‘Ezdi kızlarımızın acıları görüntü ve reklam yüzü yapılmak isteniyor’

04/08/2019 - 15:27 Kategori Söyleşi

Ruken Hatun Turhallı

BasNews - IŞİD’in Şengal’e saldırısıyla gerçekleşen Ezdi Jenosidi 5. Yılına girdi. 5 yıldır hâlâ kayıp yakınlarından haber almaya çalışan Şengalli Ezdiler bir yandan da imkansızlıklar içinde hayata tutunmaya çalışıyor.

Şengal Güneşi İnsan Hakları Örgütü Başkanı, Ezdi kadın  Risala Şerkani ile Ezdi jenosidi, IŞİD’in eline esir düşmüş Ezdi kızlarının özgürleştikten sonra yaşadıkları travmalar ve zorluklar üzerine konuştuk. Şerkani, Ezdilerin trajedileri üzerinden rol çalanlar için şu noktaya dikkat çekiyor: “Ne yazık ki yürüttükleri çalışma ahlakları ve tarzları ile şimdiye kadar ağırlıkta sadece IŞİD'den kurtarılmış kadın ve kızlarımızın içinde bulundukları durumu suistimal etmenin dışında çokta bir şey yapmış değiller. Neredeyse bu uluslararası kurum – kuruluşlar için IŞİD'den kurtarılmış Ezdi kızlarından bir veya bir kaç tanesi sadece görüntü yüzü, reklam yüzü olmuş durumda.”

Şengal İçin İnsan Hakları Kurumu olarak neler yapıyorsunuz?

Kurumumuzun ismi Şengal Güneşi  İnsan Hakları Kurumu. Şengal katliamından sonra bu kurumu kurduk. Merkez ofisimiz Kürdistan Bölgesinin Başkenti Erbil'de. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak insan hakları çerçevesinde, Ezdiler için koruyucu kanunlar çıkartmak, kadın ve çocuklara destekler sunmak, özelliklede IŞİD'den kurtarılmış ailelere daha fazla hizmet etmek. Bu konuda hem Kürdistan Bölgesi’nde, hem de uluslararası kurumlar bünyesinde, IŞİD'den kurtarılmış ailelere, özellikle kadın ve çocuklara yaşadıkları psikolojiyi atlatmaya yönelik çalışmalarımız oldu. Bunun yanı sıra var olan ve yaratılan imkanlar çerçevesinde maddi olarak ta bu ailelere destek olmaya çalışıyoruz. Tabi burada en önemli çalışmamız, bu insanları yeniden nasıl normal bir toplum yaşamına katabiliriz. Bunun içinde ağırlıklı olarak kadınlarımıza iş ve çalışma imkanları yaratmaya çalışıyoruz. İş ve çalışma hayatına katılan, IŞİD'den kurtarılmış kadın ve kızlarımızın, hem kendi yaşamlarını idame etmek için maddi kazançlar sağlaması, hem de bu şekilde yaşadıklarını bir nebze üzerlerinden atarak toplum hayatına daha hızlı adapte olmalarını sağlamayı esas alıyoruz. Şimdiye kadar bu yönlü çalışmalarımızda kamplarda 15 küçük çalışma sahası yarattık. Bu çerçevede kamplarda açtığımız market, dükkan vb. yerlerde IŞİD'den kurtarılmış kızlarımızın çalışmalarına olanak sağladık. Mevcut kamplarda yürütülen en verimli ve en sonuç alıcı çalışmalar bunlar oldu. Çünkü bu kızlarımız hayata tutunmak için büyük bir özveri ve inatla hem yaşama tutunmak ve hem de yaşadıklarından kurtulmak için büyük bir başarı ile bu çalışmaları yürütmekteler.

Bu arada Irak hükümeti Sağlık Bakanlığı, kiliseler ve Kürdistan hükümeti ile farklı kontaklar kurarak IŞİD'den kurtarılmış kızlarımızın ve insanlarımızın sağlık ve psikolojik problemlerinin çözümü için destek alıyoruz. IŞİD'den kurtarılmış insanlarımızın, özellikle kadın ve çocuklarımızın yaşadıkları kötü ruh halleri, psikolojileri en büyük problem olarak karşımıza çıkmakta. Bizim kurum olarak çalışmalarımızın ana ekseni de buna bağlı olarak yürümekte. Şimdiye kadar da en büyük problemlerimizden biri çocukların IŞİD'in elindeyken gördükleri, tanık oldukları ve yaşadıklarının etkisinden kurtulamamış olmaları. Halen kafa kesme, öldürme, kol kesme, namaz kılma gibi IŞİD'den öğrendikleri şeyleri devam ettirme tehlikeleri mevcut. Yani kısmen de olsa bu çocukların düşünsel olarak IŞİD'in düşüncelerinden etkilendiğini söyleyebiliriz. Bizde çalışmalarımızın merkezine bu realiteyi koyarak, çözüm temelli çalışmalar yürütmeyi esas alıyoruz.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor, uyuyor ve iç mekan

IŞİD'den kurtarılmış kadın ve kızların yaşadıkları en çarpıcı sorunlar neler? Siz ağırlıklı hangi problemlerle karşı karşıya kalıyorsunuz?

