Arzu Yılmaz: Trump’ın NATO-ME’in de öncelikli tehdit İran’dır

13/01/2020 - 11:26 Kategori Söyleşi

Ruken Hatun Turhallı

BasNews - İran rejiminin Kasım Süleymani suikastına karşı, Irak’ta bulunan ABD askeri üslerine yaptığı misilleme sonrası ABD Başkanı Donald Trump, İran ile bölgedeki gerginlik sebebiyle, Ortadoğu ülkelerini kapsayacak şekilde ‘NATO genişlemeli ve Orta Doğu'yu da bünyesine dahil etmelidir’ açıklamasında bulundu.

ABD Başkanı Trump yaptığı bu açıklama ile İran'ın bölgeye karşı bir tehdit olduğunu söyleyerek bu nedenle Ortadoğu ülkelerinin de NATO'ya dahil edilmesi gerektiğini dile getirdi.

NATO’nun Ortadoğu’ya doğru genişlemesi fikrini, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’e de ilettiğini belirten Trump, sözlerine şu şekilde devam etti: “Yeni bir isim de buldum, NATO’nun Ortadoğu bileşkesi için. NATO-ME (North Atlantic Treaty Organization/Middle East) Ne güzel isim. İsim bulmakta iyiyimdir.”

ABD Başkanı açıklamasının devamında, Stoltenberg’in de bu fikirden heyecan duyduğunu söyledi.

Trump’ın önerisi NATO'nun misyonunda bir değişimi mi öngörüyordu bilinmez. Oysa ki NATO’nun kuruluş amacı ve İttifak tüzüğü, kolektif savunma Paktı olarak, Ortadoğu'da değil, Kuzey Atlantik Anlaşmasında yer alan ülkelerde istikrarı ve refahı teşvik etmeyi amaçlıyor. Ayrıca, “Demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine kurulan halkların özgürlüğünü, ortak mirasını ve uygarlığını korumayı amaçlamaktadır” deniliyor. Bu değerlerle oluşan Atlantik Paktı’nın (NATO) Ortadoğu koşullarına nasıl uyarlanacağından çok, Trump’ın bu yaklaşımının ABD’nin Ortadoğu’daki askeri harcamalarının maliyetini başka ülkelere yükleme kurnazlığı olarak görenlerin yanısıra, Trump’ın her aklına estiğini söyleyen, stratejik akıldan yoksun birisi olduğunu düşünenler de azımsanmayacak düzeyde. Trump bu açıklamasında hangi Ortadoğu ülkelerini NATO'ya davet etmek istediğini açıklığa kavuşturmadı. 

Soğuk Savaş sürecinde Rusya'ya karşı savunma ittifakı olarak oluşan NATO'nun kuruluşundaki 12 üyesinden, şu anki toplam 29 üyesine kadar genişleyen üyelik katılımları ile, tamamen Kuzey Amerika ve Avrupa ülkeleri ile kısmen Asya'da yer alan Türkiye'den oluşmakta.

 Kuruluş bildirgesinde NATO’nun amacı şu şekilde belirtilmektedir; “Demokratik deǧerleri desteklemek ve üyelerinin sorunlarını çözmek, güven olușturmak ve uzun vadede çatıșmaları önlemek için savunma ve güvenlikle ilgili danışma ve iș birliǧi sunmaktır”.

NATO’da karar mekanizması, 29 üye ülkenin her birinin müșterek şekilde katılmak zorunda olduğu kararlardan oluşmaktadır. Tüm kararlar oy birliğiyle alınmaktadır. Trump’ın dile getirdiği NATO-ME’nin günümüz Ortadoğu’sunda ne anlama geldiğini, uygulanabilirliğini ve oluşma ihtimali halinde Kürtlerin askeri gücü olan Peşmerge ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (HSD) bu kapsamda yer alıp alamayacağını, Uluslararası ilişkiler Uzmanı Dr. Arzu Yılmaz’a sorduk.

Her fırsatta NATO’nun giderlerinden kurtulunması gerektiğini belirten Trump, neden İran Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin suikastle öldürülmesi ardından NATO–ME’yi gündeme getirdi?

