Kürt gazeteci İlhami Işık: Yeni bir çözüm sürecinde Erbil aktif rol alacaktır

15/05/2019 - 11:00 Kategori Söyleşi

Bas Sorani

Türkiye’de 2013 – 2015’tek çözüm sürecinde aracı olan ve buradaki pozisyonu nedeniyle ‘Balıkçı’ ismi verilen Kürt gazeteci – yazar İlhami Işık ile Abdullah Öcalan’ın son açıklamasını, Türkiye- Erbil – Rojava ilişkilerini ve olası bir çözüm sürecinde, Kürdistan Bölgesi’nin durumunu konuştuk. İlhami Işık yeni bir çözüm sürecinde Erbil’in aktif rol olabileceğini söyledi.

Öcalan’ın açıklaması ile YSK’nın İstanbul seçimlerinin yenilenmesine ilişkin verdiği kararın aynı güne denk gelmesi tesadüf müydü, Kürt oyları için bir hamle miydi?

İkisi de değildi. Hem tesadüf değildi, hem de Kürt oylarını etkilemek adına olan bir girişim değildi. Aylardır açlık grevleri, ölüm oruçları var. Türkiye kamuoyunda sadece gündemi takip eden, eli kalem tutan insanlar dışında kimsenin açlık grevi olduğundan haberi yoktu. Ama avukatların okuduğu metin 4 Mayıs’ta teslim edilmiş. Aynı güne gelmesi sadece açlık grevlerin gündeme getirmek adına bir hamleydi.

Siz önceki çözüm sürecinde aracılık yapmıştınız. Öcalan’ın açıklaması sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Çözüm yok” dese de siz nasıl görüyorsunuz? Bir gelişme olur mu?

Ne zaman birileri çözüm yok dese bilin ki görüşmeler vardır. Oslo Süreci’nde de önceki çözüm sürecinde de ‘Görüşme, çözüm yok’ dediler ama sonrasındaki gelişmeler olduğunu gösterdi. Sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil. Dünyadaki çatışma ve çözüm süreçlerinde hep böyle oldu. İnkarın dozajının yüksek olduğu yerlerde görüşmeler de oluyor.

Yani tünelin ucunda ışık görüyorsunuz?

Evet görüyorum. Ama öncelik Suriye’deki gelişmeler bağlı. Öcalan’ın açıklamasında da birinci madde Suriye’deki gelişmeler, ikinci madde açlık grevleriydi. Suriye’deki olası gelişmeler, Türkiye’ye de olumlu yansır. Artık bir çıkış yolunun bulunması gerekiyor Suriye’de. Türkiye de kendi içinde bunu sürekli düşmanlık üzerinden sürdüremez.

Öcalan’ın mesajı ve Türkiye’nin tavrı Rojava – Erbil hattına nasıl yansır?

Olumlu yansır. Sayın Neçirvan Barzani de aynı açıklamayı yapmıştı. Kürtlerin bir yerdeki rahatlığı, çözüme kavuşmasının Erbil’e olumlu yansımaması imkansız. Çünkü Erbil’in tavrı net. Kürtlerin bulunduğu coğrafyada güven ve huzur içerisinde kimliklerine, inançlarına saygı duyulmasını ister.

Türkiye’de çözüm adına yeni bir adım atılırsa Kürdistan Bölgesi’nin bir rolü olur mu?

Rolü ve aracılığı olmadan olmaz bu kez. Kürdistan Bölgesi’nin bilfiil aracılığı olmadan çözüm olmaz zaten.

Kürdistan’da yeni hükümet kuruluyor. Yeni Hükümetle Ankara’nın ilişkileri nasıl bir aşamaya gelir?

Bütün koşullar ilişkileri geçmişten arındırarak daha kalıcı bir hale götürüyor. Zorunluluklar, tercihleri geri plana iter. Biz geçen yıl böyle konuşamazdık çünkü birileri birilerini tehdit ediyordu. Ama bugün temasları konuşuyoruz. ABD’nin İran’a ambargosu, Türkiye’nin bundan etkilenmesi, ABD –Rusya arasındaki gerginlik Kürtlerin ve Kürtlere yönelik artan trafiği olumlu etkiler. Kürdistan’da PDK ve YNK’nin yan yana gelmesi bile sürecin olumlu yönde ilerlediğini göstermekte.