IŞİD'in elinden kurtarılmış kadın ve kızlarımızın en temel problemleri kuşkusuz yaşadıkları ve tanık oldukları insanlık dışı uygulamalar ve psikolojik buhranlar. Ama kurtarılıp buraya geldikten sonrada bu durumdan kurtulmak için gerekli zeminlerin istenildiği düzeyde olmaması, ekonomik anlamda zorluklarla karşı karşıya kalmaları onları bu durumdan kurtarmaktan çok daha da zorlu bir duruma itmekte. IŞİD'in elinden kurtarılıp getirildikten sonra hemen kamplara gönderiliyorlar ve hepimiz kamp yaşantısını, kamptaki zorlukları, özellikle de basit yaşam koşulları için bile kampların ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu durumlar, bu insanlarımızı çok zorluyor. Kaldı ki gelenlerin içerisinde yaralı olanlar da oluyor. Özellikle Suriye sahasında, Baxoz'da yaşanan savaşlarda yaralanmış insanlarımız geliyorlar ve şimdiye kadarda bu insanlarımızın bir çoğunun bu yaralarının tedavileri için yeterince imkan ve olanak yaratılmış değil. Biz kendi imkânlarımız doğrultusunda bir kısmını Erbil'e getirerek ameliyat etmeye çalışıyoruz ama bizim de bu konuda ki imkanlarımız sınırlı olduğu için yeterli olamıyoruz.

Yani şunu belirtmek istiyorum, bu insanlarımızı IŞİD'in esaretinden kurtarıyoruz ama bu insanlarımızı kurtarıp buraya getirdikten sonra onlara basit bir yaşam imkânı sunabilmek için gerekli plan ve program oluşturma konusunda çok eksiklikler bulunmakta. Özellikle kadınlarımız ve kızlarımız esir düştükten sonra toplum yaşantısından bir bütünen kopartılarak, kapalı alanlarda sadece cinsel obje olarak kullanıldılar ve bu insanların toplum, insan ilişkilerinde ister istemez zayıflamalar oldu. Bu kadın ve kızlarımızın mevcut haliyle en büyük problemleri, tekrardan toplum, insan yaşantısına adapte olma sorunları en belirgin problem olarak karşımıza çıkmakta. Bunun yanında en basit olarak hayatlarını idame edebilecekleri bir gelirlerinin olmaması ki bu kadın ve kızlarımızın birçoğu IŞİD'lilerden olan çocuklara sahip. Yani bu çocukların babaları ya savaşlarda öldürülmüş ya da halen oralarda IŞİD'in içinde yer almakta. Bu kadın kızlarımız kendi başlarına bu çocukları yaşatmak ve büyütmek zorundalar. Yani bu konuya ilişkin kısaca şunu belirtebilirim, ne yazık ki bu insanlarımızı ruhsal, psikolojik ve ekonomik olarak tedavi edebileceğimiz, onları hızla toplum hayatına adapte olabilecekleri imkanları yaratabileceğimiz sağlık yada rehabilitasyon merkezlerine ihtiyacımız var,  ama ne yazık ki şimdiye kadarda böylesi bir çalışma bulunmamakta.

Yani IŞİD'den kurtarılmış bu kadın ve kızlarda geleceğe dönük bir umutsuzluk, kırılma var diyebilir miyiz.?

