Muna Kahveci: İnsan hakları savunucusu olarak dünyanın neresinde zulüm olursa karşısında dururum

30/05/2019 - 12:21 Kategori Söyleşi

Ruken Hatun Turhallı

BasNews- Kürdistan Bölgesi, Kürtler, Türkmenler, Keldaniler, Asuriler gibi farklı etnik ve birçok dini grupların asırlarca bir arada yaşadığı,  hoşgörü kültürünün yaşama hâkim olduğu, bütün etnik ve dini grupların anayasal haklarının güvence altına alındığı bir defakto ülkedir. 25 Eylül 2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumuna bütün bileşenler destek verdi. Kürdistan bağımsızlık referandumu sürecinde Türkmen Reform Partisi’nin üst düzey siyasetçisi Muna Kahveci bu duruma en iyi örnektir. Muna Kahveci Kürdistan Bölgesi’nde bu ortak yaşam kültürü içinde büyüdü ve burada akademik eğitimini tamamlayarak, hem insan hakları savunucusu hem de bir Türkmen siyasetçi olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki bütün aktif çalışmalarda yer aldı. Muna Kahveci şu an Türkmen Reform Partisi milletvekili ve aynı zamanda Kürdistan Bölgesi Parlamentosu Başkan Yardımcılığı görevini yürütmekte. Kürdistan referandumuna verdiği destek nedeniyle Türkiye tarafından vize yasağı uygulanan Muna Kahveci ile Kürdistan’da yaşayan Türkmenler, Kürdistan bağımsızlık referandumu ve güncel siyaseti konuştuk. 

Türkmen Reform Partisi’nin, kuruluşu, çalışmaları, Kürdistan Parlamentosu’ndaki temsiliyeti, yine sizin parti içerisindeki konum ve çalışmalarınıza ilişkin bize kısaca bilgi verebilir misiniz?

Türkmen Reform Partisi 2005 yılında kuruldu. Kuruluşundan bu yana 3 dönemdir Kürdistan Parlamentosu’nda yer alıyor. 2013 seçimlerinde Türkmen Reform Partisi Başkanı Abdulkadir Bezirge'yle Kürdistan Parlamentosu'na girmeye hak kazandık. Ben de bir dönem Türkmen Reform Partisi Halk Başkanı olarak parlamentoda çalışmalarımı yürüttüm. Türkmen halkının temsilciliğini yaparken, halkımın desteği ve önerileriyle son seçimlere katılma kararı aldım ve seçildim. Türkmen halkı olarak Bölge Parlamentosu'nda 5 sandalyelik kotamız var. Ben Türkmen adaylar arasında en yüksek oyu alarak seçilerek parlamenter olmaya hak kazandım. Akabinde Parlamento Başkan yardımcılığına seçildim. Elbette bu konum Kendim ve halkım için gurur vericidir. Irak ve Kürdistan Bölgesi'nde Türkmen Halkı'nın temsilcilerine böylesi önemli görevleri yürütme fırsatı ilk kez sunuluyor. Ben de sunulan bu imkâna sadık kalarak, ayrımcılık yapmadan halka hizmeti esas alacağım. Kürt, Türkmen, Arap, Asuri, Süryani bütün halkları temsil etme ve onlara hizmet etmekten sonuna kadar gurur duyacağımı da belirtmek isterim. Kürdistani bir şahsiyet olarak, Kürdistan'a inanıyorum. Buradaki halklar, hepimizin kabulü, ortak bayrak altında yaşıyoruz. Bunun için yüz binlerce Peşmerge kahramanca mücadele etti, şehit düştü. Türkmenler de Kürdistan Bölgesi'nde ikinci büyük halk grubu olarak kabul görüyor. Parlamento Başkan Yardımcılığı’na seçilmiş olmam, Türkmenler için de ayrıca önemli ve bende sorumluluğumun farkındayım.

