Gazeteci - yazar Ali Fikri Işık: Kürt futbolu sadece futbol değildir!

21/08/2019 - 10:24 Kategori Söyleşi
Fotoğraf: Sosyal medya Fotoğraf: Sosyal medya

BasNews- Gazeteci – yazar Ali Fikri Işık’ın Amedspor’u ve Kürt futbolunu anlattığı “Amedspor Kaos ve Direniş” isimli kitabı Avesta Yayınları’ndan çıktı. Ali Fikri Işık ile Kürt futbolunu, Amedspor ve Dalkurd’u ve Kürt futbolunun geleceği üzerine konuştuk. “Futbol sadece futbol değildir” diyen Ali Fikri Işık, “Kürt futbolunun gelişmesi Kürt meselesine de pozitif yansır” dedi.

Kürt futbolu neden markalaşamıyor?

Markalaşma bir modernite ürünüdür. Eğer modern bir hayatınız, modern bir hukukunuz yoksa size ait bir marka olmaz. Kürtlerin modern bir hayat sürdürdüğü söylenemez. Modern hayat size ait hukuk içerisinde bizzat temsiliyetini sizin yaptığınız bir hayat olabilir. Biz başkalarının hukukunda başkalarının siyasi temsiliyle hayatımızı sürdürüyoruz. Varlığımız, kendi içerisinde başkalarını temsilen kendi i bir Türkiye takımı. Sınırlarını başkalarının koyduğu bir yerde kendinize özgü bir marka üretemezsiniz. Bir statünüz yoksa bunu yaratmanız mümkün değil. Bunlar olmaksızın Kürt futbolunun bir marka yaratmasının imkânı yok.

Ama Kürdistan Bölgesi federal bir yapı var…

Kürdistan, eğer merkezi hükümetle petrol anlaşmaları için sarf ettiği çabayı Kürt futbolunun uluslar arası alanda temsili için sarf ederse pekâlâ güneyli bir takım uluslar arası turnuvalarda yer alabilir. Çünkü FİFA’nın kuralı belli. Ya bağımsız bir devlet olacaksınız ya da federal bir yapıysanız merkezi hükümetin onayı olmalı. İlle de bağımsız bir devlet olması gerekmiyor. Yani kendinize ulusal bir takım yaratabiliyorsunuz, içeride ulusal bir lig de yaratabiliyorsunuz. Ama işte güneyde bu konuda bir adım atılmıyor. Güneyin öncelikleri arasında değil bu. Aslında Kuzeyin de gündeminde değil. İkisinin de siyasi öncelikleri arasında değil. 

Türkiye – Ermenistan arasında 14 Ekim 2009’da oynan maçla Ermeni meselesinin konuşulması, 1 Ekim 2017’de Katalonya bağımsızlık referandumunda Barcelona'nın ve İspanya Milli Takımı'nın önemli futbolcularından Gerard Pique’nin referandumu desteklemesi siyaset kadar etkiliydi.  Yani Kürt futbolu Kürt meselesini de görünür kılmaz mı?

İçine doğduğumuz verili dünyanın bizden önceki kodlarıyla da açıklanır. Güneyde ya da kuzeyde futbol siyaset, edebiyat, müzik gibi öncelikle görülse ön sıralamalarda gelse değişebilir. Mesela HDP’nin programında futbolla ilgili bir madde yok. Futbolla ilgili hiçbir programı yok. Siyaset futbola böyle bakıyorsa futbol siyasete rağmendir. Nitekim 2015 yılından sonra hendek dehşetinden sonra siyasetin kırılması, Kürtlüğün mağduriyet enerjisini sırtlayan futboldur. Bugün de öyle. Bugün futbol özellikle Kuzeyde siyasetten daha aktif, daha enerjiktir. Aslında Kürtlerin varlığını, enerjisini alıp yansıtan olgu futboldur. Bu kadar verilere rağmen siyaset halen ilgi duymuyor, plan yapmıyor, önünü açmıyor. Kürtler için öncelik siyaset onun dışındaki her şey araçsallaştırılmıştır. Yani zihinsel darlığımız nedeniyle Kürt futbolu gelişemiyor. Uluslararası temsileyete sahip değiliz.

Uluslararası temsiliyet anlamında DalKurd var. Böylesi takımlar çoğaltılamaz mı?

