Kudüs başkent olmasın… Robotların, İmanı ve dini yoktur…

Günümüzden 15- 20 yıl sonra - dünya sakinleşir ve toz duman kalkarsa - gözümüzü açtığımız dünya bambaşka bir yer olacak. Ben, Kudüs, Filistin, İran, Suriye meselesi gibi konularda gaza gelmeye hazır “ümmet” in dikkatini bu noktaya çekmek istiyorum.  Değişik bir “prodüktivite” dönemine giriyoruz.  Yapay zekâ, akıllı plastikler, robot teknolojisi,  3D yazıcı... gibi başlıkları sadece aklınıza getirin ve her şeyin ne ölçüde değişeceğini tahmin etmeye başlayın lütfen…

Size bir örnek vereyim; geçen gün Türkiye’de üretilecek Elektrikli araba ile ilgili TV’de bir tartışma programı vardı. Dünyanın sayılı elektrik bataryası üreticilerinden DMA adına Önder Yol, karşısında ikisi profesör olan zevata elektrikli otomobillerin geleceği, nasıl bir dünyanın bizi beklediği vb. konularda oldukça ufuk açıcı bilgiler veriyordu. Önder Yol, tek şarj ile şimdilik yüzlerce kilometre giden otomobillerden, bu otomobillerin sürüş ve kalkış şeklinden, genel teknolojisine ve geleceğine kadar çok şey anlatıyordu. İşe yarar, elle tutulur, nitelikli bilgiler veriyordu.

Önder Yol’un, araçlarda şanzıman olmayacağını, hareket sisteminin şimdikinden çok farklı olacağını, araçlarda bilinen anlamıyla motor bulunmayacağını dile getirildiği sırada TV programına katılmış zevattan sorular gelmeye başladı. İlk soru ve devamında gelen soruların tamamı bu arabanın fiyatının ne olacağı ve ne zaman satışa çıkarılacağı oldu. Önder Yol, anlatmak istediği şeyin fiyattan çok daha önemli olduğunu defalarca dile getirdi ama nafile. Bütün uyarılarına rağmen, özellikle iki profesör döne dolaşa, “ fiyat ne”  ve “ne zaman yollarda” deyip, diğer gerçekleri göremiyorlardı.  Tahayyül etmeleri, anlamaları gereken neredeyse bütün bir geleceği etkileyecek ayrıntıları göremiyorlardı. Sadece otomobil teknolojisi konusunda bile sınırlasak, bizi nasıl bir geleceğin beklediğini belki de anlamak istemiyorlardı. Sürekli “ne kadar” ve “ne zaman” deyip duruyorlardı. Sonun da Önder Yol, fiyat vermedi ama bir zaman verdi ve yaygın kullanımı için en fazla 10 yıl dedi.

Şimdi sözü bir başka yoldan aynı yere getirelim. Geçtiğimiz ay TESLA (ABD firması) elektrikli TIR ürettiğini tek şarjla 1000 km yol yapabildiğini vb. açıkladı ve büyük dorseli bir TIR’ın ABD satış Fiyatına 100 bin dolar dedi. Yüz bin dolar bizim parayla 380 bin civarında bir fiyata tekabül ediyor. Peki, ortalama markadaki ve mazot motorlu bir TIR’ın Türkiye satış fiyatı ne? Neredeyse aynı, hatta daha fazla. Elektrik motorlu bir TIR’ın tek şarjla kullanacağı elektrik bedeli 200 TL civarında bir edere tekabül ediyor (http://teslaturk.com/tesla-model-s-tüketim-maliyeti/). Şimdiki Kullandığımız TIR Motorlarıyla 1000 Km Gitmek için en az bin beş yüz TL yakıt tüketmek zorundasınız. Dolayısıyla yakıttan %95 tasarruf edebiliyorsunuz. Yine dolayısıyla, Türkiye koşullarında bile, hızla yaygın kullanıma geçebilecek bir araç teknolojisiyle karşı karşıyayız. Bir tırın yılda ortalama 120 bin kilometre yol yaptığını düşünürsek sadece yakıttan tasarruf edeceği rakamı varın siz hesaplayın.

Gelelim en basit tarif, anlatım, değerlendirme haliyle Önder Yol’un anlattığı gerçekler ışığında, gelecek hayali kurmaya. Önder Yol, araçlarda şanzıman ve hatta bilinen şekliyle motor yok diyor.  Olmayan bu şeylere, dikkatle bakalım. Motor ve şanzıman yoksa tamirci de olmayacak demektir. Binlerce araç modeli için üretilmiş milyonlarca yedek parça da olmayacak, üretilmeyecek demektir. Dolayısıyla bir sevk zinciri,  tamir zinciri ve de bir üretim zinciri ortadan kalkacak demektir. Yani sektörde ciddi bir istihdam fazlası, gereksiz atölye, tamir takımı, yedek parça ve İnsan ortaya çıkacak. Bu da fazla değil, 10 yıl sonra ve bence büyük bir hızla olacak.

Kelimeleri, cümleleri açıklamaları toparlayalım. Dünyada birileri “sürdürülebilir dünya egemenliği” peşinde koşarken bizim (Türkiye, Kürdistan… Ve Müslümanlar) kafamızı bozmak, enerjimizi çalmak, gelecek içerisinde yer tutmamamız için uğraşıyorlar. Şimdiden 20 yıl sonranın hazır lokması haline getiriyorlar.  Yemen, Kudüs, İran, Suriye meselelerini karıştırıp duruyorlar. Bizde boş durmuyor oyuna geliyoruz tabi.  Hükümet ve “Ümmetin Lideri” Kürtler için neredeyse sadece ölüm derken, Filistin’i kurtarmaya, İsrail’e savaş açmaya dünden hazır.

Bende diyorum ki gelecekte yer almak istiyorsak; çözüm demokraside, iç barışta, eğitimdedir. Kudüs’ün, yeni problemler oluşturacak şekilde başkent ilan edilmesine bende sonuna kadar itiraz ediyorum. Bundan bütün dünya, Kürtler, Türkler çok etkileneceklerdir.  Ama diyorum ki Türkiye, Ortadoğu meselelerine “Din, İdeoloji, Ümmet, Millet” gibi kavramlarla, sonunu kestirmeden bodoslama dalmamalı. Şunu düşünelim, 10- 20 yıl sonra dünya nasıl bir yer olacak. Elektrikli araçlar için gün sayıyoruz mesela. Dolayısıyla mesele sadece Kudüs, Filistin değil. Neoconlar’ın yıllardır üzerinde çalıştıkları ABD için “Sürdürülebilir dünya egemenliği” meselesidir. On yıl sonra bile dünya şimdikinden çok değişik bir yer olacak. Biz kaostan çıkıp, gözlerimizi açtığımızda başka şeyler göreceğiz. Ve teknoloji böyle giderse üç beş yıla kalmaz İsrail ve ABD karşımıza asker robotlar dikecekler. Robotların, imanı ve dini yoktur beddua dan ve “dur” dan, anlamazlar.