Erdoğan: Tükürdüğümüzü yalarsak devlet terbiyemize uymaz

16/06/2019 - 12:37 Kategori Haberler

BasNews – Tacikistan dönüşü uçakta, gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ tükürdüğümüzü yalarsak devlet terbiyemize uymaz” ifadelerini kullanarak, Türkiye’nin S-400 konusunda taviz vermeyeceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi:

Rusya ile ilişkiler

 Rusya ile aramızdaki ikili ilişkiler çok çok iyi bir noktada. Türkiye’nin ticaret hacminin en yüksek olduğu ülke Rusya. Şu anda 25 milyar doların üzerindeyiz. Belirlediğimiz hedef 100 milyar dolar. Rusya ile ilişkilerimiz derinlikli bir şekilde ilerliyor. Bu yıl sonu itibarıyla Türk Akımının açılışını yapacağız. Bu da ayrı bir güç. Buradan Avrupa’nın değişik ülkelerine bizim üzerinden -birlikte tasarruf kullanmak suriyetiyle- doğalgaz akıtılacak. Bu çok önemli. Biz de artı ihtiyaçlarımızı buradan sağlayabileceğiz. Rusya ile yürüttüğümüz bir diğer konu da nükleer enerji santrali çalışmalarımız. Daha önce 100 kadar mühendis gitmişti. Onlar orada belli bir eğitim aldı. Ardından 100 kadar kişilik ikinci bir ekip daha gönderildi. Bunlar da eğitim aldı. Bunlar artık nükleer enerji santralimizin beyinleri. Burası hızla devam ediyor.

S-400’lerin temuzda teslimatı

Rusya ile S-400 konusunu da görüştük. Zaten S-400 konusu bitmiş vaziyette. Herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil. Öyle zannediyorum ki Temmuz ayının ilk yarısında artık onlar da gelmeye başlayacaktır. Bu konuyla ilgili takvimi arkadaşlarımız takip ediyor.

ABD’den gelen mektub’a cevap

Çok kısa zamanda, belki de bu hafta içerisinde cevabi mektup gönderilecektir. Çerçevesi içeriği belirlenmiş vaziyette. Diğer konuya gelince, bu konuda kararımız nettir. S-400’den taviz vermeyeceğiz. Burası kasaba devleti değil, burası Türkiye Cumhuriyeti. İmzayı atmışız, her şeyi bitirmişiz. Şimdi burada tükürdüğümüzü yalarsak devlet terbiyemize uymaz, benim de devlet adamlığıma uymaz. 

F35’ler

 F-35 konusunda da söyleyeceğim şeyler aynı. Üzerimize düşeni hep yaptık. Ödemelerse, taksitlerimizi tıkır tıkır ödüyoruz. Şu ana kadar 1 milyar 250 milyon dolar ödeme yaptık. Biz görevimizi yerine getirirken, karşımızdaki de görevini yerine getirecek. F-35’lerden 4 tanesini teslim aldık. Bunlar şu anda Arizona’da. Generalimizi gönderdik, pilotlar orada, eğitimleri aldılar. Ama uçakları göndermeye gelince bu noktada maalesef bize yanlış yapıyorlar. Bu uçakların bir kısım parçaları da Türkiye’de üretiliyor. İşin bir de bu boyutu var. Sen ödemeyi yapacaksın, parçaların bir kısmı burada üretilecek ama kalkıp ‘uçakları vermeyeceğiz’ diyeceksin. Bu tabi ki yakışık almıyor. Bu konuları ben Sayın Trump ile görüştüğüm zaman bakıyorum ki o farklı konuşuyor. Bunlara gelince bunlar da farklı davranıyor. Bu tür şeyleri yapmak doğru değil. Belli bir yere kadar sabredeceğiz. G-20 zirvesinde Sayın Trump ile etraflıca görüşmemiz olacak. Orada bu konuları ele alacağız. Ama aşağıdaki birileri farklı şeyler konuşursa, o zaman hemen zaten Sayın Trump ile irtibatımızı kurarız, orada da konuları telefon diplomasisi ile çözmeye çalışırız. 

NATO’ya dair

 Türkiye de, ABD’de de NATO ülkesi. Türkiye NATO’nun en güçlü ayağı ve NATO’da ödemelerini yapan üç beş ülkeden bir tanesi. Bir çoğu ödemesini bile yapmıyor ya da çok düşük ödeme yapıyor. Bir stratejik ortak, bir ortağa yanlış yapar mı? Yapmaması lazım. Biz NATO’nun farklı bir ayağıyız.