Bu aslında ‘ABD, Irak’ın maliyetine daha fazla katlanma niyetinde değil’ demenin dolaylı ifadesi. Yani, ABD Irak’tan güçlerini çekeceğinin işaretini veriyor. Eğer Irak’ta bir ABD gücü olacaksa bu da ancak Irak’ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını dert edenlerin doğacak maliyete ortak olmasıyla mümkün olacak diyor Trump. Irak Parlamentosu’nun ABD askerlerinin geri çekilmesi konusunda aldığı karara Trump’ın verdiği cevap da aslında benzer işaretleri veriyor: ABD gücü Irak’ta kalacak olsa bile bundan sonra bunun maliyetini Irak devleti çekecek.

Ortadoğu’da IŞİD’ vb. kökten dinci radikal örgütlere karşı Uluslararası Koalisyon yoluyla mücadele edildi. Uluslararası Koalisyon yetersiz kaldığından mı NATO-ME projesine gidilmek isteniyor?

Yetersizlik değil söz konusu olan. ABD’nin NATO-ME önerisini gündeme getirdiği bağlamda öncelikli tehdit olarak tanımlanan IŞİD değil, İran. Yani, küresel bir terör tehdidine karşı uluslararası bir mücadeleden söz edilmiyor, doğrudan İran hedef alınıyor. Sözkonusu IŞİD olduğunda tehdit konusunda uluslararası toplumda bir mutabakat vardı. Ama İran konusunda yok. 

NATO-ME ile nasıl bir oluşum kast ediliyor ve nasıl bir oluşum ön görülüyor?

Henüz ayrıntılarını bilmiyoruz ama anlaşıldığı kadarıyla NATO ittifakının bir Ortadoğu kanadının kurulmasından söz ediliyor. Bu da bazı Ortadoğu ülkelerinin NATO’ya üyelik değil ama ortaklık üzerinden angaje olduğu bir model. Zaten NATO içinde bir ortaklık mekanizması var. Zira NATO’nun Irak misyonu 2011’den bu yana bu ortaklık mekanizmasına bağlı görev yapıyor. Şimdi önerilen ise bu ortaklık mekanizmasının bölgesel bir çerçeveye kavuşturulması. Ve başta İran’a karşı olmak üzere NATO destekli bir bölgesel askeri ve güvenlik ittifak sistemi oluşturulması. 

Uluslararası Koalisyon’un İttifağı Olan Peşmerge ve Suriye Demokratik Güçlerinin (HSD) NATO-ME’ye dahil  edilme ihtimali var mıdır varsa nasıl olabilir?

Her şeyden önce NATO-ME gibi bir oluşumun hayata geçmesinin mevcut koşullarda imkansız olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Benzer öneriler bundan iki yıl önce de gündeme geldi ve tek bir adım atılamadığı görüldü. Ama bir an için gerçekleştiğini düşünsek bile Peşmerge ve HSD ancak Irak ve Suriye ordusu üzerinden dahil olabilir.

NATO-ME, Türkiye’nin NATO içindeki rolünü azaltır mı, Türkiye’nin burda ki rolü nasıl olabilir?

Türkiye için çok arzu edilir bir sistem olduğunu düşünmüyorum. En azından Türkiye’nin halihazırdaki politik oryantasyonu Ortadoğu’da Batı’yla birlikte hareket etmek değil, Batı’nın boş bırakacağı alanı kendi başına doldurmak. Böyle bir oluşumun Türkiye’nin NATO içindeki ayrıcalıklı konumunu sarsacağına ise şüphe yok. 

Rusya ve Çin’nin olası NATO-ME’ye tepkisi nasıl olabilir?

Asla kabul etmeyeceklerini tahmin etmek zor değil. 

NATO-ME Kürtler açısından yeni bir statü sağlar mı?

Bu son günlerde üstünde çokça spekülasyon yapılan bir konu. Bakın, her şeyden önce böyle bir oluşumun ortaya çıkması NATO üyelerinin tümünün onayını gerektirir. Çünkü NATO’da kararlar oy birliği ile alınır. Halihazırda NATO içinde mevcut görüş ayrılıkları gözönüne alındığında da bu kararın çıkması çok zor. Hele bir de NATO-ME oluşumunun önermesinden menkul sorunlar düşünülecek olursa, bu imkansız. Dolayısıyla olmayacak duaya amin demek yersiz olur diye düşünüyorum.