“Kürdistan’da Parlamento Başkanlığı’na ve Başkan Yardımcılığı’na aynı anda 2 kadının seçilmesi Ortadoğu’da bir ilktir”

Parlamentoda anadiliniz Türkmence yemin ettiniz. Leyla Zana TBMM’de Kürtçe yemin ettiğinde en ağır cezalara maruz kalmıştı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kürdistan Parlamentosu yemin töreninde, yasalara bağlı olarak hakkımız gereği 5 Türkmen milletvekili, yeminimizi büyük bir gururla kendi anadilimizle ettik. Kürdistan'da diğer halkların, Türkmenlerin, Asurilerin, Süryanilerin, Keldanilerin, burada yaşayan bütün halkların kendi anadillerinde konuşma, yazma imkanı ve hakları garanti altına alan bir yasa var. Kürdistan Parlamentosu’ndaki yemin töreninde ben de yemini hem Türkçe hem Kürtçe okudum. Yemini kendi anadilimde rahatça okuyabilmem,  halklarımıza daha fazla hizmet etme,  onlara daha fazla bağlılık ve çalışmalar için de bizi daha fazla umutlandırdı. Orada ettiğimiz yemin önemlidir. Sonuna kadar da o yeminimize bağlı kalacağız.

Kadın bir parlamenter ve Başkan yardımcısı olarak, ki aynı zamanda Parlamento Başkanı da bir kadın, genel anlamda Kürdistan Parlamentosu’ndaki kadın temsiliyetini nasıl görüyorsunuz?

Hangi halktan olursa olsun keşke kadına daha fazla rolünü oynayabilme imkanları sunulabilinse. Kadınların daha fazla siyasi hayata girebilmeleri için pozitif ayrımcılık olmalı. Kadınlarla erkeklerin omuz omuza çalışması, demokrasiyi daha ileriye taşıyacaktır. Türkmen Halkının desteğiyle yeniden milletvekili olmaya hak kazandım. Tabi bir kadın olarak ben de bu görev için kendime güvendim. Başarıya ulaşabilmek için kişinin kendisine güvenmesi gerekli. Kadının inancı zayıf, güvensizse, yetkiyle donatılsa bile başaramaz. Kürdistan Parlamentosu, Irak geneli ve hatta Ortadoğu devletlerinde ilk kez hem parlamento başkanlığı hem yardımcılığına aynı anda iki kadın seçiliyor. Gurur verici, güzel bir adım. Kurulacak yeni kabinede de kadınlara daha fazla   yer verilecektir diye düşünüyorum. Bu daha çok halklarımızın yararına olacaktır. Kadınlar, daha analitik düşünebildikleri için, daha sağlıklı karar alabiliyor ve uygulayabiliyorlar.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve iç mekan

BAAS Dönemiyle şimdi kıyaslandığında, Irak'ta yaşayan Türkmen halkının yasal hakları konusunda nasıl bir fark görüyorsunuz, Kürdistan'daki durumlarını nasıl yorumlarsınız?

Saddam rejimi ile bugün arasında büyük farklılıklar var. Siyasal, kültürel, sosyal, ekonomik ve yaşamın bütün alanlarında bu böyledir. Kürdistan'da koşullarımız çok daha iyidir.  Kürdistan'da kendi anadilimizle her yerde konuşabilme, okullar açabilme, çocuklarımızı anadilimizle okutabilme, siyasal, sosyal, ekonomik çalışmalarda yer alma haklarımız var. Ancak Irak'ta önemli görevlerde şimdiye kadar Türkmenlere yer verilmedi. Parlamento ve hükümette Türkmenlere hala ciddi görevler verilmemekte. Daha önceki hükümette bir bakanlık verilmişti. Şimdi onu da aldılar. Bu da bir gasptır aslında. Her nerede olunursa olunsun kendi haklarımızın da başkalarının haklarının yenilmesine asla rıza göstermeyiz. Kürdistan’da durum daha olumludur. Türkmen siyasi partileri siyasal çalışmalarını özgürce yürütebiliyor, haklarına sahip çıkabiliyorlar. Salt parlamento çalışmaları değil, yerel yönetimlerde temsil haklarını kullanabiliyorlar. Yeni hükümette Türkmen halkı olarak, Bölge Başkan yardımcılığı talebimiz oldu. Kürdistan'da Kürtler, Türkmenler, bütün diğer halklar kardeşçe ve barış içerisinde hayatımızı idame edebiliyoruz. Sayın Mesud Barzani de bir Kürt lider olarak her zaman Türkmen Halkının yanında ve büyük destekler sundu. Bağdat'ta Irak Anayasası hazırlanma aşamasındayken, Türkmen halkının anayasal güvence altına alınması için çok çaba harcadı. Bu nedenle, burada yaşayan Türkmen halkı olarak Sayın Mesud Barzani'yi hem çok seviyor hem de büyük bir saygı duyuyoruz. Sayın Mesud Barzani Kürtler için talep edilen bütün hakların aynısını Türkmenler için de talep ediyor, Kürt halkına sahip çıktığı kadar, Türkmen halkına da sahip çıkıyor. Sayın Mesud Barzani'nin desteği bizim için çok değerlidir, Türkmenler olarak, sahip çıkabileceğimiz iradeye sahip olmamız gerekiyor. Özet olarak şunu da belirtmeliyim ki; Türkmenler olarak Kürdistan Bölgesi’nde hiç bir problem yaşamadan, kardeşçe, birlik çatısı altında hayatımızı sürdürmekteyiz.

