Kerkük işgalinden yalnızca Kürtler mi zararlı çıkacak?

31/10/2017 - 15:31 Kategori Haberler

BAS - Yağmur Çetin

Kürdistan Bölgesi’nin tarihi 25 Eylül bağımsızlık referandumundan sonra 16 Ekim’de Irak Ordusu, İran Devrim Muhafızları ve Şii Haşdi Şabi Kerkük’ü işgal etti. Bölgede güç dengeleri, siyasi çekişmeler ve askeri kutuplaşmadan ötürü siyasi ve askeri değişiklikler yaşanıyor. Referanduma Kerkük’teki Türkmenleri gerekçe göstererek karşı çıkan Türkiye, işgale ise PKK’yi gerekçe gösterip destek vermişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekim 2016’da Başika krizinden dolayı “Sen benim kalitemde değilsin” dediği Irak Başbakanı Haydar Abadi Kerkük işgalinden sonra 25 Ekim’de Türkiye’ye geldi. Abadi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’la görüşürken yapılan ortak basın açıklamalarında Habur Sınır Kapısı’nın merkezi hükümete devredilmesine Türkiye’nin de destek vereceği ifade edildi. Ancak bazı gazeteciler ve Ortadoğu uzmanı, hem Kerkük işgalini destekleyen ve İran’ın etkisindeki Bağdat’a yakınlık gösteren Türkiye’nin aslında bir kazancının olmayacağını ve bölgede Şii Hilali’ni kurmaya çalışan İran’ın yakın bir dönemde Türkiye’yi de zorlayacağını ifade ediyor.

Kerkük’ü işgal eden Haşdi Şabi’nin yalnızca Kürtlere değil Sünni Araplara ve Türkmenlere de zarar verdiği hem insan hakları örgütleri hem de Birleşmiş Milletler tarafından geçtiğimiz hafta duyuruldu. Buna rağmen Türkiye’nin referanduma karşı çıkma gerekçesi olarak gösterdiği Türkmenlere dair herhangi bir açıklama yapmaması ise en çok eleştirilen konular arasında yer aldı. Bas’a konuşan Türkmenler de Türkiye’nin Bağdat’ın değil Erbil’in yanında yer alması gerektiğini ifade ederek, “İran Devrim Muhafızları ve Haşdi Şabi sadece Kürtlere değil kentte yaşayan herkese, Türkmenlere, Araplara da zarar veriyor. Kürdistan Bölgesi’ni desteklediğimiz için bu saldırılara göz yumulmamalı. Biz Kürt kardeşlerimizle beraber yaşamak istiyoruz. Türkiye de bizi düşünüyorsa Bağdat’a değil Erbil’e destek vermeli. İran hepimiz için bir tehdit” diyor.

Talan, alıkoyma, göçe zorlama…

Birleşmiş Milletler, Haşdi Şabi, İran Devrim Muhafızları ve Irak Ordusu tarafından işgal edilen Kerkük’te 175 bin insanın göç ettiğini ve Kürtlerle Sünni Türkmenlerin mülklerinin yakıldığını bildirdi. Kente Irak Ordusu’nun ve YNK’nin desteğiyle giren Haşdi Şabi Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların mülklerini talan ederken kendisine destek vermeyenleri de göçe zorluyor. Binlerce insan Erbil’e göç ederken Haşdi Şabi, Tuzhurmatu’da, Dubiz’de ve kent merkezinde Sünni Türkmenler ile Kürtlerin evlerini, işyerlerini talan edip ateşe verdi. Bazı noktalarda sivilleri kaçıran Haşdi Şabi’nin özellikle Tuzhurmatu’da birçok Sünni Türkmeni de alıkoyduğu ifade edildi.

Batı Kerkük Cephesi Peşmerge Güçleri Komutanı Kemal Kerkûkî de Haşdi Şabi’nin komşu ülkelerin desteğiyle Kürdistan Bölgesi’ne saldırdığına dair ellerinde belgeler olduğunu, Pirdê’deki çatışmalarda öldürülen bazı kişilerin üzerinden başka ülke vatandaşı olduklarına dair belgelerin çıktığını söyledi.

 “İran zarar gördü, Türkiye de görür”

Öte yandan Kürdistan Bölgesi’nde 3600 şirketi bulunan Türkiye, Abadi’nin ziyareti sırasında Habur Sınır Kapısı’nın Bağdat’a devredilmesi için destek vereceklerini ifade ediyor. İran’ın da Kürdistan Bölgesi’nde 470’e yakın şirketi bulunuyor. Ekonomistler, Türkiye’nin Almanya’dan sonra en iyi ticaret ortaklarından biri olan Kürdistan Bölgesi’ne yönelik böylesi bir adımın atılmasının sadece bölgeye değil Türkiye’ye ve İran’a da zarar vereceğini ifade ediyor. Türkiye ve İran hükümetlerinin sınır kapılarını kapatma tehditleri bölgede ticaret ile geçimini sağlayan firmaların da gündeminde. Bu konuya dair Bas’a bilgi veren İran-Irak Ortak Ticaret Odası Başkanı Hemid Huseyni, İran’ın Irak ve Kürdistan Bölgesi’yle arasındaki ticaret geliri aylık 600 milyon dolar. Ancak sınır kapılarının kapatılıp açılmasından dolayı gelirin düştüğünü belirten Huseyni, Türkiye’nin de kapıları kapatması halinde aynı zararı yaşayacağını söylüyor. Huseyni, hem Kürdistan Bölgesi’nde hem de İran’da kapıların kapanmasından dolayı çok sayıda işsiz kaldığını firmanın da zarar gördüğünü ve aynı durumun Türkiye’de yaşanabileceğini ifade ediyor.

