Çağın en büyük hastalığı

Çağımızın en büyük vebası insanın söylemleri, eylemlerini doğrulamamasıdır. Yani söylemde herkes Hz. Ömer’in adaletinde dem vurur, ideal dünya düzeninde, ideal aile düzeninde, ideal toplum düzeninde… Herkes, adaletin, hoşgörünün, hukukta eşit olmanın gerekliliğinde dem vurur, kimse bu uğurda taş üstüne bir taş koyma zahmetinde bulunmaz. Şuur kaybı ve hamasi nutuklarla söylemin, pratikleşeceğine inanılıyor veya öyle olunması isteniyor.

Peygamberin ahlakından dem vurur, her yerde, her platformda dilendiririz. Ne hikmettir bir türlü o ahlakla ahlaklanmak aklımızın ucundan geçmez. Çünkü söylemle herkes mücahit, herkes ideal ahlak sahibidir. Anlayacağımız herkes kısa yoldan rantın peşinde… Manayı her daim madde uğruna feda ederiz. Hakikati, hakkı, özgürlüğü, insan onurunu güçlünün, hüküm sahibinin hevası uğruna yok sayarız. Makam uğruna, madde uğruna, koltuk uğruna, mutfak uğruna bütün değerlerimizi, inançlarımızı feda ederiz.

Sıdkın/ doğruluğun, şefafiyetin olmazsa olmazlığını dilendirir, bunu bir türlü fiillerimizle, pratiğimizle gösteremeyiz. Yani anlayacağımız sözde, söylemde Ebubekir’i oynar, pratikte Ebucehilin izinden ayrılmayız, nice zaman olur ondan daha cehil kesiliriz. Çünkü mutfağın aşı bol, suyu tatlı görünür. Ne diyelim bu günün yarınıda var. Unutmayalım ki, iman etmek sadece söylemde ibaret olan bir durum değildir. Kalbin tastik etmesi, pratiğinde bunu doğrulaması gerekir, yoksa benim gibi olan, benim fikrimden olan, benim partimden olan, benim cemaatimden olan hukukta eşit olmayı hak ediyor, anlayışı gayr-ı insani ve firavuni bir aklın ürünüdür.

Unutmayalım ki, bir izimde, bir fraksiyonda, bir ailede, bir toplumda ve insan hayatının her safhasında sıdk/ doğruluk ve şefafiyeti olmazsa olmazıdır. Unutmayalım ki, eğri okun menzili bitmez ve hiçbir zaman ok hedefe ulaşamaz. Unutmamak gerekir ki, insan dosdoğru olmakla mükellef varlıktır. İnsan doğrulunca, doğruluğu azık edinince kâinatta var olan her şey doğrulanır, bozuk terazi doğru ölçüm yapmaz. Güneş balçıkla sıvanmadığı gibi gözü kapamakla ne güneş kaybolur nede gece olur. Ve öyle bir iz bırakmak gerekir ki, sadece bir olan/ tek olan, ezeli olan, ebedi olan razı olmalıdır. Çünkü her insan bir gün terki âlem edecektir. Yalnız ve tek başına bir yol yürüyeceği bir zaman olacaktır.

Mahlûk kanabilir hamasi nutuklara ama halık her şeyi gören, her şeyin hesabını soracağı mahkemenin olacağı gerçeğinden kimse kaçamaz. Nitekim insan söylediğinin her zerresinden sorumlu şuur ve irade sahibi bir varlıktır. Dünyevi perdeler dünyada gerçekleri her ne kadar geçici olarak perdelerse de görünmeyeni gören kudret elbette büyük mahkemenin vaktinde her şeyin hesabını soracaktır. O vakit ne dünyevi hamasi nutuklar bir anlam ifade eder nede dünyevi güç, makamınız bir şeyi değiştirir. Çünkü her şey oyun ve oyalamacadan ibarettir.

Dolayısıyla kim hak üzere çaba ve gayret göstermişse ve bu uğurda gayretini, çabasını, ilmini, malını, canını ortaya koyup korkusuzca mücadele göstermişse hak nazarında bir değeri, bir karşılığı olacaktır. Yoksa hamasi nutukların, şuursuz telkinlerin, bilinç kayıpların sonu kaostur, esarettir… Bedüizzaman’ının deyimiyle “ Cennet ucuz olmadığı gibi cehennem dahi ucuz değildir. Ey kendini insan zanneden insan kendini oku hayvan ve camid olma ihtimalin var.”  İnsana verilecek en güzel ders yaşamın, yaşantının kendisidir.

Söylemleri değil eylemleridir. Gayeyi yaşam hakkı inşa etmek, batıl ile çarpışmaktır. Yoksa hak suretinde görünüp, hakka perde olmanın karşılığı hüsrandır. Günün modaları, egemen anlayışlarının temel gayesi herkesi ve her kesimi kendi doğrularına inandırmak, kendi perspektifinin kusursuzluğuna inandırmanın gayretine düşmüşlerdir.

 Şu unutulmamalıdır ki, kış ne kadar çetin geçerse baharı o kadar güzel olacaktır. Yaprak daldan düşerse daha güzel bir yaprağın hayat bulacağının delilidir. Haksızlık, adaletsizlik, kendini üstün görme hastalığı had safaya ulaşmışsa aynı zamanda onun yıkılacağının, son bulacağının göstergesidir. Yarınların; hakkı, adaletti, sevgiyi, dostluğu,  dürüstlüğü, hukukta eşit olmayı doğurması dileğiyle… Selam, muhabbetle…