Kürdistan Bölgesi’nde kaç Türkmen partisi çalışma yürütmekte, kendi aralarında ilişkileri nasıl ve Kürdistan hükümeti ile ilişkileri ne düzeyde?

Kürdistan Bölgesi’nde yaklaşık 11 Türkmen partisi mevcut. Bunların yanı sıra hareket ve dernekler de bulunmakta. Kürdistan Parlamentosu’na katılma ve çalışma hakkı kazanan 2 Türkmen partisi var. Kendi aramızdaki ilişkiler gayet iyi. Daha da iyi olması için çalışıyoruz. Halkımızın çıkarlarına ilişkin toplantılar yapıp, ortak kararalar alıyor ve ortak bildiriler yayınlayabiliyoruz. Geçen hafta, ortak görüşler elde edebilmek için Türkmen partilerini parlamentoya davet ettim, Türkmen Cephesi dışındaki tüm partiler katıldı. Onların davetine biz teşrif etmiştik. Dilerim ileride yapacağımız farklı toplantılara katılım gösterirler. Bir araya gelmemizi halkımız istiyor. Bu, halkımızın çıkarına olan bir şey. Türkmen partileri, hareket ve dernekleri ile diyaloglarımızı sürdürme, güçlendirme konusunda ısrarlı olacağız.

Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar, masa, ayakkabılar ve iç mekan

Fotoğraf: Muhammed Dergelî

Kamuoyu sizi Kürdistan bağımsızlık referandumuna verdiğiniz destekle tanıyor. O dönem neler yaşadınız?

Türkmen halkına sonuna kadar güveniyorum, kimliğimle onur duyuyorum. Allah’ıma, beni Türkmen olarak yarattığı için minnettarım. Unutmamak gerekir ki akıl ve mantık çerçevesinde siyaset yapıyoruz. Sadece sosyal medyayı tatmin etmek için uğraşmıyoruz. Baas- Saddam döneminde diğer bütün halklar gibi Türkmenler de hiçbir hakka sahip değildi, hiçbir güvenceleri yoktu. Hem Türkmen hem diğer halklar, bağımsızlıklarını, haklarının anayasal güvenceye alınmasını talep ettiklerinde, sonuna kadar desteklerim. 25 Eylül 2017'de bağımsızlık referandumu sürecinde, Referandum Konseyi’nde yer aldım. Hem Türkmen hem de kadın kimliğimle tereddütsüz, destekledim. Kürdistan Bölgesi’nde yaşayan bütün halkların bağımsızlık referandumuydu bu referandum. Kürdistan'da yaşayan farklı halklardan oluşmuş 17 partinin kararıyla gerçekleşti ve yüzde 92'lik bir sonuç alındı. Kerkük’ün bu referanduma dahil edilmesi, burada yaşayan halkların talebiydi. Onlara, “Biz Kürdistan Özgürlük Referandumu yapıyoruz ama siz başka bir ülkedesiniz, katılamazsınız” diyemezdik. Referandumun büyük etkileri oldu. Kürdistan Bölgesi’ndeki tüm halklar için kazanımları oldu. Sadece bir parti ya da liderin çıkarına değildi. İptal talebi de hiç bir partinin ya da liderin haddine olamaz. Yeniden bir referandumun yapılma şansı yok ama şayet yeniden yapılırsa eminim ki, bu defa yüzde 92 değil, yüzde 99’luk bir sonuç ortaya çıkar. Çünkü bu, en doğal, en tabi hakkımız.

