaşmak için de okumuş insanlara çok ihtiyaç vardır. Bunun anahtarı da, Kürt halkına okuma ve öğrenmenin olanaklarını yaratmaktır. Bu konuda bize yardım edin. Eğer ben ve arkadaşlarım kurtaramazsak bile, halkımız kalem ve okumuş insan olduğu zaman, kendine gelecek, özgürlüğünü eline alacaktır” diyerek yardım ister. SSCB Dışişleri Bakanlığı’nın emri ile Rusya Bilimler Akademisi Orbeli’den, Kürtçe alfabe yapmasını ister. Orbeli’nin Kürtçe için ‘Ermeni’, ‘Kiril’ ve ‘Latin’ alfabeleri hakkındaki fikir değişikliği,  bu isteğinin ancak birkaç yıl sonra yerine gelmesini olanaklı kılmıştır.

1919 yılında Serbestî gazetesinde yayınlanan ‘Kürd lisanının tedvini/düzeltilmesi (No:480)’ başlıklı yazıda, Meşrutiyet’in ilanından sonra (1908), Kürtçenin ıslah ve standartlaştırılması için yoğun çaba sarf edildiği, ancak Birinci Dünya Savaşı’ndan dolayı bunların durdurulduğu, savaşın bitişinden sonra, 1919 yılından itibaren yayınlanmaya başlayan ‘Jîn’ dergisiyle bu faaliyetlerin yeniden hayata geçirildiği bilgisi paylaşılmıştır. Yazıda, daha önceki alfabeden daha mükemmel olan yeni bir alfabenin hazırlandığı ve yakında yayınlanacağı müjdesi de duyurulmuştur. Ancak yeni alfabe yerine 1921 yılında Kürt Talebe Hêvî Cemiyeti tarafından ‘Hînkerê Zimanê Kurdî’ isimli ‘Kürtçe (Kurmancî, Soranî)-Osmanlıca’ eğitim kitabı yayınlanmıştır.

Jîn (1918-1919) dergisinin 20.-24. sayılarında Arap harflerini kullanmanın zorlukları konusunda bir ilan çıkmıştır. İlanda, derginin bazı okuyucularının ‘jîn’ sözcüğünün anlamını anlayamadıkları ve ‘jın’ biçiminde okudukları belirtilmiştir. İlanda bu yanlışlıktan yakınılmış, “Ne yapalım, Arî bir dil Samî alfabesi kılığında ancak bu kadar yararlı olabilir. İbret Alın’ denilmiştir.