Petrol akışı azaldı, Türkiyeli mühendisler iş bıraktı

Türkiye Kerkük’ün işgalini sadece PKK’yi gerekçe göstererek desteklese de Türk medyasındaki muhalif yazarlar Kerkük’te sadece Kürtlerin değil Türkiye’nin de zarar göreceğini ifade ediyor. Ceyhan’a akan petrolde düşüş yaşanırken Reuters da Kerkük’teki petrol sahalarında çalışan Türkiyeli mühendislerin ve işçilerin Haşfi Şabi’den dolayı işi bıraktığını duyurdu. Reuters’e konuşan ismini vermek istemeyen bir petrol uzmanı, “Hiç kimse yaşamına son vermek istemez. Petrol ekipleri iş sahalarını terk etti. Çünkü Haşdi Şabi ile Kasım Süleymani hep kötülükleriyle anılıyordu” dedi. Bakur Petrol Şirketi’nde çalışan bir mühendis ise, “Bir haftayı aşkın bir süredir Petrol çıkarma aletlerini kullanamıyoruz. Petrol sahalarında iş yaparken birçok teknik meseleden anlamıyoruz. Dolayısıyla Kürt mühendislere ihtiyacımız var” dedi.

“Türkiye de zararlı çıkar”

Bas’a konuşan Siyasi gözlemci Dr. Ebdul Kerîm Xesro da İran’ın bölgede Şii Hilali kurmaya çalıştığını ve bunun sadece Kürtlere değil tüm bölgeye zarar vereceğini söylüyor. Kerkük’e saldıranın Bağdat değil Tahran olduğunu vurgulayan Xesro, “Hem Kürdistan Bölgesi’nin bağımsızlığını engellemek istiyorlar hem de Şii Hilali’ni kurmayı amaçlıyorlar. Ancak İran’ın bölgedeki varlığının genişlemesinden sadece Kürtler zararlı çıkmaz. Kürdistan Bölgesi’nin sınır komşusu Türkiye de zararlı çıkar. Çünkü Ankara ve Tahran Suriye’de karşı karşıya. Ve bugün Türkiye’ye akan petrolün kontrolü de Bağdat’ın değil Tahran’ın eline geçiyor. Sünni Müslüman olan Türkiye aynı zamanda Şii Hilali’nden de zarar görür. Ama yarın durum tersine de dönebilir. Çünkü ABD, İran’ın Suriye ve Lübnan’a ulaşmasını engelleyecektir. İran bu fırsattan istifade etmiş olabilir, ama bu hep böyle kalmaz” diye konuştu.

“Şii Hilali' planına karşı sert önlemler alacaktır”

Bilindiği üzere Erbil, 25 Eylül bağımsızlık referandumu sonucunu askıya alarak Bağdat ile diyalog çağrısında bulundu. BM ve ABD’nin de desteklediği bu adıma Bağdat yönetimi “İptal edilsin” talebiyle karşılık verse de ABD’nin Erbil ve Bağdat arasında diyalogun kurulması için arabulucu olacağını açıkladı. Erbil ve Bağdat’ın diyaloga yeniden başlaması durumunda ise Bağdat ve Tahran ile Kürdistan Bölgesi’ne karşı ittifakta yer alan Türkiye’nin nasıl bir tavır sergileyeceği ise merak ediliyor.  Ayrıca 2011 yılından bu yana iç savaşın sürdüğü Suriye’de karşı cephelerde yer alan Türkiye ve İran’ın Kürdistan Bölgesi’nde ortak hareket etmesi Şii Hilali’nin önünü açsa da ABD bunu engelleyeceğine dair açıklamada bulundu. Haşdi Şabi’yi terörist olarak nitelendiren ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, "Birleşik Devletler, İran'ın Beyrut'a kadar uzanan 'Şii Hilali' planına karşı sert önlemler alacaktır”  açıklamasında bulundu.

Washington'ın Kürtlere sırtını dönmediğini söyleyen Nauert şu değerlendirmede bulundu: "Peşmerge'nin DAİŞ'e karşı verdiği mücadele olmasaydı Irak, bugünkü durumda olamazdı. Eğer Peşmergenin mücadelesi olmasaydı, Irak halkı bugünleri görmeyecekti. Bunun için Kürtlerle ilişkilerimiz aksamadan devam edecektir. DAİŞ'e karşı uluslararası koalisyon ve bölgedeki müttefiklerimiz de İran'ın bölgedeki faaliyetleriyle ilgili Washington'ın kaygılarını paylaşıyor. Bundan dolayı İran'ın bu politikalarına engel olunması gerekiyor. Dışişleri Bakanlığımız, İran'ın bu politikalarını yakından takip ediyor. Birleşik Devletler, İran'ın Beyrut'a kadar uzanan 'Şii Hilali' planına karşı sert önlemler alacaktır."

Bas Gazetesi