ANAP eski Genel Başkanı Nas: Türkiye, Kürt sorununu çözmeden geleceğe adım atamaz

15/07/2019 - 10:17 Kategori Haberler

BasNews – ANAP’ın eski Genel Başkanı Nesrin Nas, “Türkiye, Kürt sorununu çözmeden geleceğe adım atamaz. Toplumsal birliğinden demokrasisine, barışından dış politikasına kadar her meseleye Kürt sorunu damgasını vuruyor” dedi.

ANAP’ın eski Genel Başkanı ve ekonomist Prof. Nesrin Nas, Yeni Yaşam Gazetesin’den Ahmet Tulgar’a verdiği röportajda Türkiye’deki son seçim sürecini ve Ali Babacan ve Abdullah Gül’ün parti kurma çabalarını değerlenirdi. Nas konuşmasının bir bölümünde Kürt seçmenlere ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Türkiye, Kürt sorununu çözmeden geleceğe adım atamaz. Toplumsal birliğinden demokrasisine, barışından dış politikasına kadar her meseleye Kürt sorunu damgasını vuruyor” ifadesini kullandı.

HDP’nin Türkiye’deki 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde gösterdiği tavrın siyasette örenek alınması gerektiğine dikkat çeken Nas, Türkiye’de geniş bir toplumsal uzlaşıya ihtiyaç olduğunu belirtti.

“HDP ile CHP’nin iki seçimde dayanışma yapması, devletin, Kürt toplumundaki sağ oyları kurtarma çabasına girmesine neden olmuş olabilir mi bu partiyle?” sorusuna ANAP eski Genel Başkanı Nesrin Nas şu yanıtı verdi:

“Türkiye, Kürt sorununu çözmeden geleceğe adım atamaz. Toplumsal birliğinden demokrasisine, barışından dış politikasına kadar her meseleye Kürt sorunu damgasını vuruyor. Bu nedenle Kürt sorunu sağ ve sol siyaseti çok çok aşan bir realite olarak ortada. Türkiye’de demokrasinin tesisi de hukukun üstünlüğü de, temel hak ve özgürlükler de hep Kürtler bahane edilerek, milli birlik ve beraberliğe dayalı bir güvenlik devletini tesis etmek için çiğneniyor. Bugün de Türk milliyetçiliği ile İslamcılık el ele, diğer her şeyin üstünde bir varlık olarak devleti yüceltme yaklaşımıyla rasyonaliteyi imha ediyor. Rasyonalite yeniden tesis edilmeden demokrasiye, adalete, hukuk devletine ilişkin hiçbir sorunu çözemeyiz. Ancak rasyonalitenin yeniden tesisi için de Kürt sorununu çözmek gerekiyor.

'CHP kendini 'devlet partisi' olmaktan kurtaramıyor'

Bugün CHP de bunu görüyor. Siyasetsizleşmenin de, anayasasızlaşmanın da bahanesi olarak hep Kürtler öne sürüldü. Öte yandan Erdoğan ve Bahçeli ikilisinin bu sorunu bir Türk sorununa dönüştürdükleri de bir gerçek. Ancak CHP de, kendini ‘devlet’ partisi olmaktan kurtaramıyor. 23 Haziran’da HDP’nin demokrasiye alan açma tutumuyla bu, bir ölçüde değişmiş gibi görünse de, CHP’nin gerçek bir barış projesini ortaya koyması ve sahiplenmesi için, onu cesaretlendirecek bir ortağa ihtiyacı var. Özellikle Anadolu’daki muhafazakâr Türk milliyetçisi seçmenin bir kısmını yanında tutacak ve çözüme ikna edecek bir siyasi partinin varlığı bu konuda kritik bir rol oynayabilir. İYİ Parti’nin yapısı bu konuda CHP’ye yardımcı olmaktan uzak” şeklinde yanıtladı.

‘Cizre, Sur, Nusaybin, Silopi hiçbiri unutulmadı’

Davutoğlu’nun Kürtlere karşı politikasının Kürtler tarafından hiçbir zaman unutulmadığını belirten Nas, “Suruç ve Ankara katliamları sırasında söylediği vicdanları kanatan “oylarımız arttı” sözü akıllarda. Cizre, Sur, Nusaybin, Silopi hiçbiri unutulmadı. Cizre ziyareti sonrasında bir grup arkadaşımla kendisini ziyaret edip, durumun vahametini anlattığımız toplantıda da sürekli içeriği ve kapsamı muğlak “kamu güvenliği” vurgusu yapması da benim aklımda. Bugün Türkiye’yi büyük bir çıkmaza hapseden Suriye politikasına ve Rusya ilişkilerine hiç değinmiyorum bile. O nedenle sorunuzu cevaplarken sadece Gül ve Babacan hareketine vurgu yapmayı tercih ettim. Kaldı ki, siyasete girmesine ön ayak olan Gül dahi Davutoğlu’nu yeni kurulacak partide görmek istemiyorsa fazla da bir şey söylemek gerekmez kanısındayım” yorumunda bulundu.