Kürdistan İstiklâl Komitesi: AZADÎ - 2

“Bize mevki ve rütbe bahşetmek suretiyle bizi aldatabilirsiniz endişesi içindeydim. Şükür Allah'a ki bizi mermi ve iple karşılıyorsunuz ve bundan dolayı biz hiç pişman değiliz. Verdiğimiz ders sayesinde torunlarımız öcümüzü alacaktır.” (Yusuf Ziya Bey)

1919 yılına gelindiğinde İttihatçılar ile Kürt Milliyetçileri arasındaki çizgi gözle görülür hale gelmişti. Türkleştirme politikalarının temeli atıldığı bu dönemde “Kürdistan” ismine alternatif olarak “Vilayet-i Şarkiye” ismi kullanılır. Gidişatın farkında olan Cibranlı Halit Bey Erzurum Kongresi’ne davet edilir. Davetin amacı Kürdistan’da büyük bir nüfuza ve saygınlığa sahip olan Cibranlı Halit Bey üzerinden Kürtler’i kullanmaktır. Okul arkadaşını iyi tanıyan Cibranlı Halit Bey daveti geri çevirerek Erzurum Kongresi’ne katılmaz ve Kongre’ye katılacak Kürt önderlerini uyarıp Kongre'ye katılmalarına engel olur. Azadî üyelerinden Hasan Hişyar Serdi, “Görüş ve Anılarım” kitabında şunları anlatır:

“23 Temmuz 1919'da M. Kemal, Erzurum Kongresi'ni düzenledi. Kongre'deki esas amacı başta Cibranlı Halit Bey olmak üzere, pek çok Kürt ileri gelenini yana çekmek idi. Büyük bir nüfuza sahip olan şahsiyetleri yanına çekmekle hem rakip arkadaşlarına karşı, hem de bölgede daha geniş alanlara iktidarını oturtmakla zorlanmayacağını iyi hesaplamıştı. İktidar vaadlerinin yanı sıra Mutkili Musa Bey, Sıpikili Abdülmecid Bey vs. şahıslara 100 altın teklif ederek istediği kararları Kongre'de ezici çoğunlukla alarak uygulamaya koymanın hesabını yapıyordu. Ancak Cibranlı Halit Bey başta olmak üzere pek çok Kürt şahsiyeti bu planın karşısında yer alarak hayata geçmesini engelledi.”

Kongre'ye katılmayan Cibranlı Halit Bey alınacak kararları “Kendisi ve Kürt aşiretleri adına” kabul ettiğini dile getirir. Bu sözleri söylemesinde ki amaç kararları kabul ettiğinden değil bir asker olarak gözleri üstüne çekmek istememesinden kaynaklanmaktadır.

 Bolşeviklerin raporunda “Başından itibaren tüm gücü ve imkanlarıyla kendisini Kürt tarihi, dini ve sanatına ilişkin araştırmalara vererek yüksek bir mertebeye ulaştı... Şimdi ise o Kürtler’in en kabiliyetli okumuş insanıdır.” diye anılan Cibranlı Halit Bey Kongre'nin yapıldığı zamanlarda Varto’da Azadî'nin temellerini atıyordu. Azadî’nin kuruluşu ile ilgili olarak araştırmacı Gora Sasuni şöyle der:

“Türk tehlikesinin yalnız kendilerini yönelmiş olduğunu anlayarak 1920 yılının Kasım ayında Cibranlı aşiret reisi Albay Halit, Bitlis mebusu Ali Rıza (Yusuf Ziya Bey) ve Kemal Fevzi Beyler ile Şeyh Sait Nakşibendi’nin yönetiminde bir iç örgüt kurmaya yöneldiler. Bu örgüt Kürt ulusu içerisinde yavaş yavaş kök salarak, birkaç yıllık bir çalışmadan sonra mükemmel bir ağ halinde bütün Kürdistan’ı sardı.”

 Kürdistan Teali Cemiyeti'nin Kürdistan bölge sorumlusu Cibranlı Halit Bey Cemiyet  içerisindeki fikir ayrılıkları ve Kürdistan merkezli bir yapının gerekliliğinden dolayı böyle bir girişimde bulunmuştur.

 İllegal bir yapı olan Kürdistan İstiklâl Komitesi yani Azadî askeri ve siyasi bir örgüttür. Örgüt ilk etapta ordu içerisindeki milli bilince sahip Kürt subayları örgütlemiştir. Cibranlı Halit Bey’in asker olması ilk kitleninde asker olmasının nedenidir. Bu subaylar arasında İhsan Nuri Paşa ve Yüzbaşı Hakkı gibi isimler vardır. İkinci etap aşiret liderleri ve diğer Kürt yapılanmalarıdır. Muhteşem bir ağ halinde ilerleyen örgüt Kürdistan Teali Cemiyeti, Hêvî gibi yapıları bir çatı altında toplar ve Hacı Musa Bey, Hesenanlı Halit Bey gibi isimleri de örgüte dahil eder. Son olarak daha çok Norşin Şeyhleri gibi ruhani liderler aracılığıyla kitlesel hale gelir.

1920’ler de Azadî ilk bildirisini yayınlar. Bildiride devlet ile ne şartlar ile görüşüleceği maddeler halinde yazmaktadır. Altında “Kürdistan İstiklâl ve İstihlas Komitesi Merkez-i Umumisi” ismi yer alan metnin Türkçe’si şöyledir:

"1. Kürdistan Komitesi, hiçbir devletin âleti değildir. Gayesi, meşru olan ulusal haklarını elde etmektir. O da:

  1. Millî sınırlarının ayrılıp belir-lenmesiye hizmetlerde ve içişlerinde bağımsız bir merkeze ve bağımsız bir yönetime sahip olması,
  2. Ulusal sınırları içerisinde Kürtçe'nin resmî dil olarak kabulü,
  3. Kendi memurlarının kendilerinden olması,
  4. Jandarma teşkilâtının Kürtler'e ait olması,
  5. Kürt erlerle subayların müşterek orduda (Türkler ile Kürtler'den meydana gelecek orduda) özel kıt'alar oluşturulmasıyla Kürt dilinde talim ve terbiyeye tabi tutulmaları talep edilmektedir.
  6. Ulusal gayenin elde edilmesine kadar savaşa devam edilecektir. Dış ve iç zararlarla akan kardeş kanlarının maddî ve manevî sorumluluğu, Ankara Hükümeti'ne aittir.
  7. Komite, davayı barış yoluyla halle ve arzu olunacak yerlerdeki şubelerini görüşmelere memur etmeye hazırdır.
  8. Akıtılacak kan oranında Kürtler'in ileri sürecekleri şartlar ağırlaşacaktır.

Kürdistan Bağımsızlık ve Kurtuluş Komitesi Genel Merkezi"

Bildirinin orijinal metni:

devam edecek...