Kürdistan Bölgesi’ni Kerbela'ya çevirmek!

Prof. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Ortadoğu'da tüm ittifaklar çöktü, denklem değişti. Türkiye’nin bölgede, Kürtler ve Kürdistan Bölgesi'nden daha iyi bir dostu yoktur. Hz. Hüseyin ile 72 arkadaşının Kerbela’da şehit edilişini törenlerle anarız. Kürdistan Bölgesi’ni Kerbela'ya çevirmeye kimsenin hakkı yoktur. Diplomasi, Türkiye ile Kürdistan Bölgesi arasındaki yanlış anlamaları çözmenin temeli olmalıdır. Ortadoğu'da herkes huzur ve barış içinde yaşamalı. Bunu sağlamak da Ortadoğu'daki ülkeleri idare edenlerin görevidir.

Türkiye ve bölgesel gelişmeler açısından gayet önemli olan İran seyahatlerinden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kürdistan Bölgesi referandumuna ilişkin olarak, Barzani yönetiminin tek çaresinin "Bu işten çekilmek" olduğunu söyleyerek ‘aksi halde takvimin işleyeceğini’ ifade etti.

Zat-ı Âlilerinin referanduma ilişkin bu ve benzeri sert açıklamaları, bölgede yaşayan Kürt milletinin kalbini kırıyor ve AK Parti'nin Kürt seçmeni üzerinde de rahatsızlık yaratıyor.

Kürdistan Bölgesi’nde düzenlenen referandum nedeniyle AK Parti Hükümeti MHP’ye dayalı politikalarını bir yana bırakarak, eski çizgisine dönmeli. Zira Barzani'nin yönetimindeki Kürdistan Bölgesi Türklerin dostudur, Türkler de Kürtlerin dostudur. Türkiye'nin kaygıları bence yersiz.

Zat-ı Âlilerinin barış ve güvenliğin yararına, halklarımızın menfaatine olacak dostane ilişkileri Kürdistan Bölgesi Yönetimi ve Başkan Mesud Barzani ile inşa etmesi ve işbirliğini geliştirmeyi sürdürmesinin çok daha iyi olacağı kanaatindeyim.

Zat-ı Âlileri de biliyorlar ki Kürtler yoksulluğa, açlığa, susuzluğa tahammül ederler. Fakat şartlar ne olsun bugünden sonra Irak Kürtleri asla bağımsızlıktan vazgeçmezler. Türkiye olarak dikkatli olmalıyız ilk önce kendi Kürt kökenli vatandaşlarımızı, farklılıkları ne olursa olsun, kazanmamız lazım. Malumunuz internet çağındayız, Dünya akıl ve diplomasi dünyasıdır. Maksat hukuk içinde kalarak ülkenin çıkarını korumaktır, O zaman Kürtlerle barışmalıyız, insanı yaşatalım ki, devlet de yaşasın! Günümüzde Türkiye olarak 17 Ocak 1991'de ve 20 Mart 2003'de kaçırdığımız iki önemli fırsatı şimdi ambargo metoduyla asla geri yakalayamazsınız.

Başkan Mesud Barzani’nin belirttiği gibi "Hiç bir toplu cezalandırma, zaten yaşadıklarımızdan daha ağır olamaz.” Dolayısıyla Kürt milletinin kendi kaderini tayin hakkını kullandığı bu referandum tanınmalıdır. Ortadoğu’da Kürtler artık adaletsizliğe, hor görülmeye, aşağılanmaya, sömürülmeye asla müsaade ve müsamaha etmezler. Bunu niçin yazıyorum? Birleşmiş Milletlere göre sömürge statüsünde olan topraklarda yaşayan halklar, kendi kaderini tayin hakkından yararlanabilirler. Kürt milleti uluslararası hukuka dayanarak temel bir hak olan kendi kaderini demokratik bir referandumla belirledi. Kürdistan Bölgesi’nde Türkmenlerin ve diğer halkların tüm hakları Kürdistan Bölgesi Yönetimi garantisi altında korunmaktadır. Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan Türkmenler 1991’den beri siyasi, kültürel olarak rahat nefes aldılar. Bölgede yaşayan Türkmenlerin ve halkların referandum sonuçlarıyla ilgili ortak düşünceleri şu: "Hayırlı olsun bağımsız Kürdistan’ı sonuna kadar destekliyoruz.” O zaman Kürdistan Yüksek Seçim Komisyonu’nun açıklamış olduğu referandum sonuçlarını kabullenmemiz ve Ortadoğu’da Kürtlerle barışmamız gerekir.

Başkan MesuD Barzani tüm Kürtlerin lideridir. Referandum da Kürt milletinin kendi seçimidir. Referandumun sonucuna karşı durmamız Kürtleri yaralayacaktır. Kürdistan Bölgesi Kerbela’ya ve kaos ortamına dönüştürülmemelidir. Türkiye’nin sınır ötesi sömürgesi yok ama Irak sömürgeci bir devlettir. Malumunuz 16 Mart 1988'de Halepçe'yi bombaladı Kürtleri katlettiler. Kürdistan Bölgesi daha neyin bedelini ödesin.

Kürtlerin Türkiye'yle ekonomik ve siyasi açıdan ortak çıkarları var. Türkiye, ‘Kuzey Irak’a’ askeri müdahaleyi kesinlikle düşünmemeli. Böyle bir müdahale Türk ekonomisine de zarar verecektir. Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili de sonuçlar doğurur. Uluslararası ilişkiler ve dış politika serinkanlılık gerektirir. Türk Hükümeti referandumun sonuçlarını serinkanlı bir şekilde okumalı.

 

Kürdistan Bölgesi’ne ambargo uygularsanız etkisini tüm dünya görecek, çünkü uluslararası çapta büyük bir enerji krizi ve kaos başlar. Bölgeden Suriye’yi geçerek Akdeniz’e ulaşan ikinci bir boru hattı var. Suriye’nin son açıklamaları bunun açılmasına yeşil ışık yakıyor.

 17 Ocak 1991 Irak Savaşı, 20 Mart 2003 ikinci Irak Savaşı’nda hükümetlerin başına neler geldiğini hatırlayalım. Bugün Türkiye’nin siyasi ve ekonomik durumu petrol vanalarını kapamaya müsait değil.

Biz Kürtler geleneksel olarak dindar bir toplumuz, ne dinimizden, ne dilimizden, ne de din kardeşlerimiz olan Türklerden vazgeçmeyiz. Ortadoğu'daki, Irak’taki, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirirken işi Kürtlere hakarete kadar götüren, ırkçılık da tavan yapan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 30 milyon Kürdü kışkırtan, devletten soğutmaya çalışan fitneciler var. Lütfen bu büyük tuzağı görün. Biz Kürtlere yapılan hakaretlerle Kürtler de yaşatılmak istenen duygusal kırılmayı ve kopuşa götürülüşü lütfen fark edin.

Unutmayın! Kürtlerin en fazla oy verdiği ve temsilci gönderdiği parti halen de Ak Parti’dir. Kürtleri katı ırkçı ve tahrik edici söylemlerle 2019 seçimlerine yönelik AK Parti’den koparmaya, çalışan büyük bir oyun ve tuzak var. Kürtlerin Sayın Erdoğan’a olan desteğini kesmeye çalışan büyük bir oyun ve tuzak var. Tuzağı görelim ve oyunu hep beraber bozalım.

Referandumun sonucunu kabullenelim. Devlet olmak gelenek, edep, terbiye herkesi kucaklayacak adalet ister. BÜTÜN BUNLAR KÜRDISTAN BÖLGESİ’NDE MEVCUT.