Dalkurd da başka bir hukuk içinde. Elbette adında ve her şeyiyle Kürdistanidir. Ama içinde bulunduğu hukuk Kürdistani değil. Çünkü aynı zamanda bir İsveç takımdır. Kürtlerin resmi bir temsili yok. Oranın da ciddi sorunları var. Bugün büyük maddi bir yardım kampanyası başlattı, dünyanın birçok dilinde kampanya başlattı. Paraya ihtiyacı var. Kürdistan Bölgesi’nin siyasete harcadığı paranın küçük bir bölümüyle Dalkurd kalkınabilir. Bu aynı zamanda Kürtlerin tanınırlığını arttırır. Şampiyonlar Ligi’ne katılabilse herkes Kürtleri duyar, Kürt meselesine pozitif enerjisi de olur. Bu devasa imkan orta yerdeyken kimse elini taşın altına koymuyor.

Yani mevcut dört ülkedeki Kürtleri düşünürsek Kürt futbolunu ayağa kaldırabilecek olan Kürdistan Bölgesi mi?

Evet, öyle demek doğru. Çünkü orada federal bir devlet, kurumları olan bir sistem var. Buna dair projeler yapabilir, sporcu yetiştirebilirler, takımlar kurabilirler. Bu Kürdistan Bölgesi’nin bütçesini sarsmaz. Yarışmacı takımlara destek sunabilirler. Elbette buna diğer egemen devletlerin itirazı olacaktır. Mesela Amedspor’u desteklemesinden Türkiye hoşnut kalmayacaktır. Ama bunun binlerce yolu var. Önemli olan buradaki enerjiye, futbolun enerjisine inanmak lazım. Futbol gerçekten sadece futbol değildir. Her şeyden önce kültürdür. Aklın pratik uygulanması, ahlaki ve etik değerler, estetiktir. 11 insanın işbirliğidir. Bununla bütünleşmiş milyonlarca insanın aidiyet duygusudur. Siyasetin insanları yan yana getirmesi gibi futbol da bunu yapıyor. Bu aynı zamanda siyaseti de etkiler. Bunu sen yaparsan futbol sana hizmet eder. Dil gibidir. Futbol dünyada bu kadar itibar sahibiyse görmemezlikte gelmek, taşıdığı potansiyele kapıları kapatmamak gerekiyor.

Sık sık sosyal medyada İstanbul’daki Kürtlere ‘Gelin takımlar kuralım’ çağrısında bulunuyorsunuz. Bu mümkün mü?

Aslında Kürtlerin en yoğunlukla yaşadığı şehir İstanbul. Ve böylesi büyük nüfus ne kategorik olarak ne de hiyerarşik bir temsiliyeti yok. Çünkü kurumları yok. Kendi kurumlarınızı yaratabilmenin en kolay ve sonucu mükemmel aktivitelerden biri futboldur. İstanbul’da niye Kürtlerin bir takımı olmasın?

Evet, neden olmuyor?

İstanbul’daki Kürtler yerli ve yerleşik olmadıklarının, eşit olmadıklarının bilincindeler. Kısmen korku ve içinde bulunduğu dar ekonomik faaliyetlerin zarar göreceğine dair endişeden dolayı olamıyor. Düşünsene her hafta Kürtler Vodafone Arena’da 50 bin Kürdün kendi takımını desteklemesi, yan yana gelmesi ne kadar güzel olur. Birbirini tanıma ve etkileme potansiyelini de beraberinde getirir. Ama işte yapmıyorlar. Herkesin ağzında kendine özgü, basit, sloganik hikayeleri var. Yaratıcı şeyler yok. Bu açmaz duruyor. Bu aynı zamanda Kürt meselesinin yıllardır neden sonuç vermediğinin de yanıtlarından biridir.

Kürt siyasilerinin futbola dair ilgileri ‘heyecanla’ anlatılırken ya da maçları izledikleri anlar sosyal medyada paylaşılırken Kürt siyasetinin Kürt futbolunun gelişimi için bir program yapamaması bir çelişki değil mi?  

Tabi ki bu bir çelişki. Kürt nüfusunun büyük bir kesimi futbolu ilgiyle takip ediyor hepsinin desteklediği bir takım var. Yaşadıkları ülkede ya da uluslar arası takımları destekleyip, İngiltere Premier Ligi’ni heyecanla takip eden binlerce Kürt var. Ya da çok sayıda Kürt Real Madrid hayrını. Böylesi büyük bir tutku var. Bu aynı zamanda yarışmaya davettir. Kürt meselesini çözelim dediğimizde bunun önünü tıkıyor, bizimle yarışmak istemiyor. Ama futbolda bu davete hayır diyemez. Ve rakibinizle yarışma potansiyelini taşıdığı için çok caziptir. Herkes kendi dünyasında bunun rekabetini, heyecanını, coşkusunu yaşayabilir. Biz şu an Japonların dediği gibi “100 yarım bir tam etmez” yaşıyoruz.

