“Güvenli Bölge’’ mi? ‘‘Federal Suriye’’ mi? / Öztekin Çaçan

Karamsarlık ve ürküntü yıllar içerisinde o kadar çok etrafımızı sarmış ki “sakin kafayla düşünmek’’ durumundan çok uzaklara düşmüşüz. Kürt meselesi ile ilgili kalem oynatan üç beş kişi hariç, neredeyse hiç bir yazar veya analizcimiz kuru propaganda dışında ya düşünemiyor, yada düşünmek istemiyor.  Ya da daha vahimi, belki de yılların yorgunluğundan olsa gerek, bunu yapma şansını çoktan yitirmiş durumda.

Okuduğunuz yazı bir polemik yazısı değildir, o yüzden şu şöyle bu böyle dedi, tarzında devam etmeyecek. Daha çok kendi görüşlerimi dillendireceğim.

Suriye’de artık anayasa ve çözüm süreci başlatılmış durumda. Ay sonunda Anayasa Komitesi çalışmalarına başlıyor. Bütün hikaye de bunun etrafında dönüyor aslında. Ne olacak hangi kesim ne hak elde edecek. Şimdilik ön hazırlıklar şeklinde geçecek ve belki de  yıllar sürecek bir yeniden yapılanma ve yani anayasa süreci yaşayacağımız kesin. Sürecin içerisindeki en önemli aktör ise hiç şüphesiz Türkiye olacaktır. Çünkü Türkiye fiilen sahadadır ve sürecin büyük kaybedeni olmamak için, elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Konuyu biraz açalım.

Savaşın başlangıcı sırasında Türkiye’nin de Suudiler ve Amerikalılar ile birlikte içinde yer aldığı adına ‘‘Sünni’’ ittifak denilen bir fiili  oluşum vardı hatırlanacağı üzere. Bu dönemin bir sonucu olarak “açık kapı’’ politikası gereği Türkiye kapılarını sonuna kadar göç akınlarına açmıştır. Emevi Caminde namaz ve namaz sonrası sohbet hayalleriyle girilen bu politika sonucu, Türkiye mülteci akınına uğramıştır. Ama süreç biraz ters işlemiştir. Türkiye Mısır’daki ABD’yi göremediği gibi Suriye’de de Rusya’yı artı İran’ı görememiştir. Arap baharı süreci sonrası kartlar yeniden karılırken Türkiye deyim yerindeyse ayazda kalmıştır.

İlerleyen süreçlerde üç buçuk milyon Suriyeli mülteci “geçici sığınma’’ statüsünde bile olsa Türkiye’dedir artık. Bunların çoğu Arap bir kısmı Türk, bir kısmı Kürt olmakla birlikte, tamamı Sünni nüfusa sahip. Evet sığınmacıların çoğu Sünni. Ayrıca sadece Türkiye’dekiler değil Lübnan(bir milyon), Ürdün(660 bin)  Irak’a ve Güney Kürdistan’a sığınmış(285 bin)  Suriyeli nüfus var. Bu Nüfusunda neredeyse tamamı Sünni kökenli Suriyelilerden oluşuyor. Sorun burada da bitmiyor, yine çoğunluğu Sünni olmak üzere Suriye içerisinde yerinden yurdundan olmuş,  6 milyon Suriyeli  vatandaş da cabası. Bunlarında çoğunluğu Sünni. Yani Suriye’nin birde, iç göç sorunu var.

Kürt eşiği gitti Sünni Arap eşiği geldi...Devamı Federatif Suriye

Bu durumun kendisi, Suriye için yeni başlayacak anayasal sürecin ve son Türkiye’nin son askeri harekat sürecinin de ip ucunu veriyor aslında. Şöyle ki. Her ne kadar Sünni ittifak dağılmış olursa olsun ortada bir ‘’Sünni Suriyeliler’’ sorunu var ve bu durum çözülmeli. Türkiye de aslında on yaptığı askeri harekatla bu konuda oyunu yeniden kuracak bir hamle yapmış durumda. Türkiye güvenlik vb. endişelerle birlikte kuzey Suriye’de bir ‘’Sünni hat’’ oluşturuyor aslında. Bu duruma yakında Avrupalılar ve Suudiler başta olmak üzere eski Sünni ittifak devletleri de ayıkacaklardır.  Fırat’ın Kuzey batısı ve Kuzey doğusunu içine alan yani bir Sünni Arap eşiği hızla oluşuyor. Buna yakında ABD de destek verecek, AB buranın imarına vb. katkı sağlamaya kalkacaktır. Türkiye’den milyonlarca Sünni mülteci bu bölgeye yerleştirilecektir. Uzun süre taşıyamayacağı bu yükten, mültecilerden kurtulmak için Türkiye için son şanstır. Yoksa Esad’ın, bunları af edip ülkeye yeniden kabul edeceği durumu tam bir ham hayaldir. Artık Suriye’de Sünniler ile Şii ve Nusayrilerin   bir arada yaşaması mümkün değildir. Esat’ın defalarca af çıkarmasına rağmen, dışarıdaki mültecilerin bunu duymaması bundandır. Türkiye bu operasyonlarıyla hafızamızı canlandıracak, eski birçok ittifakı yeniden gündeme getirecektir. Anayasa hazırlık süreci bu durumun hukuki hale kavuşturulması tartışmalarıyla geçecektir.

