Kürdistan İstiklâl Komitesi: AZADÎ - 4

“Kürtler çok bahtsız bir millettir. Belli bir dönemden beri bir örgütümüz var ve Kürtler’in bağımsızlığı için mücadele ediyoruz.”

Cibranlı Halit Bey

Mustafa Kemal'e Suikast Girişimi

Devlet arşivlerinde gizliliğini koruyan bir diğer olay 1924 sonbaharında gerçekleştirilmesi planlanan suikast girişimidir. Daha sonra sürdürülecek olan hiçbir mahkemede suikastin bilinmesine rağmen dosyalarda konuyla alakalı bir bilgi bulunmaz. İstanbul, İzmir vs. şehirlerinde yapılan suikast girişimleri net olarak bilinirken, neden 1924’de planlanan suikast gizlenir? Bu da akılları kurcalayan başka soru.

Mustafa Kemal 1924 yılında yaşanan Erzurum depremi ve Azadî oluşumunu yakından incelemek için Erzurum’a gelir. Bu ziyareti fırsat bilen Azadî Hareketi, Mustafa Kemal'e suikast düzenleme kararı alır. Suikast girişimini Ahmet Sever şöyle anlatır:

“Mustafa Kemal'e suikast eylemi için değişik alternatifler düşünüldü. Aşkale Köprüsü üzerinde gerçekleştirilmesi ağırlık kazandı. Mustafa Kemal, 1924'ün sonbaharında Erzurum'dan ayrılırken Aşkale Köprüsü’nü kullanacaktı. Bu eylemi düzenlemek için bir tim görevlendirildi. Gerekli silah ve atlar temin edildi. Timin başında Mehemedê Xelîlê Xetto vardı. Suikast timinde yer alan Yukarı Çadlı Dewreşê T. korktuğu için devlet kuvvetlerine bilgi sızdırmış ve kayıplara karışmıştı. Bu nedenle suikast eylemi gerçekleşmedi.”

Azadî Önderlerine Yönelik Operasyon

Erzurum ziyaretinden dönen Mustafa Kemal, Ankara'ya varır varmaz Azadî önderlerine yönelik operasyonlar başlatır. Kürdistan İstiklâl Komitesi’nin ikinci adamı olan Yusuf Ziya Bey 10 Ekim 1924'de tutuklanıp Bitlis cezaevine gönderilir.

Mustafa Kemal aynı zamanda Azadî lideri Cibranlı Halit Bey’i kendi tarafına çekmek istemektedir. Halit Bey ile görüşmek için Mustafa Kemal İlyas Sami'yi görevlendirir. İlyas Sami 1918 yılında İstanbul'da kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti'nin aktif üyelerinden biridir ve Halit Bey'i de yakından tanır. Muş Milletvekili olan İlyas Sami aynı zaman da din adamıydı. Bu yüzden İlyas Hoca adıyla da bilinir. Fakat daha sonra “benliğini” satarak rejimin yanında yer alır. Dengbêj Şakiro'dan dinlediğimiz “Kekê Xiyasedîn” kilamında İlyas Sami için şöyle denir:

“Xoce Elyas xocê cumhûretê

Runiştî li Enqera rengînê”

Cibranlı Halit Bey ve İlyas Sami'nin görüşmesi şöyledir:

“...Bunun üzerine Erzurum’a gittim. Fuadiye oteline yerleştim. Kendisine bir pusula yazarak kendisiyle görüşmek için geldiğimi, otelde beklediğimi belirtip bir görevli ile pusulayı Halit Bey’e gönderdim. Bir süre sonra görevli verdiğim pusula ile geri döndü. Pusulanın arkasına “Görüşmeye hacet yok.” deyip, altına “Halit” yazıp geri göndermişti...Sonra Gazi Hazretlerinin bana verdiği görevi yerine getirmek için evine gitmeye karar verdim. Evine gittiğimde divanında oturuyordu. İçeri girdim. Beni görmezlikten geldi. “Ben Hoca İlyas, beni tanımadın mı?” dedim. “Sen Hoca İlyas değilsin, Hoca İlyas Kürt'tü ve dinine bağlıydı” dedi. Bu hoş olmayan karşılaşmadan sonra geliş sebebimi ve Gazi Hazretlerinin tekliflerini aktardım. Tepkisi çok sert oldu. “ Eğer benim boynum için bir ip hazırladıysanız, Halit'in boynu buna hazırdır.” dedi ve kestirip attı...”

Dengbêj Reso bu konuşma ile ilgili “Xalit Begê Cibirî" kilamında şöyle der:

“Xoce Elyasê deşta Mûşê hey mala te mîrat biyo

Ne tu alim î tu çi zû wergeriyayî tu dibê were qanûnê qabûl bike

De tu were rêkî bibînî ji bo emirkirina vê kitêba hanê

Stûy mi li dû şer'a Mihemed zirav e

Şer'a Mihemed li dû me tê şer'eke pir girane”

İlyas Sami'nin, Mustafa Kemal'e olumsuz yanıt götürmesinden sonra 20 Aralık 1924’de Cibranlı Halit Bey tutuklanarak dava arkadaşı Yusuf Ziya Bey'in yanına Bitlis cezaevine gönderilir.

Halit Bey cezaevinde iken Norşin Şeyhi Şeyi Alattin ziyaretine gelir. Halit Bey, Şeyhe Melayê Cizîrî’nin Divanı’ndan  Kürtçe ve Arapça birer mısra okur: “Di rîya yar û mîran de me serî danîye”, “Huttu bi bahrin wela zewreqe, Wel behru amiq” (Muradımız yolunda baş koyduk, öyle bir derin denize girdik ki ne kayık var ne gemi). Bunun üzerine Şeyh Alattin “Allah sizi kurtarsın” der. Halit Bey de “Benim kurtulmamı istemeyin, dua edin ki Allah Kürt halkını kurtarsın” diyerek cevap verir. Şeyh yanında ki melasına “Kalk biz dersimizi aldık” deyip Cibranlı Halit Bey’in yanından ayrılırlar.

Cibranlı Halit Bey ve Yusuf Ziya Bey Bitlis Harp Divanında yargılanarak 14 Nisan 1925’de idam edilerek şehid olurlar. Cenazeler ailelerine verilmez ve hâlâ kabirleri yoktur. Şehid olmadan önce dudaklarından şu cümleler dökülür:

“Karşınızda yalnız değilim. Arkamda Mezopotamya’da muazzam bir Kürt Ulusu bulunmaktadır. Bugün beni asıyorsunuz, fakat hiç şüphemiz yoktur ki yarın torunlarımız da sizleri yok edeceklerdir.”

(Cibranlı Halit Bey)

“Bize mevki ve rütbe bahşetmek suretiyle bizi aldatabilirsiniz endişesi içindeydim. Şükür Allah'a ki bizi mermi ve iple karşılıyorsunuz ve bundan dolayı biz hiç pişman değiliz. Verdiğimiz ders sayesinde torunlarımız öcümüzü alacaktır.”

 (Yusuf Ziya Bey)

Yine Dengbêj Reso aynı kilamında Halit Bey için şöyle der:

“Xelkê wenda kiriye mal û temelê duntalikê

Me wenda kiriye Xalid Begê Cibirî"