ABD’nin PKK’ye yönelik “İran ile arana mesafe koy” açıklamasını nasıl okumak gerekiyor?

ABD bunu SDG ile görüşüyor, konuşuyor. İran’ın PKK üzerindeki etkisi bilinenin çok ötesinde. Cemil Bayık tercihlerini İran’dan yana yaptıklarını duyurmuştu. Ama bu konuda bir ara formül bulunacaktır. Yani Suriye’deki gelişmeler orayı da etkileyecektir.

Nasıl bir ara formül?

Erbil yönetimin güç kazanması, bu gücün Bağdat üzerindeki etkisi, ABD’nin ve Rusya’nın bundan rahatsızlık duymaması İran- PKK ilişkisini de yansıyacaktır.

Yani İran’ın bölgedeki gücünü kaybetmesi Kürtlere olumlu yansıyacaktır öyle mi?

İran’ın güçlü olması, Kürtlerin zayıf olması hep eşdeğer olmuştur. İran’ın Kürtlere bakış açısı ortada sonuçta.

Peki, yeniden Türkiye’ye dönersek Öcalan’ın mesajına rağmen açlık grevi ve ölüm oruçlarının sürmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öcalan açlık grevlerinin ve ölüm oruçlarının bitirilmesini istemedi. Sadece ölümle sonuçlanmasını istemedi. Daha önceki açlık grevlerinde Öcalan “Amacına ulaşmıştır” deyip bitiriyordu. Şimdi öyle bir talebi olmadığı için devam ediyor.

Ama bir kesim de “Kandil, açlık grevlerinin bitirilmesini istemedi” yorumunda bulundu…

Bunun doğru olduğuna inanmıyorum. Öcalan açlık grevlerinin bitirilmesini isteseydi bitirirdi. Öcalan açıklamasında zaten Suriye meselesine öncelik verilmişti.

Öcalan’ın mesajında da olduğu hep Türkiye’nin hassasiyetlerine dikkat çekiliyor. Ya Kürtlerin hassasiyetleri?

Çok doğru soru. Bence de herkesin sorması gerekiyor. Bunun nedeni Kürtlerin yaşadığı coğrafyadaki devletlerin Kürtlere bakışı, dünyanın da o 4 devlete öncelik vermesi nedeniyle Kürtlerin hassasiyetleri hep öteleniyor. Dünya Suriye-Irak-İran-Türkiye’nin hassasiyetlerini öncelikli görüyor. Bir niyet beyanı olan Kürdistan referandumuna bile sürekli Erbil ile temas halinde olan devletler dahi herkes karşı çıktı. “Coğrafya kaderdir” sözünün en çok uyduğu kesim Kürtlerdir…

Öcalan görüşmesi, Kürtlerin İstanbul’daki seçimlerindeki tercihini nasıl etkiler?

Kürt seçmeni 31 Mart’ta nasıl bir tavır sergilediyse o olur. Değişen bir şey olacağını düşünmüyorum. Olağanüstü ve sürpriz durumu olmazsa Kürtler yine 31 Mart’taki tavrını sergileyecektir.

Peki, Kürt belediyelerine yeniden kayyum atanabilir mi?

AK Parti 31 Mart seçimlerinden güçlü çıksaydı Kürt belediyelerine kayyum atardı. İstanbul seçimini tekrar kazanırsa ki kazanacağını düşünmüyorum kayyum atayabilir. Ama şimdilik bölgede bir kayyum durumu söz konusu olamaz. AK Parti kendi içinde muhafazakar muhalefetle de karşı karşıya kalmaya başladı çünkü. Davutoğlu ve Abdullah Gül bile artık ses çıkarmaya başladı. Bu nedenle AK Parti’nin önceliği artık kayyum atamak olmayacaktır.