Elbette. Bu insanlar doğal yaşamlarından koparılarak kaçırıldılar ve toplum hayatından uzaklaştırıldılar. Düşünün ki bunların bir kısmı 4- 5 yıl IŞİD'in elinde esir kaldılar. Bu süre bir insanın psikolojisinin ve ruh halinin bozulması için epey uzun bir süre. Bu insanlar geldikten sonra ilk yapılması gereken, uzman psikologlar eşliğinde iyileştirme imkânları sunmaktır. Ama maalesef bizim bu türden imkânlarımız olmadı ve halende yok. Dediğim gibi bu insanları en hızlı  şekilde bu toplumdan kopartılmış, izole edilmiş yaşam alışkanlıklarından kurtararak toplum ve insan yaşantısına kazandırmak gerekiyor. Orada tamamen şiddete dayalı, baskıcı ve tehditvari uygulamalarla karşı karşıya kaldıkları bir yaşamın içerisinde geçirdiler bu esaret süreçlerini. Hatta bunun dışında IŞİD, uygulamaları ve yaklaşımları ile bu insanlarımıza başkalarını öldürme zorunluluğu ile karşı karşıya bırakmış. Yani hayatta kalabilmek, yaşamını sürdürebilmek için başkalarının hayatını sonlandırma seçeneği. Şunu da söyleyebilirim, bazılarının ideolojik düşünce ve bakış açıları bile değişmiş bu esaret sürecinde. Bu nedenle esaretten kurtarılarak geri dönenlerin yeterli desteği görememeleri ve orada kendilerine yapılan dayatmalar sonucu kabul ettikleri bazı gerçeklikler sonucu, geldikten sonra ister istemez umutsuzluk ve kırılmalarla karşı karşıya kalıyoruz.

Elde ettiğiniz izlenim ve tecrübeler sonucunda kurum olarak, ne türden projelere ihtiyaç var? Özellikle kadınlar konusunda? Kürdistan hükümeti, Irak hükümeti, yabancı devletlerden bu yönlü ne türden talepleriniz olabilir?

Öncelikle bir şeyler, ya da yeni projeler yapılması konusunda çok ümitsizim. Çünkü zaten yapılsaydı şimdiye kadar bu 5 yıllık süreç içerisinde yapılabilinirdi. Şimdi bir kaç gün sonra Ezdi katliamının, jenosidinin 5. yılına giriyoruz. Ve biz Ezdiler halen bu katliamı yaşıyoruz. Katliamın içindeyiz halen. Şimdiye kadar da yaklaşık 2 bin Ezdinin akıbeti belli değil. Halen IŞİD'in elinde esirler mi yoksa öldürüldüler mi bunları halen bilmiyoruz. Toplu mezarlar açılıyor, tam bir vahşet. İşin kötü tarafı Şengal'de halen IŞİD var ve birkaç gün önce IŞİD’lilerle girilen çatışmada birkaç IŞİD'li öldürüldü. Bütün bu gerçekler ister istemez bizi ümitsizleştiriyor. Yani ne Irak hükümetinin, ne Kürdistan hükümetinin nede uluslararası devletlerin Ezdiler için, Ezdi kadın, kızlar için bir şey yapmak isteyecekleri beklentisi oluşmuyor. Ezdi toplumun 3/4'ü halen kamplarda yaşamakta ve gelecekleri ile ilgili ne olacağı konusunda bir netlik yok.

Ama bir şey yapılabilir mi derseniz, öncelikle en basitinden bu esaretten kurtarılmış kadın ve kızlarımız için, Irak ve Kürdistan hükümetlerinin daha önceki Baas dönemi siyasi tutuklulara yönelik aldığı karar doğrultusunda, bu siyasi tutsaklara tanınan imtiyazlar gibi bu kadın ve kızlarımıza basit bir yaşam idamesi bile olsa bir maaş bağlanabilinir. Yani bu insanlarımıza ayda verilebilecek  500 – 600 usd  (Irak ve Kürdistan Bölgesi’nde bu miktar Türkiye’deki asgari ücrete denk gelen bir miktar) en azından bu insanlarımızın bir nevi rahatlamasını sağlayacaktır. Mesela Şengal katliamında hayatlarını kaybetmiş insanların çocukları şehit çocukları olarak kabul edilebilinir ve bunlara şehit  ailelerinin imtiyazları tanınabilinir. Yine esaretten kurtarılmış kadın ve kızlarımız için rehabilite merkezleri kurulabilinir ve bu kadın, kızlarımız buralarda uzman kişiler eşliğinde tedavi görebilirler. Yani bu insanlarımıza geleceklerine ilişkin bir beklenti ortamı sağlamamız gerekli. Yine çocukların büyük bir kısmı eğitim – öğretimden uzak kaldılar. Bu nedenle bu çocukların hızla eğitim sistemine geçiş yapabilmeleri için özel bazı eğitim merkezleri oluşturulmalıdır. Ve en önemlisi de bütün bu esaretten kurtarılmış insanlarımız çalışmak istiyorlar. Bu nedenle de bu insanlarımıza çalışma ortamları ve koşulları yaratılabilinmelidir. Özellikle kadın ve kızlarımızın sadece yardımlar üzerine hayatlarını kurmaları ve şekillendirmeleri hususunu asla kabul edemeyiz. Kadın ve kızlarımız kendi iş güçleri ile çalışma imkânları ile kendi hayatlarını, geleceklerini kurmayı daha çok isterler. Yani aylık olarak basit yaşam ihtiyaçlarını karşılayacak bir maaşın yanı sıra bu insanlarımıza iş ve çalışma imkanları da yaratılmalıdır.

