Kürdistan İstiklâl Komitesi: AZADÎ - 1

Yücel Emrah

“Karşınızda yalnız değilim. Arkamda Mezopotamya’da muazzam bir Kürt Ulusu bulunmaktadır. Bugün beni asıyorsunuz, fakat hiç şüphemiz yoktur ki yarın torunlarımız da sizleri yok edeceklerdir.”

(Cibranlı Halit Bey)

Kürtler, Cumhuriyet öncesi ve sonrasında Koçgiri, Ubeydullah Nehri, Sason ve Dersim gibi birçok ayaklanma gerçekleştirdiler, fakat hiçbiri ayaklanma 1925 Kürt Ulusal Hareketi gibi kapsayıcı bir ayaklanma değildi.

Hareket her ne kadar devletin bir politikası olarak “Şeyh Said İsyanı” adıyla sadece Şeyh Said Efendi’ye indirgenmek istense de, Cibranlı Halit Bey’in önderliğinde kurulan “Azadî” örgütünün gerçekleştirdiği bir harekettir. Konu ile ilgili Mehmet Bayrak “Kürt Sorunu ve Demokratik Çözüm” adlı kitabında şu ifadeleri dile getirmektedir:

“Sahiden hiç düşündünüz mü? Neden resmi görüş, bir Koçgiri Hareketi’ne Alişan Bey Hareketi veya Alişêr Hareketi; bir Dersim Hareketi’ne Seyit Rıza Hareketi demez de 1925 Kürt Ulusal Direnme Hareketi’ne “Şeyh Sait İsyanı“der?”

Kimi kavramları ve terimleri, çoğu kez irdelemeden, sorgulamadan egemen düşüncenin dayattığı ve bizlere kanıksattığı şekliyle söyleriz. Farkına varmadan egemen değer yargıların söylemini kullanırız. Bunun tipik örneklerinden biri de kuşkusuz Cumhuriyet döneminin en büyük Kürt Ulusal Hareketlerinden biri olan 1925 Kürt Ulusal Direnme Hareketi’dir.”

Mehmet Bayrak’ın ifadesinden de anlaşılacağı gibi devlet “Azadî" ve “Cibranlı Halit Bey” isimlerinin arka planda tutulmasını, bilinmemesini istemektedir. Bu nedenle devlet arşivi “Azadî” ve “Cibranlı Halit Bey” ile ilgili bilgileri kapalı kapılar ardında gizli tutar.

1882 yılında Varto'da dünyaya gelen Halit Bey, Şeyh Said Efendi ile teyze çocuklarıdır ve kardeşi Fatma Hanım Şeyh Said Efendi’nin eşidir.

Halit Bey 1892 yılında, II. Abdulhamid tarafından kurulan Mekteb-i Aşiret-i Humayûn’a (Mektebin amacı “Osmanlı topraklarında bulunan aşiret çocuklarına modern bir eğitim vermek” gibi görünse de asıl amacı Türkçülük'ü empoze etmek ve ders verilen çocuklar sayesinde aşiretleri kontrol altına almaktır) başlar ve ilk öğrencilerindendir. Beş yıllık bir eğitimi üçüncülükle bitirir ve İstanbul'da ki Mekteb-i Harbiye’de (Kara Haro Okulu) eğitimine devam eder. 1905 yılında okulu bitiren Mustafa Kemal ile aynı dönemde okuyan Halit Bey 1902 yılında Yaver Yüzbaşı olarak mezun olur.

Halit Bey'in öğrencilik yılları “Ulusal Mücadele” fikrinin oluştuğu yıllardır. Bu konuda Ersan Yavi, Kürdistan Ütopyası isimli kitabında şu beyanatta bulunur.

“Halit Bey’in İstanbul’daki öğrencilik yılları, Kürdistan’ın bağımsızlık hayalleriyle ayaklanma halinde olduğu, dört bir yanında çatışmaların yaşandığı hareketli bir döneme rastlıyordu.

Halit Bey, kendisini Kürtler'in kurtuluşuna adamış liderlerle dolaylı ilişki kurmuştu. 1914'ten sonra ilişkilerini sıklaştırmış, 1918’de kurulan Seyyid Abdulkadir'in liderliğindeki Kürt Teali Cemiyeti'nin en aktif üyelerinden biri olmuştur.”

Mezun olduğu 1902 yılında ilk görev yeri olan Filistin'e gönderilir. Hama, Humus, Yemen’de görevini sürdüren Halit Bey, Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla 1914 yılında Varto’ya dönmek zorunda kalır. Ruslar'ın bölgeyi ele geçirmesinden dolayı Palu'nun Sekerak Köyü’ne yerleşir. Ekim Devrimi ile Rus Ordusu’nun çekildiği Varto'ya geri döner.

O günden sonra tüm enerjisini Kürt Tarihi, Kürt Kültürü ve Kürtler’in örgütlenmesine harcar. Ehmedê Xanî ve Melayê Cizîrî’nin kitaplarını sadeleştirip Kürdistan’a dağıtır. Seyyid Abdulkadir öncülüğünde kurulan Kürdistan Teali Cemiyeti ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Dr. Nuri Dersimi’ye göre, Kürdistan Teali Cemiyeti'nin Kürdistan örgütlenmesinin sorumlusudur.

Azadî'nin Doğuşu

Bilinenin aksine Azadî, Erzurum’da değil Varto’da ortaya çıkmaya başlamıştır. 1919 yılında Kalçık Köyü'nde yapılan toplantıda Kürdistan’ın tamamını saran askeri ve siyasi bir gücün varlığı üzerinde konuşulmuştur.

Halit Bey’in yakın dostu Abdulbari Han’ın “Halit Bey'in Halkla Olan İlişkileri” adlı makalesinde, “... O dönemde yaşayanların söylediklerine göre Kalçık Köyü'nde İsmail-i Seyithan’ın evinde geniş kapsamlı bir toplantı düzenlenir. Bölgenin ileri gelen aşiret reisleri, şeyhler, din adamları ve kanaat önderleri toplanır. Bu toplantıya Şeyh Said Efendi’nin de katıldığı söylenmektedir. Söz konusu toplantıda alınan karara göre, Halit Bey Erzurum’a yerleşmelidir. Zira birçok devletin (Rusya, İran, Britanya) konsoloslukları bulunmaktadır. Hem Azadî Hareketi’nin teşkili hem de dış devletlerle ilişkilerin geliştirilmesi için Halit Bey Erzurum'a yerleşir. (1919)

Devam edecek...