Amedspor ve Mehmet Budakın

Fotoğraf: Arşiv Fotoğraf: Arşiv

Sevgili Mehmet, Amedspor belgeselini çekerken seninle konuşma fırsatı bulmuştuk. Elbette böyle tek ve kısa süreli bir görüşmede futbola dair zihin kodlarımıza hakim olan eğilimlere vakıf olmak kolay olmaz. Ama insan olarak bende bıraktığın izlenim, kesinlikle pozitifti. Senin yönetimindeki Amedspor’u bir Bodrum Belediye maçında çıplak gözle seyretme imkanı bulmuştum ve geçen hafta oynan Keçiören maçını da çok kötü çekilen bir maç koşullarında izledim. Bu hafta Diyarbakır’a gelip Sarıyer maçı izlemeyi çok isterdim. Hazırlıklarımı da ona göre yapmıştım, ama şu kahrolası Grip beni ev hapsine zorladı.

Bodrum Belediye ve Keçiörengücü maçlarında savunmayı çok derinde kabul etmene anlam veremedim. Adı üstünde, savunma, daha çok topun rakipte olma hali durumda, bizim organize olma biçimine verilen isimdir. Top rakipte olduğu içindir ki, bu organizasyon yetenek gerektirmiyor. Yani yeteneğe ihtiyaç duymadan, salt fiziksel ve akli tedbirler ile oyuna müdahale etme halidir savunma.

Savunmanın amacı, mümkün mertebede, kaleyi rakibin tehdit ve tehlikelerinden uzak tutmaktır. Savunma güçlerimizi derine gömdüğümüzde kalemizi bu tahdit ve tehlikelerden koruyamaz. Çünkü savunmayı ne kadar derinde kurarsak, rakip kalemize o kadar yaklaşmış olur. Bu olmaz. Bu akıllıca değil. Avrupa’daki uygulamalara baktığımız da, her akıllı teknik adam, savunmayı ceza sahası diliminin 10 metre ilerisine kurar. Buradaki amaç rakibi ceza sahasına sokmamak ve tek atışlı hamleler ile kaleyi tehdit etmelerini önlemektir. Aynı prensip duran top çalışmalarında kullanılır.

Eğer duran top atışlarında, biz, takımımızı ceza sahası içinde dizersek, yapılacak bir ortada rakip, çok kolayca, tek vuruşla kalemizde tehdit ve tehlike yaratabilir. Netice olarak defans ile kaleci arasındaki mesafe çok önemlidir. Korner atışları hariç, hiçbir pozisyonda kalecimiz ile defans oyuncularımızı aynı top için, aynı pozisyon içine sokmamalıyız.

Prensip olarak defansımız orta saha oyuncularımız ile bitişik oynamalıdır. Defans ve orta saha oyuncularını neredeyse bitişik oynattığımız da, bu bize daha kreatif bir orta saha oyunu oynama imkanı verir. Bir savaşçı ve iki oyun kurucu orta saha oyuncusunu, çok rahatlıkla oyuna sürmenin başka bir yolu yoktur. Özellikle iç saha maçlarında, bütün maçı rakip yarı saha da oynamak, ancak bu yaklaşımla mümkün olabilir.

Bu işi dünya da kusursuzca uygulayan birçok teknik direktör var. Ama bunların içinde en iyi uygulamayı Guradiola ve Klopp yapıyor. Bakın önerdiğim şeyin oyuncu yeteneğiyle bir ilgisi yok. Önerilen şey ,bütünüyle oyunun mimarisiyle ilgili. Yani teknik adamın zekası ve oyun bilgisiyle alakalı. Buna cüret ve cesaret eden teknik adamdır. Sonuçlarına baktığımızda da ortaya çıkan ürün, herkesi kıskandıracak niteliklerdedir.

Meselenin özü şudur; rakibin defans gerisine sızmasından korkmamak. Bundan korkmak gerekmiyor, çünkü bu yapılanma, rakibin defasın arkasına koşular yapmasını engelleyen en garantili yoldur. Defans ve orta saha oyuncularını neredeyse tek blok olarak, bitişik bir oyuna ikna ettiğimizde, rakip o bölgede doğal olarak oynayacak alan ve zaman bulamıyor. Hem defans hem de orta saha oyuncuları, oyunun boyunu kısalttıkları için, araya atılacak paslar, herkes için aynı mesafede ve aynı erişim noktasında olur.

Burada önemli olan, top rakibe geçtiği zaman, oyunun enini de daraltmaktır. Defansı öne çıkararak boyunu kısalttığımız oyunu, topun olduğu bölgeleri baz alarak, topun atılacağı bölgeleri de enine kısaltıyoruz. Bildiğimiz gibi tehlike, topun olduğu bölgeden gelmez, tehlike, topun atılacağı bölgeden gelir. Topun olduğu bölgeyi baskılayıp, topun atılacağı bölgeleri de kısalttığımız da, çağdaş defansın bütün gereklerini yerine getirmiş oluruz.

Şimdi sevgili Mehmet, Amedspor bu yıl düşme tehlikesi yaşamıyor. Durumu nispetten iyi, peki o zaman neden bu defansif kurguyu, sezon sonuna kadar uygulayıp, gelecek sezon için çok iyi bir hazırlığa dönüştürmüyoruz.