Referandum sürecinde komşu devletlerin tepkileri, özellikle Türkiye'nin bana, aileme gösterdiği özel tepki beni daha da hırslandırdı. Siyasette de etkinsen bir politikacı olarak, karşı taraf etkiyi kırmak için, o kişiyi cezalandırmaya çalışır. Türkiye bana bireysel vize başvurusu yasağı getirdi. Ortak dil, kültür, soydaşlıktan dolayı Türkiye halkına yakın görüyorum kendimi. Tatillerde hep giderim. Bu yönüyle bu karar beni üzdü, diyebilirim.

Peki, böyle bir karar bekliyor muydunuz?

Kesinlikle beklemiyordum. Seyahat vize başvurusu yapmıştım, gecikti. Yanımda çalışan kişiye verilmiş ama bize ailece verilmemişti. Unutulduğunu düşünerek, konsolosluğu aradım. “Unutmadık ama, farklı bir sorun var“ dediler. Sonraki aramalarıma da hiç yanıt vermediler. Bunlar önceki milletvekilliğim döneminde yaşandı. Bir gün tesadüfen Başkonsolosla karşılaştım. Sayın Hakan Karaçay'ın kendisine beni tanıyıp tanımadığını sordum. Tanıdığını söyledi. Bunun üzerine vize başvurumun neden geri çevrildiğini sordum. Güldü ve“Sen ne hata yaptığını gördün mü?” diye sordu. Ben de “Hata yapmadım, hala da yaptıklarımla gurur duyuyorum,  başkaları size yalan, yanlış raporlar sunarak, sizi yanlış yönlendiriyor. Bu benim tarzım olamaz. Karakterime aykırı bir durumdur” dedim. Kürdistan Özgürlük referandumunu destekledim ve bu kesinlikle yanlış bir şey değildi. Her zaman söylediğim gibi şimdide söylüyorum, bu benim için gurur verici bir şey. Burada Efrin konusunu da tartıştık. Ben Efrin konusunda da farklı fikirlere sahip olduğumu belirttim. Orada yaşayan halkların haklarını savunduğum için yine ters düştüm. Çünkü “Efrin'de birçok halk, Türkmenler de dâhil, huzur içerisinde birlikte yaşıyorlar. Siz sadece Ulusal güvenliğiniz için burada yaşayan halkların huzurunu bozamazsınız” dedim. Bir Türkmen olarak Efrin'de yaşayan Türkmenlerin haklarını ve huzurunu savunmak benim en doğal hakkım. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir Türkmen ya da başka bir halktan bir sivil vatandaş haksızlığa uğradığında tavırsız kalamam. Çünkü bu benim insani bir refleksimdir. Meclis Başkan Yardımcısı, bir avukat, insan hakları savunucusu olarak duruşum bu olmalı. Görevimi yapmaktan onur duyuyorum. Vize yasağı bir yıl öncesine ait. Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) resmi yayın organı geçenlerde haber yapınca, güncellendi. Vize yasağı, Türkmen partilerin beni temsilci görmedikleri yazılmış. İki alakasız konu, bu iki hususta da yanlış haber yapmış. Bunu belirtmek istiyorum.

Sizce neden böyle bir haber yapıldı?

Geçen hafta bütün Türkmen partilerin ileri gelenler, önemli şahsiyetler, siyasetçiler ve Erbil Valiliği’nde görev yapan Türkmen yetkililere iftar davetiyesi gönderdim. İlk kez bu kadar geniş Türkmen temsilcileri bir araya toplandık. Yemek sonrası toplantımız oldu. İlk defa sonuç alıcı bir toplantı oluyor. YNK yayın organında haberin yanlış verilmesi bununla ilgili olsa gerek. Benim bireysel olarak aktif çalışıyor olmam onları rahatsız ediyor olabilir diye düşünüyorum. Bundan dolayı da bu şekilde yalan – yanlış haberlerle bir antipropaganda yaptıklarını sanıyorum. Ellerine sağlık. Vize konusunu asla kamuoyu ile paylaşmayı düşünmüyordum ama şimdi bu haberle vize konusu gündeme gelmiş oldu. Türkiye Cumhuriyeti devleti, demokrasi ilkelerine saygı gösteren, içinde barındırdığı bütün halklara saygı gösteren medeni bir devlettir. Hakkımda da böyle bir karar alabileceklerini hiç bir zaman tahmin etmemiştim. Tahminen burada yaşayan ve Türkiye devletine yalan – yanlış bilgi veren kişilerin verdikleri raporlar sonucunda böylesi bir karar alındı. Bundan dolayı asla soydaşım olan Türk halkına kırgın olamam. Bu sene ya da önümüzde ki sene vize yasağından dolayı çok sevdiğim Türkiye'ye gidemeyebilirim ama bir süre sonra,  bu yasak kalktıktan sonra yine gider hasret gideririm. Diyelim ki bu yasak hiç kalkmadı, ben hiç bir zaman gidemedim. Olsun, Türkiye halkını her zaman çok sevdim ve her zaman çok seveceğim.

