Tarihe bir not: Kürd Aleviliği

İsmet Yüce

Erdoğan Yalgın’ın yeni kitabı “Kürd Aleviliği” Fam Yayınlarında çıktı. Kitap çalışma alanında sınırlı ve sorunlu sayıda olan kaynaklara, iyi ve sorulara cevap olacak bir yer edinecektir.

Kürd üzerine yazmak, araştırmak başlı başına sorunlu birşey, üstüne üstlük birde buna Aleviliği eklerseniz sorunlar ve karşılaşacağınız durumlar daha da artacaktır. Erdoğan Yalgın, “Kürd Alevliği” kitabında tamda bu güçlüklere karşı referans olacak bir yapıt ortaya koymuş. Yazar kendi sözleri ile çalışmayı: “Dil, tarih, coğrafya bazında Kürdlerin İslamiyettten önceki eski inançlarıyla harmanladıkları felsefik düşüncelerinin bir yansıması olan inanca ait erkanlarını etimolojik katkılarla yeniden ele alıp değerlendirdik” s.16, biçiminde özetliyor.

Erdoğan Yalgın, uzun dönem araştırma-kitap olmak üzere, çok çeşitli gazete, dergi ve elektronik ortamda yayınladığı eserler bu bahsedilen alanları derinliğine incelemiş bir araştırmacı yazardır.

Sosyoloji bağlantılı tanımlamalar durumu belirlemede önemli yer tutmaktadır. Toplumun-toplumların kültürlerini belirlemede, isimlendirme ve tanımlamalar durumu anlama ve yorumlamada temeldir. Bunun arkeoloji, antropoloji vb. bilimlerinin ışığında yapılmasının yanı sıra tarihten günümüze gelen-kalan davranış ve yaşam kodları incelenmesi başlı başına bir toplumbilim tarzıdır. Farklı olarak bu kodlar, mezar taşları, mimari, giyim kuşam vb. Görüngüler güçlü birer tarihsel kanıt olmaktadır.

“Kürd Aleviği” araştırması tamda bunu çok oylumlu kaynak ve tartışmalarla yapmaktadır. Yazar bunu şöyle anlatmaktadır: “Kürd Aleviliğinin (Reya/Raa Heqi süreği) bazı bağlantı noktalarını, görece olarak açığa çıkarmak maksadıyla ele alınmıştır” s.12

Söz konusu Kürdistan olduğunda yerli yerinde ısrarlı adlandırma, tanımlamanın en temel başlangıcıdır. Neden böyle olduğu sorusu “Kürdistan Ülkesinin” çok yönlü çok tarihli (kitapta yine bu konu 4. Bölüm, s.74, itibarı ile ayrıntılı ele alınmıştır) bölünmesi, bu bölünmenin getirdiği zihin dağılmasıdır. Toparlanması yeni bir yola düşürülmesi ise bu araştırma-inceleme eserlerinin omzuna düşmektedir. Erdoğan Yalgın’ın “Kürd Aleviliği” araştırması tamda bu görevi yerine getirmektedir.

Bir üst aidiyet olan Kürdistan ve Kürd kimliği içerisinde, çok uzun tarih ve çok geniş coğrafya nedeniyle oldukça farklı felsefi, inanç, dil ve kapsayıcı kültürleri taşır. Bazı Kürd alt barındırmaları işgal ve dağılma dönemlerinden dolayı ya geriye düşmüş ya da başka alanlara-kimliklere ait edilmeye çalışılmıştır. Alevilik farklı alt tanımlama ve tarihsel görüngüleriyle böylesi bir dağıtılmaya uğratılmıştır. Bu durum ancak kitapta söylenen: “... Çalışmamızdaki maksadımız, farklı etnik kimliğe, sosyal statüye mensup Aleviler içindeki ayrılığı değil; tam aksine gelişen iletişim çağımızda, farklı kültürel-inançsal renklere sahip olan Alevi katmanlarının birbirlerini daha iyi anlamaları ve asıl hedeflenen gerçek ‘Yol’da birlik olmalarıdır” S.13, belirlemesi ile sonlandırılabilir.

Kaynakların neredeyse olmaması, olanlarında çok dışarıdan, oryantalist yorum-bakışla yapılması veya Kürd geleneğinde olduğu gibi dengbej-sözlü tarzda olması alanı epeyce daraltıyor. S.80. Aleviliğin, tanımlama-aidiyet olarak Kürd Aleviliği böylesi sıkıntılı bir kaderi paylaşıyor. Bu zor iş ise bu alanda araştırma yapan birkaç kişiden biri olan Erdoğan Yalgın’a düşmüş. Elinizdeki önemli yapıt bu bahsedilen kaderi değiştirerek gerçeği yerli yerine oturma emeğinin bir ürünüdür.

Bu tarz yapıtların devamı ve yeni araştırmacıların eklenmesi Kürd Aleviliği kaynak ve tanımlamasına büyük bir temel oluşturacaktır.

Birinci cildi olduğu belirtilen kitabın devamı var. Kitaptaki kaynakça dahi tek başına bir referans oluşturabilir. Yazar kaynak olarak çok geniş bir alanı taramış. İkinci ciltte bunun daha da güçleneceği anlaşılıyor. Kürd Aleviliği geniş bir biçimde, kavramlarından, yaşam tarzına, rituellerinden, temel davranış biçimlerine kadar ayrıntılı kaynak-referansları ile incelenmiş. S.178. İlk tapınaklarda, ilk düşünce kurucularına kadar uzun bir hat izlenmiş. Coğrafi farklılıklar ve etkileri etimolojik bağlantıları tarzı güçlendirmiş.

“Kürd Milli” düşüncesinin önemli bir yerinde duran Alevilik böylesi bağlantılı, derin araştırılması ile düşün dünyamız güçlü bir kaynağa daha sahip olmuştur. Bu tanımlamayı yazarın dili ile bitirelim: “Bu harmonik çalışmamızdaki maksadımız; son yıllarda Alevilik hakkında yığınla kaleme alınan yazılı değerlendirmeler karşısında, Kürd Aleviliği-Reaya/Raa Heqi süreğinin karanlıkta kalan öznelerini açığa çıkarak tarih yazımına bir katkı sunmaktır. Zira bu tarihsel alana ilişkin elde derli-toplu bir çalışmanın olmayışı ya da gerçek bilginin dolaşımdan gizlenmesi, tarih yazımı bakımından oldukça eksik ve geleceğimiz açısından da bir o kadar sakıncalıdır” S.16.