Bir de Kürt futbolunda erkeklerin gölgesinde kalan kadın futbol takımları var… Yüksekova Kadın Futbol Takımı, Amedspor Kadın Takımı gibi…

Son yıllarda Kürt şehir takımlarında Amedspor, Batman Petrolspor, Vanspor gibi birçok kulübün futbol takımı var. Kimi ikinci, kimi üçüncü ligde oynuyor. Transfer de yapıyorlar. Yani futbol kadınlar arasında çok ilgi çekici hale geldi. Yani Kürt gençliği kadınıyla, erkeğiyle futbola ilgi duyuyor. 2015’ten sonra futbol artık Kürtlüğün temsiliyeti haline gelmeye başladı. Taraftar derneklerinin kurulması, maçlarda bir araya gelmeye başladılar. Bir tek sorun var o da Kürtçe tezahürat dili değil hâlâ.

Kürt futbolunun gelişmesi, Kürtçenin tezahürat dili haline gelmesini ve Kürtçeye yeni bir alan açacak yani…

Futbolun coşkusuna kendi anadilinle yaşamak büyük bir adım olur. Yapılacak en büyük hizmetlerden biri mesela UEFA külliyatının Kürtçeye çevrilmesi, Kürtçe maç sloganlarının artması, takımlarını kendi dillerinde desteklemeleri Kürtçeyi de etkileyecektir. Deplasmanda rakibine onun hiç anlamadığı dille bir tezahürat yapılması rakibini de baskı altına alır. Mesela maçlarda Şivan Perwer’in, Ciwan Haco’nun şarkılarıyla desteklemek ya da Kürtçe sloganlar takımlarınızı da olumlu etkiler. Kürt takımlarının buna ihtiyacı var. Sermaye kesiminin de bunu önemsemesi lazım.

Sermaye kesimi nasıl etliler ki futbolu?

Bir şehir takımının yükselmesi için sermaye kesiminin de destek vermesi lazım. Kürt şehir takımlarının arkasında bir sermaye kesimi, ciddi bir bütçesi yok. Bir marka yaratabilmek için ciddi bir bütçe gerekiyor. Arkasında sermaye desteği olanlar Süper Lige çıkabiliyor. Malatyaspor gibi, Gaziantepspor gibi. Yani devletten ziyade kentin sermaye kesiminin tutumu önemli.

2015’ten bu yana “Futbol sadece futbol değil” dediniz. Bu biraz da karşı tarafın tutumundan kaynaklanmıyor mu? Mesela 31 Ocak 2016’da Ziraat Türkiye Kupası'nda Amedspor ile Bursaspor karşılaşmasında Spiker Gökhan Telkenar’ın Amedspor için ‘Onlar’ demesi, Ankara’daki maçta Amedspor yöneticilerinin saldırıya uğraması, Sakarya’da yaşananlar…

Öteki seni ötekileştiriyor zaten. Bizim durumumuz ötekileştirmeyle doğrudan ilgili. Bu durum bizde bunun bilincini yarattı. Kürt taraftarlar Kürtlük bilinciyle değil karşılaştıkları ırkçı saldırılar nedeniyle taraftar oluyor, takımlarını destekliyor. Bu durum birleştirici duyarlılık noktalarını da arttırıyor aslında. Yani karşı takım tarafından gördüğü muamele ya da Kürt takımlarına ‘güvenlik’ gerekçesiyle deplasmanda seyirci yasağı getirmesi bu kimliği de etkiler.

Sonuç olarak Kürt futbolunun gelişmesi için Kürdistan Bölgesi’ne önerileriniz ne olur?

Hükümet olarak spora ve futbola yatırım yapması gerekiyor. Dünyada bu işi mükemmel düzeyde yapan ülkeler, kurumlar var. Bunlar davet edilebilir, kurumsallaşma, tesisleşme ve bir spor yasası çıkartılabilir. Başur’da futbolu dernek zihniyetinden çıkarmak lazım. Hepsi şirketleşmelidir. Aktif bir futbol federasyonu kurulabilir. Yayıncılarla ilişkiler içine giren, futbolu besleyen bir yapılanma şart. Kim ne derse desin federal devletin dışında kalan tüm Kürt takımlar milli duygularla desteklenmeli, ihtiyaçları karşılanmalıdır. Sportif bir kimlik Kürt kimliğine de hizmet eder. Diplomasi yapmayı, lobiciliği de etkileyecektir Kürt futbolunun gelişmesi. Üstelik daha hızlı sonuçlar alınabilir. Kürt futboluna yatırım yapılmalıdır.