İstanbul Seçimleri

31 Mart seçiminde çıkan neticeye baktığımızda -meclisler seçilmiş, komisyonlar belirlenmiş, başkanvekilleri belirlenmiş- neredeyse bütünüyle Cumhur İttifakı var. Ortada sadece bir belediye başkanının seçimi var. Bu şuna benziyor; parlamentosu olmayan bir başkan, aynı şekilde kabinesi olmayan bir başkan, aynı şekilde birçok kurulu olmayan bir başkan… Bunun çok sağlıklı çalışması mümkün değil. Hele hele bu yerelde hiç mümkün değil. Bütçenizi yapacaksınız, bütçenize onay verecek yer meclis. İmarı geçireceksiniz, komisyon müsadece etmeyince geçmez. ‘Bana komisyon müsaade etmedi, ne yapayım’ diyemezsin ki... Halkımıza bazı gerçekleri doğru anlatmak lazım ki neticeye sağlıklı gidelim. İstanbul’un kaybedecek vakti yok. İstanbul kendini ispatlamış bir zihniyetle zaten yönetilmiş. İstanbul’da 24-25 yıldır ne yapılmış diye soranlar, herhalde Avrasya Tüneli’nden, Marmaray’dan, üçüncü köprüden hiç geçmedi. Eskiden İstanbulda kavşak mı vardı, metrobüs mü vardı? Bunları bu hükümet yaptı. Adayımız Binali Yıldırım Bey’in burada çok ciddi emekleri var.

Bahçeli ile iletişim

Sayın Bahçeli ile sağ olsun sağlıklı iletişimimiz var. Grup başkanvekillerimizin kendi aralarında sağlıklı ilişkisi var. Çalışmaları birlikte yürütüyoruz. Seçime 10 gün var ve gelişmeleri gözden geçirelim dedik. Sayın Bahçeli, ayın 14’ünden itibaren kendisinin de İstanbul’da olacağını söyledi. 

Adayların canlı yayın buluşması

Adayların yapacağı ortak yayının sonuca ciddi etkileri olabilir. Zira vatandaş kimin kim olduğunu tam manasıyla bilmiyor. Kampanyasını yalan üzerine bina edenler var, bir de gerçekler üzerine bina edenler var. Şimdi vatandaşın da bunu görmesi lazım. Halkımız yalan üzerine kampanya inşa edenlere haddini 23 Haziran’da bildirecek. Bunun için de aydınlatılması gerekir.

İdlib’de olanlar

Doğrusu bugün Ruhani ve Putin ile İdlib konusuna pek girmedik. Çünkü İdlib konusu zaten görevli olan arkadaşlarımız ile Rusya tarafında görevli olanlar arasında sürekli takip ediliyor. Ateşkes sağlandı, ama zaman zaman çatlak sesler gelebiliyor.

Ruhani ile olan görüşme

İkili ekonomik ilişkilerimizin dışında da bölge için ‘Yüzyılın Anlaşması’ denilen plan üzerine bir görüşmemiz oldu. Ayrıca dışişleri ile hazine ve maliye bakanlarımız arasında devam eden bazı ilişkiler var. Önümüzdeki hafta içerisinde nerede nasıl bir araya gelecekleri konuşuldu. Bankalar arasındaki ilişkileri ve diğer konuları masaya yatıracaklar. 

Fransa ve Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz’de söz söyleme hakkı olanlar konuşabilir. Fransa’nın Doğu Akdeniz’de söz söyleme hakkı nereden çıktı? Doğu Akdeniz’e kıyıdaş mı? O kendine göre gelin güvey oluyor. Böyle bir şey yok. Kıbrıs’ta biz garantör ülkeyiz. Yunanistan, İngiltere garantör ülke. Bu ülkeler bir şey söylerse anlarım. Fransa’nın ne işi var burada? Senin Fransa olarak böyle bir şey söyleme hakkın, yetkin yok. Uluslararası hukuka göre Kıbrıs’ın bütününde yaşayan halk, oradaki sulardan çıkan bütün imkan neyse onu ortaklaşa paylaşır. Olay bu. Orada benim soydaşımın hakkı var. Biz bu hakkın takipçisiyiz. Bu hakkı yedirmeyiz. 

- Güneyin de aynı şekilde eşit oranda hakkı var. Ama kuzeydeki benim Türk soydaşlarımdan farklı değil. Aynı hakka sahip. Bunun ölçmesi biçmesini güneydeki yapacaksa, kuzeyin aldatılmasını görmezlikten gelebilir miyiz? Fransızın burada ne işi var? O kendine göre durumdan vazife çıkarıyor.