Bu sürecin sonunda ortaya çok bölgeli, Federatif bir Suriye ortaya çıkacaktır. Anayasal süreç başladığında bu tez masada olacak. Anayasal sürecin sonunda ise hayat bulacaktır. Bu nerdeyse kaçınılmazdır. Suriye halkının arasına artık kan girmiştir ve kolay kolay bir arada tek devlet tek yönetim altında yaşayamazlar artık. Irak’ta yirmi yıl önce olan Suriye’de de olacaktır. Suriye’nin kuzeyinde oluşacak Sünni federasyona yakında Lübnan ve Ürdün’de ki Sünni Araplar da dahil olacaktır. Bu çeşit bir demografik dağılımda Kürtlerin hayat bulması ya da yaşama şansı yoktur. Bundan dolayı yapılması gereken şey biraz daha güneyde başka bir federatif yada özerk bir yapı için çalışmak olacaktır.   

Ya Kürtler...

Suriye coğrafyasında Kürtlerin durumu hep ‘’zayıf ’’ olmuştur. Kürtler Suriye’de yer tutan bir yapıda olmamışlardır.   Tarihe çok girmeden şunu söylemek mümkündür. Kürtlerin çoğu buraya göçle gelmiştir. Ayrıca gerek sosyal örüntü gerek mülkiyet ilişkileri ve gerekse demografik açıdan bölgelerinde hakim bir unsur olmamışlardır. Dolayısıyla yeni anayasal süreçlerden çok bir şey elde edemeyebilirler. Ama oluşacak çok bölgeli federatif bir Suriye’de eğer ABD ve yeniden oluşmaya başlayacak Sünni ittifakın desteğini alabilirlerse Kürtlerin de en azından topluluk hakları güvenceye alınabilir. Hatta bir bölge de onlara bırakılabilir. Bunu Kürtlerin kendi aralarındaki birlikleri ve direngenlikleri gösterecektir.

Sonuç olarak...

Suriye’de başlayacak anayasal süreçlerin sonuçlarını birkaç yıl içerisinde görmeye başlayacağızdır. Bu sürecin temel aktörlerinden biri Türkiye olacaktır. Türkiye’nin son operasyonuyla ortaya çıkan “güvenli bölge’’ fikri ve oluşumu  yakında ABD, AB hatta Suudilerin başını çektiği ‘’Sünni ittifak’’ tarafından da  destek bulacaktır. Güvenli bölge denilen şey ilerde ki federatif Suriye yapısının temelini oluşturacaktır. Suriye’nin kuzeyi boyunca veya sadece Fırat’ın doğusunda ortaya çıkacak Sünni Arap bölgesi, Kürtleri biraz daha güneye indirmektir. Bu da Kürtler için zarar değil yarar da getirebilir. Kuzey Suriye’nin tamamında yada sadece Fırat’ın doğusunda oluşacak Sünni Arapların yaşadığı güvenli bölge fikri Şengal dağına yakın, Haseke merkezli  bir Kürt bölgesinin de ortaya çıkmasını sağlayabilir. Ama bu sonucu örgütsel çekişmelerden sıyrılmış bir Kürt iradesi ortaya çıkarabilir. Böyle bir irade ortaya çıkarsa yani Suriye için Kürtler birleşirse ABD de bu politikaları destekleyecektir. Çok bölgeli yeni Suriye’de Kürtlerde bir bölgede Federatif yada özerk bir yapı inşa edebileceklerdir.  Otaya çıkıp katliam, işgal çığlıkları atmak gerçekleri sadece bundan ibaret sanmak büyük bir sığlık dır. Eğer Rojava’yı kaybetmek istemiyorsak Kürtler için yine birlik zamanı. Türkiye yeni bir yol açmıştır, bunu görmek lazım.