Altın günü değil, tandır günü

30/05/2017 - 13:21 Kategori YAŞAM

BAS- Sudet Karagöz 

İnsanlığın geleneksel mirasının bir parçası olan tandır ve tandır ekmeği hızla gelişen şehir hayatına ve her geçen gün artan fırın sayısına karşı direniyor. Famile ve ailesi tandır yapımını bir meslek haline getirerek, bu geleneği yaşatmaya çalışıyorlar. Gazetemize konuşan Famile, 14 yıldır ailesiyle beraber tandır işini yapan bir kadın. Famile tandırla ilgili, “İşin ustası kadındır. Kadın hem tandırı hem de tandır ekmeğini yapıyor. Dışarıdan görenler için kolay görünse de büyük bir özen gerektiren bir iş. Tek bir eksiklik tandırın çatlamasına veya kırılmasına neden olur, bu da insanların güvenini sarsar” diyor.

Famila, tandır yapımını şöyle anlatıyor: “Tandır yapımında kullanılan malzeme için çevre köylere gidip en kaliteli keçi kılı, saman ve yaklaşık dört metre yerin altından çıkartılan sarı toprağı getiriyoruz. İyice ıslatılan toprak ayakla kıvamı tutuncaya kadar yoğruluyor. Keçi kılı, tandırın demiri gibidir onu ayakta tutar; saman sağlamlığını artırır. Tuz ise tandırın mayasıdır. Bunlardan biri eksik olduğu zaman o tandır çatlar, kırılır. Tandır yapımı, ince işçilik gerektirir. Sağlam bir tandır yapmak için bir hafta uğraşmanız gerekir.”

“Şu çamur olmasaydı, kızlarım muhtaç olacaktı”

İlk tandırını annesinden gizli 13 yaşında yaptığını anlatan Famila: “Tandır yapmak annemin koluma taktığı altın bilezik gibi. Büyütmem gereken iki kızım var; biri engelli, diğeri de okula gidiyor. Herkesin dokunamadığı şu çamur olmasaydı kızlarım muhtaç olacaktı. İki kızımın geleceği bu sayede hazırlanıyor. Onun için tandır yapımı, bana bir sanat gibi geliyor. Dokunduğum şu çamurdan tandır yapıyorum ve başka bir kadınının elinde tandır ekmeği ile yeniden can buluyor. O, tandır ekmeğinin kokusu etrafa yayıldı mı yaptığım işin ne kadar önemli olduğunu anlıyorum. Şu koca şehirle baş eden bir tandır kültürü halen yaşıyor.”

 

“Kadın eliyle şekillenen bir meslek yok oluyor”

Tandır yakılırken çıkan dumandan kaynaklı insanların şikâyetçi olduğunu belirten Ayşe ise şöyle konuşuyor: “Kendi kapımın önünde emeğimle para kazanıyorum. Bu, çok farklı bir duygu ama tandırın dumanı biraz yükselse insanlar şikâyet ediyor. Fırınlar da çok yaygın. Kimse yorulmak istemiyor, herkes hazıra alışmış. Kadının sahip olduğu bir meslek yok oluyor belki de bu mesleği yıllar sonra çocukların tarih kitaplarında göreceğiz.”

“İlk ekmek tandırın önünde kırılıp yenir”

Başka bir tandırcı kadın Remziye de komşularından aldığı tandırla ekmek yaptığını şöyle anlatıyor: “Ben tandır yapmayı bilmiyorum ama çok güzel tandır ekmeği yapıyorum. Şanslıyım belki de, kapımın önünde boş bir arazi var tandırımı oraya kurdurdum. Ne zaman ekmek yapsam komşularıma da haber veriyorum onlar da yapar. Şehirdekilerin altın günü, bizim de tandır ekmeği günümüz var. Mahalleli kadınlar o gün tandırın etrafında toplanır, ilk ekmek tandırın önünde kırılıp yenilir.”

“Nesibe Annenin Ekmeği”

Şehir dışında okuyan oğlumun ev arkadaşlarının arayıp tandır ekmeği istediklerini anlatan Nesibe de gazetemize şöyle konuşuyor: “Oğlum arkadaşlarıyla ev tuttuğu zaman ona buradan erzakla beraber tandır ekmeği de yollamıştım. Arkadaşları bu tadı çok sevmiş, hatta kendi aralarında, annen yapsın biz satalım demişler. Satmaları için değil de yemeleri için yapıp yolluyorum. Çocuklar, ‘Nesibe Annenin Ekmeği’ diyor. Çok hoşuma gidiyor, keşke bu tadı yaşatabilsek ama çok zor. Teknolojiye yenik düşüyoruz. Gençler yanaşmıyor yapmaya, ben de ne kadar yapabilirim bilmiyorum.”

“Annem tandırda pasta yapmış”

Çocuklarının fırından aldığı ekmeği yemediğini belirten Nejla ise tandırın zorluklarını anlatıyor: “Tandır ekmeği yapmak çok yorucu. Hasta olduğum için yapmayı bırakmıştım. Tandırın dumanı çok fazla. Hava sıcak olduğunda o ateşin önünde durmak çok zor. Kiri, uğraşı, çok yorulmama neden oluyor ama bir lokmasını yedin mi tadının bambaşka olduğunu anlıyorsun, çocuklarımın yüzünde oluşan o ifade çektiğim eziyetin hepsini unutturuyor. Bazen hamuru sütle yoğurup, ekmeğin üzerine yumurta ve susam sürüyorum annem yine pasta yapmış diyorlar.”

Bas Gazetesi