Birçok uluslararası kurum ve kuruluşta destek amaçlı geliyor ve yürüttükleri çalışmalarda ortada. Şayet bu uluslararası kurum ve kuruluşlar sağlıklı ve sonuç alıcı çalışmalar yürütebilseydiler, içinde bulunduğumuz durum daha farklı olabilirdi. Ama ne yazık ki yürüttükleri çalışma ahlakları ve tarzları ile şimdiye kadar ağırlıkta sadece IŞİD'den kurtarılmış kadın ve kızlarımızın içinde bulundukları durumu suistimal etmenin dışında çokta bir şey yapmış değiller. Yani belki ilk kez buradan sizin aracılığınızla bir şey paylaşmak istiyorum. Neredeyse bu uluslararası kurum – kuruluşlar için IŞİD'den kurtarılmış Ezdi kızlarından bir veya bir kaç tanesi, sadece görüntü yüzü, reklam yüzü olmuş durumda. Ezdi kızlarımızı bu şekilde kullanmak suretiyle kendilerini ve çalışma dedikleri şeylerini yürütmeye çalışıyorlar. Yani bu kurum – kuruluşların şimdiye kadar ciddi anlamda bir şey yapmadıklarını söylersek, çok da abartmış olmayız. Çünkü eğer gerçekten yapmış olsaydılar, durum şimdi bu şekilde olmazdı. Bu nedenle de bizim önerimiz bu kurumların daha dikkatli bir şekilde denetlenmesi ve kontrol altında çalışmalar yürütmesidir. Çünkü bu kurumların birçoğunun en büyük çalışması, gelip sadece fotoğraf çekmek. Çektikleri resimleri ispat olarak gösterip  yardım yaptıklarını söylüyorlar. Bu konuda şahit olduğumuz ve karşılaştığımız birçok örnek mevcut.

Uluslararası devletler, kurum – kuruluşlar insan haklarına saygı temelinde, Ezdi toplumuna yaşatılmış katliam ve soykırımı kabullenerek, daha profesyonelce destek ve yardımlarda bulunmalıdır. En önemlisi de Ezdiler için kalıcı bir çözüm yaratma hususunda bazı adımlar atmalıdırlar. Uluslararası devletler, camialar her ne kadar insan hakları vs. konularından sıkça bahsetseler de şunu açıkça belirteyim ki şahsen benim onlara karşı ne ümidim nede inancım bulunmakta. Sadece menfaatleri doğrultusunda hareket etmeyi kendilerince insan hakları adımları olarak görüp, benimsiyor ve kabul ettirmeye çalışıyorlar.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi

IŞİD'den kurtarılmış birçok kadın ve kızımızla karşılaştınız. Bunların içerisinde sizi en çok etkileyen bir örnek verebilir misiniz?

Kuşkusuz hepsi etkileyici ve üzücü gerçekliklerle karşı karşıya kalmış insanlar. Ama en çok etkilendiklerimden birisi, gözlerinin önünde annesi katledilmiş bir Ezdi kızı ve onun anlattıkları. Şimdiye kadarda psikolojisi, ruh hali düzelmedi bu kızın. Bunun dışında, IŞİD'liler bu kıza, öldürdükleri insanların kanlarına dokunması ve hatta içmesi için zorlamada bulunmuş. Tabi bu tür şeyler anlatıldığında ister istemez biz de zorlanıyoruz. Yine bir süre önce IŞİD'den kurtarılmış bir kadını tedavi amaçlı Bağdat'a götürdüğümde 2 çocuğunu burada Kürdistan'da bırakmıştı. Bir akşam çocukları ile konuşurken çocuklardan birisinin kardeşinin çok aç olduğunu söyledi ve kadın büyük çocuğuna “Git dondurma sat, kazanacağın parayla kardeşine süt al” dedi. Yani öyle bir durum ki çocukları karınlarını doyurabilecek bir parça ekmek bulamaz haldeler. Bu türden durumlar bizi çok etkiliyor tabi. Günlük olarak sağlık problemlerinden, ilaç ihtiyaçlarından dolayı bizi arayanlar var.  Bunların yanı sıra, erzak, elbise, ayakkabı, çorap vs. ihtiyacı olan insanlar günlük olarak bizi arıyorlar.

Yani sonuç olarak şunu belirtebilirim, bu insanlar her konuda zorluk yaşamaktalar ve yardıma ihtiyaç duymaktalar. Ekonomik konularda, sağlık konularında, psikolojik destek konularında, yeniden toplumla kaynaşma konularında vb. konularda bu insanlar ciddi anlamda yardıma ihtiyaç duymaktalar.