Daha önce Kerkük Valisi Necmeddin Kerim ile yaptığımız röportajda, Kerkük için “Komşu devletler müdahil olduklarında her şeyi bozuyor, problem üretiyorlar” demişti. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Kerkük, çok hassas bir konu, geleceğe ilişkin, Kürdistan Bölgesi'ne bağlanıp bağlanmama kararını Kerkük halkı kendisi vermelidir. 16 Ekim ihaneti yaşanmadan önce, Kürdistan Peşmergeleri, Kerkük'te yaşayan halklara eşit mesafede, kentin güvenliğini sağlıyorlardı. Peşmerge, IŞİD ile savaşta şehitler verdi. Ekim ihanetinden sonra, Peşmergenin kentin dışına çıkması sonrası,  kentin güvenlik sorunu büyüdü.  Kerkük'te yaşayan Türkmen halkımız, ileri gelenleri, güvenlik başta olmak üzere bize ulaşıp yaşadıkları zorlukları, hayatın çekilmezliğini iletiyorlar. Kerkük sorunun çözümü için en iyi yol, Irak Anayasası’nda belirlenen 140. maddenin sağlıklı ve şeffaf bir şekilde uygulanmasıdır. Referandum ile kazanılan haklar uygulanmalıdır. Irak Hükümeti tek taraf çıkarına ele alıyor yasaları. Yok şayet tüm halkların çıkarını esas alacaksa, bütün kesimlerin onayı ile kabul edilen anayasayı uygulamak zorundadır. Bağımsızlık referandumun ilk şehidi de Türkmenlerdendir. Türkmen Reform Hareket’inin Mendeli ve Xurmato 4.Kurultayına katılan parti bileşenlerimiz ve halkımız dönüşte Irak asayiş güçleriyle bir tartışma yaşıyorlar. Bir mermi geliyor, Türkmen vatandaşımızın gözüne isabet ediyor ve bu vatandaşımız burada hayatını kaybediyor. Türkmen halkı da bedeller ödüyor. Kürdistan'ın özgürlüğü için. Biz de katılıyoruz bu referanduma ve sonuçlarına. Bu bizim için onurlu bir şeydir. Bütün devletler kendileri için bir yol haritaları belirlerlerken, bizim belirlediğimiz yol haritasının doğruluğuna geliyorlar. Problemlerin şiddetle, silahla değil, barış ve müzakere ile çözülmesinden yanayız. Türkmenler olarak, Kürdistan Bölgesi'nde her zaman aktif siyasetin içerisinde ve burada yaşayan bütün halkların çıkarlarını esas alan çalışmalarda,  belirgin olarak yer alacağız.

“Kerkük Kürdistan Bölgesi’ne bağlanırsa, Kerkük'te Türkmenler, Kürtlerden sonra ikinci büyük halk olacak” deniliyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Kürdistan Bölgesi’ne bağlanmadan da ikinci nüfus yoğunluklu halktır. Yeni hükümetin kurulması ile Kürdistan Bölgesi'ndeki tüm halkların anayasal güvence teminatını,  Meclis oturumları ile daha da güçlendireceğiz. Kerkük'ün,  Kürdistan Bölgesine bağlanması burada yaşayan bütün halkların menfaatine olacaktır. Türkmen halkı olarak bu bizim de yararımızadır. Kürdistan Bölgesi'nde huzur, güven, istikrar, özgürlük ve rahat yaşam olanakları var. Yine önemlisi, Kürdistan Bölgesinde Türkmenler ayrı bir halk olarak kabul görüyor. Burada sahip olduğumuz hakları,  diğer Türkmen halkımız için istememiz bizim açımızdan en doğal bir taleptir. Kerkük'ün Kürdistan Bölgesine bağlanmasıyla orda yaşayan halkımız da aynı standartları yakalayacaktır. Bunun için çalışacağız. Kerküklüler, kendileri için hangi kararı verirlerse, bizde sonuna kadar saygı duyar, arkasında oluruz.